Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 192 p. Ilk yapitinda kullandigi "Hâce-i Evvel" imzâsi nedeniyle yazinimizda bu sanla anilan Ahmed Mithat Efendi, yazin'in hemen her türünde, çok sayida yapit vermistir. Özellikle, roman ve öykü alaninda, Felâtun Bey ve Râkim Efendi romaninin kahramani Râkim Efendi'ye yakistirdigi "yazi makinesi" sifatini asil onun için kullanmak gerekir. Ahmed Mithat Efendi'nin Dürdâne Hanim romani, yazarin en önemli romanlarindandir; yazar, Acem Ali Bey'in Dürdâne Hanim'a yardimini konu olarak alirken, okurlarini hem eglendirmeyi hem de egitmeyi ve insanlik dersi vermeyi amaçlar. Romanin bu yayiminda , yazarin özgün diline dokunulmamis; günümüzde kullanilmaz olmus Osmanlica sözcüklerin karsiliklari köseli ayraç içinde verilmistir. %MCEPASTEBIN%
Ahmet Mithat was an Ottoman journalist, author, translator, and publisher during the Tanzimat period. In his works, he was known as Ahmet Mithat Efendi, in order to distinguish him from the contemporary politician Midhat Pasha. Ahmet Mithat Efendi adopted his name in homage to Ahmed Şefik Midhat Pasha, with whom he had been associated professionally, serving as an official and newspaper editor in Midhat Pasha's Vilayet of the Danube.
He was a prolific writer, with more than 250 of his works having survived to the present day. In 1878, he began publishing a newspaper entitled Tercüman-ı Hakikat (Interpreter of Truth). Prior to this, he was a contributor to Basiret, a newspaper published between 1870 and 1879. His editorship and publication of Olga Lebedeva's translations of Russian literature into Turkish served as an introduction of Tolstoy, Lermontov, and Pushkin to Turkey's readership. Additionally, he was a patron and teacher to Fatma Aliye, one of the most renowned female Ottoman authors.
Dönemini içerisinde ele almak gerekirse şahane bir adam, romanı edebiyatımıza yerleştiren isim. Vaktiniz olursa birkaç saatte okuyabileceğiniz bir kitap.
yazıldığı döneme ve erkek bir yazarın yazmasına rağmen dönemin ilerisinde bir kitap. Kitap oldukça akıcı bir diye sahip. erkek kılığına girilmesi, ajanlık falan çok güzel anlatılmış. Güçlü kadın karakterlerin olmasını sevdim. sevdiğim Türk klasikleri arasına girdi.
Ahmet Mithat Efendinin okudugum ilk eseri. Seker gibi bir dil kullanmis, muthis bir kurgu ve tasvir yetenegi ile beni kendisine hayran birakmistir. Gerek kullandigi dil, gerek cumlelerin ahengi, gerekse kitabin akiciligi oldukca basarili. Yazarin guclu kadin karakterlere yer vermis olmasi hosuma gitti, yasadigi donemin ilerisinde bir zihin oldugu cok net. Diger kitaplarini da okumak isterim. Cok begendim.
Hem dönemine göre hem de erkek bir yazar tarafından yazılması sebebiyle cüretkar sayılabilecek bir konuyu Ahmet Mithat oldukça akıcı bir üslupla ele almış. İlk baştaki gizem hızla çözülse de okuması keyifliydi. Bir de Galata alemlerine yolculuk çok güzeldi. Ahmet Mithat'la tanışmak isteyenler için Dürdane Hanım iyi bir seçenek.
İşsizlikten komşusunun aşk hayatının en mahrem detaylarını öğrenmek için dönemin koşullarının elverdiği kadarıyla araştırma-incelemeler yapan Ulviye Hanım kendini role fazla kaptırmıştır. Ona derin bir bağlılıkla itaat etmeye hazır Sohbet Bey'in de zaman zaman dahil olduğu bu macera önümüze farklı kahramanlar ve farklı hayat hikayeleri ile geliyor, "görünenin ardında bilmediğimiz gerçekler olabilir" teması da beraberinde tabii.
Kitap, Ahmet Mithat Efendi yazar olmasa ziyan olurmuş dedirtti açıkçası. Zihni oldukça hareketli ve yazıya döktükleri de hızlı okunmaya müsait. Üstelik aklına gelen daha neler vardır da dönemi müsaade etmemiştir diye de düşündürdü. :)
Alışık olmayan insanların gözünden, 143 sene öncesinden telefona diğer ismiyle "nâkil-i seda"ya bakıyoruz bir de. Tabii durmuyor Ulviye Hanım, bu mucizevi aleti de merakını dindirmek için aracı yapıyor. Demek ki Tanzimat dönemi stalker'larındanmış bu hanımefendi.
Kadın dayanışmasının müthiş bir örneği olabilecekken hatta Ulviye Hanım bu yolda kendi payına düşeni fazlasıyla yerine getirmişken Dürdane Hanım kalbi kırık bir şekilde ayrılmayı seçiyor dünyadan. Hatalarını tümüyle telafi edemese de kendine kendinden daha tecrübeli bir hanımefendi dost bulmuşken gönül isterdi ki en azından geleceğini düşünsün. Çünkü bir ara kendimi sayfa 119'daki şu cümlelerde buldum: "Şimdi çıldıracağım ha! Bu nasıl aşk? Nasıl sevda? Hayır, hayır! Bu aşk değil! Bu düpedüz cinnet!"
This entire review has been hidden because of spoilers.
okuduğum en en en iyi türk edebiyatı klasiklerinde ikinci sıraya koyabilirim. başlangıçta 6-7 sayfayı anlamak için defalarca okumam gerekti. kafanız dağınıksa hikayeye giriş sizi zorlar ama sonrası su gibi akıp gidiyor ve gerçekten eğlenceli ve özgün bir kurguya sahip.
Ahmet Mithat Efendi yine döktürmüş diyebilirim. Çok güzel bir hikaye ve çok güzel bir hikaye anlatımı söz konusu yine. Kitapta eşcinselliğe dair anlatımlarının bulunması beni çok şaşırttı. Elimden hiç bırakmadan merakla okudum.
Beni eğlendiren bir kitap oldu . Bir yandan da düşündüren yanı var. Yazar toplumu eğitme amacını açıkça hissedebiliyorsunuz. Keyif aldım .. Kitap da çatışma geleneksel değerleri toplumun baskısını hissedebilirsiniz 🫣
Bir tık yordu beni ama sona kadar heyecan ve ilgiyle okudum. Ilginç bir hikaye ve okuması zevkliydi. Ahmet Mithat efendi hazretleri için iyi başlangıç 🤩
O kadar keyifli bir okumaydı ki, Ahmet Mithat Efendi'nin hem zekasına hem diline hem de dönemin böylesine ilerisinde bir roman yazabilmesine hayran kaldım.
sPod isimli bir derneğin etkinliğinde bu kitap üzerinde yapılacak sohbet nedeniyle okudum.Yazarı ,efsane diyebileceğimiz bir insan:Ahmet Mithat Efendi.Sanırım Osmanlıdan günümüze basın ve edebiyat alanında hep tartışma ve polemiklerin içinde olmuş biri. Dürdane Hanım, tefrika bir roman.Bir nevi radyodaki arkası yarın programlarının mantığıyla,gün be gün ilerleyen bir hikaye anlatma tarzı.Gazetenin bir eki olarak düşünülebilir. Kitaptaki karakterler oldukça enteresan,özellikle olay örgüsünün devamini sağlayan Ulviye hanım.Kıyafet değiştirerek erkek görünümüne bürünen,Galata'da içki içip eğlenen ve Allah vergisi kuvvetiyle,modern (!)dinleme cihazıyla komşusunu takip eden bir kadın.Adalet arayışında olan kıyafet değiştirerek ortamlara dalan bir karakter.1880 yılında kitap olarak satışa çıkmış bir romanda neler anlatılmış diye düşünüyorsanız,bu kitabı öneririm.Çok farklı baskıları var.Ben bu edisyonu okudum,Osmanlıca kelimelerin yanına günümüz Türkçe ise ile manalar da yazılmış.Meraklısıysanız.Akıcı bir okuyuş olsun derseniz diğer edisyonlarına bakılabilir.
Sadeleştirilmiş versiyonlarını okumayın dememe gerek yoktur umut ediyorum, zira bu topluluktaki kitapseverler biliyorlardır orijinal ile dönüştürülmüş romanların farkını. Süt ile süt tozu arasındaki farka eşdeğerdir...