Cahit Zarifoğlu'na ait hangi metin olursa olsun, onun dünyasına bir iklime geçer gibi girersiniz. Yeni bir iklime girmenin ne gibi etkileri oluyorsa, nasıl değiştiriyorsa insanı öylece değişirsiniz. —Alim Karaman Türkçe'de hem hem âhenge ulaşmak, hem de duygu iletişimini sağlamanın belki de en çetin bir şairlik görevi olduğu günümüzde, bir de buna "avucunda kor tutmayı" eklemişti. "Hal"ini iyiye doğru sürekli yüceltirken, "şiir"ini de yeni "hal"ine uydurma savaşında idi. —Prof. Dr. Hüseyin Hatemi Cahit Zarifoğlu o hale gelmişti ki, kendi dünyası içinde bir şiir dili kurmuştu ve bunu çok iyi kullanırdı. Yani şiire, o anlatılmaz olana ait bir durum çıktığı zaman, bir algılama olduğu zaman onu hemen anında şiire döküverirdi. —Erdem Beyazıt
Cahit Zarifoğlu, 1940’da Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında sırasıyla ilkokullarda öğretmen vekilliği, çeşitli gazete ve haftalık dergilerde musahhih ve teknik sekreterlik, bazı özel şirketlerde tercümanlık, muhasebe yardımcılığı yaptı. Askerliğinin kıta hizmetini Sarıkamış Dağcı Alayı’nda ve 1974 Kıbrıs Harekâtı’nı müteakip Kıbrıs’ta ikmal etti.
Goethe Enstitüsü’nün dil kurslarına katılmak üzere iki defa Almanya’ya gitti. Bu sırada belli başlı Avrupa ülkelerini ve kültürlerini tanıdı. 1975’de Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nda mütercim olarak çalışmaya başladı. Bir grup arkadaşıyla “Mavera” dergisinin kuruluşunda ve yayınında görev aldı. 1976’da TRT Genel Müdür Mütercim Sekreteri görevine atandı. Aynı kurumun değişik ünitelerinde raportör, araştırma görevlisi, uzman ve şef olarak çalıştı. İstanbul Radyosu’nda denetçi olarak görev yaptığı sırada 7 Haziran 1987’de vefat etti.
tam da "hayatım yoğunlaşmaya başladı, okuyup geçemiyorum, ne yapsam ne etsem" diye düşünürken A. Cahit Zarifoğlu-ACZ Kitabı çıktı. Bi kurcalayayım, eğer içeriği sandığım gibiyse önce bunu hatmedip sonra birlikte yürüteceğim.
Kabul şiirlerden yarısını anlamadım. Fakat şu gibi dizelerden sonra eleştirmeye hakkım olmadığını düşünüyorum; "aklımdan çıkmıyorsun dedim başka türlüsünü yorgunum anlatmaya"
"Tilki göz kırpıyor Mevlana'dan bir deyiş aktarıyor kartal Şahin yarı yoldan dönüyor Güvercin rahat bir nefes alıyor Alçalıyor Ve konuyor kanıma."
Sadece bu dizelerin bile hayatımda ne kadar çok şeye aynı anda dokunduğunu anlatabilmem mümkün değil. Şiirler, benim sayısı çok nadir, sırlı kitaplarımdan biri oldu.
Bunu da lisede şiire sardığım zamanlar okumuştum. Herkes anlaması çok zor diye geziyordu ama nedense birçok şiirinin beni çok iyi anlattığını düşünmüştüm. Bu yüzden de o dönemde okuduğum onlarca yazar içerisinde Cahit Zarifoğlu ayrı bir yer edinmişti. Hatta bu incelemeyi yazarken uzun süredir şiirlerine bakmadığımı fark edip hüzünlendim. Türk yazarların olduğu bir kısım var kitaplığımda ama oraya Türk edebiyatında yer edinmiş kişileri de koymak istiyorum aslında. Zarifoğlu iyidir okuyun.
anlaşılır şiirler yazdığını düşünen yegâne insanım sanırım. biraz Kahramanmaraş rüzgârı fakat çokça Kafkasya'dır onun şiirleri. Çerkeslikten gelen artistlik ayrı bir ruh dünyası. kalpten çıkan kalbe gider. onun şiirleri kalbimdedir hep aklımda. Gazali aklın kalpte olduğunu söyler, beyinde değil. çoğu zaman haklı olduğunu düşünüyorum. aklım hep kalbimdekilerde geziniyor. onun şiirleri de sık sık zihnimde gezinir. rahmetle güzel insan.