Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 328 p. Editör : Zeynep Güveli Kapak Tasarim : Meral Karduz Katkida Bulunan (Içerik) : Derya Balci Hazirlayan : Zeynep Hilal Kahraman “Size ikimizin de asla gidemeyecegi o yerden yaziyorum bayim, sizi sevmek beni iyilestirdi.” Sayili günleri kalmasina ragmen ölmeden önce yapmak istedikleri oldukça siradandi. Yasamla, insanlarla ve en çok da kendiyle sorunu olan Baran Tandemir’in ilgisini çeken de bu oldu. Köstekli saat onlar için geri sayimini bir kez daha baslatti. Ölürken bile hayat dolu olan kiz yasama dair hiçbir umudu kalmayan çocugun pesine takildi. Kendilerini önce bir vadide sonra bir akil hastanesinde buldular. Zamanin içine sigamadilar. Geçmis ve gelecek bir köprüde karsi karsiya geldi. Zincirlerden kurtulmaya çalisirken anahtari kendi elleriyle sakladilar. Ölüme çeyrek kala, her gün yeni bir isim alarak Azrail’e kafa tutan pembe balyozlu bir kizin romantik, buruk ve eglenceli sonsuzlugu kesfi.
Nagihan G. Kabal 1994 yılında İstanbul’da doğdu. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde mimarî restorasyon eğitimi alan Kabal, 16 yaşındayken ilk uzun romanı “Gecenin Hikâyesi Aylema”yı yazdı. Bir yıl sonra kaleme aldığı “Bugün Adımı Sen Koy” isimli kitabı ise 2018 yılında raflarda yerini aldı. Yazar fantastik türde yazdığı ilk kitabını devam ettirdi ve serinin devamı olan “Gecenin Hikâyesi Aşeka”yı 2019 yılında okuyucuyla buluştu. Seriyi “Gecenin Hikâyesi Dora” isimli kitabı takip etti. Son olarak Lordlar ve Varisler kitaplarını kaleme alan Kabal, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar.
01.01 Bugün Adımı Sen Koy | #kitapyorumu “Anlatılan çoğu hikâyede ve masalda herkes sonun mutlu olacağına eminken, kitap karakterleri bilirdi ki bir yerde bir son varsa, orada mutlu bir şey olmazdı.” ✨5/5✨ Gençlik Serüveni serisinin ikinci kitabı olan 01.01’in yorumu ile geldim. Birbirinden bağımsız konuları ele alan bu serinin ilk kitabını çok sevdiğimi biliyorsunuz. Sırada ikinci kitabı Bugün Adımı Sen Koy var! 🌟 Kanser hastası ve yakında ölmek üzere olan bir genç kızımız, küçüklüğünden beri aşık olduğu çocuk ile vakit geçirmek için bir tatile çıkar. İsmini söylemek istemediği bir an “Bugün adımı sen koy” diyerek her gün farklı bir isme bürünüp ölüme baş kaldırmaya çalışır. 💫 Yazarın anlatım dilini ve bu ince fikirlerini seviyorum. Her gün farklı bir isim alması, bu isimlerin altını dolduran betimlemeler ve metaforlar kullanması çok güzel. Ana karakterimizin umursamazlığı, hayat sevinci ve yaşama tutunma mücadelesi insana ilham veriyordu. Kitap ne kadar kalın gözükse de hızlı bir şekilde ilerleyip ellerimden kayıp gitti. Bir gün içinde bitirdim ve bayıldım. Gençlik Serüveni için ilham verici, eğlenceli, zaman zaman duygusal bir hikaye. ✨ Sevmediğim tek noktası ‘Gecenin Hikayesi’ serisi hakkında olan kısımlardı. Yazarların kendi kitaplarını birbiri içinde dile getirmesi hem çok havalı hem de tatlı bir ayrıntı. Ama bu kitapta biraz abartılmıştı. Açıkçası bu kadar çok görmeyi istemezdim. 🙈 Dediğim gibi Gençlik Serüveni serisi çok güzel ilerliyor. İlk iki kitabı da ayrı ayrı sevdim. Birbirinden bağımsız konularla ilerleyen gençlik serilerini seviyorum. Bakalım diğer kitaplar nasıl olacak?! 💃🏼
Bu kitabı Wattpad'de okumuştum ve ne kadar özel bir kitap olduğunu biliyordum. Kitap olarak ilk defa tekrar okudum. Evet, tekrar okudum ama benim için duygular, cümlelerdeki derin anlamlar konusunda bir alışılmışlık yoktu; hepsini, hiç okumamışcasına özümsedim.
Yazanın kendine has bir yazımı var ve o kadar güzel ki, müptelâ ediyor. İlk kitabı Gecenin Hikâyesi Aylema herkesin okuyabileceği bir kitap değildi ama Bugün Adımı Sen Koy, bana kalırsa herkese uygun. (Yanlış anlaşılma olmasın seri değil, ikisi de yazarın farklı kitapları) Umut kokan diyarlara sürüklerken; bazen buruk bir hüzün kaplıyor içimizi bazen gözyaşları gözlerimizi zorluyor bazen de sınırları aşmak isteyecek bir güç aşılarken mutlu bir tablo sergiliyor. Cümleler çok derin; daha önce okuduğumuz bazı anları, farklı bir şekilde, daha anlamlı bizlere sunarken özgünleştirerek asıl konuyla güzel bir bütünlük oluşturmuştu. Koşulsuz, sınırsız bir sevgi, adanmışlık ve yaşama arzusu o kadar güzel ifade edilmişti ki... çok çok iyidi. Hele ki bu yaşama arzusuna tezat olarak ölüm saatinin tik takları yakın bir yerden kendini duyururken... . Genç bir kızın, ensesinde nefes alan zamanın azlığı ve buna inat, büyük bir tutkuyla yaşama kucak açarken yanında sevdiği adam, Baran Tandemir'i sürüklemesini onun, tükenmiş tüm umutlarına yeniden ışık olmayı amaçlamasının hikâyesi. Kız, geçmişin kapılarını aşındırıyor, erkek, geçmişe ait bir kapı olduğunu bile hatırlamıyor. Yeni anlarla hayatı tekrar deneyimleyen çiftimizi büyük bir zevkle, buruk tebessümle okurken böylesi büyük bir aşka tanıklık etmek, kesinlikle özel hissettiriyor.
Ölmeden önce yapılacaklar listesi... çok duymuşuzdur ama kimler yapamaya cesaret edebildi? Karakterlerimizle birlikte bizde böyle bir serüvene adım atıyoruz ve resmen kendim yapmışım gibi haz duydum. O son ise muhteşemdi. Muazzam bir kurgu ve yazılmışlıkla böyle güzel bir kitap okuduğum için çok mutluyum. Vakit kaybetmeden alın, okuyun. Sınırları görmezden gelin, aşın. Savaşırsak hâlâ şansımız var, diyor yazanımız; savaşın.
Kitabı 2.kez okudum çünkü ilk okuduğumda kafam dolu olduğu için kitaba yeterince değer veremediğimi fark ettim.Konusu iyiydi ve Ng'nin de kalemini çok beğeniyorum ama bu kitap bana biraz yetersiz geldi.Başından sonuna kadar akıcıydı fakat olaylar ya karışık ya da yetersiz geldi bana.Karakterleri de çok sevdim ama olay örgüsü yüzünden puan kırıyorum.Eline sağlık NG❤
"Ah bayım,derinlerinde kaybolmak hatta boğulmak istediğim tek denizin sizin gözleriniz olduğunu bilseydiniz,bu kadar sakin konuşabilir miydiniz? Yoksa o bile umrunuzda olmaz mıydı?"
Uyarı! Kitap konusu yorumda olacak, burada kendi şahsi yorumumdan bahsedeceğim!
"Arasam, her için o kadar çok neden var ki daha fazlasını istemiyorum. Yaşamak için nedenlerimiz nelerdi, bayım? Kimse bunun hesabını tutmaz olmuştu. Etrafımda var olan herkes bir şeylerin, birileri olma peşindeydi. Kimse hiçliğin ve zamanın kıymetini bilmiyordu." 👑 4/5 👑 Aslına bakarsanız birçok yerlerde kitap o kadar çok hoşuma gitti ki, ilk 150. sayfaya kadar ben bu kitaba beş puanımı kazırım diyordum. Ancak anlayamadığım bir şekilde kitap 160. sayfadan sonra bozulmaya başladı, betimlemenin yoğunluğu neredeyse hat safaya ulaşmıştı. Artı olarak ise bu kitabın içinde N.G Kabal'ın bir diğer kitabı olan Gecenin Hikayesi'nden bahsedildi durdu sürekli. O kitabı okumadığım için konuya biraz yabancı kaldım ve o kitabı okumayan diğer arkadaşların da bu sorunla karşılacağını düşünerek puanın birazını da buradan kırdım.
Ancak 1 puanı kırmamamın en büyük etkisi ile kitabın çok durgun ilerliyor olmasıydı. Hani belki bende bir hata vardır falan da dedim ama yok, kitap bir gençlik kitaplarına göre ciddi anlamda duru. Yani tamam illa her sayfada olay olsun da demiyoruz da, betimlemeler biraz daha olabilirdi mesela (böylece bir süre sonra kitaptaki asıl konudan kopmamış olurduk.) Şuan anlatmak bir tık zor geliyor ama okursanız veyahut okuduysanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bir tık daha farklı geldi bana... Bu bazı yerlerde hoşuma gitse de bazı yerlerde en saçma bulduğum noktalardan biri oldu.
Bunun dışında ise gelelim fasulyenin faydalarınaa aöqşşwls Öncelikle kitap bir yerden sonra çok akıcı, elinize aldıktan sonra kendinizi durduramıyorsunuz ve galiba kitabın bu özelliği çok hoşuma gitti😁 İkinci olarak ise kitabın konusu itibariyle de insana bişeyler yapma konusunda şevk aşırılıyor. İçindeki hayat dolu bir karakter var ve bu karakter bazen delirecek gibi düşünürken aniden insana hayatı sevdirecek cümleler kuruyor ve siz şok üstüne şok oluyorsunuz😍🥰
bir şeyler anlattığı doğru fakat ana fikir yok. birbirinden ayrı birçok şeyden karmaşık bir şekilde bahsediyor. anlatmak istediği bir fikir var, veriş şekli çok karmaşık ve ders verdiği falan da tabi ki söylenemez. sevdiğim bir yazar olmasına rağmen bazen kaleminin ne kadar güçsüz olduğunu görebildiğim kısımlar vardı. son 50 sayfa çok iyiydi onun hakkını yiyemem. fakat okuyabilmek için ciddi bir çaba sarf etmeniz gerekiyor sürükleyen herhangi bir şey yok. sürekli bayım denmesinin gerçek dışı iticiliğinden de bahsetmeyeceğim bile.
Herkese selam.🙋♀️ ✨"Kitapların yası tutulur mu diye sormayın hiç bayım, bazen en çok kitapların yası tutulur." ✨"Nerede doğduğumun, kim olarak doğduğumun önemi yok. Dilimin, dinimin, ırkımın bir anlamı yok. Benim işte, herkes kadar etten ve kemikten." ✨"Sana zekanın birincilikle okul bitirmek olduğunu empoze etmiş insanlar arasında bu kadar aptalca düşünmeni yadırgamıyorum" ✨"Bizim daha iyi şeyler yapan insanlar olmamız gerekiyor." ⭐️8/10⭐️ Bugün Adımı Sen Koy bence çok özel bir kitap. Nagihan'ın 17 yaşında (emin değilim) bu kadar güzel bir kitap yazması, içinde vermek istediği mesaj bence kitabı çok özel yapıyor.😌 Ben okuyalı baya oldu duygularımı tam yansıtamayabilirim o yüzden şimdiden söyliyim okuyun. Gerçekten okuyun. Nagihan'ın bütün kitaplarını okuyun. Ben Nagihan'ın kitaplarından nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum. Çünkü ne dersem diyeyim sanki bir şeyleri eksik söyleyecekmişim gibi geliyor ya da duygularımı tam yansıtamıcakmışım gibi.🙂Ben yinede biraz okurken hissettiğim duygulardan bahsetmeyi deneyeyim. Okurken bazı yerlerde güldüm ama genellikle içimde bir buruklukla okudum.😢 Öyle cümleler vardı ki insana dokunmaması garip olur. Nagi de en sevdiğim şey klasik konuları alıp kendi cümleleriyle birleştirip önümüze bir eser koyması. Nagi'nin şu ana kadar bütün kitaplarını okudum hepsi çok güzel.😍 Bu kitaptan puan kırma sebebim çok fazla betimleme vardı. Okurken beni bi tık yormuştu. Nagi'nin bir konuşmasında 'Betimlemelerimi azaltmaya çalışıyorum.' Tarzında bir cümle kurmuştu. Kendiside farkındaydı. Zaten bu kitabı okuyup sonra diğer kitapları okuduğunuzda dilinin ne kadar sade ve öz olduğunu ne kadar geliştiğini görebilirsiniz. Benim önüme 10 tane kitap koysunlar içinden sadece biri Nagi'nin kitabı olsun ben onu çok rahat bulurum. Yazımını başka kitaplarda bulamazsınız. Kendine öz bir yazım dili var. Kitaptan çok Nagi'yi konuştum ama benim için özel bir yazar.💙 Kitapları çok özel.🥰 Hele fantastik kitapları gerçekten çok güzel yazıyor.😍 Kesinlikle Nagi'ye bir şans verin. Asla pişman olmıcaksınız. İstediğiniz kitaptan başlayabilirsiniz. Yeterki başlayın.😝
Seriyi okumuştum, bir tek bu kalmıştı ve nihayet bunu da bitirdim. Kitap çok akıcı ve sürükleyiciydi, hiç sıkılmadım ama beklentimi pek karşılayamadı. Yazarın diğer kitaplarındaki karakterlere bağlandığım kadar bağlanamadım buradakilere, olayların içinde hissedemedim kendimi. Iyiydi ama biraz yetersizdi. Sanki yazar bazı düşüncelerini paylaşmak istemiş ama bunu direkt değil de bir hikaye üzerinden yapmak istemiş gibi, bazı sahneler ve o sahnelerde kızın kurduğu cümleler kasıntı geldi. Mesela yeni tanıştığınız bir arkadaş topluluğunun içinde birden bire yarım saatlik (tamam abarttım ama neyse) kendi kendinize derin mevzulardan bahsetmezsiniz. Karakter kısacık bir sorudan, bir cümleden yola çıkarak biraz konudan konuya atlayıp paragraf paragraf konuşuyor. En sevmediğim olay buydu ve karaktere bu yüzden ısınamadım. Sonunu da etkileyici bulamadım (serideki diğer kitapların sonlarında salya sümük ağlayan ve duygudan duyguya atlayan biri olarak söylüyorum bunu). Ilk bunu okumuş olsam belki daha çok sevebilirdim çünkü şu an ister istemez karşılaştırma yapıyorum. Ama yine de her şeye rağmen şans vermeye değecek bir kitap.
Zayıf bir anıma mı denk geldi bilmiyorum ama baştan sona, tek oturuşta, tek bir şarkıyı defalarca kez dinleyerek okudum. Bazen ağladım, bazen kendimi buldum, bazen gülümsedim. Ama en çok kendimi okudum bu kitapta. Beni birkaç defa tokatladı. Çok fazla bir şey yazamıyorum. Birkaç alıntı bırakacağım.
"İsimlere takılıp kalmamalıyız diye düşünüyorum. Bu şekilde öldüğüm zaman kimse benim için üzülmez. Düşünsene, kim için üzülecekler? Okyanus için mi, Rüzgar için mi, yarın alacağım başka bir isim için mi?"
"Senin beni anlaman lazımdı. Ben senin bilmediğin tarafınım. Ben senin eksik yanınım. Seni tamamlayan parçayım ben!"
Kötü değildi ama iyi de diyemem. kitap boyunca hiç bir şey olmuyor. son sayfalarını okuyamadim bile hiç bir şey anlamadığım için (ben sonunda ne oldugunu anlayamadim ama anlayanlar anlar muhtemelen) ilk kitabı sevmeme rağmen bunu pek sevemedim
Aslında kitap kızın hikayesi sayesinde mükemmel yerlere gidebilecekken pek gelişememiş bence. İlk kitaptan sonra beklentim artmıştı ama çok iyi bulamadım.
Nagiha’nın dilini seviyorum. Kitaplarında insanın ruhuna dokunanan parçalar var ve her hangi bir kitabında kendinizden bu parçaları bulabilirsiniz. Lakin bu kitaba çok ısınamadım. Karakterleri de sevemedim. 00.00 daki gibi karakterlere sonradan ısınırım, alışırım diyordum ama maalesef umduğum gibi olmadı. Günce benim için fazla edebi bir karakterdi. Bu kadar derin düşünceleri karakterden değil de yazardan okusaydık daha güzel olurdu. Baran’ı çözemedim. Kitapta benim için en büyük sıkıntı karakterleri tam çözememek oldu. Bu yüzden okurken keyif alamadım. Bu anlattıklarım dışında kitapta altını çizdiğim, kendimden parçalar bulduğum sözler oldu. Belki de bu sözlerin derinliğinden dolayı kitabı sevebildim. Yinede kitap beni ikileme çok düşürdü.
“Ailelerimiz..." Derin bir nefes aldım. "Onlar her zaman bizim iyiliğimizi düşünür ama maalesef mutluluğumuzu değil."
Hiç beğenmedim, neden bu kadar övülüyor anlayamadım. İçerisinde hasta kız vardı resmen lezbiyen karakter nedir ya iğrenç. Hiç eğlenemedim yazarın okuduğum en kötü kitabı.
ya o kadar begenmedim ki her cümle COK DERİN olsun diye yazılmış gibi kızın alakalı alakasız söyledigi şeylere asla katlanamadim çocuk zaten ayrı bir kafa hiç hissi geçmedi bana malesef
Başkanın Kızı, Okyanus, Rüzgâr, Kül, Kâbus, Gece, Bayan Augustine, Günce, Hiç kimse, Gülçin, Evrim ve Atlas. 17 yaşında ölüm gerçeği ona bu kadar yaklaştığından beri isimlerin önemi yoktu. Önemli olan kim olduğun değil ne yaptığın. Hayatı yaşadın mı? Hayatı yaşama fırsatı olamayanlar yerine de yaşamamız gerektiğini biliyor muydun?
Hayattan keyif ve zevk almayan biri olarak bu kitabı okumak bir çok şeyi içimde sorgulamama sebep oldu. Aslında her şey çok kolayken bu kadar zorlaştırma çabası niyeydi? Ne zaman öleceğimizi bilmezken depresyonlara girip ne de olsa öleceğim, bir şey yapmayıp hayattan keyif almayayım demek ve bunu düşünmek aslında ne kadar saçma. Tam tersi ne de olsa öleceğiz dibine kadar yaşayalım dememiz gerek ve böyle düşünmemiz lazım.
Eğer okumadıysanız mutlaka okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Nagihan'ın hangi kitabı olursa olsun mutlaka seveceğinize eminim ve gönül rahatlığıyla şiddetle öneriyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.