"Bazi insanlarin (bu insanlar belki de birbirlerine belirli bicimde baglidir) yeryuzunde dolasmalari sirasinda biraktiklari topolojik cizgiler sasirticidir; dolasmalari, kesisen yol cizgileri, zaman-mekan icinde bezemeler olusturur; onlarin gectigi yollari bir cografya haritasi uzerinde renkli kalemlerle izleyin, gorunur de cozulmesi olanaksiz tuhaf ve gorkemli desenler elde edeceksiniz; bu desenler aslinda, okumasini bilenler icin gizli anlamlarla doludur." Abidin Dino'nun can yoldasi Nazim uzerine yazdigi yazilarla Nazim mektuplarini, siirlerini iceriyor bu kitap.Sayfa 136Baski 2014 Sel Yayincilik
1913 yılında İstanbul'da doğdu. Çocukluğu İsviçre ve Fransa'da geçti. Robert Kolej'de eğitim görürken, sanata duyduğu ilgi nedeniyle ortaöğrenimini yarıda bırakarak resim, karikatür ve edebiyatla uğraşmaya başladı. Dino'nun ilk karikatür ve desenleri 1930'lu yıllarda Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde yayımlandı. 1933 yılında sanatçı arkadaşlarıyla birlikte D Grubu'nu oluşturdu, 1934'te Atatürk'ün isteğiyle sinema öğrenimi görmek üzere Rusya'ya gitti. 1930'lu yılların son yarısında Londra ve Paris'e giden Abidin Dino, Gertrude Stein, Tristan Tzara ve Pablo Picasso gibi zamanın önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu. 1938 yılında Türkiye'ye dönen sanatçı, arkadaşlarıyla birlikte bu kez Liman (Yeniler) Grubu'nu oluşturdu. Dino bu dönemde çeşitli dergilerde yayımlanan yazı ve desenleriyle yeni bir gerçeklik kavramı üzerinde duruyordu. 1940'lı yılların başında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca Adana'ya sürgüne gönderilen Dino, 1950'li yılların başında Paris'e gitti ve yaşamını orada sürdürdü. Resimleri, dünyanın dört bir yanında resmi ve özel koleksiyonlarda bulunan ünlü sanatçı, aralarında Pertev Naili Boratav'ın Türk Masalları, Nâzım Hikmet'in Kuvayi Milliye ve Yaşar Kemal'in Deniz Küstü gibi yapıtlarının da bulunduğu kitapları resimledi. Abidin Dino, 1993 yılında Paris'te öldü. Ölümünden sonra, Kısa Hayat Öyküsü, Kel ve Verese adlı oyunları; Eller, Pera Palas, Sinan adlı anlatıları ile 1938-1993 yılları arasında yazdığı yazıları Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar başlığıyla yayımlandı.
Abidin Dino ile Nazım Hikmet hem aynı dünya görüşünde olmak hem kendi dönemlerinin nadir sanat insanı güruhunda olmak gibi özelliklerle çok yakın arkadaş olmuşlar. Ferit Edgü ve Güzin Dino’nun çabalarıyla derlenen bu yazı ve mektuplar kitabı oluşturmuş. Yazılar; Abidin Dino’nun Fransa’da Nazım Hikmet şiirlerinin yayınlandığı kitaplara önsözlerinden ve kimi Fransız dergilerine Nazım Hikmet ile ilgili yazdığı yazılardan oluşuyor. Yazılardan anladığım kadarıyla Abidin Dino sevginin ötesinde, şaire beni biraz şaşırtan düzeyde hayranlık duyumsuyormuş.(Bknz: Nedim Gürsel’in, arşivlerden bulup gün yüzüne çıkardığı, Nazım Hikmet’in Stalin’in ölümü sonrası kendisiyle ilgili yazdığı övücü şiirden ötürü Abidin Dino’nun Nedim Gürsel’i, kendi gerekçeleriyle payladığı yazı). Kitabın üçte birlik son bölümünde ise Nazım Hikmet’in Rusya’dan Paris’e, Güzin ve Abidin Dino çiftine yazdığı mektuplar yer alıyor. Bu kısım daha ilgi çekici. Mektupların içinde kitaplara alınıp alınmadığından emin olmadığım, sıcağı sıcağına paylaşılmış şiirleri ve şiir taslakları da yer alıyor. Ve yazdığı piyesler! Nazım Hikmet’in yazdığı bir çok piyes varmış. Bu kadar çok olduğunu bilmiyordum. Piyeslerin isimlerinden ve bazılarına dair de içeriklerden söz ediyor şair.
“… Ve öncelikle, kitabın başlığını koyarken bir hata yaptım, söz konusu olan ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ değil, ‘İnsan Manzaralarından Memleketim’. “(s.56)
''Acayipleşti havalar, bir güneş, bir yağmur, bir kar. atom bombası denemelerinden diyorlar.
Stransium 90 yağıyormuş ota,süte,ete, umuda, hürriyete, kapısını çaldığımız büyük hasrete. Kendi kendimizle yarıştayız, gülüm. Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz, ya dünyamıza inecek ölüm.''
Ülkemizin önemli bir değerinin, bir başka değerine duyduğu saygı, sevgi ve hayranlığın vesikası sayılabilecek bir metinler derlemesi olan "Nâzım Üstüne", rahmetli Güzin Dino'nun "Nâzım'ın 100. Yılına Abidin'den bir armağan olsun." dileğini gerçekleştirmek üzere, rahmetli Ferit Edgü'nün öncülüğünde hazırlanan hoş bir kitap.
"... sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil ne de ak örtüde elmaların ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin 1961 yazı ortalarında Küba'nın resmini yapabilir misin çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstat ..."
Nâzım Hikmet'in, yukarıda ilgili kısmını verdiğim "Saman Sarısı" şiirinde adı geçen Abidin, birçoklarının mâlumu olduğu üzere, çağdaş Türk resminin öncü isimlerinden Abidin Dino. Çok genç bir yaşta, yolu Nâzım Hikmet'le kesişen Abidin Dino, sevgisini, bu dostunun, hatta ağabeyinin ölümünden sonra da onu ve değerlerini yaşatarak sürdürmüş.
"Ne yani, Nâzım öldü mü? Hadi canım sen de. Nâzım bir tabutun içinde kalacak adam değildir..."
Dino'nun yıllar içerisinde, Nâzım'ın kitapları için yazdığı birkaç aydınlatıcı önsöz ve yazısının yanı sıra bazı çizimlerine yer verilen kitabın önsözünde Ferit Edgü'nün de dediği gibi; "Şairler ölmez. Hiç kuşkusuz. Ama göreceksiniz. Dostluklar da ölmüyor."
Hayatları sonra ermiş olsa da fikirleri ve eserleriyle hala aramızda olan değerlerin bir bayrak yarışı misali anma eylemini sürdürdüğü bu ilginç kitabı okuyarak Abidin Dino ve Nâzım Hikmet'i yâd edebilir, biraz tanıyabilir, belki bir nebze de anlayabiliriz.
Hayatlarını büyük idealler uğruna çeşitli zorluklarla geçiren bu ulusal değerlerimizi an(la)manın kültür mirasımıza karşı vefa borcumuz olduğuna inanıyorum.
Kurgu dışı bir yazı derlemesi olan bu anma çalışmasını (kalben herkese olsa da) konunun ilgililerine öneririm.
Abidin Dino’nun çağdaşı, dertdaşı, dostu Nazım için kaleme aldığı bazı önsözlerin ve olayların derlemesi. Şimdiden bakınca ne büyük sanatçılar, ne büyük eserler vermişler ama yakından bakınca bambaşka. Hayatta kalmak, dünyayı öngörülerince şekillendirmek isteyen ve birbirine destek olan iki tutunma çabasındaki dostun ilişkisi bu. Abidin Paris’te Nazım’ın Moskova’dan gönderdiği şiirleri çevirip yayınlamaya çalışıyor, Nazım cezaevinde resme merak salıp Abidin’den yorumlar istiyor, Abidin’in resimlerini Moskova’da seyre dalıyor Nazım. Türkçe’de tutunmaya çalışıyorlar; birbirleri için ellerinden gelen ve bazen gelmeyeni yapmaya çalışıyorlar. “Hasılı, mektubun sevinç dolu bir sandık gibiydi. Kapağını açtım, yüzüme içindeki gümüş aynaların şavkı vurdu. Ben Mayıs başında ölmez sağ kalırsak Paris’teyim.” Nazım’dan Abidin’e bir mektuptan alıntı.
Gerçekten, Nazım ile Abidin&Güzin ve hatta bahsi geçen diğer insanlar arasındaki, ama özellikle de Dino'lar ile kurduğu ilişki, öylesine gerçek öylesine elinizle dokunabileceğiniz gibi ki. Nazım'ın çocukça tepkileri ve Abidin'in Nazım hakkında yazdıkları... Keşke karşı mektuplar da olsa diyor insan her mektup okuyuşunda. Sözcüklerde ve sözcüklerle yaşıyorsunuz.
Abidin Dino'nun Nazım Hikmet ile dostluğu üzerinden Nazım Hikmet'in hayatı, yaşadığı dönemde dünyadaki gelişmeler, cezaevi yılları, şiirleri ve mektupları... Nazım Hikmet kimdi, kim değildi!