SALTANATININ GÖZÜ KARA SULTANI MAHPEYKER KÖSEM’İN BEKLENMEDİK YÜKSELİŞİNİN HİKAYESİ
Çocuk yaşta Milos’tan koparıldığında bütün hayallerine veda etti Nasya. Kaderi, ona hizmetçi olacağını fısıldasa da asi bir denizkızıydı o. Cehennem beklerken cenneti bulduğu Osmanlı Sarayı’nda kraliçe olmaya ant içmişti. Entrikalara, hiç uyumayan düşmanlara, sinsice kol gezen ölüme ve ihanetlere, zekâsı ve insanı büyüleyen güzelliğiyle meydan okudu. Talihi kendine aşık eden, Osmanlı’nın yolunu çizen Mahpeyker Kösem Sultan’dı artık o. Ancak uğruna gençliğini, çocuklarını, vicdanını, umutlarını feda ettiği taht, kime sadık kalmıştı ki ona kalsın? Koskoca bir devleti, sayısız padişahı dize getiren, onu Osmanlı’da Kösem yapan zekası, sonunda kadere boyun eğecekti belki de... Ama, cihana hükmeden Mahpeyker Kösem Sultan’dı o. Tarihi padişahlar değil, o yazmıştı. Ve ant olsun ki, adı tarih sayfalarından eksik kalmayacaktı. Azrail, bir tek canını alabilirdi. Varsın, alsındı!
Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji’ni ve Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirdi. Hacettepe Üniversitesi’nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980’den itibaren, TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Birçok roman çevirdi ve halen çeviriyor. Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul’da yaşamaktadır.
Rüyalar, cinciler, dilenci gibi fantastik olaylar beni rahatsız etti yalnızca. Oldukça akıcı ve etkileyici bir kitaptı, yazıma neşe kattı ve beni reading slumptan kurtardı :)
I wanted to give it 4 stars, the first half was very entertaining, but the second felt a little bit too rushed. Everything was happening too quickly, as if author wanted to get over and done with Young Osman's, Mustafa's and Murat's rule. I was hoping to see a bit more of them, to be honest.