Rakının Ülkesinde - Osmanlı İmparatorluğu’ndan Erdoğan Türkiyesi’ne Şarap ve Alkol İslâm’la yönetilen bir ülkede alkolün hiçbir şekilde yerinin olmayacağına dair genel kanıyı çürütecek biçimde Osmanlı İmparatorluğu’nda alkolün izini sürüyor. François Georgeon, imparatorluğun farklı yerlerinde alkol üretimini, ulemanın alkole olan tepkisini, Müslümanlar ve gayrimüslimlere verilen farklı serbestileri ve getirilen farklı yasakları, “Müslümanlar arasındaki kural ihlali”nin tarihini mercek altına alıyor. Nicolas Elias ve Jean-François Pérouse tarafından kaleme alınan sonsözdeyse bu tarih günümüze kadar getirilerek, bugünün Türkiyesi’nde devletin alkole olan yaklaşımı gözler önüne seriliyor. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye’nin kültürel, siyasi, toplumsal ve dinî tarihine yeni bir perspektif katıyor. Osmanlı’da sultan, ulema ve halkın alkolle ilişkisi üzerine literatürdeki büyük bir eksikliği kapatacak kapsamlı bir çalışma.
“İmparatorlukta alkollü içeceklerin tarihi cemaatler arası temaslar, birey-toplum ilişkileri, toplumsal baskı sorunu ya da İslâm ile devlet arasındaki ilişkiler gibi birbirinden çok farklı konulara ışık tutuyor. [...] bu tarih gözlerimizin önünde yazılmaya devam ediyor. Belgelerin biriktiği bir esnada durum saptaması yapmanın, en iyi kaynaklardan devşirilen bütün yeni malzemelerden yararlanmanın ve yeni araştırma parkurları açmanın zamanıdır.”
Her ne kadar adında rakı ön plana çıkarılmışsa da Osmanlı İmparatorluğu’nun 650 yılı, Cumhuriyet dönemi ve günümüz Türkiye’sinde alkolün (rakı-şarap-boza) kullanımını, siyasi, toplumsal ve dini yansımalarını ve içki kültürünü inceleyen kapsamlı ve farklı bir perspektifle yazılan bu kitabı çok beğendim. Geniş kaynakçası, belgelere dayanan tezleri, korkusuzca yazılmış gayriresmi tarihi ile referans olarak bir kaynak kitap.
Bu kitabın özünü 130. saygadaki şu cümle özetliyor ; “Şeriat ve devletin kanunları, şarabın üretimi ve satışıyla uğraşanlar ile içenler için bir tehdit oluştursa da, toplumsal baskı caydırıcı bir güç olarak bu tehdite eklense de, hiçbir kanun Müslüman’ın şarabı düşünmesini de hayal etmesini engelleyemez. Neticede Kuran ona cenette şaraptan ırmaklar vaat etmiyor mu ?”
Muhteşem bir kitap! Benim ilgimi içkiye ve tarihine olan merakım nedeniyle çekse de genel olarak tarih okumaları yapmayı seven herkesin hoşuna gidecek kalibrede. Dolu dolu.
Osmanlı İmparatorluğu boyunca içkinin -kitabın adında rakı ön plana çıksa da kitapta şarap azımsanmayacak bir yer tutuyor- üretim ve tüketiminin izini sürerken, bunların toplumsal yansımalarından bahsetmeyi de ihmal etmiyor. Konuyu geniş çaplı ve bütüncül olarak ele almış. Bunu yaparken geniş ve çeşitli bir kaynakçadan yararlanmış.
Ayrıca kitabın dili o kadar akıcı ki şapka çıkartmamak elde değil. Bu denli rahat ve keyifle okuduğum akademik tandanslı çok az kitap olmuştur.
François Georgeon'un yazdığı "tarihi" kısım oldukça zengin bir veriye dayanıyor, detaya/dipnota boğmadan anlatı biçiminde çok iyi yazılmış bana göre. Günceli anlatan Elias & Perouse sonsözü ise kitabın sonuna suni olarak eklemlenmiş gibi, biraz sırıtıyor. Birden 10 sayfa içinde Türkiye ile ilgili çok "derin ve karmaşık" sosyolojik tespitler geliyor, birkaç gazete haberiyle de bunlar destekleniyor. O bölümü yadırgadım biraz. Geçmişten gelen "İletişim Yay." ekolü mü bilemiyorum ama günümüz Türkiyesinde alkol tartışmasına genelde taşra ile ilgili anektodlar hakim, burada seküler kentli orta sınıfın deneyimleri, yaşadıkları ve karşı koyma taktikleri es geçilmiş gibi geldi.
Osmanlı İmparatorluğu'nda alkollü içeceklerin seyri, zamanla değişen anlayışlar ve tüketim alışkanlıkları gibi konulara meraklı olanların okuması gereken bir kitap. Oldukça öğretici, sade ve anlaşılır bir dille yazılmış. Günümüzde uygulanan politikaların evveliyatını, tarihsel bağlamda değişimini ve dönüşümünü anlamak için okunabilir.
Şu ana kadar Türkiye’deki içki tarihi ve sosyal hayatta içkinin yerine dair okuduğum en güzel, net ve akıcı kitap. Altı çizili onlarca sayfa ile bitirdim.