Çünkü o hepinizin içinde. Kötü olman bile gerekmiyor. Sadece boyun eğmen yeter.
Sen teslim olurken yüreği elinde direnen kahramandan nefret ettin. Sana aşağılık bir korkak olduğunu gösterdiği için…
Hayatın kendine söylediğin yalanlarla tatlı tatlı akıp geçeceğini zannediyorsun ya…
Çok yanılıyorsun. Gerçeklerden kurtulman hiç kolay olmayacak. Sözde huzurlu yuvanda inşa ettiğin sahtekârlık yakanı bırakmayacak.
Pişman öleceksin.
Bir izbede çürümeyi tercih edeceksin. Sıcak evin mideni bulandıracak çünkü temelinde gerçeğe tecavüzler var. İsyansız ömür tüketmiş ruhun zavallı bir halde tükenecek.
Çünkü bunu hak ettin…”
Gazeteci-yazar Timur Soykan’dan temposu hiç düşmeyen, soluk soluğa bir politik polisiye İblis’i Öldür. Tarikat- ticaret-siyaset ağının neredeyse tüm birimlerine yayıldığı emniyet teşkilatında, biri emekliliğine gün sayan, diğeri sistemle sorunlu ve delifişek iki komiserin, gerilim dolu hayatta kalma ve gerçeklerle yüzleşme hikâyesi…
Timur Soykan cok iyi bir gazeteci olmasina ek olarak cok etkili bir polisiye yazari oldugunu gosterdi bu kitabiyla. Bu kitaptan once okudugum Liste’yi cok begenmekle beraber anlatimin daha iyi olabilecegini dusunmustum. Bu kitap fersah fersah ileride. Siyasi polisiye turunun cok bakir bir alan oldugu da gozonune alininca yildizinin cok parlak olacagini dusunmek kehanet olmayacaktir.
Timur Soykan'ı 5 yıl önce iki polisiyesiyle tanımıştım. Çok iyi ve gerçekçi bu siyasi polisiyelerin biraz kıyıda köşede kaldığını düşünmüştüm. Bu kitabını da görür görmez alıp okudum. Yine çok iyi. Bir kere siyasi polisiyelerimizdeki abuk sabukluklardan eser yok. Zaten çok ünlü oldum ne yazsam okurlar yok (bkz. Kayıp Tanrılar Ülkesi). Siyasi polisiye yazmanın çok zor olduğu bir ülkede (çünkü ne yazacaksın roman, kurgu olarak) süper bir kurguyla olayları bağlayıp ters köşe yapma var. Timur Soykan'ın çok doğru yolda olduğunu düşünüyor daha çok polisiye yazmasını diliyorum.
Sonunu öngöremedigim, nefes nefese okudugum, elimden birakamadigim mükemmel bir kitap. Timur Soykan sadece iyi bir gazeteci degil, ayni zamanda yetkin bir siyasi polisiye yazari. Gazeteci kimligi burada fark yaratiyor. Kurgunun arka planina, sadece polis teskilatindaki vahim yapilanmaya bakarak ülkenin nasil bu noktaya geldigini, cürümenin boyutlarini anlayabiliyorsunuz. Ve iblisin neden hepimizin, herkesin icinde oldugunu... Müthis bir ayna tutma ve yüzlesme!..
Bu kitaba üç yıldız verdiğim için çok üzgünüm çünkü Timur Soykan çok sevdiğim bir gazeteci. Ama kitap ne yazık ki çok iyi değil.
Önce iyi yanlarından başlayalım: konu çok ilginç (bu bahis olayları gerçekten varsa Allah bu insanların belasını versin), karakterlerin ayrı ayrı dilleri klişelere kaçmadan iyi yaratılmış, detaylar sağlam ve titiz, kitabın ilk yarısı çok sürükleyici. Belli ki yazar gerçekten polisleri iyi gözlemlemiş.
Kötü yanları:
Necmiye karakteri derinlikli tek kadın karakterdi. Bir yandan iyi ki böyle bir karakter vardı, bir yandan da bana ortamda idealleştirilerek neredeyse insan olma vasfını kaybeden psikolog hariç hiç kadın olmaması çok gerçekçi gelmedi. Hadi bu erkek yazarlarda çok şaşırılmayacak bir şey, sadece bu olsa 4 yıldız verirdim ama sadece bu değil.
Olayın doruk noktası (climax) kitabın ortalarına doğru bir yerde gerçekleşiyor. Sonra okur olarak “şimdi ne ne olacak” diye düşünmeye başlıyor insan. Fakat orada kitap olaydan biraz kopup karakterlerin hikayelerinin detaylarına girmeye başlıyor. Ama o noktada zaten düğümün nasıl çözüleceğine dair sabırsız bir bekleyişe girmişiz, yani neden orda sayfalarca aynı şeyi başka birinin bakış açısından dinliyoruz??? Artık insanın içine sıkıntı basıyor “hadi sadece gelin” diye feryat edesi geliyor!! Genelde zaten bu tarz kitaplarda çözüm kısmında (third act da denir) son anda bir zaman baskısı unsuru hikayeye eklenir. Bu şekilde olayı çözme arzusu ile insan her detayı okumaya başlar. Burda ortadan beri o baskı okuma zevkini kötü etkiledi.
Yine de, ince bir çalışma olduğunu belirtmeliyim. Karşıma çıkarsa başka kitaplarını da okumak isterim.
I-na-nil-maz surukleyici, film izler gibi basindan kalkmadan okunan, gercekle “paralel” bir kurgu. Edebi anlamdan ziyade devlet ve insan gercekleri acisindan kiymetli bir gazeteciden dehset bir polisiye.