Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kimbilir?

Rate this book
"Klasik psikanalizin temel amacı, kişinin içgüdüsel istekleri ile toplumsal bir varlık olarak kendisinden beklenilenler arasında bir uzlaşma yaratmaya çalışmaktı. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında toplumların da 'hastalanabileceği' fark edildiğinde, 'normallik' tanımında topluma uyum ölçütünden giderek vazgeçildi ve normalliğin bir süreç olarak tanımlandığı, daha esnek bir orta yol bulundu. Ve zaten ardından, olmakta olanlara olmaması gerekir demenin pek anlam taşımadığı bir çağa girildi. Biçimsel olarak şöyle ya da böyle yaşanması gerektiği tarzında modellerin geçerliliğini yitirmekte olduğu bir dünyada, ortak bir niteliğimiz bizi her şeye rağmen kaosun kenarında tutabiliyor: Binlerce yıldır süren toplumsallaşma süreçlerinin sonucu edindiğimiz ve sağduyu adını verdiğimiz sezgisel gücün genetik kodlarımıza işlenmiş olması."

Engin Geçtan

128 pages, Paperback

First published January 1, 1998

12 people are currently reading
229 people want to read

About the author

Engin Geçtan

23 books371 followers
Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan, kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası), psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul'daki dört üniversitede öğretim üyeliği yaptı ve psikoterapist olarak çalıştı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
110 (45%)
4 stars
93 (38%)
3 stars
36 (14%)
2 stars
5 (2%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 22 of 22 reviews
Profile Image for Duygu.
202 reviews105 followers
November 13, 2017
Okuduğum ikinci Engin Geçtan kitabı. Bütün seriye devam etmek istiyorum. Zira Engin Geçtan'ın kitapları kendi üzerine düşünme, hayatla kurduğun bağı gözden geçirme konusunda benim için büyük imkan, hatta nimet. Bu kitapta Geçtan, klasik dışı mantık ve kuantum teorileri ile psikoloji alanına tekrar bakıyor. Beyin ve zihin, biyolojik ve psikolojik ayrıl(a)mazlığını, Aristo mantığının, dualizm fikrinin ve belirleyici kavramların bu karmaşık (complex) dünyayı açıklamaya nasıl muvaffak olamadığını anlatıyor.
Diğer ilgi çekici nokta ise, kitabın yazılış yılında (1997), Geçtan'ın erken denebilecek dönemde teknoloji konusundaki dikkati; acaba teknoloji mi insanileşecek yoksa adaptif yönümüz yine baskın çıkıp teknoloji yeni bir insan mı devşirecek? Kitapta Geçtan'ın sorduğu bu sorunun, yazılışından 20 sene sonra, maalesef ikinci şıkka doğru gittiğini görüyorum.
Profile Image for Ozgur Bilgic.
32 reviews3 followers
November 13, 2016
İnsan olmaktan sonra ikinci Engin Geçtan kitabını bitirmiş oldum. Ve daha fazlasını okumak konusunda kararlıyım. Bu eser insan olmaktan daha ağır ve belki daha akademik bir dilde gibi algıladım okurken, biraz daha yavaştım bu yüzden. Büyük kozmik dans ve bu büyük harmoni içindeki mütevazı yerimiz ne olmalı?, bu büyük sorunun cevabını bulma yolunda sürdürdüğümüz hayatlarımızda keyifli bir kahve arası, sözüne güvendiğimiz bir dost gibi geliyor bu kitap. ruha iyi gelen kitaplardan, ruhuna rahatlık arayanlara öneririm.
Profile Image for Metin H. Türkmen.
73 reviews1 follower
April 5, 2020
"Yaşanan her şey, tarihi sürekli yaratıp durmakta. Buna rağmen biz, düşünce biçimimizdeki şartlanmalarımız doğrultusunda, bazı olaylara abartılı bir önem tanırken bazılarını görmezlikten gelebiliyoruz."

"İnsan orta yaşına gelene dek yaşamını ne kadar yaşamış olduğuna göre algılar, yaşamına ne kadar zamanı kaldığına göre bakmaya başladığında orta yaşa girmiş sayılır."

"Ölüm olmadan yaşamdan söz etmek mümkün değil, karanlık olmadan aydınlığı tanımlayamayacağımız gibi. Ölümden korkarız, çünkü bu korku hayatta kalmamızı sağlar, içgüdüseldir. Ama "yaşamdan korktukça" ölüm korkularıyla yaşamayı seçmiş oluruz. Varoluşumuzdan kopuk, sahip olduğumuza kendimiz inandırmaya çalışsak da kendimize ait değilmiş duygusundan kurtulamadığımız bir yaşamı."

"Yeni karşılaştığımız biriyle ilgili bilgileri şöyle bir derledikten sonra, o kişiyi kendimize göre bir çerçeveye yerleştirip bize göre aşağıda mı yukarıda mı olduğuna karar vermek; bunu yaparken dolduramadığımız boşlukları aslında o insanla ilgisi olmayan ve kendi yansımalarımız olan varsayımlarla acilen doldurup bir profil yaratmaya çalışmak. Söz konusu kişinin bize göre neyin nesi olduğunu çözemediğimizde onunla ne yapacağımızı bilememenin tedirginliğiyle ona için için tepki duymak, hatta hırçınlaşarak onu hırpalamaya çalışmak. Aslında kendimizle ne yapacağımızı bilemediğimizden."

"Karşılaştığımız kişinin bizden aşağıda olduğuna karar vermişsek, anlamak ve tanımak için çaba göstermeye gerek duymadan, açık ya da üstü kapalı, onun varlığını yadsımak; eğer görkem beklentilerimize uygun olduğu izlenimi edinmişsek hızla yüceltip kendi görkemimizi yansıtan bir imge yaratmak."

"İnsanların kapılarını birbirlerine açabilmelerini sağlayan yol, acele yorumlamalarla ucunu kapatmadan, karşımızdaki insanı sürekli anlamaya çalışmaktan geçer."

"Düşmanca eğiliimler, 'uygar' dünyada yaşayan herkeste, hepimizde var, derece derece. Kendimize göre nedenlerle dış dünya tarafından zedelenmekten korktuğumuz için oluşan düşmanca eğilimler, yadsıdıkça daha büyük bir güç haline gelip zaman zaman davranışlarımıza egemen olur ve denetimden çıkma olasılığıyla bize korku ve suçluluk duyguları yaşatır. Yürekliliğe giden yol korkularımızla ve düşmanca eğilimlerimizle tanışmaktan ve onları kabul etmeyi öğrenmekten geçer. 'Olumsuzluk' atfedildiği için çoğu zaman kendimizden de gizlediğimiz bu duygular bizi yalnızca bir kez yaşanacak bir yaşamın zenginliklerinden yoksun bırakır, yüreksiz kılar. Ve korkutucu durumların ortaya çıkmasına kendi katkımızı göremediğimiz sürece bu böylece sürer gider. Düşmanca eğilimlerine yabancılaşmış insan bilincinde olmadığı bu eğilimlerinden denetimden çıkmasından farkına varmadan korktuğu için dünyasına öylesi katı bakar ya da davranır ki karşısındakini de korkutur, dolayısıyla kızdırır da. Karşısındakine yaşattığı korku onu bir kez daha korkuttuğundan, bazen çözümü olmayan kısır döngüler içine girebilir."

"Zedelenmişlik o anda insanın derininde yaşanırken dışarıdan da açıkça fark edilir, ne yaşadığımızı hissetmemizin ve hissettirebilmenin zenginliğiyle. Haber niteliğinde ilan edilen zedelenmişlik kendimize karşı dürüst bir yaşantı olmaktan çıkar ve zedelenmişliğin ikincil kızgınlığa dönüşmüş olduğunun belirtisidir."

"Önemli olan kızgınlıklarımızı estetik ölçülerin dışına çıkmadan yaşayabilme sanatını edinebilmek ki bunun da ilk şartı bu duygudan korkmamayı öğrenmekten geçiyor. Ve işte o zaman başka insanlara ulaşmaya giden yol da açılmış oluyor."

"Çoğu zaman sevilme beklentilerimizin karşılanması uğruna sevmeyi unutuyoruz."

"Yaşam nelere öncelik verildiğine göre yaşanıyor."

"İnsanlara kendi acılarından daha değerli gelen bir şey yoktur - Onu kaybetmekten korkar - Onu başlarına inen kırbaç darbeleri gibi hissederken bir yandan da onunla dost olurlar; çünkü acının açtığı yaralar onlara güvence sağlar."

"Bir insanın yaşadığı gerçek acı, gerçek anlamında paylaşılamayacak kadar derinlerde yaşanan tanımlanması daha zor bir duygudur, üretilmiş acı ise seyirciden ve dinleyiciden hoşlanır. Seyircisi olmayan oyuncu olmayacağına göre, böyle bir durum, bir kez daha kurbanın seyirci mi oyuncu mu olduğu sorusunu çağrıştırır. Üretilmiş acının gerisinde bastırılmış düşmanca eğilimler bulunur ve bunlar dolaylı olarak kişinin hem kendisine hem çevresine yöneltilir. Üretilmiş acının dinleyicisi olan kişiler de genellikle kendi düşmanca eğilimlerinden kaynaklanan suçluluk duygularıyla yüzleşmemek için dinleyici konumuna boyun eğerler."

"Zamanla yaratılmış gerçek bir ilişki zemini, doğal olarak dayanışmaları da içerir. Ancak dertleşme türünde beraberliklerde insanlar birbirlerini yalnızca siyahlarını paylaşmak için ararlar, birlikte yaşam üretemezler. Yaşam üretmek, insanın karşısındaki insana ilişkin hissetiklerini algılayıp yaşayabilmesi, yaşadıklarını karşısındakine hissettirebilmesi ve ona yaşattıklarını, onun yaşadıklarını hissetmeye çalışmasını içerir."

"İnsanları kazanmak için gerektiğinde onları gözden çıkarabilmeyi 'göze almalıyız'."

"Kabul edilmiş olanın biz değil, rüşvetimiz olduğunu anladığımızda, kaybımızın olmadığını, hatta hafiflediğimiz fark ederiz sonradan."

"Hepimiz her gece olağanüstü hikâyeler yazarız düşlerimizde, genellikle başroldeyizdir, bazen seyirci. Geçmişin bitmemiş hesaplarından geleceğin provasına dek değişebilen bu hikâyeler, günlük yaşamımız içe dönükse dışa dönük, dışa dönük bir dönem yaşıyorsak içe dönük olurlar."

"Günümüz insanının yaşamını kurutan en önemli etmenlerden biridir geleceği denetleme kaygıları. Geleceğin güvencesiyle uğraşırken yaşanmakta olan anı kaçırıvermek. Oysa biz geleceği yazmaya çalıştıkça gelecek kendini yeniden yazar, gelecek düz bir çizgi üzerinde art arda dizilen olaylar şeklinde tasarlanamayacağı için. Düz çizgi üzerinde tasarılar geliştirebiliriz, ama yola çıkıldığı andan itibaren geleceğin bizimle satranç oynamaya başlayacağını da hesaba katarak. Bunu hesaba katmadığımızda, yolumuzda ilerlerken karşılaşıverdiğimiz bir fırtına paniğe kapılmamız neden olabilir. Paniğe kapılıp fırtınayı durdurmaya ya da yönünü değiştirmeye çalışırsak işler daha da karışır ve baş edemeyeceğimiz bir güç karşısında yenik düşme olasılığı da artar. Yaşamı kendimize birtakım kesin çizgilerle ısmarlayamayacağımızı kabul etmişsek, telaşa kapılmayıp satranç oyununu bundan böyle fırtınanın bizi götürdüğü yerde sürdürebiliriz. Orada yenilirsek, bu bir yenilgi değil, deneyim olur."

"Alışageldiğimiz düşünceleri altüst eden karşıtlıkların temelinde, içsel yaşantılarımızı normal konuşma diliyle anlama zorluğu yatmaktadır. Çünkü içsel dünyamızda olanlar konuşma dilimizi aşan yaşantılardır."

"Erich Fromm'a göre olgun ve üretken bireyin kimlik duygusu, benliğini kendisine yön verecek güçleri yine kendi elinde bulunduran bir varlık olarak algılamasından kaynaklanır."

"Zaman zaman kendimizi, yaşam önde biz peşinde koşarken bulduğumuz dönemler olabilir. Sürekli bir şeyler kaçıyormuşçasına yaşayan insanların sayısı giderek artıyor, 'yaşamın amacı ölümdür' ilkesini izlercesine. Birbirimize ulaşabilmemize fırsat tanımayan böylesi bir acele insanı hızla sığlığa doğru sürüklerken, gün gelip de geriye bakıldığında, tekdüze sürülmüş bir yaşamın hüznünden başka bir şey bulmak mümkün olmayabilir."
Profile Image for Nihan Ugun.
111 reviews9 followers
April 30, 2025
Kişisel tarihimiz, yaşadığımız olaylar ve o sırada okumayı(bazen okuyamamayı) seçtiğimiz kitaplar üzerine bir çalışma yapılsa nasıl sonuçlar çıkar diye merak ediyorum bazen…Engin Geçtan benim sığınağım, pusulam ve umudum. İyi ki bu dünyadan geçmiş 🙏

“Günümüzde kabul edilen tanımlamaya göre, insan orta yaşa gelene dek yaşamını ne kadar yaşamış olduğuna göre algılar, yaşamına ne kadar zamanı kaldığına göre bakmaya başladığında orta yaşa girmiş sayılır.”

“Kimi insan, kabul edilme gerçeğiyle ne yapacağını bilmediği için, farkına varmadan kendini reddettirecek ortamı hazırlar ve ne yapar yapar bunu gerçekleştirir. Böyle biri için reddedilme, kabul edilme durumunun bilinmezliğiyle karşılaşmanın dehşetinden daha az can sıkıcıdır. Üstelik kendisini reddederek tuzağına düşen kişiye suçluluk duyguları yaşatmanın zaferini de beraberinde getirerek. Dolayısıyla, böyle durumda kurbanın red eden mi edilen mi olduğu sorusunun cevabını vermek kolay olmayabilir.”

“Her insanın bir önceki kuşaktan bazı alacakları tahsil edilemeden kalıyor. Var da vermiyor diye direndikçe, olmadığı için verememiş olduklarını göremiyoruz.”

“Maskelenmiş depresyonların bir bölümünün ortak özelliği hedonizm(zevk) ilkesi doğrultusunda yaşama eğilimlerinin kompulsif bir nitelik kazanması…Keyif ehli olmakla zevk peşinde koşmayı depresyona karşı uyarıcı bir ilaç gibi kullanmaya çalışmak arasında önemli bir fark var: ilki bir yaşam biçimi, ikincisi ise sürdürülmesi zorunlu bir durum.”
Profile Image for Betül Bozkurt.
372 reviews14 followers
July 28, 2024
Engin Hoca yazar da ben okumaz mıyım yahu? Nitekim bu okuduğum beşinci ya da altıncı kitabı olması lazım:) Ama siz Engin Hoca’yla ilk defa tanışacaksanız bu kitabından başlamayın derim. Kaos, kuantum teorileriyle psikoloji biliminin sularında geziyoruz. Benim için harika…

Kitaptan bir de alıntı iliştiriyorum buraya:

“Her şey, herkes kozmik dansın dansçısıdır. Sizler, ben, bir bitkinin yaprağı ya da bir bilgisayarın devreleri, hepimiz. Dolayısıyla evrendeki herhangi bir varlığı bizden bazı farklılıklar gösterdiği için küçümsemek, kendimizi küçümsemek olur.”
75 reviews
July 19, 2022
Engin Geçtan'ın paikiyatri alanında duayen kabul edildiğini biliyorum. Düşük puan verilemeyecek kıymetli biri, bununla beraber diğer kitaplarını okumadığımdan olabilir konudan konuya çok hızlı geçtiğinden olabilir kitabın sonunda yeterince anlayamadığım sonucuna vardım.
Profile Image for Ertunç.
26 reviews9 followers
September 24, 2021
Engin Geçtan'ın kitaplarındaki genel havam şöyle oluyor;
önce kalabalık bir etkinlikte yakın bir arkadaşıyla konuşurken sanki o anda görmüşçesine yanlarına yaklaşıp sohbetlerini bozmadan dinlemeye başlıyorum. Kitap okuyor gibi değil de uzun süredir birbirini tanıyan iki insanın sohbetine kulak kesiliyorum.

İlerleyen dakikalarda başka birileri söze giriyor ve belki birkaç cümle de ben konuşuyorum. Konuşma bitiyor ve Engin Geçtan'ın terapi seasına katılıyorum.

Bu noktada yani artık her şeyi dinlemeye hazırken, hayrete düşmeden tüm iç sıkıntılarımı, hayallerimi ve hayal kırıklarımı kaosun kenarındaki merdivenlerden dikkatlice çıkarak arkamda bırakıyorum.
Profile Image for Gülhan Güllü.
93 reviews29 followers
February 10, 2017
"Hayat" ile "İnsan Olmak"yı okuduktan sonra bu kitap biraz "yüzeysel" kalıyor; sunulan pek çok fikir derinlikli işlenmemiş, bunlara öylece değinilip geçilmiş gibi geldi.
Profile Image for Mustafa Doğru.
220 reviews4 followers
April 8, 2022
1999 yılında yazılmasına rağmen bugün bile güncelliğini koruyan bir eser. İnsana dair sorunları ele alması bunda başlıca sebep. Engin Geçtan'ın deneyimleri dönemin olayları ile birlikte düşündüğü fikirlerinin bir derlemesi niteliğinde kitap. Bazı konular birleştirilip alt başlıklara ayrılmış gibi fakat bir çok farklı konuda bir çok yeni fikir sunulmuş. Her Engin Geçtan kitabı gibi yavaş okunması gereken üzerine düşünülesi anekdotlar barındıran faydalı bir eserdi.

Although it was written in 1999, it is a work that is still up-to-date today. The main reason for this is that it deals with human problems. The book is a compilation of Engin Geçtan's experiences, together with the events of the period. Some topics seem to be combined and divided into sub-titles, but many new ideas have been presented on many different topics. Like every Engin Geçtan book, it was a useful work that had to be read slowly and contained contemplative anecdotes.
Profile Image for Dilek.
742 reviews
August 5, 2021
Engin Geçtan'ın kendi alanında yazdığı, en temel bilgilerle başlayan bence ilk okunması gereken kitaplarından. Akademik bilgi anlamında anlaşılır ve tatmin edici bir seviyede bence.

Engin Geçtan; Heisenberg belirsizlik ilkesi, kuantum mekaniği konularına girmiş. Freud'un yetişkin cinsellik sonrası için çalışma yapmamış olmasını eleştirmiş. İlk başladığı yıllarda psikiyatri alanının dağınık olduğunu söyleyerek, yetersiz değil fakat alanlarının sınırları net değil diyor. Güncel testlerden rey kompleks figür testini anlatmış. Toplumumuzda yaygın olan ayrılık anksiyetesi üzerinde durmuş. Umberto Eco "günlük yaşamdan sanata" kitabını tavsiye ediyor. Kuantum felsefesi modeline yöneldiğini söylemiş.

*"Yargılama, yaşamazlığın bir ürünüdür."
*"Otoriteye aşırı beklenti yükleyip onu yetersizlikle suçlamak yerine onu, otorite konumu içindeyken denetlemeyi öğreneceğiz. Çünkü öğrenmek zorundayız."
Profile Image for Orhun.
157 reviews11 followers
January 18, 2018
Psikiyatrinin Einstein'ı diyebileceğimiz Engin Geçtan, bu kitabında herhangi bir konuya derinlemesine dalmak yerine, bir çok konuda taslak seviyesinde düşüncelerini paylaşıyor. Farklı disiplinlerden yaptığı başarılı sentezleriyle ufuk açarken, dünyay ile ilgili sahip olduğunuz paradigmaların adlarını koyup size bunları açıklayan, inanılmaz bir eser.
İnsan olmak ya da Zamane kitaplarını okumuş olanların bu kitabı biraz yüzeysel bulmaları mümkün, ancak derinleşmek yerine yazarın sahip olduğu 138 sayfada yatayda yayılmayı seçmesi de gayet anlaşılır ve doğru bir yaklaşım. Ancak diğer kitaplarını okumadıysanız, doğrudan "İnsan Olmak" ile başlamınızı tavsiye ederim.
28 reviews
July 13, 2024
Engin Geçtan'in psikoloji alanında sunduğu eserleri her zaman ufuk açıcı bulan bir okuyucu olarak bu kitabını da cok severek tamamladım. her kitabında diger kitaplarında değindiği konulari belirterek tekrarindan kaçınması ve yeni farkındalıklar sunma çabası bu kitapta da dikkat çekiciydi. önüme yine baska düşünme alanlari açtığı bir kitaptı.
Profile Image for Mskabatas.
87 reviews3 followers
May 2, 2020
Yazarın, okuduğum ikinci kitabi oldu. Daha önce farklı yerlerde denk geldiğim psikoloji terimlerini yazarın sade anlatımıyla daha net anladığımı fark ediyorum.
Belki yazarın en çok kesin yargıdan kaçınan dilini sevdim.
Profile Image for Eda.
39 reviews6 followers
June 10, 2020
Yazarı biraz tanıdıktan sonra okumanın tat verebileceği bir kitap, kesinlikle yazarın okunulacak ilk kitabı olmamalı.

Bölüm bölüm, etkilendiği bazı kişilerin, olayların, durumların kendine düşündürdükleri açtığı ufuklar hakkında yazmış, bir düşünsel paylaşım kitabı diyebiliriz.
Profile Image for Alper Yarımbaş.
6 reviews3 followers
February 14, 2023
25 sene önce yazılmış, ancak sanki dün yayınlanmış. Nokta atışı tespitler, müthiş öngörüler, anlamlandırılamayanların dingin bir şekilde açıklanması... Ve tabi o üslup, akıp giden, sanki karşınızda size anlatıyormuşçasına üslup.
Profile Image for Meral.
4 reviews
September 8, 2022
yazar bir de entropi ile tanışmış olsaydı kim bilir
(belki de tanışmıştır)
Profile Image for Hakan.
19 reviews
May 7, 2024
İnsan Olmak, Hayat, Zamane ve hatta Rastgele Ben kitaplarının gerisinde kaldı bu kitabı benim için.
Yine de Engin Geçtan'dır, ne yazsa okunurdur.
Profile Image for Ahmet Dinç.
4 reviews
January 5, 2025
Çok akademik kaldı. Sürekli bir terimi açıklıyor gibi… İnsan olmak kadar etkilenmedim. Ama Engin Geçtan’nın uzmanlığına diyecek laf yok kesinlikle
Profile Image for Barış.
279 reviews10 followers
January 16, 2025
Iyi, ama 'insan olmak' kadar iyi değil. O hala benim için 1 numara. Kendiyle başlayıp kendiyle biten dünyası olan insanlar hakkındaki kısmı özellikle pek çok sevdim.
Profile Image for Enver.
33 reviews
October 13, 2018
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Pinar G.
819 reviews22 followers
November 3, 2014
Ozellikle beyaz yakali iseniz bu kitapta kendinizi bulmaya hazir olun
Profile Image for Necla  Bolat .
15 reviews2 followers
Read
March 10, 2018
Biraz daha mesleğinin içinden, yer yer Hayat'a temel taşlar döşenmiş, önce Hayat'ı okuyanlar için tekrara düşen, Hayat'la bütünlüklü.
Displaying 1 - 22 of 22 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.