İki sayfa arasına bir reyhan yaprağı koyuyorum. Masalın ilk harfidir bu. Çünkü dev bir orman kuracağım onun altına. Okuduğun ilk satır, sabah güneşinin vurduğu buğulu bir patikaya götürecek seni. Ağaçlara dolanan çalı güllerinin, zakkumların arasından usul usul yürüyeceksin. Topraktan yükselen buğu, "Çınarları selamla!" diye fısıldayacak. O zaman durup etrafını saran ağaçlara bir daha bakacaksın. Bir daha ve yeni bir gözle. Nasıl dupduru bir mutlulukla topraktan fışkırdıklarına şaşıracaksın. Ağaç denen mucizeyi ilk görüşün bu olacak. Islak toprağın kokusunu içine çekeceksin. Çiy damlalarındaki güneş gözünü alacak.
Aynı nehirden sulanan geyikle kaplanı, gökte kol kola gezen güneş ve ayı görünce, burada geçer akçenin merhamet, dilin aşk olduğunu anlayacaksın.
Ayşegül Çelik'in 2010 Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne değer görülen öyküleri, masalsı bir dünyaya açılıyor. Yazar, düşten gerçeğe akan hikâyelerle masala adım attığını zanneden okuru, günümüzün şiddet dolu dünyasına çekiyor sezdirmeden. Binlerce yıllık Anadolu efsanelerinden şimdiki zamana, tanıdık hikâyelere yol alan Kâğıt Gemiler modern öykünün dilini, yapısını yetkin bir biçimde temsil ediyor. Hepsi masalın içinde, masal hepsinin içinde... Kapısından içeri girdiğiniz anda çıkmak istemeyeceğiniz bir dünya Ayşegül Çelik'in yarattığı...
H.Ü. İktisadi ve İdari Programlar Bölümünü ve A.Ü. DTCF, Tiyatro Bölümünü bitirdi. H.Ü. Sosyal Antropoloji Bölümünde, mastır programına katıldı.
Öykü şiir ve makaleleri; ‘Varlık, Milliyet Sanat, Hürriyet Gösteri, kitap-lık, Doxa, Bütün Dünya, akşam-lık, Kent ve Gençlik, Bireşim, Hoşça kal Bay Düzyazı’ gibi dergilerde, röportajları ‘Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Star,’ gibi gazetelerde yayımlandı.
Televizyon, sinema ve sahne için drama yazarlığı yanı sıra televizyon için bir çocuk programının yazarlığını yaptı. Radyo oyunları TRT tarafından ödüllendirildi.
2002-2007 yılları arasında, AÜ Devlet Konservatuarı’nda, Dünya Edebiyatı dersleri verdi.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanından yaptığı oyun uyarlaması Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi. ‘Kadın Öykülerinde Ankara’ adlı kitap ile ‘Belki Varmış Belki Yokmuş’ adlı çok yazarlı kitaplara öyküleriyle katıldı.
‘Şehper; Dehlizdeki Kuş’ adlı öykü kitabıyla, Notre Dame De Sion Edebiyat ödüllerinde, mansiyon,
‘Kağıt Gemiler’ adlı öykü kitabıyla, 2010 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü aldı.
1980 yılında İzmir’den Ankara’ya gelmişti, halen orada yaşıyor.
Masallarla, gerçekleşmesi muhtemel öykülerin birbirine bu kadar yaklaştığı, birbirine bu denli uyum sağladığı başka bir örnek okumadım bugüne kadar. Muhteşem bir okuma deneyimi oldu benim için. Uykuya yatmışım da REM evresi 96 sayfa sürmüş gibi. Öykü severlere okumalarını kesinlikle tavsiye ediyorum.
"Sen, Kağıdın sesine fütursuzca kulak kabartan okur... Bilmelisin ki, bu satırların yazanı bir kadındır. Elinde tuttuğun sayfaya kalemin kondurduğu işaretler, bir kadının avaz avaz bağıran avuçlarından kanıyor."
Ayşegül Çelik'in, 2010 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülünü kazanan "Kâğıt Gemiler" adlı öykü kitabı, okuru, topraklarımızdan gelen çağdaş masallarla buluşturuyor.
"Çölde büyüyen bir çocuk, denizi gördüğü ilk anı unutabilir mi?"
Akıcı ve zengin bir dille iyiliğin, kötülüğün, merhametin ve umutsuzluğun masalının inşa edildiği bu kısa ama etkileyici eser, bize insanı resimliyor.
"Korkunç şeyler yaşıyoruz, bizi ezen, un ufak eden şeyler. Fakat nasıl oluyor da, bütün bunlar fazladan bir damla merhamet yaratmıyor dünyada? Nasıl oluyor da, biri çıkıp Cehennem'in kapısından dönmüyor? Neden herkes kendinden önceki suçunu üstlenip kaldığı yerden devam ediyor can yakmaya? Dağ, taş, bütün dünya değdiği yeri yakıp kül eden hikâyelerimizle dolu. Toprağa sızıyor bunlar, bu koskoca dünya yarattığımız acıyla kavruluyor."
Birbiriyle bağlantısı olan bu öyküler, insan ve özellikle kadın olmakla ilgili acı gerçekleri, masalsı bir ton benimseyerek ustaca yumuşatıyor.
"Eğer taş üstüne taş koymayacaksak, omuzlarımızdaki kuvvet ne işe yarar? Birbirimizi yerden kaldırmayacaksak, neye uzanacağız bu kollarla? Merhamet bile hatırımıza gelmeyecekse, içimizde oturan iyiliğin anlamı ne?"
Dini, dili, cinsiyeti farklı olanın da insan olduğunu unutmamak adına, hümanist, eşitlikçi bir derdi olan bu mütevazi ve etkileyici kitapta, öykü okumayı seven, sevmeyen fark etmeksizin tüm okuyucuların kendinden ve zamanımızdan bir şeyler bulacağına inanıyorum.
Ne yalan söyleyeyim, bu kadar övülen bir kitaba başlarken biraz temkinliydim ama daha ilk öyküden bunca övgünün boşuna olmadığını anladım. Kağıt Gemiler'i çok sevdim sevmesine ama ben en çok Ayşegül Çelik'in dilini, anlatım tarzını sevdim. Mutlaka okunmalı.
Son gunlerde arkadas olarak ekledigim herkesin okudugunu gorup benim yazarinin adindan bile bihaber olusumu azicik garipsedim. Iyi ki de herkeste gorup imrenip okumusum dedigim bir kitap oldu. Sanki cok ayriymis gibi gorunen herseyin bir anda birlesmesi cok etkileyiciydi. Yazarin dili cok yalin ve naif. #tarihte ezidiler ile ilgili bi makale okumustum gectigimiz aylarda ve o zaman da onlArin kulturunu, yasama sekillerini ve hala bu cagda o yasam aliskanliklarini devam ettirmeye calismalarini etkileyici bulmustum. Kitapta ezidilerin detaylarini gormekten ve bunun nakis nakis tavus olarak islenmesinden keyif aldim. Kitabi ogrenmemi ve okumami saglayan (4-5 yildiz veren) herkese tesekkurler.
2013 Ocak ayında okudum ve o günden beri değer verdiğim arkadaşlarıma hediye ediyorum. Daha çok duyulsun diye...
Ayşegül Çelik, Haldun Taner Öykü Ödülü aldı, evet! ama yine de günümüzde hak ettiği değeri görmüyor bana kalırsa. Oysaki birçok yazardan daha özel benim gözümde.
Bir gün kendisi ile tanışıp sohbet etmeyi çok istiyorum. Umarım gerçekleşir.
Kâğıt Gemiler, Ayşegül Çelik'in birbiriyle bağlantılı on öyküsünden oluşan ve 2010 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü almış kitabı. Kitaptaki öyküler sırasıyla şunlar:
- Afsun - Kuşlar - Kelimeler Masalı - Gökteki Kara Boncuk - Toprağın Öyküsü - Beyaz Kelebek - Çöl Gemileri - Ah, Seni Bahtsız Yalnız - Deli Orman - Son Hikâye
Ayşegül Çelik'i ilk kez çeşitli kadın yazarların öykülerinin toplandığı "Alis, Harikalar Diyarı'ndan Tüymüş Bulunuyor" isimli kitaptaki öyküsüyle okumuştum. Birkaç gün önce de kitabevinde dolanırken Kâğıt Gemiler dikkatimi çekti. Kâğıt Gemiler'i düşündüğünde aklına gelen ilk kelime ne diye sorsalar, sanırım "mistik" derdim. Öykülerin hepsinde mistik, büyülü, masalsı bir hava var. Her öykü aslında birbiriyle bağlantılı, ortak birer noktaları var.
Beni özellikle Toprağın Öyküsü ve Beyaz Kelebek öyküleri çok etkiledi, bunu da belirtmeden geçmeyeyim.
Ayşegül Çelik'in oldukça akıcı, hüzünlü, masalsı ve insanı etkileyen bir anlatımı var. Tarzı gerçekten hoşuma gitti.
"Fakat hayattan, düşlerden umudumu keseli çok oluyor. Artık gözlerimi kapattığımda serin kıyılara, yağmur kokulu ormanlara yuvarlanmıyorum. Artık gözümün arkasında sadece kara lekeler var."
"Gerçeğin yürekte taşınan bir ağrı olduğunu öğrendim. Çölün içindeki ormanları, dur gitme, diyecek ağızları aramanın anlamı yok. Hayat dediğimiz, tepeden tırnağa bir ağrıdan ibaret. Korkunç şeyler yaşıyoruz, bizi ezen, un ufak eden şeyler. Fakat nasıl oluyor da, bütün bunlar fazladan bir damla merhamet yaratmıyor dünyada? Nasıl oluyor da, biri çıkıp cehennemin kapısından dönmüyor? Neden herkes kendinden öncekinin suçunu üstlenip kaldığı yerden devam ediyor can yakmaya? Dağ, taş, bütün dünya değdiği yeri yakıp kül eden hikâyelerimizle dolu. Toprağa sızıyor bunlar, bu koskoca dünya yarattığımız acıyla kavruluyor."
Kagit Gemiler ile diyarlar,zamanlar,masallar ve gercekler arasinda dolastim durdum ve yolculugum hic bitmesin istedim. Yolcuktan sonra kalbimde garip bir huzun dudagimda buruk bir gulumseme aklimda sorular kaldi. Dili cok zengin ve degisik farkli hikayeler ama karakterleri baska bir hikayede birbirine dokunuyor. Ben cok sevdim
"Gerçeğin yürekte taşınan bir ağrı olduğunu öğrendim. Çölün içindeki ormanları, dur gitme diyecek ağızları aramanın anlamı yok. Hayat dediğimiz, tepeden tırnağa bir ağrıdan ibaret. Korkunç şeyler yaşıyoruz, bizi ezen, un ufak eden şeyler. Fakat nasıl oluyor da, bütün bunlar fazladan bir damla merhamet yaratmıyor dünyada? Nasıl oluyor da, biri çıkıp cehennemin kapısından dönmüyor? Neden herkes kendinden öncekinin suçunu üstlenip kaldığı yerden devam ediyor can yakmaya? Dağ, taş, bütün dünya değdiği yeri yakıp kül eden hikâyelerimizle dolu. Toprağa sızıyor bunlar, bu koskoca dünya yarattığımız acıyla kavruluyor."
Dieses dünne Romanbändchen (130 Seiten) der türkischen Schriftstellerin beweist mir wieder einmal die Faszination orientalischen Erzählens. Wundersames und realistisches sind miteinander verwoben, der Glaube an immaterielle Wesen, die sich materialisieren, wunderbare Naturerscheinung gemeinsam mit grausamen Vorgängen, sie machen für mich die Faszination dieser Literatur aus. Celik befasst sich mit der Kultur der Jesiden, die uns seit den Entführungen durch den Islamischen Staat bekannt geworden sind. Es geht um Vertreibung, um Zwangsverheiratung, um Knechtung, Leidende sind vor allem die Frauen. Aus diesem Konglomerat leider allzu bekannter Vorgänge macht Celik einen Roman, der aus scheinbar unabhängigen Erzählungen aufgebaut ist, die sich allerdings zu einem wundersamen Ganzen vereinen. Und ganz zum Schluss hat die Hauptfigur Ceylan die Entwicklung zur selbstbewussten gütigen Frau vollzogen. Der Roman ist auf der Shortlist es LiBeraturpreises von LitProm 2023 gewesen, eine Liste, der ich immer wieder ganz spannende Romane über Menschen und aus Gegenden entnehme, die unserem weißen westlichen Denken oft komplett unbekannt sind.
Dili yalın, anlatımı derin. Ve Ayşegül Çelik öyle güzel öyküler kaleme almış ki... Özellikle 'kelimeler masalı' adlı öyküsü beni büyüledi. Bir yerde gerçeği masallaştıran akıl varsa ona hayran oluyorum. İlk Behrengi ve Bilge Karasu'da farketmistim. Daha sonra Orwell ve Hesse'de. Şimdi de kağıt gemilerde.
Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı'ndan sonra okumuş olmam ilginç bir tesadüf. Zeytindağı'nın 122. Sayfasında anlatılan Bedevi şeyhlerinin katillere verdiği cezanın evlenebilir bir kız olması ve bu kızın ölen adamın karısı olup erkek çocuğu olana kadar alıkoyulması öyküsünü kitaptaki bir hikayede bulmak güzel bir tesadüf oldu.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Masal mı gerçek mi bilmiyorum ama ilk sayfasında içine düştüğünüz ve her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir evrene açılıyor bu kitap. Tüm öyküler adeta efsunlu.
Zaten oldum olası çöl temalı eserlerde betimlemeler de güzel olunca adeta gafil avlanırım. Belki de sırf bu yüzden Kağıt Gemiler de benim için ‘böyle bir kitap yazabilmek’ listemde yerini aldı. Ayşegül Çelik’in eline sağlık.
Çocuk gelinden kaçakçılık ajitasyonuna kadar her şeyin içiçe olduğu ağlak bir kitap. Bu kadar sevilmesini yine insanımızın acıyı sevmesine bağlayacağım ama o bile yetersiz kalır sanırım. Kadın olduğunu vurgulayan, kadın olduğu için yazmak eylemini ne sıkıntılarla hayata geçirdiğini vurgulayan bir yazarı var kitabın. Tuhaf !
Beni tam çekemedi kapalı geldi. Bazı kısımları çok güzeldi gayet özgün. Sadelik özellikle tercih edilmemiş olabilir gerçeküstü anlatımla beraber belki tekrar okurum ama ön bilgi edinip okunursa daha verimli olabilir yazarla kitabı hakkında yapılan bir söyleşisini okuyunca daha iyi oturdu bazı kısımlar, bunları belki daha uzun detaylı bir kurguda okurken anlasaydım muhtemelen 4 yıldız verirdim
Çok keyifli bir pazar okumasıydı. Elimden bırakamadım, tadına da doyamadım. Öyküler arasındaki bağlantılar müthiş. Ayrıca, o nasıl bir bitiriş, muhteşem!
Bu kitaptaki oykuleri tek tek mi ele almak lazim yoksa tek tek birbirine eklenmis buyulu bir dunya mi olarak ele almak lazim bilemedim ama su kadar var ki Yunus Nadi odulunu bosuna almamis.