Jump to ratings and reviews
Rate this book

Εμείς κι αυτός

Rate this book
Tο χριστουγεννιάτικο δώρο στη γυναίκα του ήταν ένα μικρό αδέσποτο σκυλί, ο Pοκανίδης, απείθαρχος κι αναρχικός, που αγαπάει τη ζωή και την ελευθερία.

O Σάντορ Mάραϊ, ο συγγραφέας των μεγάλων, δραματικών μυθιστορημάτων για τα ανθρώπινα πάθη, διαλέγει ν’ αφηγηθεί εδώ την ιστορία ενός σκύλου. Mε τρυφερότητα, λεπτό χιούμορ και ειρωνεία, όπως πάντα, βλέπει στο σκύλο τον εαυτό του και τις προδομένες επιθυμίες του.

Aπό την αναμέτρηση ανθρώπου και σκύλου, αυτός που θα φύγει με το κεφάλι ψηλά είναι ο σκύλος. Kι ο άνθρωπος, ηττημένος από τις ίδιες τις αυταπάτες του, θα καταλάβει ότι στη ζωή δεν αγαπάμε τόσο το ενάρετο, τέλειο και συμβατικό, όσο το καταπιεσμένο κι ανήσυχο, το ατελές κι απείθαρχο, γιατί αυτή είναι η βαθύτερη φύση κι η μοίρα μας.

308 pages, Paperback

First published January 1, 1932

22 people are currently reading
365 people want to read

About the author

Sándor Márai

182 books1,235 followers
Sándor Márai (originally Sándor Károly Henrik Grosschmied de Mára) was a Hungarian writer and journalist.
He was born in the city of Kassa in Austria-Hungary (now Košice in Slovakia) to an old family of Saxon origin who had mixed with magyars through the centuries. Through his father he was a relative of the Ország-family. In his early years, Márai travelled to and lived in Frankfurt, Berlin, and Paris and briefly considered writing in German, but eventually chose his mother language, Hungarian, for his writings. He settled in Krisztinaváros, Budapest, in 1928. In the 1930s, he gained prominence with a precise and clear realist style. He was the first person to write reviews of the work of Kafka.
He wrote very enthusiastically about the Vienna Awards, in which Germany forced Czechoslovakia and Romania to give back part of the territories which Hungary lost in the Treaty of Trianon. Nevertheless, Márai was highly critical of the Nazis as such and was considered "profoundly antifascist," a dangerous position to take in wartime Hungary.
Marai authored forty-six books, mostly novels, and was considered by literary critics to be one of Hungary's most influential representatives of middle class literature between the two world wars. His 1942 book Embers (Hungarian title: A gyertyák csonkig égnek, meaning "The Candles Burn Down to the Stump") expresses a nostalgia for the bygone multi-ethnic, multicultural society of the Austro-Hungarian Empire, reminiscent of the works of Joseph Roth. In 2006 an adaptation of this novel for the stage, written by Christopher Hampton, was performed in London.
He also disliked the Communist regime that seized power after World War II, and left – or was driven away – in 1948. After living for some time in Italy, Márai settled in the city of San Diego, California, in the United States.
He continued to write in his native language, but was not published in English until the mid-1990s. Márai's Memoir of Hungary (1944-1948) provides an interesting glimpse of post World War II Hungary under Soviet occupation. Like other memoirs by Hungarian writers and statesmen, it was first published in the West, because it could not be published in the Hungary of the post-1956 Kádár era. The English version of the memoir was published posthumously in 1996. After his wife died, Márai retreated more and more into isolation. He committed suicide by a gunshot to his head in San Diego in 1989.
Largely forgotten outside of Hungary, his work (consisting of poems, novels, and diaries) has only been recently "rediscovered" and republished in French (starting in 1992), Polish, Catalan, Italian, English, German, Spanish, Portuguese, Czech, Danish, Icelandic, Korean, Dutch, and other languages too, and is now considered to be part of the European Twentieth Century literary canon.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
45 (16%)
4 stars
99 (35%)
3 stars
102 (36%)
2 stars
27 (9%)
1 star
5 (1%)
Displaying 1 - 30 of 39 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
759 reviews4,801 followers
October 26, 2025
Yaklaşık 2 yıllık bir aranın ardından, sonunda, yeni bir Sándor Márai geçti elime - ne mutluluk! Dilimize bu kitap dahil çevrilmiş toplam 7 kitabı var kendisinin ve pek çoğunun baskısı dahi bulunmuyor (şükür ki vaktiyle hepsini edinebilmiş ve okumuştum) - oysaki müthiş üretken bir yazar kendisi, keşke diğer metinlerini de dilimizde okuyabilsek, umarım bu çeviri yenilerinin de yolda olduğunun habercisidir diyeyim.

Çok uzun bir giriş oldu, neye. "Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi" alt başlığını taşıyor Marai'nin Csutora romanı. Bir adam (ki kendisi yazar ve insan zaman zaman Marai'nin kendisi mi bu kişi diye düşünüyor zira yazar yazar olduğunu sık sık yineliyor ve okura da sorular soruyor, birlikte düşünmeye davet ediyor) eşine Noel hediyesi olarak bir yavru köpek alıyor. Cins bir köpek olduğu söylenen bu minik yavrunun aslında cins değil melez olduğu zamanla ortaya çıkıyor ve "burjuva" ailemiz bu durumdan hiç hoşlanmıyor. Üstelik de köpeğin evcilleştirilmeye karşı gösterdiği direnç, özgürlüğüne düşkünlüğü ve kaytısızlığı işleri iyice karmaşık hale getiriyor.

Marai'nin her metnine sinmiştir sınıf perspektifi ve eleştirisi, bu metinde de öyle: aslında bir köpekle kuramadıkları ilişki üzerinden koca bir sınıfı yerin dibine batırıyor yazar. (Cins takıntısı, o sıra yeni moda olmuş "psikanaliz"le ilgili diyaloglar ve köpeği psikanalize götürme önerileri, dışarıdaki algılarına duydukları büyük saplantı vd.) İnsanların Csutora ile yaşadıkları üzerinden insan doğasına, iktidarla ilişkimize, hükmetme arzumuza, egolarımıza, komplekslerimize dair öyle çok şey anlatıyor ki. Aslında bir köpeği anlatıyor gibi gözükürken insanın karanlık yanına dair bir şeyler söyleyen bir roman bu ve Marai'nin bu işte ne kadar mâhir olduğunu önceki romanlarından da biliyoruz.

Ha ama köpeği de çok iyi anlatıyor, orası muhakkak. Kendini bir türlü o eve ait hissedemeyen Csutora'nın duygularını anlattığı bazı yerlerde çok fena oldum, içim parçalandı.

Marai'nin diğer romanları kadar ihtişamlı olmasa da yine de çok güçlü bir metin Csutora. Bitirirken: İnsanları sevmek çok zor sahiden. Keşke sadece köpekleri severek yaşayabilmek mümkün olsa!
Profile Image for Argos.
1,262 reviews492 followers
December 29, 2025
Bu seneyi çok hoş bir kitapla kapatıyorum. Sandor Marai’den okuduğum ikinci kitap. Bir yazar (muhtemelen kendisi) yavru bir köpek edinir, Puli cins olduğunu düşünerek alır. Roman köpek ile insanın dünyasının nasıl kesiştiğini, hatta benzeştiğini mizahi bir dille anlatır.

Yazarın özgür düşünceli olması ve buna bağlı olarak baskılara karşı tepki gösterme huyunu köpek üzerinden yansıtması çok keyifli bir okuma sağlıyor. Sınıf farklarının her iki cinste de belirgin olduğunu gerçekçi fakat duygusal olarak anlatan yazar en vurucu cümlesini sona saklıyor. Okunası bir kitap.
Profile Image for Yaprak.
520 reviews192 followers
August 19, 2025
Mumlar Sonuna Kadar Yanar, İşin Aslı, Judit ve Sonrası gibi romanlarını okuyup çok sevdiğim Macar yazar Sandor Marai'nin bu kısa romanı bu kez Can Yayınları tarafından yayımlandı.

Burjuva bir beyefendinin yılbaşı gecesi hediye olarak eşine aldığı-tabi o zamanlar satın alma sahiplen bilincinden yoksun kendisi- Csutora isimli köpeğin yer yer hüzünlü yer yer komik hikayesini anlatıyor bu roman. Okuruna sık sık seslenen yazar aslında sinemada dördüncü duvarı yıkmak denilen şeyi edebiyata uyguluyor. Kendisinin de yazar olduğunu anladığımız burjuva beyefendinin Sandor Bey olduğunu düşünmeden edemiyoruz. :)

Cepte taşınacak kadar küçükken yeni evine giden haylaz Csutora'nın kendisini sahiplenen aileyle birlikte yaşadıkları ve onlara yaşattıkları, özellikle bir köpekle hayatı paylaşan okurları çok etkileyecektir. Her hayvan gibi kendine özgü bir karakteri olan Csutora'nın dokunaklı öyküsünü çok sevdim. Duygulana duygulana da bitirdim. Yazarın bir köpekle ilişkisi üzerinden hayatı, insan ilişkilerini sorgulamasını da çok doğru ve mantıklı buldum ne yalan söyleyeyim. :)

Kedi ve köpekler için yaşam şartlarının gittikçe zorlaştığı bu ülkede, bu kitaptan şaşırtıcı olmayacak biçimde etkilendim. Her köpeğin mutlulukla kuyruk salladığı bir dünya hayalini kurmaya devam ediyor, edebiyat sayesinde güçlenen empati ve vicdan duygusu diliyorum herkese.
Profile Image for Pia G..
441 reviews152 followers
January 9, 2026
csutora’nın karanlığı rahatsız edici ancak en azından dürüstçe, insanın kendine bakarken kaçamadığı o gerçeklik gibi. o yüzden bence akılda buruk bir hatıra gibi kalıyor.
Profile Image for Metin Dirim.
147 reviews5 followers
August 10, 2025
Ama işte tam da bu esnada, hayatta hem de pek çok kez olduğu üzere, kriz ve çaresizlik anlarında ortaya çıkan sürprizler gibi , sedirin altında bir şey kımıldıyor ve yavaşça kulübenin ortasına doğru ilerliyor, şimdi tavanda asılı lambadan toprak zemine süzülen ışık huzmesinin tam ortasında. İşte bu, kahramanın sahneye çıkma ânı. Edebiyatın kuralları bu sahnenin muhteşem kelimelerle vurgulanmasını öngörür. Ancak bir avuç büyüklüğünde tüyden oluşan bir yumağın mızırtılarla sedirin altından çıkışını, kahramanın sahnesi olarak tanımlamak mümkün mü? Zeminin tam ortasında duran şey dışarıda karları temizlemekle meşgul belediye işçilerinin yere düşürdüğü keçi derisinden tüylü bir eldivene benziyor en çok ama ses çıkarıyor. “Bu bir köpek mi?” diye soruyor hayretle beyefendi. Bakıcı yanıt vermek yerine eğilip iki parmağı arasına kıstırdığı şeyi yerden kaldırıyor. Gerçekten de dört ayağı ve uzun tüyleri var ve minik bir kuyruğu.Karmakarışık tüylerinin arasından bakan iki lacivert göz üzerine ışık düştüğünde parlıyor. Bu yaşayan şey aslında saman saplarının, çamurun, birbirine yapışmış tüylerin bir karışımı. Bakıcı ölmüş bir fareyi tutar gibi iki parmağının arasına kıstırıp yerden kaldırdığı canlıyı havada bir o tarafa bir bu tarafa sallıyor.”Gerçek bir köpek mi bu?” diye soruyor beyefendi.”Gerçek olmaz mı!” diyor bakıcı.”Dört haftalık bir Puli ve büyük bir gelecek vaat ediyor.” Bakıcının sözleri fazlasıyla profesyonel. Gelecek vaadiyse ancak gülüp geçilecek türden bir lakırdı! Bu bir avuç çamur ve saman karışımının, kısa bir de sapı olsa tam bir tuvalet fırçası sanılacak bu “şey”in herhangi bir gelecek vaat edebileceğini ciddiye almak mümkün değil. Bu kirli yumağı tutmak için eldivenini çıkarıyor.

Sándor Márai - Csutora -Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi ( Csutora )
Profile Image for Merve Büker.
221 reviews17 followers
Read
December 21, 2025
Macar edebiyatının benim için en kıymetli yazarlarından biri Sándor Márai. Csutora’yı elime aldığımda da ondan zarif ama sade bir köpek hikâyesi okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat Márai yine bildiğimiz gibi; küçük görünen bir hikâyenin içine insanın kendisiyle, sadakatle ve yalnızlıkla kurduğu o sessiz, kırılgan muhasebeyi de yerleştirmiş.

Noel zamanı eşine farklı bir hediye vermek isteyen anlatıcımız, cins olduğunu düşündüğü Csutora’yı alır ve evin tüm düzeni bir anda değişir. Csutora henüz birkaç haftalıkken eve gelse de değişmez, yönlendirilemez ve ehlileştirilemez oluşu bu burjuva ailenin pek de hoşuna gitmez. Yaşananları okurken, bir köpeğin eve uyum sürecinden çok daha fazlasını; Márai’nin metinlerinde sıkça karşımıza çıkan sınıf çatışmasını da hissediyoruz.

Görünürde bir köpeğin hikâyesini okuyoruz, satır aralarında ise insan olmaya dair pek çok şeyi. Márai’nin dili her zamanki gibi sakin, abartısız ve içe işleyen bir derinliğe sahip. Csutora, yazarın en sevdiğim kitabı olmayabilir ama Sándor Márai ile yeniden buluşmak, benim için her zaman güvenli ve edebi olarak doyurucu bir okuma hissi yaratıyor.
Profile Image for Irem Gündoğdu.
18 reviews2 followers
December 24, 2025
Yazarın (belki kendisi belki de kitaptaki ana karakter) bir köpekle kurmak istediği bağ ve toplumun çürük algısıyla,yani sınıf ayrimiyla savaṣını okuyoruz. Kendisi gibi dıṣlanmıṣ bir köpekle arkadaṣlık kuran yazarın zaman içerisindeki değiṣimi ve yozlaṣmasına tanık oluyoruz. İnsan denen varlığın hükmetme arzusu, egosu gibi karanlık taraflarını gün yüzüne cıkartiyor. Kocaman bir sistem eleṣtirisini bir köpek üzerinden veren yazarın son satırlardaki farkindalığı beni kalbimden vurdu...
" Biz insanlar genellikle iyiyi, güzeli, erdemi değil, bastırılan, mükemmel olmayan, yaṣamda diṣlerini göstererk bizle kavga eden ṣeyleri daha çok seviyoruz ki bunlar erdem ve uyum değil, hata ve isyanla dolu ṣeyler." Hepimiz kendi hayatımızdaki köpek ısırıklarına bir daha dönüp bakmalıyız. Belki de bir Csutora'ya rastlayabiliriz...🖤
Profile Image for Benedetta.
96 reviews3 followers
October 5, 2024
Truciolo è il tramite per osservare le sensibilità umane da una prospettiva acuta e istintiva, ironica e riflessiva, senza scadere nell’introspezione.
Dal capitolo “Psicoanalisi” va tutto in malora 😅
Profile Image for Padmin.
991 reviews57 followers
May 14, 2019
RISVOLTO
«Márai sorride!» potremmo annunciare oggi (come la MGM, quando distribuì Ninotchka, annunciava al mondo che la Garbo rideva). Che Sándor Márai, la cui voce ci aveva soggiogati in romanzi intensi e drammatici come Le braci o Divorzio a Buda, si riveli in questo libro anche umorista sottile e arguto moralista, sarà per tutti una piacevole sorpresa. D’altronde, ci confessa lo stesso Márai nella sua premessa in forma di burlesca autodifesa, «non si può pretendere da uno scrittore che se ne vada in giro perennemente in abito togato, che assuma sempre pose tragiche»: arriva un momento in cui questi «non ha più alcuna voglia di restare fedele al genere umano», e – sfidando lo sdegno dei «profeti dal volto arcigno» che lo esortano a dedicarsi ai gravi problemi che affliggono l’umanità – decide di scrivere la storia di un cane.
-------------------
Incipit
CAVE CANEM!
Attento, lettore! Questa è la storia di un cane.
Cave Sándor Márai, invece...
Profile Image for Sevim Tezel Aydın.
811 reviews54 followers
October 28, 2025
İnsanı düşündüren, duygulandıran bir roman…

Eskiye göre imkanları kısıtlı, burjuva bir koca, eşine Noel hediyesi olarak yavru bir köpek alır. Önce evdeki herkes köpeğe bayılır. Ancak, zamanla köpeği terbiye etmekte zorlanırlar, başlangıçtaki mutluluk tablosu büyük bir çatışmaya döner…

Marai, bu hikayede, dünyayı, hayatı, aileyi bir köpeğin gözünden yeniden tanımaya çalışan burjuvayı, onun ikilemlerini, eskiye duygulan özlemi, varoluşsal ve sınıfsal problemleri işlemiş. Yazarın yarattığı atmosferi ve insan ilişkilerini incelikle sorgulayan bakışını sevdim...
Profile Image for Jedermann.
66 reviews1 follower
December 14, 2024
Entgegen aller Abmachung, sich nichts gegenseitig zu Weihnachten zu schenken, bringt der Protagonist einen Welpen mit nach Hause. Der Hund entpuppt sich, obwohl als reinrassiger Puli angepriesen, als Mischling mit eigenartigen Strukturen und Verhaltensmustern. Im gut bürgerlichen intellektuellen Umfeld erhält der Neuankömmling die mit Selbstverständlichkeit erteilte Gleichberechtigung. Das wird wohl auch zum tragischen Ende der Handlung beigetragen haben.
In diesem schmalen Roman fließen viele persönliche Erlebnisse Márais ein.
Die charakterlichen Eigenschaften und Eigenheiten des Hundes und deren Ausprägung während dessen Heranwachsens werden humorvoll beschrieben. Am tragischen Ende wird nicht der moralische Kompass gezückt. Der Leser könnte die richtigen Schlüsse beim Umgang mit einem Hund selbst ziehen. Gerade bei Hunden ist es wichtig zu prüfen, ob die Charaktere von Mensch und Hund kompatibel sind.
Der Roman zeichnet ein Bild des gesellschaftliche Lebens und Denkens im Ungarn der 30er Jahre des 20. Jahrhunderts. Charaktere aus den verschiedenen Ständen werden in den Begebenheiten und Handlungen - häufig durch den Hund hervorgerufen - mit feinfühliger Ironie beschrieben. Auch der damals populären Psychoanalyse wird so mancher humorvoll satirischer Seitenhieb verpasst. Insgesamt ist Ein Hund mit Charakter ein lesenswertes Buch, das durch seine feinsinnige Erzählweise besticht.
Profile Image for Tibor Jánosi-Mózes.
344 reviews8 followers
July 16, 2024
Minden irónak lehetnek "uborkaszezonos" pillanatai. A Csutorát Márai unatkozó pillanatainak tudom be, bár két dolgot meg kell jegyeznem méltatásképpen e művével kapcsolatban:
1. A szerző többször jelzi az írás elején, hogy "Cave canem!", azaz óvakodj a kutyáktól, így ettől a könyvtől is. Részben az intése is oka, hogy gyermekkorom Lessie-je óta a kutyás sztoriktól tudatosan távolmaradóként is belecsaptam a kötetbe.
2. Márai pazar gondolatsziporkái, még pórázon tartva is több bölcsességet adnak át, mint a kortárs irodalom legnagyobb szerzőinek magnum opusai.
Oké, lehet hogy túlzok, de a könyv után jogosnak érzem, hogy egy kicsit ugassak!
Profile Image for Barbaraw - su anobii aussi.
247 reviews34 followers
January 20, 2018
Attento, lettore!

Avvertenza ai lettori:
- non è un libro per gli amanti di Marai
- non è un libro per gli amanti dei cani
- a dispetto del risvolto di copertina non è un libro umoristico, anche se è un libro che fa ridere, spesso. Credo sia un testo tra l'autobiografia, la fotografia di un'epoca e quello che Voltaire chiamerebbe un “conte philosophique”.
Una coppia di borghesi squattrinati: il marito, perfetto alter ego di Marai, uno scrittore che passa le giornate a cercare, invano, di scrivere, la moglie, un essere indefinito, una signora vaga, vive una sua iniziazione alla vita canina; quindi, tutto sappiamo o impariamo del cane di cui seguiamo l'evoluzione da quando ha due settimane di vita a qualche mese, personaggio descritto a tutto tondo nel suo fisico (uno scopino, uno straccetto, un botolo...) e nelle infinite sfumature della sua giornata di scoperte, delusioni, frustrazioni, incomprensioni.
Se l'umanità che sfila in questo libro è misera, vacua, inconsistente e soprattutto desiderosa di non sbagliare il tocco giusto nell'arredamento, nei regali, nell'allevamento di un cane, il cane non è da meno, ci insegnerà molto sulla natura canina e, essenzialmente sulla natura umana.
l'incipit del libro non potrebbe essere più chiaro:
“Attento, lettore! Questa è la storia di un cane”
ed il finale, che mi permetto di citare perché non svela la storia bensì l'intento dello scrittore:
“Sì, lettore, è una morale da quattro soldi – ma è una verità di cui non si può fare meno né nella vita né nell'arte, e val bene il morso di un cane”
Profile Image for Nil Gurun Noyan.
119 reviews41 followers
August 21, 2025
Sándor Márai’nin çoğu eserinde hayatın karmaşasını, insanın iç dünyasını ve ilişkilerdeki gerilimi okuruz; ama bu kez insanın iç hesaplaşmalarını değil, bir köpekle insan arasındaki bağı anlatıyor.

Benim için bu hikâye çok daha kişisel bir yere dokundu. Okurken kendi çocukluğum aklıma geldi. İlk köpeğimiz hediye olarak gelen bembeyaz bir Samoyedti. Çok tatlıydı, yaşlanıp kalp hastası oldu ve öldü. Arkasından çok ağladım. Bir süre sonra sokakta doğmuş bir yavruyu sahiplendik. Babası Alman kurdu, annesi yere yakın bir sokak köpeğiydi. Tıpkı Csutora gibi her yere minik hediyeler bırakıyor, parkeleri sarartıyor, kucağımıza aldığımızda üzerimize işiyordu. Büyüyünce ısırmaya da başladı. Ne yapsa vazgeçmediğimiz, tüm yaramazlıklarıyla ailemizin bir parçası olan o köpek bana Csutora’yı hatırlattı. Aynı şekilde komşunun geride bıraktığı kediyi de, annesi ezilen yavru kediyi de sahiplendik. Hepsi de bizim canımız oldu.

Kitapta ise her şey burjuva bir kocanın, eşine hediye olarak küçücük bir köpek getirmesiyle başlıyor. İlk başta herkesin göz bebeği olan Csutora, zamanla büyüdükçe ve “safkan” olmadığı anlaşıldıkça evdeki ilgiden payını daha farklı almaya başlıyor. Onun özgürlüğüne düşkün, başına buyruk hali önce eğlenceli gelse de giderek her şey bir trajediye dönüşüyor.

Márai, küçük bir köpeğin hikâyesi üzerinden aslında insanın sevgiyi nasıl koşullara bağladığını, sahiplenmenin sorumlulukla nasıl sınandığını anlatıyor. Kitap, hayvanlarla kurduğumuz bağı, vazgeçmenin ne kadar kolay, sadık kalmanın ise ne kadar zor olduğunu düşündürüyor. Ve şu soruları sorduruyor: Gerçekten sevmek koşulsuz mu? Yoksa beklentilerimiz karşılanmadığında sevginin rengi değişiyor mu?

Kısacık bir kitap ama bıraktığı his uzun süre kalıyor. Bazen hüzünlü, bazen gülümseten ama aslında insanın kalbini yoklayan bir kitap. Eğer hayatınızda bir köpek ya da kedi olduysa, kitabı okurken kendi anılarınız da canlanacak ve yaşanılanlar sizi daha çok etkileyecek. İçinizde sabır, sevgi, fedakârlık ve sadakat varsa bir canlıyla bağ kurun.
Satın almayın, sahiplenin.
Profile Image for Federico.
59 reviews17 followers
November 23, 2019
Più un saggio che un romanzo, ben lontano dal Marai che ho letto in altri romanzi, comunque risulta un lettura piacevole e simpatica
Profile Image for Simona.
976 reviews228 followers
March 10, 2017
Il Marai che non ti aspetti. Un Marai diverso da quello de Le braci o I ribelli che affida al lettore i suoi ricordi, le sue memorie.
Truciolo è, insieme alla governante Terez, l'unico ad avere un nome. Truciolo è un cane descritto come un essere di razza inferiore, ricevuto come dono di Natale. Marai racconta di questo essere tra il serio e il faceto. La storia di un cane sudicio, dal pedigree incerto, indifferente a qualsiasi disciplina.
Il cane diventa il pretesto per raccontare il rapporto tra uomo e animale. È un rapporto tra esseri simili o e' un rapporto di sudditanza? Marai prova a rispondere a questa e altre domande regalandoci attimi divertenti e, a tratti malinconici, del suo prezioso amico a quattro zampe.
Profile Image for Vittorio Ducoli.
581 reviews84 followers
February 22, 2013
Storia di uomini per il tramite di un cane

Truciolo è la commovente storia di un cane, che viene adottato in una casa borghese di Budapest alla fine degli anni '20 del novecento.
Apparentemente il libro è estremamente "leggero", e soprattutto nei primi capitoli chi ha letto altri romanzi di Márai si trova un po' spaesato. In realtà, già nel primo, magistrale, capitolo del libro, Márai dichiara che forse, osservando il cane con scrupolosa attenzione, riuscirà a comprendere qualcosa anche dell'uomo.
Infatti, man mano che ci si addentra nella lettura, si comprende come l'evoluzione del rapporto tra Truciolo (il cane) e le persone con cui vive, in primis il signore e la signora, sia la fatale conseguenza della rigidità delle convenzioni su cui è basata la loro vita, che Truciolo manda in crisi.
E' emblematico, da questo punto di vista, che i protagonisti umani della storia non abbiano un nome proprio (a differenza del cane): essi rappresentano la borghesia conformista, che adotta un cane aspettandosi uno stereotipo di cane, e comincia a non apprezzarlo pienamente non appena si rende conto che non è di razza.
Ma Truciolo, con il suo fare anarcoide, oltre che non essere di razza è anche altro rispetto al cane disposto a camminare sulle zampe posteriori e a reggere un parasole rosso che i suoi padroni si aspettavano: rappresenta il politicamente scorretto, li pone ogni giorno davanti alla loro cattiva coscienza. Per questo, il loro rapporto non potrà che terminare anzitempo in maniera drammatica.
Nel libro vi sono alcune pagine veramente straordinarie: su tutte la descrizione degli altri padroni che frequentano con i loro cani lo squallido parco periurbano del Vérmező, che sembrano tratti da un quadro di Grosz o dalla scena di un film di Fellini.
Secondo me con questo libro il borghese Márai ha scritto una delle più amare critiche della meschinità ideale della classe cui apparteneva, che in pochi anni avrebbe consegnato il paese al nazismo.
75 reviews
November 10, 2025
A Csutora Márai életművének egyik legszelídebb, legemberibb darabja — egy rövid, finom kisregény a hűségről, a magányról és arról, amit csak egy kutya tud megtanítani az embernek az életről. A történet egy árva fiú és egy kóbor kutya találkozásáról szól, de valójában a szeretet egyszerű csodájáról.

Márai itt lemond a nagy mondatokról, a filozófiai súlyról — helyette halk, meleg, személyes hangon ír. A háború utáni, elcsigázott világban a Csutora olyan, mint egy kis ablak, amin még bejön a fény. Az állat nem jelkép, hanem társ — egy élő lény, aki megmutatja, hogy a szeretet nem szó, hanem jelenlét.

A stílus gyönyörűen visszafogott: Márai itt már nem a polgár, hanem az ember szólal meg. Minden mondata egyszerű, mégis időtlen. A könyv rövid, de utóíze hosszan megmarad — mint egy halk emlék valakiről, aki sosem hagyott el igazán.

Csutora az a Márai, akit nem a nagy eszméiért, hanem a csendjeiért szeretünk. Egy kisregény, ami nem akar tanítani, mégis megtanít: hűséggel élni – és méltósággal szeretni.
Profile Image for Pascale.
1,366 reviews66 followers
July 9, 2017
Entertaining and occasionally perceptive, this is an easy read about what happens when a rather cynical writer buys a dog as a "cheap" Christmas present for his wife. Having waited until the last minute to pick a present, the narrator makes an impulse buy at the zoo, and comes home with a puppy without pedigree. Initially everyone in the household, including the maid, fawns over the puppy and condones all his misdemeanors, but the idyll sours when the dog bites them all in close succession. There are several "morceaux de bravoure", like the long passage about amateur psychoanalysts who blame the Oedipus complex for the mongrel's aggressiveness. A pity the satire hasn't got more bite to it….
Profile Image for Lori.
199 reviews33 followers
November 26, 2017
Taková nenáročná jednohubka s pěkným shrnutím na konci:

"Ako totiž prechádza životom, za cenu zakopnutí a omylov pomaly prichádza na to, že spravidla nemilujeme to krásne, dobré a cnostné, ale všetko, čo je utlačené, nedokonalé, čo sa hnevá a búri, všetko, čo nie je cnosť a súhlas, ale chyba a vzbura. Je to chabé ponaučenie, milý čitateľ, ale vyhnúť sa mu nedá ani v živote, ani v umení, a vždy stojí za nejaké to uhryznutie."
Profile Image for Gu Kun.
344 reviews52 followers
June 14, 2021
Tragisch, erschütternd, ... ehrlich.
124 reviews17 followers
March 14, 2020
Miután becsuktam Ottlik "Továbbélők" című könyvét, nem is tudtam, mivel lehetne ezt kicsit oldani. Annyira beleéltem magam, hogy csak tengtem-lengtem, meg a könnyeimet törölgettem.
Valamit muszáj volt választanom, hiszen ha az ember az ágyat nyomja, az egyetlen vigasza és időtöltése az, hogy olvas, éjjel-nappal!
Az ágyam melletti polcon várakozik olyan 30-40 könyv, kihívásra kiválasztottak, könyvtáriak. Elkezdtem válogatni – ez szomorú, ez tragikus, ezt most inkább nem, ezt meg méginkább nem… Végre eljutottam Csutoráig, beleolvastam, és egyből úgy éreztem, ez kell nekem! Nem valami krimi, nehéz olvasmány vagy agymosó limcsi, hanem pont ez a kedves kis kutyás könyv.
Na, megkaptam a KKKK-t. :(
Nem tudom, Márai saját életéből vette-e ezt a történetet, de ha igen, akkor egy ideig nem leszünk jóban. Mert az „Úr” és a „Hölgy” emberségből alaposan levizsgáztak nálam.
Nem vagyok nagy kutyás (életem során egy kutyával éltem pár évig egy fedél alatt), de van néhány közismert alapvetés.
Először is: a kutya nem snorrka.* A kutya egy érző lény, akit nem hirtelen felindulásból vág zsebre, visz haza az ember, hogy odacsempéssze a karácsonyfa alá.
Másodszor, ahogy a gyereket is,** a kutyát is felelősséggel vállalja az ember, kötelezettséget vállal rá, hogy szereti és neveli.
Harmadszor, ha bármilyen akadály jelenik meg a kutya további tartásában, akkor kutya kötelessége a gazdának, hogy olyan helyet keressen a kutyájának, ahol jobb dolga lesz, mint nála volt.
Szegény Csutorát úgy „szerették”, mint valami csecsebecsét. Ha kellett, felvették, ha unták, letették – volna, na de egy kölyökkutya nem így működik. Ő megy az orra után, csinál mindenféle blődséget, képes rá, hogy itt-ott felejtse a névjegyét, és zavarja a gazdáit mindennapi fontos ábrándozásaikban. Az Úr nem tud írni tőle, a Hölgy nem viheti mindenhová magával fontosabbnál fontosabb sétafikálásai során, a cselédnek meg épp elég, hogy takarítania kell utána. Bár még mintha ő szerette volna legjobban a blökit, igaz, ő se valami okosan.
Szegény Úrnak egy vasa sincs, de vállvonogatva tűri, hogy a kutya mindent szétrágjon, tönkretegyen. Még biztatja is: „Rágjál csak, csinálj, amit akarsz, csak maradj nyugton, hagyjál békén!”
Szegény kiskutyát még szégyellték is a gazdái, mert nem „hozta az elvárásokat” (pl. kiderült, hogy nem fajtiszta puli, csak valami „nevetséges” keverék).
A legszomorúbb rész az volt, mikor az Úr szeretetmegvonással büntette a kiskutyát – nem szólt hozzá, rá se nézett, mintha nem is létezett volna. Na ez abszolút gonoszság, nem is értem, hogy lehet ilyet tenni. Olyan baromság ez, mint tartósan megsértődni egy kisbabára… A mi tacskónk, ha rosszat csinált, olyan bűnbánóan tudott nézni, szinte esedezett a bocsánatért, pár percnél tovább nem lehetett rá haragudni.
Szegény Csutora nem annyira „jellem” lett, hanem inkább egy dacos, elhanyagolt, figyelem- és szeretethiányos kamasz.
Még szerencse, hogy az Úr és a Hölgy egy kutyát vettek magukhoz, és nem vállaltak gyereket. Azt aztán nem lehetett volna se „visszavinni”, se agyonütni.
Na ennyit a kedves kis kutyás könyvről, amit lelki békém helyreállítására vettem le a polcról.
Egyébként a könyv maga jó, hozza a szokásos márais iróniát, elmélkedést, tűnődést mindenféle dolgokról, néha kibök kellemetlen igazságokat is.
Csak a vége… Ugye, nem maga volt, Író Úr?!

* kis vacak, fölösleges, butuska ajándék.
** elnézést, ha valakit ez bánt, nem szoktam kutyákat és gyerekeket egymáshoz hasonlítani, de itt most muszáj
Profile Image for Hajer.
702 reviews
December 13, 2025
un régal que tout ami de ces êtres fidèles et reconnaissants devrait lire.


'' Tchoutora s’abandonne voluptueusement. Oreilles au vent, museau haletant, il s’enfonce dans la brume légère qui flotte au-dessus du champ. Éclatant d’un rire impudique, éperdu de bonheur, il court sans effort, semblable à un objet lancé qui doit sa vitesse initiale à une force extérieure ; il décrit des cercles sans aucune nécessité apparente, ne porte pour l’instant nulle attention à la flore ou à la faune et s’abstient d’aboyer contre les corneilles effarouchées. Comme s’il voulait effacer en quelques secondes les tourments paralysants de sa vie captive, étancher d’un seul coup sa soif de liberté, il s’élance, court autour de son maître, dessinant des ronds concentriques jusqu’à s’éloigner de plus en plus ; à la fin, Tchoutora n’est plus qu’un lointain point noir à l’horizon. Durant les cinq premières minutes de cette course folle, sifflements, ordres, gestes se révèlent inopérants : le chien est travaillé par des forces brutes, mystérieuses et sensuelles, bien plus puissantes que la discipline, cette loi entachée de mauvaise foi qui le lie à l’homme. Quelle inconcevable ivresse, capable d’entraîner un être vivant avec une telle force ! pense Monsieur, non sans une envieuse nostalgie. Ah ! si seulement une fois, une seule fois… sans être toujours ligoté, enchaîné par le mors pénible quoique voluptueux de la « discipline », pour gagner, millimètre par millimètre, l’élan vital ! Recommencer jour après jour, toujours plus conscient, toujours plus lâche, toujours plus « raisonnable » et plus désillusionné, contrôler de plus en plus le rythme qui, vu de loin et de l’extérieur, donne un instant l’illusion de l’élan et de la passion ! Ah ! s’ils savaient ! Mais, heureusement, ils ne savent pas.

(...) Regarde, tu as la liberté, tu as l’espace devant toi, qu’attends-tu pour en profiter ? Aucune laisse ne te retient et je ne courrai pas après toi ! Le monde t’appartient, voici ses montagnes, ses forêts, son gibier !… Pourquoi ne t’échappes-tu pas ? Pourquoi reviens-tu en rampant ? Pourquoi attends-tu que j’attache cette laisse à ton cou ? Au lieu du butin de chasses glorieuses, pourquoi te contentes-tu du brouet de Thérèse ?… C’est cela ta révolte ! Ne sais-tu pas encore que notre pacte est irréversible ? Oui, ce pacte que ton espèce a conclu, pour une gamelle pleine de soupe, avec la société des hommes ! Chien stupide ! Regarde-moi – je sais à quoi m’en tenir. Moi aussi, je pourrais me révolter, prendre le train et partir au loin, si je ne tenais pas tant à mon assiette de soupe.
Profile Image for D. Réka.
165 reviews78 followers
December 18, 2025
2.5

Ritkán olvasom el az utószót, mert szeretem a saját értelmezésemben meghagyni a sztorit, a Csutora esetében azonban annyira tanácstalan voltam, hogy elolvastam. Sokat segített.

A történet, az értelmezés tükrében szerintem egy jó írás, elgondolkodtató. A személyes igényeimnek azonban nem felelt meg, ezért kapja ezt a kevésnek tűnő csillagszámot. Az eleje nagyon tetszett, elvarázsoltak a mondatok, imádtam a kis szuszogó szőrgombócról szóló leírásokat. Később nekem nagyon eldurvult a sztori, a kis lelkemnek sok lett.

Érdekes, én azonnal az emberi (pár)kapcsolatok allegóriájaként fogtam fel Csutora és a gazdája történetét, így érdekes volt az utószóban leírtakat olvasni.

Elgondolkodtató, hogy csak Csutora és Teréz, az „alsóbb rendűek” vannak nevükön nevezve, a házaspár neve nem derül ki. Sőt, még a házban lakó többieket is ismerjük névről, de őket nem.

Sok kérdés van még a fejemben, biztos fogok keresni valamiféle szakirodalmat ehhez, hogy válaszokat kapjak irodalmároktól! :)
Profile Image for Beyza A. .
98 reviews
November 8, 2025
Romana başladım, bu nasıl Sandor Marai dedim ama biraz ilerleyip de Marai'nin meşhur sınıf eleştirileri başlayınca bu düşünceden hafifçe sıyrıldım. Gene de yazarın daha önce okuduğum romanlarından farklı buldum. Sebebi ana karakterlerden birinin köpek olması olabilir tabi. Ama köpeğin yerine bir emekçiyi, işçiyi, bir kadını, çocuğu koysanız da olaylar (tabi ki değişikliklerle) ilerleyebilir gibi. İster istemez yazarın dilimize çevrilmiş diğer romanlarıyla kıyaslıyorum ve bu kitabı daha az akıcı buldum, tatlı bir kitap ama çarpılmadım. Csutora'nın ağlaması "Günler, Aylar, Yıllar" romanındaki kör köpek gibi içimi çok ezmedi, gözlerimi yaşartmadı çünkü biliyorum ki Csutora yolunu bulur, ayakta kalır, yeni hayatına alışır. İktidar, sahip olma , sevme, bağlanma, hatta ırkçılık gibi gibi kavramları sorgulamak için güzel; Marai'yi ilk kez okuyacaklar içinse yanlış bir kitap olacağını düşünüyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for fióka.
449 reviews21 followers
October 11, 2022
Nem tudom. Nem tudom.
Papolhatnék itt nevelésről és jól-szeretésről és bizonyos dolgok szükségességéről adott helyzetekben, de teljesen értelmetlen. Jól szeretni nagyon nehéz, még egy olyan harmadrendű (vajon kik a másodrendűek?) élőlényt is, mint Csutora. Még egy olyan elsőrendű úrnak is, mint az úr. S noha a rövidebbet mindig a harmadrendű húzza, a veszteség az elsőrendűé lesz.
Ugyan irónia, mégis elég nehezen emészthető egy olyan kijelentés, miszerint állatot szeretni ember helyett olcsóbb és kényelmesebb. Holott soha nem valami helyett szeretünk (dehogyisnem, nagyon sokan azt teszik), hanem önmagáért. Én igyekszem. Szeretnék megint szeretni. 3 éve nincs kutya mellettem.
42 reviews
November 29, 2025
çok sevdim. biraz yavaş başlıyor ama sonrasında hikayenin içine iyice girebiliyorsunuz. hem çok ilginç hem de komik bulduğum bir sürü kısım oldu, birkaç kere sesli bile güldüm hatta. yani okuması keyifliydi aslında. sadece sondaki kopuş ve "savaş" kısmına hazır değildim, yani hem hikayenin oraya gideceğini hiç düşünmemiştim hem de biraz hızlı gelişti gibi geldi bana, yeterince hazırlık yapılmadan. gerçi belki de mesaj budur diye düşündüm sonradan, böyle şeylerin bir anda ve kimse ne olduğunu tam anlamadan olabileceği yani. kitabın geneline göre sonu çok daha acımasız geldi, biraz dayak yemiş gibi oldum hshshs
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Antonino.
62 reviews9 followers
June 9, 2025
Marai si districa qui mirabilmente tra il comico e il tragico, quindi nel grottesco, e tale ne esce la figura del protagonista nel suo goffo tentativo di imporsi un amore che istintivamente non prova per un cagnolino acquistato per la moglie. L'ho letto con piacere, anche se, cosiderando l'opera complessiva dello scrittore, lo ritengo comunque un romanzo non essenziale. Poi fate voi, Marai è sempre Marai.
Profile Image for anakinskywalker.
55 reviews
December 16, 2025
Valla ne diyeyim, sonunda hüngür hüngür ağladım. Köpeğin çektiği acı o kadar somut göründü ki gözlerimin önünde. İçi içine sığmıyor, karakteri bazı şeylere el vermiyor ve bu yüzden bir köpeğin belki de hayatında en önemli yere koyduğu sahibinden istediği sıcaklığı alamıyor. Yani son iki bölüm mahvetti beni, oraya gelene kadar kitap benim için sadece muazzam bir gözlem örneğiydi. Sandor Márai’yi seviyorum, olağanüstü yetenekli bir yazar.
Profile Image for Rhomboid Goatcabin.
131 reviews5 followers
October 19, 2017
A genre novel - a dog novel. Came across this book by chance while on a (continuing) completionist binge of the author's works. The reader will find all of Márai's typical and wonderful quirks, but, on the whole, "Csutora" doesn't necessarily stand out among his works. A solid read nevertheless, with a bit of a twist.
Displaying 1 - 30 of 39 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.