"Size yazdığım öykülerin değil,zamanla yazmayı reddettiğim öykülerin hikayesini anlatmayı başardım. Yazdıklarıma gelince onlar kitabın içinde ve kendi hikayelerini kendileri anlatmayı başarsınlar isterim." Kitaba dair önsözde böyle söylüyor Calvino. Yazdıklarını okurun gözüne sokan, kapıdan kovsan pencereden giren çantacı yazarlar da Calvino okusalar keşke. Tevazu tozu bir nebze bulaşırdı belki. Ayrıca savaşın gölgesinin düştüğü yerlerde gezinen hikayeleri(Menton'da geçen, yağmada kadın çorabı, ıvır zıvır toplayan askerler gibi) hikayeleri müthiş. Aslında ana izlek de savaş denebilir. Doğayla, insanın insanla ve insanın kendi doğasıyla kıran kırana savaşı. " Zor Sevdalar" adının çağrıştırdığı gibi pek öyle sevda hikayeleri değil. Günübirlik konaklamanın ve şehvetin hikayeleri.Bir tren kompartımanında, kumsalda rastgele yaşanan türden şeyler. Rasgelenin gerilimi ve işte o insan doğasıyla hemhal olunan hikayeler okunası. " Evli Bİr Kadının Serüveni" o altbaşlık içinde benim en çok sevdiklerim arasında. En sondaki uzun öyküler de ha keza.