Hayat işte bunlardan ibaretti. Küçük bir kızın hasreti, bir kadının uyanışı, onun annesini gömdüğü¨ gece ölümün gözlerine bakıp orada hayatı görmesi. Bunlar dışında hiçbir sır, hiçbir kehanet yoktu. İnsanın kendini bir nehrin akışına cesaretle teslim etmesi vardı.
Genç kızlığının odasındaki karyolaya uzandı. O kadar bilinçliydi ki, usulca yaklaşan uykunun ayak seslerini bile duyabiliyordu. Ama uykuya izin vermeden telefonu aldı eline, Ertuğrul’a yollanacak mesajı yazdı: “Şehirden ayrılma, konuşmamız gerekiyor.”
Bir yıkımın, bir kaybın ardından Eskişehir’deki baba evine sığınmıştır Arda. Eşi Ali’yi İstanbul’da bırakmış, onunla, hatta hayatla bağını koparmıştır. Bir yıl sonra İstanbul’a, yanında kendisine emanet edilen bir çocukla dönmeye karar verdiğinde nelerle karşılaşacağından habersizdir. Ali farklı bir boyuta geçmiş, hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Arda’yı şaşırtan, bu değişimden çok, Ali’nin hayatına giren ‘öteki’nin kimliği olur. Arda mücadele mi edecek yoksa kendi yalnızlığını geçmişten çıkıp gelen bir başka erkekte dindirmeyi mi seçecektir?
Tuna Kiremitçi (b. February 1973, Eskişehir) is a contemporary Turkish author.
His first poems were published in the magazine Varlık during his Galatasaray High School years. His book entitled "Ayabakanlar" (Moon Watchers) that won him the "Yaşar Nabi Nayır" Award for Poetry met his readers in 1994. In 1997 he shared the "Erguvan Balkan Poetry Award with the Bosnian poet Izzet Saraylic. This was followed by his second book of poems "Akademi" (Academy) in 1998.
Tuna Kiremitçi's first novel "Git Kendini Çok Sevdirmeden" (Leave Before I Fall in) that came out in 2002 excited great interest and was acknowledged as one of the most important literary events of that year. His second novel "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" (Way of Loneliness) and "Bazı Şiirler Bazı Şarkılar" (Some Poems Some Songs) a collection of his poems were published in 2003. His books "Yolda Üç Kişi" (Three On The Road) and "A.Ş.K. Neyin Kısaltması?" (What is L.O.V.E.?) published in 2005 have met with a wide audience.
His books that on the whole treat the tragedies of ordinary people, the impasse of relationships between men and women in today's Turkish society and the melancholy of getting old with an expression that is mournful but that evokes a smile here and there, have been appraised by Professor Gürsel Aytaç as being examples in Turkish literature of "romantic irony" (Hürriyet Gösteri: July-August 2005).
Tuna Kiremitçi who studied cinema at the Mimar Sinan University of Fine Arts, and who has received awards for short films at various festivals is engaged on work as a columnist and in writing scenarios. Besides this in the 1990s he did work on Ethnic Rock with the group Kumdan Kaleler (Sand Castles) and put his name to the album ("Denize Doğru"; 1996 Facing The Sea) as composer and soloist. He is married and the father of a son.
Remzi Kitapevi ile yaptığı röportajı okuyunca kitaba küçük bir ön yargı ile yaklaşmıştım lakin daha ilk 30 sayfasında ön yargım kırıldı ve kitap ilk sayfalardan itibaren beni etkisi altına almayı başardı. Yazar, modern bir bakış açısı ile yaklaşıp, 'sizin/bizim taraf' sınıflandırmasını başarı ile aktarmış. Dahası bu taraflar öyle tatlı ve yumuşak gösterilmiş ki 'taraf'ların önyargılarını da yıkmasına yardımcı olabileceğine inanıyorum. Dil ise öyle sade, öyle akıcıydı ki; ne zaman bitti anlamadım...
Konu birçok yönüyle günümüz ailelerinde rastlayabileceğimiz türden bir gerçeklik taşıyor. 'Yasak arkadaşlık'ın devam edip etmediğini göremesek de bunun yazar tarafında bizlerin yorumuna bırakıldığına inanıyorum. Bir kadın kaybetmemek uğruna neleri yapabilir bunu bir kere daha anlıyoruz...
'Gönül Meselesi' kitaba seçilebilecek en anlamlı ve en uygun başlık... Bizler hangi 'Gönül Meselesi' ile özdeşleştir(dik)eceğiz acaba kendimizi...