Kitapla ilgili o kadar çok anlatılacak şey var ki onun yerine kitaptan şu cümleleri almak daha doğru olacak kanaatindeyim: "Bu garip, her şeyin birbirinin içine girdiği memlekette, olabilecek bütün ihtimallerden daha fazla ihtimalin bulunduğu, her şeyin müphem, her şeyin her şeyde mündemiç olduğu memlekette, her ipin ucunun bir başka ipe bağlı olduğu, her ipin ikiden fazla ucu olduğu, olana bitene mana arayanların biçare kaldığı bu memlekette, kimsenin kendisi olmadığı, herkesin başkası olduğu bu memlekette Cezmi Kara'nın tuhaf kaderinin değişmemesini asla anlayamıyorum''
Kitaptaki alegoriyi sinemanın diliyle taçlandırmak istiyorsanız mutlaka yazarın yazıp yönettiği "Yol Kenarı" filmini izleyin, benim gibi tersinden ilk filmi izleyip sonra kitabı tesadüfen okursanız da sahneler bir bir gözünüzün önüne gelecek ve sinema dilinin nasıl bir büyü olduğunu göreceksiniz.