What do you think?


Hangi Seks
Rauf Mutluay, Cumhuriyet'te yayımlanan Haziran 1976 tarihli yazısında; Anılar ve Acılar başlıklı dizinin üçüncü kitabı için "Hangi Seks, Attila İlhan bileşim ustalığının, benzersiz biçemiyle bir solukta okuttuğu, Paris yaşamından cinsellik merakları. Margot talihiyle konuya içinden yaklaşım fırsatları bulduğu günlerden başlayıp, bugünlere değin getirdiği iki karşıt açı: Erkek/Kadın, Kadın/Erkek tiplerinin iç sorunları..." diyor.
Cemal Süreya ise, Temmuz 1976 tarihli Politika'daki yazısında Hangi Seks için "bir derleme olmanın çok ötesinde, cinsellik üstüne yazılmış bir kitap olmanın da ötesinde bir yapıt" diyor, "Bir düşünürün, 20. yüzyıla bir de cinsellik alanında sorduğu sorular..."
Cemal Süreya ise, Temmuz 1976 tarihli Politika'daki yazısında Hangi Seks için "bir derleme olmanın çok ötesinde, cinsellik üstüne yazılmış bir kitap olmanın da ötesinde bir yapıt" diyor, "Bir düşünürün, 20. yüzyıla bir de cinsellik alanında sorduğu sorular..."
302 pages, Paperback
First published January 1, 1976
About the author
Attilâ İlhan
67 books196 followersAttilâ İlhan was born in Menemen in İzmir Province, Turkey on 15 June 1925. He received most of his primary education in İzmir. However, because of his father's job, he completed his junior high school education in different cities. Aged 16 and enrolled in İzmir Atatürk High School, he got into trouble for sending a poem by Nazım Hikmet, a famous dissident communist Turkish poet, to a girl he was in love with. He was arrested and taken into custody for three weeks. He was also dismissed from school and jailed for two months. After his imprisonment, İlhan was forbidden from attending any schools in Turkey, thus interrupting his education.
Following a favorable court decision in 1941, he received permission to continue his education again and enrolled in Istanbul Işık High School. During the last year of his high school education, his uncle sent one of his poems to CHP Poetry Competition without telling Attilâ. The poem, Cebbaroğlu Mehemmed, won the second prize among many poems written by famous poets. He graduated from high school in 1942 and enrolled in Istanbul University's law school. However, he left midway through his legal education to pursue his own endeavors and published his first poetry book, Duvar (The Wall).
Following a favorable court decision in 1941, he received permission to continue his education again and enrolled in Istanbul Işık High School. During the last year of his high school education, his uncle sent one of his poems to CHP Poetry Competition without telling Attilâ. The poem, Cebbaroğlu Mehemmed, won the second prize among many poems written by famous poets. He graduated from high school in 1942 and enrolled in Istanbul University's law school. However, he left midway through his legal education to pursue his own endeavors and published his first poetry book, Duvar (The Wall).
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
June 16, 2017
Bu kitabın adı, eğer okuyucunun içeriği hakkında doğru bir kanı edinmesi isteniyorsa, ''Hangi Seks?'' yerine ''Hangi Eşcinsellik: Şüphesiz Fransa'daki!'' olarak değiştirilmeliydi.
Ahir ömrümde en candan sevgi beslediğim şairlerden biri olan Attila İlhan hakkında kötü bir söz edecek değilim. Bu kitaba birkaç saat ayırmak, yalnızca ''düşbozumu'' ve ''şehevi hisler'' gibi artık terk edilmiş kelime hazineleriyle dolu yaldızlı cümleleri için bile değer. Bununla birlikte kitabın içeriği, en azından benim için, ilgi çekici olmaktan çok uzak.
İlk olarak, kitap tümüyle eşcinsellik üzerine. İki bölümden oluşuyor; ilk bölümü kadın eşcinselliği, ikinci bölümü ise erkek eşcinselliği üzerine. Elbette konular ele alınırken, tahmin edebileceğiniz üzere, bilimsel bir yaklaşımla ya da teorik çözümlemelere girişilerek falan değil anılar ve ünlü sanatçılara dair ilginç anekdotların anlatılması yöntemi kullanılarak ilerleniyor. Burada sorun, bahsi geçen kişilerin hemen tümünün Fransız olması ve Paris hatıralarına yer verilmesi. Kitabın oldukça eski olduğu da göz önüne alındığında, kitabı bugün okuyacak biri ünlü olanlardan dahi neredeyse kimseyi tanımıyor olacaktır. Yazar bu durumun nedenini ''Türkiye'deki toplumsal durum düşünüldüğünde, Türk sanat camiasından örnekler verilmesinin yaratacağı olası patırtı'' olarak açıklıyor. Haklı bir sebep elbette ama bu, okuyucu için kitabı bir işkenceye dönüştürdüğü gerçeğini değiştirmiyor. Üstelik her alt bölümde aynı anda o kadar çok ve farklı isimden söz ediliyor ki, bazı sayfalarda cümleyi kuran diğer kelimelerden çok özel isim var! Bu isim ve yabancılık karmaşasının içinde kaybolup gidiyorsunuz. Eşcinsellik hakkında yeni bir şey de öğrenmiyorsunuz.
İkinci sorun, tabii ki bu kitabın içkin bir sorunu değil, yazıldığı dönemde eşcinselliğe bakış ile bugünün dünyasındaki bakış arasındaki müthiş fark. Kitaptaki düşünceler o zaman iddialı, hatıralar olağanüstüydü belki ama bugün değil.
İddialı konuşacağım: Hangi Seks, bugün Fransa'da yaşayan bir eşcinsel için bile yeterince ilgi çekici olamayacaktır.
Ahir ömrümde en candan sevgi beslediğim şairlerden biri olan Attila İlhan hakkında kötü bir söz edecek değilim. Bu kitaba birkaç saat ayırmak, yalnızca ''düşbozumu'' ve ''şehevi hisler'' gibi artık terk edilmiş kelime hazineleriyle dolu yaldızlı cümleleri için bile değer. Bununla birlikte kitabın içeriği, en azından benim için, ilgi çekici olmaktan çok uzak.
İlk olarak, kitap tümüyle eşcinsellik üzerine. İki bölümden oluşuyor; ilk bölümü kadın eşcinselliği, ikinci bölümü ise erkek eşcinselliği üzerine. Elbette konular ele alınırken, tahmin edebileceğiniz üzere, bilimsel bir yaklaşımla ya da teorik çözümlemelere girişilerek falan değil anılar ve ünlü sanatçılara dair ilginç anekdotların anlatılması yöntemi kullanılarak ilerleniyor. Burada sorun, bahsi geçen kişilerin hemen tümünün Fransız olması ve Paris hatıralarına yer verilmesi. Kitabın oldukça eski olduğu da göz önüne alındığında, kitabı bugün okuyacak biri ünlü olanlardan dahi neredeyse kimseyi tanımıyor olacaktır. Yazar bu durumun nedenini ''Türkiye'deki toplumsal durum düşünüldüğünde, Türk sanat camiasından örnekler verilmesinin yaratacağı olası patırtı'' olarak açıklıyor. Haklı bir sebep elbette ama bu, okuyucu için kitabı bir işkenceye dönüştürdüğü gerçeğini değiştirmiyor. Üstelik her alt bölümde aynı anda o kadar çok ve farklı isimden söz ediliyor ki, bazı sayfalarda cümleyi kuran diğer kelimelerden çok özel isim var! Bu isim ve yabancılık karmaşasının içinde kaybolup gidiyorsunuz. Eşcinsellik hakkında yeni bir şey de öğrenmiyorsunuz.
İkinci sorun, tabii ki bu kitabın içkin bir sorunu değil, yazıldığı dönemde eşcinselliğe bakış ile bugünün dünyasındaki bakış arasındaki müthiş fark. Kitaptaki düşünceler o zaman iddialı, hatıralar olağanüstüydü belki ama bugün değil.
İddialı konuşacağım: Hangi Seks, bugün Fransa'da yaşayan bir eşcinsel için bile yeterince ilgi çekici olamayacaktır.
November 2, 2018
Attila İlhan'ın 70'lerin Paris'inde Margot isimli maskülen-lezbiyen aynı zamanda sanatçı olan bir kadınla olan anılarından oluşan eser. Kitap konu itibariyle ikiye ayrılıyor: erkek/kadın ve kadın/erkek. İlk olarak şunu söyleyebilirim ki kitabın herhangi bir bilimsel dayanağı yok. Kitap zaten belirttiğim gibi kısmen Margot'nun kısmen Attila İlhan'ın ve kitapta adı geçen çeşitli kişilerin cinsellik, eşcinsellik, translık ve çeşitli sosyolojik konularda kişilerin şahsi düşüncelerinden oluşan; genellikle soru-cevap ya da sohbet havasında gelişen bir eser.
Öncelikle Margot üzerinde durmak istiyorum. Çünkü kendisi hemen hemen kitabın tamamında bulunan ve çoğu sohbetin de içerisinde bulunan bir kadın. Haliyle Margot'ya değinmeden kitaptan bahsetmek olmaz. Margot dönemin Fransasına baktığımızda giyimi itibariyle maskülen bir kadın haliyle oldukça dikkat çekiyor ve bu yönüyle kimi insanlarca da sevilmiyor. Margot 'lezbiyen' özelliğiyle dikkat çekmesinin yanı sıra kendisi bir ressam aynı zamanda sanatçı kişiliğinden ötürü oldukça fikir sahibi hatta aydın diyebileceğimiz bir kişilikte birisi. Attila İlhanla nereden tanışıyor nasıl bu kadar yakınlaşıyor bilemiyoruz (tahminimce ''aydın camiasında''). Zaten Attila İlhan'da bunun üzerinde durmuyor. Bunların dışında Margot dönemim Paris'inde birçok LGBTİ kişilerin takıldığı bar, disko, pub, cafe, park vb. mekanlara da hakim; gittiği birçok kabarede veya çeşitli eğlence mekanlarında tanınan ve saygı duyulan birisi (Attila İlhan için bulunmaz bir nimet olsa gerek)
Margot' ya değindikten sonra kitap hakkında genel görüşlerim şu şekilde: Kitap antik çağlardan günümüze kadar tarihteki pek çok sanatçı, yönetici ve çeşitli şahsiyetlerde bulunan eşcinsellik üzerinde sıkça duruyor. Bu hem kitaba bir ''çekicilik'' verirken hem de kişilerin görüşlerine bir nevi kanıt oluşturur nitelikte özellik kazandırıyor.
Kitabı okurken sadece tarihi bilgiler öğrenmiyorsunuz elbette. Margot bir sanatçı. O, kadına kadın vücuduna bir sanatçı gözlüyle bakıyor. Bundan dolayı kitabı okuduğunuzda aslında bizler de bir eşcinsele ''tutkulu ve aşık'' bir eşcinsel gözüyle bakıyoruz desek sanırım yanlış olmaz. Bu yönüyle kitap didaktik özelliği bir yana aynı zamanda edebi bir tavra da bürünmüş oluyor. Eğer Attila İlhan ve Margot'nun her gittiği kabareyi, sohbet ettikleri eşcinselleri dikkatli bir biçimde gözlemlerseniz sanırım sizler de kitabın bu edebi yönünü ve kişilerin duygusal tarafının farkına varırsınız.
Kitaptaki eşcinsellik hakkındaki yorumlamalar eşcinsel kişilerden başka hem dönemin hem de tarih boyunca çeşitli bilim insanlarının görüşlerini de içeriyor. Bu sayede eşcinsellik ile ilgili çeşitli dayanakları da içeren kitapta pek çok bilgiye de ulaşabilirsiniz
Gelelim kitabın olumsuz yönlerine. İki husus dikkatimi çekti. İlki kitabın yetersizliği. Bu derece geniş bir konuyu çok daha ayrıntılı ele almasını ve konuları genellikle Margot'nun gözünden değil de çok çeşitli kişileri de dahil edip geniş bir perspektiften göstermesini isterdim. Tabii ki de bu konuda Attila İlhan'ı suçlayamam sonuçta bu bir anı kitabı. Yani yazarımız ne yaşamış ise onu anlatıyor. Yaşadığı kadar yazılan bir kitap için yazarı suçlayamam. Diğer bir konu ise konunun çoğunlukla eşcinsellik üzerinden gitmesi. Kitabı hem heteroseksüellik hem de homoseksüellik bakımından çeşitli konuları içermesini isterdim.
Öncelikle Margot üzerinde durmak istiyorum. Çünkü kendisi hemen hemen kitabın tamamında bulunan ve çoğu sohbetin de içerisinde bulunan bir kadın. Haliyle Margot'ya değinmeden kitaptan bahsetmek olmaz. Margot dönemin Fransasına baktığımızda giyimi itibariyle maskülen bir kadın haliyle oldukça dikkat çekiyor ve bu yönüyle kimi insanlarca da sevilmiyor. Margot 'lezbiyen' özelliğiyle dikkat çekmesinin yanı sıra kendisi bir ressam aynı zamanda sanatçı kişiliğinden ötürü oldukça fikir sahibi hatta aydın diyebileceğimiz bir kişilikte birisi. Attila İlhanla nereden tanışıyor nasıl bu kadar yakınlaşıyor bilemiyoruz (tahminimce ''aydın camiasında''). Zaten Attila İlhan'da bunun üzerinde durmuyor. Bunların dışında Margot dönemim Paris'inde birçok LGBTİ kişilerin takıldığı bar, disko, pub, cafe, park vb. mekanlara da hakim; gittiği birçok kabarede veya çeşitli eğlence mekanlarında tanınan ve saygı duyulan birisi (Attila İlhan için bulunmaz bir nimet olsa gerek)
Margot' ya değindikten sonra kitap hakkında genel görüşlerim şu şekilde: Kitap antik çağlardan günümüze kadar tarihteki pek çok sanatçı, yönetici ve çeşitli şahsiyetlerde bulunan eşcinsellik üzerinde sıkça duruyor. Bu hem kitaba bir ''çekicilik'' verirken hem de kişilerin görüşlerine bir nevi kanıt oluşturur nitelikte özellik kazandırıyor.
Kitabı okurken sadece tarihi bilgiler öğrenmiyorsunuz elbette. Margot bir sanatçı. O, kadına kadın vücuduna bir sanatçı gözlüyle bakıyor. Bundan dolayı kitabı okuduğunuzda aslında bizler de bir eşcinsele ''tutkulu ve aşık'' bir eşcinsel gözüyle bakıyoruz desek sanırım yanlış olmaz. Bu yönüyle kitap didaktik özelliği bir yana aynı zamanda edebi bir tavra da bürünmüş oluyor. Eğer Attila İlhan ve Margot'nun her gittiği kabareyi, sohbet ettikleri eşcinselleri dikkatli bir biçimde gözlemlerseniz sanırım sizler de kitabın bu edebi yönünü ve kişilerin duygusal tarafının farkına varırsınız.
Kitaptaki eşcinsellik hakkındaki yorumlamalar eşcinsel kişilerden başka hem dönemin hem de tarih boyunca çeşitli bilim insanlarının görüşlerini de içeriyor. Bu sayede eşcinsellik ile ilgili çeşitli dayanakları da içeren kitapta pek çok bilgiye de ulaşabilirsiniz
Gelelim kitabın olumsuz yönlerine. İki husus dikkatimi çekti. İlki kitabın yetersizliği. Bu derece geniş bir konuyu çok daha ayrıntılı ele almasını ve konuları genellikle Margot'nun gözünden değil de çok çeşitli kişileri de dahil edip geniş bir perspektiften göstermesini isterdim. Tabii ki de bu konuda Attila İlhan'ı suçlayamam sonuçta bu bir anı kitabı. Yani yazarımız ne yaşamış ise onu anlatıyor. Yaşadığı kadar yazılan bir kitap için yazarı suçlayamam. Diğer bir konu ise konunun çoğunlukla eşcinsellik üzerinden gitmesi. Kitabı hem heteroseksüellik hem de homoseksüellik bakımından çeşitli konuları içermesini isterdim.
March 27, 2020
Eşcinsellik ve transeksüellik ile tanışan bir Türk'ün zaman içinde görüşlerinin değişmesi diyebiliriz. Editoryal olarak sıkıntılar olsa da, bir çok isim hakkında verdiği bilgilerle okunması gereken bir kitap.
May 30, 2018
Kendi zamanında alışılmamış, bugün ise bizim bıktığımız konuyu; eşcinsellik konusunu yazmış, tabii Attila İlhan üslubuyla...
January 1, 2018
Üstadın affına sığınarak beğenmedim, daha doğrusu kitabı okuyamadım. Aylarca çabalayarak bir miktar ilerledim ama sonunda bırakarak oh dedim.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews





