Hastalıktan uzun süre kitabı elime alamayınca,bitirmesi de biraz uzun sürdü.Kurgu öykü olduğunun bilinciyle okuyunca,son derece büyük bir keyifle ve yer yer göz yaşlarıyla okudum.Küçükken evimizde Resimli İslam Ansiklopedisi isimli birkaç ciltten oluşan kitapları defalarca okumuş biri olarak;kitap beni o günlere götürdü.Bu yönü bile bu kitabı beğenmem için başlı başına bir sebep.Yazar,siyer yönünde bir iddiası olmadığını zaten kitabın sonunda verdiği kaynakçayla göstermiş.Ben çok beğendim,tavsiye ediyorum.
Yesrib'de Bahar beni ikilemde bırakan kitaplardan biri oldu. Bir yandan beğendim ve kendime birçok pay çıkardım. Bir yandan da eksik bulduğum için bazı kısımlarını yadırgadım.
Yazar tarihi öğelerden çok kurguya ağırlık vermiş. Bunları kitabın sonunda kaynakça ile birlikte açıklıyor. O noktada hiçbir sıkıntı yok benim için. Sorun bu durumu sevememiş olmam. Siyer yönü epeyce yüzeysel ve zayıf olmakla birlikte kurguya dahil ettiği Efendimiz (SAV)'e ait konuşma ve hareketler üzerine direkt şu kaynaktan nakil bir hadis yahut sünnettir gibi bir dipnot eklenmemişti. Günlük konuşma dili söz konusu bile olsa buna dikkat göstermek gerektiğini düşünüyor ve biliyorum.
Bunun haricinde kurguda olup gerçekte olmayan ve yine özen gösterilmediğini düşündüğüm yerler de mevcuttu. O yüzden ne sevdim ne sevmedim kısmına aldım kitabı. Vahiy katiplerinden Sabit bin Zeyd'e ait kurgu bir öykü okumak isterseniz okuyabilirsiniz. Yok, ben tarihi kitapları seviyorum derseniz almadan önce iki kez düşünün derim.
E' questo il racconto della nascita dell'Islam in maniera romanzata, semplice, chiara, una sorta di grande epopea. Un mondo che non ci si aspetta, di grande tolleranza e rispetto nei rapporti tra uomo e donna per cui nasce spontanea la constatazione che o l'immagine che noi abbiamo di questa religione è assolutamente sbagliata (alcuni fatti però dimostrano il contrario) o il messaggio originario è venuto meno. Probabilmente tutte le grandi religioni nei primordi erano nate per sopperire al bisogno di pace, amore, rispetto, sostentamento dei deboli e poi progredendo l'ortodossia, le norme, il voler imbrigliare il tutto in regole spesso fini a se stesse e prevaricando i bisogni del credente si sono miseramente perdute.