Pasif Devrim İstanbul'un bir zamanlar radikal Müslüman ilçelerinden Sultanbeyli'nin "ılımlı İslam"a dönüşümünü anlatıyor. Bu mahalledeki hayatın zengin bir etnografisini sunan bu kitap İslami aktivistlerin nasıl örgütlendiklerini, 28 Şubat sürecinde nasıl geri cekildiklerini ve AKP tarafından nasıl massedildiklerini anlatıyor. Tuğal gözlemlerini Mısır ve İran örnekleriyle de karşılaştırarak Türkiye örneğini genel tarihsel bir bağlama da oturtuyor ve İslami politikaların neden başka yerlerdeki laik kapitalizmlere benzer bir şekilde entegre olmadığı sorusunun yanıtını arıyor.
AKP'nin aklığı nereden geliyor? Bu partiyi, kapitalizmi doğallaştıramamış diğer merkez partilerden farklı kılan ne? Cevap, partinin unutmak istiyor göründüğü geçmişinde yatıyor. AKP, örgütçülük anlayışıyla, kadrolarıyla ve kısmen de kullandığı dille, Türkiye'de 1980'lerden sonra kapitalizme tek kitlesel direniş noktası olan İslamcılığın sistem tarafından massedilmesini sağladı. Gerçek başarısı bu. Tuğal çözümlemesinin merkezine Marksist düşünür Antonio Gramsci'nin "pasif devrim" kavramını alarak AKP hükümeti döneminde belirleyici olanın kapitalizmin doğallaşması olduğunu, bunun anamotorunun ise AKP olduğunu söylüyor.
İslamcıların 90'larda yoksulların desteğini alarak aslında halktaki düzene yönelik birikmiş öfkeyi 2000'lerde nasıl söndürdüklerini çok güzel anlatıyor. Darbe sonrası merkez solun başarısızlığının ve düzene eklemlenmesinin, sadece bir kültür savaşı yürütmesinin sonuçları emekçi kesimlerin karınca gibi çalışan İslamcılar tarafından kapılması oldu. Sultanbeyli'de senelerce süren saha çalışmasıyla da İslamcıların nasıl neoliberalizme ve düzene dahil edildiğini gerçek insanlar üzerinden okuyabiliyorsunuz. Kitap eskiden yazılmış olduğu için İslamcılığın özellikle 2016 milliyetçilik dönüşü sonrasında tamamen yok olmasını okuyamıyoruz, ama zaten 90ların sonundan itibaren hikayenin nasıl oraya gittiği güzel anlatılmış.
Pasif Devrim, Cihan Tuğal'ın (UCLA- University of Celifornia - Berkeley Assoc. Prof.)İstanbul Sultanbeyli'de gerçekleştirdiği bir etnografik çalışmanın 2008 yılında son haline getirilmiş hali.
Esas itibarıyla, Sultanbeyli ilçesinde yaşananlardan yola çıkarak radikal islamcı hareketin modern (12 Eylül), postmodern (28 Şubat) darbeleri sonrasındaki değişimi, AKP tarafından massedilme sürecini ele alıyor. Yoksul, proleter, alt-proleter kesimlerin neden ısrarla AKP'ye oy verdiğini bir türlü anla(ya)mayanların dikkatle okuması gerekmekte.
Gramsci'nin Pasf devrim yaklaşımını da kullanarak bu dönüşümü açıklayan Tuğal'ın kitabını okurken en çok üzüldüğüm nokta, kaynaklardaki Türkçe eserlerin sayısındaki düşüklük oldu. Düzgün analizlere ulaşabilmek için ingilizce diline hakim olmak zorunda olmamızı, az okuyan bir toplum olmamamıza mı bağlamalı?
Son kısımlarda Türkiye, Mısır, İran karşılaştırmalarını da bulabilceğiniz bu kitaba kayıtsız kalmamalı, yazarı daha yakın takibe almalısınız.
A good, careful sociological analysis of the process by which Islamist radicals moderated and became absorbed into the neoliberal "doctrine" of the AKP in Turkey. I do appreciate the author's fastidious use of evidence to make his argument.