Kitap Sevenler Cemiyeti meraklı bir okuryazarın kütüphaneler ve kitapseverler -bazen de sevmeyenler- etrafında kaleme aldığı kültür tarihi denemelerinden oluşuyor.
Topkapı Sarayı’ndan çıkarılıp Atina’da haraç mezat satılırken son anda kurtarılan Osmanlı belgelerinden İbnülemin Mahmud Kemal’in rüyasında gördüğü kitaplara, Dede Korkut’un keşfedil(e)meyen Diyarbakır nüshasından saray ahırındaki sakat atı istemek için Fatih’e şiir yazan Semerkantlı kâtibe, koleksiyonundaki nadir bir kitabın sayfalarını beyaz eldivenleriyle çevirecek kadar hassas olan ordinaryüs profesörden tılsımlı kitapların gizemine, Reşat Ekrem Koçu’nun yarım kalan İstanbul Ansiklopedisi’ne annesinin katkısından kâğıt fabrikalarında hamur olmaktan tesadüfen kurtulan elyazmalarının ilginç serüvenlerine kadar pek çok olaya ve portreye şahitlik edeceksiniz bu kitapta.
Halil Solak Kitap Sevenler Cemiyeti’nde okuru renkli bir sohbete davet ediyor.
Kitapseverlerin, “iyi” okurların kaçırmaması geren bir kitap. Halil Solak’ın kimileri daha önce çeşitli mecralarda yayımlanmış olmakla beraber tümü kaynaklara, belgelere, kişisel anlatılara dayanan sürükleyici derlemelerinden oluşuyor. Kitap boyunca okuma kültürü tarihimizden özel simalara, mekânlara, eserlere sık sık rastlayacak, kitabı bitirip, kaynakçada bahsedilen kaynakları da okumak isteyeceksiniz. Hatta âşinâ veya müdâvim olanların İSAM’ın kokusunu da alması muhtemeldir. Küçük bir uyarı: Osmanlı Türkçesi’nin zengin kelime dağarcığına yabancı olanlar için sözlük gerekir.
Tek kelimeyle bayıldım! Hayatımda ilk defa kurgu dışı bir kitabı bu kadar sevdim. Umarım kurgu dışı kitapları daha fazla okumam için ilk adım olur. Kitapları sevmenin yanında kitapları sevmeyi de sevdiğimi (veya muhibban-ı kütüb olmayı sevdiğimi) fark ettim bu kitapta. Belki anlatılan şahsiyetler kadar esaslı bir sevdalı olamayacağım ama bir Tahir Sami Bey olma ihtimalim hiç az değil. Hala yazma eserlerin peşine düşmek, bugünlerde neredeyse tamamen ticarethaneye dönüşmüş olan Beyazıt Sahaflar Çarşı'sının müdavimi olmak (Ankara'da yaşarken bu nasıl olacak bilmem ya) için çok mu geç kaldık? Lale Devri çocuklarıyız da zamanımız geçmiş sanırım. Okuduğum günlerde uğradığım bir sahafla muhabbet ederken bu kitabı okuduğumu söyleyerek kitabı ona verdim ve bana Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi sergisinin son gününde olduğumuzu söyledi. Hemen sergiye koşarken gerçekten bazen kitapların da okuyucu seçtiğini düşünüyordum. Kitaptan bana kalacak en büyük üç bilgi şu kelimeler oldu: Sâhibü'l tilesmât, şeyhü'l-muhibban-ı kütub ve Ya Kebikeç. Kitabın başında anlatılan kitaplar için ev tutma hikayesi beni düşündürdü: Gerçekten kitap aşkı başka sevda kaldırmaz mı? İki karpuz bir koltuğa sığmaz mı? Bilmiyorum.
İsminden dolayı çok aradım bu kitabı. Nihayet buldum ve başlamak için en günün en güzel zamanını, evin en keyifli yerini seçtim, kahvemi aldım yanıma ama tüm bu güzellemelerime rağmen gitmedi bu kitap. Belki edebiyata çok yakın olmamam, belki bahsedilen kişilere çok aşina olmamam…
Harika bir kitap! Tek kelimeyle bayıldım! 5 yıldız veriyorum!
Yazar bizi, kitapların, kütüphanelerin, sahafların ve bilim insanlarının içinde yer aldığı bir aleme doğru, son derece keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.
Kitap, maksimum üçer dörder sayfadan oluşan, kısa kısa yazılmış çeşitli makalelerden oluşuyor. Her şeyden önce bu, okunmayı kolaylaştırıyor bir defa. İkincisi ve daha önemlisi ise, bilmediğiniz bir sürü detayı öğreniyorsunuz makaleleri okurken.
Ruşen Eşref Ünaydın sayesinde ülkemize geri kazandırılan Osmanlı belgeleri, Reşad Ekrem Koçu'nun meşhur İstanbul Ansiklopedisine annesinin yaptığı katkı, çöplerden toplanan değerli eserler, sahaflık mesleğinin incelikleri, İbrahim Müteferrika'nın matbaası, gezici kütüphaneler, bilimsel araştırmalarda kullanılan bilgi fişlerinin önemi ve daha neler neler...
Kitabın tek negatif yönü, Arapça kökenli kelimelerin fazla kullanılmış olması. Kimi sözcüklerin güncel Türkçe karşılıklarına daha fazla yer verilebilirdi. Ayrıca ısrarla "bilim adamları" ifadesi kullanılmış. Bu cinsiyetçi ifadeden artık tamamen kurtulmamız gerekiyor.
Özetlemek gerekirse, kitapta yer alan her bir makaleyi ayrı bir zevkle okudum. Benim gibi didaktik bir şeyler okumayı seviyorsanız, bu kitap tam size göre. Bilmediğim bir sürü yazar ve kitap ismiyle de tanıştım bu kitap sayesinde. Yazarın eline sağlık.