Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde kurmak istediği dünya imparatorluğunun başkentini aynı zamanda bir kültür merkezi haline getirmeyi amaçlıyordu. Çok genç yaşta Doğu ve Batı kültürüne hâkim olan Fatih, bir yandan İslâm bir yandan da eski Yunan ve Roma’nın kültür mirasıyla yakından ilgileniyordu.
Her gün Büyük İskender’in hayatını dinleyen, dönemin ulemasının dinî konularda yaptığı sohbetlere katılan, kütüphanesi için İlyada Destanı’nın bir nüshasını hazırlatan, “din ve felsefe münasebetleri” konusundaki önemli iki âliminden birer eser yazmalarını isteyen aynı Fatih’tir.
Topkapı Sarayı’nda kurduğu kütüphanede İslâm dininin ve kültürünün en önemli kaynakları yanında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazılmış yazma eserler de mevcuttu.
Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Fatih’in Entelektüel Portresi’nde hiçbir Osmanlı padişahı ile kıyaslanamayacak bu büyük hükümdara, ilgilerini, meraklarını ve kütüphanelerini merkeze alarak yakından bakmayı deniyor.
1 Mart 1945′de Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde doğdu. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsünü 1968′de, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1969 yılında bitirdi.
İstanbul’da çeşitli kolej ve liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. Meydan Yayınevinin yayımladığı Meydan Larousse: Büyük Lugat ve Ansiklopedi ‘sinin Yayın Kurulunda çalıştı. 1974 yılında doktora eğitimi için İngiltere’ye gitti. Edinburgh Üniversitesi’nde J.R.Walsh’ın danışmanlığında Tâcî-zâde Cafer Çelebi Dîvânı 1 üzerine hazırladığı tezini 1977 yılında tamamladı.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nde 1977′de Yrd. Doç. Dr. olarak başladığı öğretim üyeliğini 1990 yılına kadar sürdürdü. 1982 yılında Doçent, 1988′de Profesör oldu. 1990-2006 yılları arasında Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arşivcilik Bölümü Başkanlığını yürüttü. 1992-2000 yılları arasında aynı Üniversitenin Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde, 1997-2010 tarihleri arasında da Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde yönetim kurulu üyeliği yaptı.
-1995 yıllarında Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu üyeliği, 1992-1994 yıllarında Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Danışma Kurulu üyeliğinde bulunmuştur. 1988 yılından itibaren de Turkish Studies Association’ın üyesidir. 1995′de Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu üyesi olan İsmail E. Erünsal 1991 yılında Türk Tarih Kurumu ödülüne, 2011 yılında da Türk kültürü alanındaki araştırma ve yayınları nedeniyle Elginkan Vakfı Türk Kültürü Araştırma Ödülüne layık görülmüştür.
1983 yılında İstanbul’da kurulan TDV İslâm Ansiklopedisi Genel Müdürlüğü bünyesinde bugüne kadar 42 cildi yayımlanmış olan TDV İslâm Ansiklopedisi ‘nin te’lif ve redaksiyon çalışmalarına katkıda bulunmuştur. Halen ansiklopediyi yayımlayan TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’nin yönetim kurulu üyesi olup İSAM Kütüphanesi’nin de ilmi danışmanlığını yapmaktadır. İSAM’da Sosyal Bilimler alanlarında çalışacak araştırmacıların yararlanabilecekleri 20.000 konu başlığına sahip bir Dokümantasyon Merkezi’nin kurulmasına öncülük etmiştir. Ayrıca Türkiye Üniversitelerinde İlâhiyat sahasında yapılan doktora ve yüksek lisans tezlerinin bibliyografik kontrolünü sağlamak amacıyla veritabanı oluşturulmasını ve 10.000 dolayında tezin bibliyografik künyeleri tespit edilerek kataloğunun hazırlanmasını sağlamıştır. Osmanlı İmparatorluğunun çeşitli bölgelerinde tutulmuş kadı sicillerinin mikrofilm ve dijital kopyalarının İSAM Kütüphanesine kazandırılması için teşebbüste bulunmuş ve bu çalışmalar sonucunda yaklaşık 20.000 dolayında sicil İSAM arşivine intikal etmiştir. TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM) tarafından yayımlanan hakemli iki akademik dergi olan İslâm Araştırmaları Dergisi ve Osmanlı Araştırmaları Dergisi ‘nin Yayın Kurulu üyesidir. Ayrıca Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları Dergisi ‘nin Yayın Kurulu üyesi olup makaleleri Osmanlı Araştırmaları , Libri , Wiener Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes , Türkiyat Mecmuası , İÜ Tarih Enstitüsü Dergisi , Journal of Turkish Studies , Erdem , İÜEF Kütüphanecilik Dergisi , Türklük Araştırmaları Dergisi , Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi , Arşiv Araştırmaları Dergisi gibi dergilerde yayımlanmıştır.2 Halen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesitesi ile İSAM’da görev yapan İ. E. Erünsal, Eski Türk Edebiyatı, Kültür Tarihi, Kütüphanecilik ve Arşivcilik sahalarında ilmi çalışmalarına devam etmektedir.
Fatih, kendisi, dönemi, aksiyonları, hedefleri, başarıları düşünüldüğünde dev bir başlık. Burada ise “merakları, kitapları ve kütüphaneleri” alt başlığından anlaşılacağı üzere daha dar ama merak uyandırıcı bir noktaya zoom yapıyoruz.
Kütüphaneler, sahaflık ve kitap kültürü üzerine yazdığı hacimli kitaplara da (henüz) ağzım sulanarak baktığım İsmail E. Erünsal konuya vakıf bir isim. Öncesinde bu konu üzerine bir makale kaleme almış ve nüveden bu kitap doğmuş.
Meraklısını çok tatmin etmesi yanı sıra, küçük hacmi ve görsellerle desteklenmiş tasarımıyla da “bir içim su” tanımını hak ediyor. Rahat okunan bir kitap özetle. Bununla beraber, notlar ve bibliyografya kısmı zenginliği ile sizi cümle sonlarında şayet daha derinlere gitmek isterseniz başka başka kapılara da yönlendiriyor. En azından üşenmeyip notlar kısmını karıştırırsanız, kitabın metni kadar ilginç katkılar okuyacaksınız.
Rahat okunabilirliği akademik bir ciddiyetle harmanlayan Erünsal, ilgili tema dahilinde, Fatih’e dair kimi (yanlış veya temelsiz) yaygın kabullere dair itirazlarını da kitap içerisine yedirmiş.
Tasavvufa ilgisinden, saraydaki Uygurca okuyup yazan katiplere, Truva ziyareti dönüşü İlyada Destanını hazırlatmasından, haritalara merağına, İstanbul’u bir ilim merkezi olarak dizayn gayretine pek çok ilginç başlığı kitapta göreceksiniz.
İtalyan şair Giovanni Mario Filelfo’nun mısraları ile bitirelim:
“…Latin milleti şüphesiz nefret eder bu adamdan Tıpkı kadim Roma’nın Hannibal’e nefreti gibi. Nicelerinin elleri yazmayı deneyecek süsleyip püsleyerek Yenilmez Mehmed’in bu çağda yaptıklarını. Ve şimdi her ne kadar irademe karşı gelerek yazmış olsam da Düşmanı övmeye geldim istemeye istemeye. Şüphesiz tüm bu işler sadece parası, pulu, Karada ve denizde kum gibi askeri olan bir dehanın eseri değil.”
Ismail E. Erünsal'ın daha önceden kaleme aldığı bir makale, daha sonra kitap niteliği kazanmış. Kitapta birçok görsele, haritaya, portrelere, madalyonlara yer verilmiş. Bu haliyle hem okurun ilgisini canlı tutuyor hem de oldukça rahat bir şekilde okunuyor. Ben kendi adıma, okurken çok keyif aldım.
II. Mehmet'in kütüphanesi, kişisel merakları, ısmarladığı kitaplar uzun süre boyunca Avrupalı seyyahların, maceraperverlerin, düşünürlerin ilgisini çekmişti. Roma tarihine ilişkin kayıp birçok eserin II. Mehmet'in kütüphanesinde olduğuna inanılırdı: Titus Livius'un Tarihi gibi. Zaman içerisinde elbette kayıp eserlerin II. Mehmet'in kütüphanesinde olmadığı ortaya çıktı. Ama kütüphanede bulunan eserler bile II. Mehmet'in entelektüel kişiliğini ortaya koymakya kafidir.
Yazar, II. Mehmet'in Yunan ve Roma'nın kültür mirasına duyduğu ilgini salt kişisel bir meraktan kaynaklanmadığını aynı zamanda askeri ve politik amaçlara da hitap ettiğini çeşitli veçhelerle göstermiş. Özellikle XV. yüzyılda yaşayan bir hükümdarsanız bu son derece doğal bir eğilimdir. Kişisel beğenileriniz ile askeri hedefler ya da politik söylem arasında bağ kurulması yadırganamaz.
Kitapta yazar birkaç farklı bölümde II. Mehmet'in yarenlerinin farklı milletlerden gelen insanlardan şekillendiğine de değinmiş. Bence II. Mehmet'i seleflerinden ve haleflerinden ayıran bir diğer özelliği de çok farklı milletlerden kimseleri çevresinde toplaması. Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler ile Sırpça sözlük aynı kütüphanede bulunuyor. II. Mehmet'in çevresinde her iksini de anlayabilecek edip ve yarenler var. Düşüncesi bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor.
Giovanni Mario Filelfo'nun Mehmet'e ithafen kaleme aldığı "Emir" isimli şiirinde de belirttiği gibi "Nicelerin elleri yazmayı deneyecek süsleyip püsleyerek Yenilmez Mehmed'in bu çağda yaptıklarını"
Görsel malzemesi dikkate değer ama özensiz ve ideolojik takıntıları fazla belli bir metin. 4. bölümdeki Celal Şengör ile olan diyalog ve 5. bölüm dışında dikkate değer bir tartışma yok. Ayrıca beşinci bölümün de tek taraflı olduğu rahatça söylenebilir.