“Tek kitap”la kitaplıklar kuran Delta Dizisi, bu kez dünya şairi Nâzım Hikmet’i ağırlıyor: Şairin Bütün Şiirleri, eksiksiz olarak tek bir ciltte bir araya geliyor. Farklı tasarımı ve baskı kalitesiyle beğeni toplayan Delta Dizisi, Türk şiirinin yatağını değiştiren bu büyük dizelerin tamamını avucunuza bırakıyor, sekiz kitabı elinize sığdırıyor... Çağdaş şiirimizde bir klasik olan, dünya şairi Nâzım Hikmet’in kaynak metinler temelinde yeniden gözden geçirilerek yayımlanan şiirleri, Delta Dizisi’yle şimdi bir arada: İki bin sayfayı aşan Bütün Şiirleri, 835 Satır, Benerci Kendini Niçin Öldürdü, Kuvâyi Milliye, Yatar Bursa Kalesinde, Memleketimden İnsan Manzaraları, Yeni Şiirler, Son Şiirleri ve İlk Şiirler’i içeriyor.
Nazim Hikmet was born on January 15, 1902 in Salonika, Ottoman Empire (now Thessaloníki, Greece), where his father served in the Foreign Service. He was exposed to poetry at an early age through his artist mother and poet grandfather, and had his first poems published when he was seventeen.
Raised in Istanbul, Hikmet left Allied-occupied Turkey after the First World War and ended up in Moscow, where he attended the university and met writers and artists from all over the world. After the Turkish Independence in 1924 he returned to Turkey, but was soon arrested for working on a leftist magazine. He managed to escape to Russia, where he continued to write plays and poems.
In 1928 a general amnesty allowed Hikmet to return to Turkey, and during the next ten years he published nine books of poetry—five collections and four long poems—while working as a proofreader, journalist, scriptwriter, and translator. He left Turkey for the last time in 1951, after serving a lengthy jail sentence for his radical acts, and lived in the Soviet Union and eastern Europe, where he continued to work for the ideals of world Communism.
After receiving early recognition for his patriotic poems in syllabic meter, he came under the influence of the Russian Futurists in Moscow, and abandoned traditional forms while attempting to “depoetize” poetry.
Many of his works have been translated into English, including Human Landscapes from My Country: An Epic Novel in Verse (2009), Things I Didn’t Know I Loved (1975), The Day Before Tomorrow (1972), The Moscow Symphony (1970), and Selected Poems (1967). In 1936 he published Seyh Bedreddin destani (“The Epic of Shaykh Bedreddin”) and Memleketimden insan manzaralari (“Portraits of People from My Land”).
Hikmet died of a heart attack in Moscow in 1963. The first modern Turkish poet, he is recognized around the world as one of the great international poets of the twentieth century.
Bu kitap benim hayatımda okumaktan en çok keyif aldığım kitaplardan birisidir. Kitabı çoğunlukla uzun yolculuklarda okudum. Özellikle Memleketimden İnsan Manzaraları ki kendisi zaten yol şiirlerinden müteşekkildir; yolda ve yolu izleyerek okunduğunda enfes oldu. Fazıl Say'ın Nazım Hikmet Oratoryosu ise kulaklığımda, kulağıma çalındı. Büyülü bir yolculuktu adeta. Hiçbir zaman hiçbir kitaptan bu tadı alamadım. Daha önce zaten neredeyse tüm şiirlerini bir şekilde okumuştum ama bu baskı hepsini bir araya getirmiş. Baskıya yapacağım eleştiri, nefis şamua kağıda rağmen; kolayca dağılabilecek bir görünüm arz etmesi. Ne olurdu boyu ve eni birkaç santim artırsaydınız? Üstelik baskıdaki özensizlik, kitabın ilk şiirlerinde bazı cümleleri vurgu maksadıyla koyu veya büyük puntolarla düzenlemişler iken; kitabın devamında muhtemelen buna vakit bulamadan kitabı baskıya vermiş olmalarından da anlaşılıyor. Kitabın baskısının narinliği nedeniyle her zaman elime alıp okuyamıyorum. Bunun yerine başucumda, bazı akşamlar uyumadan önce birkaç şiiri okumak ile yetiniyorum. Çantada taşımak, işyerine götürmek zaten hak getire!
Şiirlere dönersek, Nazım Hikmet; Türkçe'nin gen güzel şeklidir. Raflarımdaki "bütün-şiirler" incelendiğinde hangi şairler arasında onun dilinin en iyisi olduğuna kanaat getirdiğim anlaşılacaktır. Mayakovski gibi şairleri ve döneminin pek çok diğer şairlerinin etkileri olsa dahi; Nazım'ın bütün ekollerden bağımsız olarak kendine ait bir tarzının, bir dünyasının olduğu tartışmasızdır. Üstelik şiirleri dünyanın pek çok diline çevrilmiş ve çeviri olmalarına rağmen çevirildikleri dillerde de sevilmişlerdir.
Ülkemizde ne yazık ki ideolojik önyargılar nedeniyle hak ettiği ilgiyi görememiştir. Evet Nazım'ın şiirlerinde ideoloji vardır lakin Necip Fazıl Kısakürek veya Mehmet Akif Ersoy'da Sezai Karakoç veya Hasan Hüseyin Korkmazgil'de ne kadar var ise! Onları nasıl ideoloji perdesinin arkasına geçerek okuduğumuzda bizden hiçbir şey eksilmiyor ise; Nazım'ı da ideoloji perdesinin arkasına geçerek dili, üslubu, anlattıkları ve anlatmadıkları için okumak ve hep okumak gerekir. Zira onun kullandığı dil, bugün hala eskimemiştir. Nazım Hikmet okumak için bir sözlüğe ihtiyaç duymazsınız.
Bu nedenle mutlaka okunması gereken bir şairdir, ve savunduğu belki de zamanı dolmuş ideolojilere katılsanız da katılmasanız da şunu asla inkar etmemek gerekir ki; kullandığı dil Türkçe'nin en güzel şeklidir.
Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı...
Nâzım Hikmet'in "Bütün Şiirleri"ni daha önce Cem Yayınevi, Bilgi Yayınevi, Yarın Dergisi Yayınları, Adam Yayınları gibi yayınevleri yayınlamıştı, şimdi de, Yapı Kredi Yayınları daha da kapsayıcı davranıyor, Nâzım Hikmet'in "Bütün Şiirleri"ni bir ciltte yayınlıyor! Nâzım Hikmet'in 1916'lardan 1963'e yayınladığı tüm şiirler, tüm şiir kitapları, "Bütün Şiirleri"nde. Nâzım Hikmet, 20. Yüzyıl'ın dünya çapında değerli Şairlerinden biridir, 1951 yılında Dünya Barış Konseyi'nce "Dünya Barış Ödülü"ne lâyık görüldü Nâzım Hikmet, Neruda, Aragon, Guillen gibi Şairlerle birlikte Dünya Barış Ödülü'nü Demokratik Almanya'nın başkenti Doğu Berlin'de katıldığı törenle aldı. Nâzım Hikmet, farklı konulara yöneliyor şiirlerinde, her bir şiirinde bir sosyal, felsefî ya da duygusal konuyu dizelerle açıklıyor, Şairliği ile toplum felsefesi yapıyor, insan felsefesi yapıyor, aşk gibi duygulara yönelik felsefeleri de tartışıyor şiirlerinde. Nâzım Hikmet'in 61 yıllık hayatının özetini "Bütün Şiirleri"nde okuyoruz!
Mücadeleyi, aşkı, insanı ve insanımızı insanca anlatan; üstadın bütün eserlerini kapsayan bir basım. Ömür boyu açıp açıp okunacak bir yapıt. Şayet aylardır bitmesin diye ufak dozlar alarak okuduğum, bana başucumda yoldaş olan bir tecrübeydi. Çok yazılıp çizildi, fazla söze de gerek yok. Okunması gerekir..
hayata Nazım'ın gözünden bakabilmek için çok güzel bir derleme olmuş. Yalnız bu şiirleri okumadan önce o dönemle ilgili tarihi anlatan kitapları da okumak şiirlerin içine daha çok girebilmeyi sağlayacaktır. Birkaç tarih kitabı okuduktan sonra dönüp tekrar okuyacağımı düşünüyorum