"Tanıdıklarım arasında dolandırıcılar, satılmışlar, kanatsız melekler, mafya babaları, milyarderler, politikacılar, mühendisler, ruhen fahişe olanlar, salaklar ve daha neler vardı. Kendi kendine apandisit ameliyatı yapmış olana bile rastladım. İnsanlığın hayvanat bahçesini gezdim. ESTERGON Kalesi'nde sizi gerçekle gerçek üstünün kesiştiği sınırda gezdireceğim. İkisini ayıran çizginin bazen bulanık olduğunu göreceksiniz. Bazı olaylar imkânsız veya açıklanamaz gibi görünseler de, lütfen "Bunlar olamaz," diye kesip atmayın ve yalnız bana değil, kendinize de bir şans tanıyın. İnanın, olağan dışı gibi görünen de bazen gerçek olabilir."
Okumadan önce kitapla ilgili yorumlar bulmaya çalışırken yazarın hayatını biraz inceleyip eleştirileri okudum. Önyargıyla başlamıştım okumaya ama hikaye akıcıydı. Neden okunmasın?
Soyadı kanunu yeni çıkmıstı ve dedem ailemize 'yokvücut' adını uygun bulmuştu. Sebebini de anlatmıştı. Ailemizin fertleri sırf ruh olsunlar istiyorum vücutları olmasaydı keşke demişti. Vücutlarımızın bir dert kaynağı olduğuna ve mutlulyğu ancak ruhumuzu geliştirerek bulacağımıza inanıyordu. Mutluluk sadece ruh yoluyla sağlanabilir derdi.