Simone de Beauvoir'ın 'Kadın' (Le Deuxiéme Sexe -İkinci Cins) adlı dev eseri Fransa'da ilk yayımlandığı zaman öylesine büyük bir ilgi gördü ki, iki yıl içinde 97 kez basılarak bir rekor kırdı. Kitap büyük yankılar yaptı. Bugüne kadar sürüp gelen 'kadın anlayışı' bu eserle birlikte birden altüst oldu. Yazarlar, aydınlar, okurlar birbirlerine girdiler. Tartışmalar uzayıp gitti. Böylece yazarın ve kitabın ünü de dünyanın her tarafına yayıldı. Amerika'da aynı yıl içinde dört baskı birden yaparken, hızla çevrildiği dünyanın belli başlı bütün dillerinde tekrar tekrar basılıyordu. Türkçe'de de yayımladığımız ciltlerin kısa sürede tükenip yeni baskılar yapması kitaba gösterilen bu ilginin dünya çapında olduğunu belirtmeye yeter. Bütün yazarların 'her kadın ve erkeğin muhakkak okuması gereken kitap' dediği bu büyük eseri tam metin halinde üç cilt olarak yayımlıyoruz: 1.Genç Kızlık Çağı, 2. Evlilik Çağı, 3. Bağımsızlığa Doğru adını alan bu kitaplar, hem bir bütün olarak hem de her biri belli bir konuya ayrıldığı için, ayrı ayrı okunabilir. (Arka Kapak.)
Works of Simone de Beauvoir, French writer, existentialist, and feminist, include The Second Sex in 1949 and The Coming of Age, a study in 1970 of views of different cultures on the old.
Simone de Beauvoir, an author and philosopher, wrote novels, monographs, political and social issues, essays, biographies, and an autobiography. People now best know She Came to Stay and The Mandarins, her metaphysical novels. Her treatise, a foundational contemporary tract, of 1949 detailed analysis of oppression of women.
daha ampirik bir düşüne modeli tercih etmiş beauvoir, özellikle kadın yazarların romanlarındaki kadın karakter klişelerinden tümevarımlar yapmış, pekçoğu hala türk toplumuna uyarlanabilir erkek beklentileri üzerine bir taşlama. Bu defaki ilk kitaba göre daha az teorik daha net ve kılgısaldı.
Genç kızlık çağı kadar bayılmadım. Kitap 5 bölümden oluşuyor. Özellikle ilk iki bölüm; Evli Kadın ve Ana, evlemeyi ve çocuk doğurmayı isteyen kadınları korkutup caydıracak nitelikte 😉 yine de müthiş tespitler var tabii. Simone de Beauvoir’e kulak vermeye devam.!
Simone de Beavouir. She is my favorite author. She managed so many things despite of her despot family. She met Jean Paul Sartre when she was studying Philosophy. They fell in love and felt the same love as long as they live. They both left amazing novels to the world. They started a revolution. She was a real feminist. She cricitized all the women in world honestly. She gave them advices about what to do as a woman in a world which is ruled by men. I really wished that she could live a little longer so that she can left another novels too.
.... “Kadın doğulmaz, kadın olunur."
"Kadınlar, yeryüzündeki yaşama kurallarını reddettikleri zaman hiç de haksız değildirler. Hele de bu kuralları kendilerine sormadan, yalnızca erkeklerin koydukları düşünülürse."
Simone de Beavouir. En sevdiğim yazarlardan biri. Baskıcı bir ailede yetişmesine rağmen kendini çok iyi geliştirmiş. Felsefe eğitimi görürken Jean Paul Sartre ile tanışıyorlar ve sonra da hiç ayrılmıyorlar. Aynı aşkı, aynı tutkuyu bir ömür hissediyorlar. İkisi de dünyaya inanılmaz eserler bırakarak, milyonlarca insanın düşüncelerine ilham olarak veda ediyor. Sartre'ı kaybettikten tam altı yıl sonra onun ölüm gününden bir gün önce veda ediyor dünyaya. Son eseri de Sartre'a Veda oluyor zaten. İnanılmaz bir hikaye bu benim için. Kadın serisinin ilk kitabını bir türlü alıp okuyamadım ama bu ikisi için gerçekten ne desem az. Tüm kadınların kendinden bir parça bulacağı konuların hepsine değiniyor. Kadınları gayet dürüst ve cesur bir şekilde eleştiriyor. Özellikle ekonomik özgürlükleri halde hâlâ erkek egemenliğine boyun eğen kadınları. "Kadınlara sadece ailenin yönetimini vermektense devletin de yönetimini vermek çok daha iyidir." diyor. Okumak istediğim çok fazla eseri var. Keşke biraz daha fazla yaşasaydı dediğim insanlardan biri. Henüz hiçbir eserini okumadıysanız kesinlikle Simone'la bir tanışmanızı öneririm.
"Ne büyük talihsizliktir kadın olmak!
Ama asıl kötüsü, kadın olup da bunun farkına varmamaktır."