Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bir Roman Kadar Uzun: Geride Kalanlar, Anılar

Rate this book
Elimin değdiği, bir zamanlar elinin değdiği her belge “Eski Sokak”a götürüyor beni. Kömür faturaları, doğup büyüdüğüm ahşap evin oturma odasına, üzerinde eski bir çaydanlığın fokurdadığı sobaya, yanan odun kömürün çıtırtılarını dinleyerek uykuya dalışlarıma; Pencere oyununun taslakları, hep aynı pencerenin önünde oturup sokaktan gelip geçenleri izleyerek günleri tüketen felçli anneanneme; okul defterlerimizin bir yüzü boş kalan sayfalarına not aldığın dizeler, sokağın devamındaki ilkokuluma, o sokakta neler yaşandıysa hepsine…

Bir Roman Kadar Uzun, başarılı bir yazarın hayatına değmiş isimlerden oluşan, sıralaması karışık bir sözlük aslında. Behçet Necatigil’in tertemiz anısıyla başlayıp şairin evine konuk olan edebiyatçıların arasına katılıyor, orta halli bir memur/yazar ailesinin mütevazı yaşam ve güzellik uğraşını hayranlıkla okuyoruz. Sonra başka yazarlar giriyor hayatımıza. Kâmuran Şipal’den Sait Faik’e, Adalet Ağaoğlu’ndan Siegfried Lenz’e uzanan anılar, tanıklıklar, aşina olduğumuz ya da hiç bilmediğimiz hayatlar.

Gülten Akın’ın dediği gibi biraz: “Bir roman kadar uzun bu tümce / Sonra işte yaşlandım.”

Elinizdeki kitap, “Eski Sokak”tan dünyaya doğru genişleyen bir harita. Bir yazarı yazar yapan şairler, yazarlar, arkadaşlar… hepsi haritada bir noktada bize gülümsüyor.

376 pages, Paperback

Published June 13, 2023

16 people want to read

About the author

Ayşe Sarısayın

33 books5 followers
Ayşe Sarısayın, 1957 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Alman Lisesi’nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümünden (1981) ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne bağlı İşletme İktisadı Enstitüsü’nden mezun oldu (1986). Uzun yıllar ilaç sektöründe yönetici olarak çalıştı. Evli ve bir oğlu var, İstanbul’da yaşıyor.

Babası Behçet Necatigil’in çeviri şiirlerini (Yalnızlık Bir Yağmura Benzer, Adam Yayınları, 1984) ve aile mektuplarını (Serin Mavi, YKY, 1999, Selma Esemen ile birlikte) yayına hazırladı. Behçet Necatigil’e ilişkin anılarının yer aldığı “Çok Şey Yarım Hâlâ” adlı kitabı, 2001 yılında yayımlandı (YKY).

“Denizler Dört Duvar” (Can Yayınları, 2003) adlı ilk öykü kitabı 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne, “Yorgun Anılar Zamanı” (Can Yayınları, 2004) 2005 Sait Faik Hikaye Armağanı’na, “Karakalem Resimler” (Can Yayınları, 2008) adlı öykü kitabı ise Dünya Kitap dergisinin 2008 Yılın Telif Kitabı Ödülü’ne değer görüldü.

“Erdal Öz, Unutulmaz Bir Atlı” adlı biyografi çalışması ile Istanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nca desteklenen İstanbulum projesi kapsamındaki “Beşiktaş, Yollar ya da Anılar Boyunca” adlı kitabı 2009 yılında yayımlanan Ayşe Sarısayın’ın çocuklar için yazdığı kitapları da var: "Kedimin Adı Çamur" (Can Çocuk, 2010), "Köpeğimin Adı Erik” (Can Çocuk, 2013) ve “Kaplumbağamın Adı Meraklı” (Can Çocuk, 2015). Yeni kitabı bir roman: "Ansızın Günbatımı" (CanYayınları, 2014).

Fırsat buldukça Almancadan çeviriler de yapıyor. Siegfried Lenz'den çevirdiği "Almanca Dersi" (Deutschstunde) romanına (Everest Yayınları, 2012) Dünya Kitap Dergisi 2012 "Yılın Çeviri Kitabı" ödülü verildi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (9%)
4 stars
7 (63%)
3 stars
3 (27%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Bern.
90 reviews1 follower
October 24, 2023
Uzun zamandır okuduğum en özenli anı kitabı oldu. Bir şairin ve çevirmenin kızı olarak edebiyat ile dopdolu bir çevrede yaşayan ve beslenen, kendisi de çevirmen olan yazar anılarını çok sevdiğim şairlerin mısralarıyla süslemiş. Az tanıdığım, ama daha detaylıca tanımak istediğim edebiyatçılar hakkında ilgimi uyandırdı, bir de yeniden şiir okumak konusunda.
Profile Image for Leylak Dalı.
637 reviews154 followers
July 28, 2023
Şair Behçet Necatigil'in kızı Ayşe Sarısayın bu kitabında çocukluğundan itibaren hayatına dahil olan, ve artık dünyada olmayan babasının ve kendinin yakınında yer almış şair ve yazarları anlatıyor. Kitabın son bölümü ise yazarın bazı dost ve ahbaplarının ölümünden sonra onlara adanmış yazıları içeriyor. Bu türden hoşlanan, hayatımızdan kimlerin geçtiğini ve giderek nasıl ıssızlaştığımızı okumak isteyenler için birebir bu kitap...
Profile Image for Metin Celâl.
Author 33 books140 followers
June 20, 2023
Kitabın adı ‘Bir Roman Kadar Uzun’. Adıyla çağıran kitaplardan. Biraz şiire aşina birinin aklına hemen, Gülten Akın’ın “Bir roman kadar uzun bu tümce / Sonra işte yaşlandım” dizeleri gelecektir.
Ayşe Sarısayın’ın 2001’de yayınlanan ilk kitabı ‘Çok Şey Yarım Hâlâ’ babası, büyük usta, Behçet Neca­tigil’le anılarından oluşuyordu. Ayşe Sarısayın 22 yıl sonra ‘Bir Roman Kadar Uzun’la “Eski Sokak”taki o eve dönüyor. Ama bu kez anlattığı, şairin küçük kızının yani kendisinin anıları. Anılardan, tanıklıklardan yola çıkarak lezzetli denemeler kaleme almış, usta şair ve yazarların, dostlarının, yakınlarının portrelerini oluşturmuş.
Kitabın girişinde Selim İleri’den bir alıntı var; ““Geriye kalanı yazdım. Belki de hepsi, ölmüş insanların defterlerimizden bir türlü silemediğimiz, artık çevrilmeyecek telefon numaralarıdır.” Bu alıntı ‘Bir Roman Kadar Uzun’ temasını çok özlü ve şiirsel bir dille açıklıyor. Telefonumuza kayıtlı ama ölseler de gitseler de silemeyeceğimiz adlardan söz ediyor kitap.
‘Bir Roman Kadar Uzun’ iki mektupla başlıyor. Mektupların ilkini babasına, Behçet Necatigil’e ‘Şairime Mektubumdur’ başlığıyla yazmış Ayşe Sarısayın. “Benim İki Kızım Var...” başlıklı ikincisi de annesi Huriye Necatigil’e. Behçet Necatigil 13 Aralık 1979’da vefat etmiş. Vefat ettiğinde 63 yaşında. Ayşe Sarısayın ise 22. Tam arkadaş olacakları, edebiyat ilgilerini paylaşacakları çağda yitirmiş babasını. Sonra anne ve iki kız birlikte sürdürmüşler yaşamlarını. Babasına yazdığı mektupta anlattığı gibi Huriye Hanım vefat ettikten sonra geriye kalanları derlerken anıları depreşir Ayşe Sarısayın’ın. Eski sokaktaki evlerine gelen aile dostlarını anımsar. Kimler yoktur ki o dostların arasında! ‘Çocukluğumun Renkli taşları’ adlı bölümde o konuklardan kalan anılarla oluşan portreleri okuruz. Oktay Akbal, Tahir Alangu, Rauf Mutluay, Ali Tanyeri, Sennur Sezer, Fethi Naci, Edip Cansever ve Kamuran Şipal yazıların konusu olur. Behçet Necatigil’in evinde konuk edecek kadar yakın olduğu bu büyük şair ve yazarlar aynı zamanda Ayşe Sarısayın’ın da ahbaplık ettiği, anılar biriktirdiği aile dostlarıdır. Babasını yitirdikten sonra da onlarla görüşmeye devam etmişlerdir. Acı ama Ayşe Sarısayın hepsinin ölümlerine de tanıklık eder.
Sonraki bölüm ”Ölüm ardı yazılar” da denen nekrolojik metinlerden oluşuyor. Dostlar, tanıdıklar, anılarıyla, eserleriyle yaşayanlar için yazmış Ayşe Sarısayın. Erdal Öz, Tahsin Yücel, Ülkü Ayvaz, Çetin Öner, Mustafa Öneş, Erhan Bener, Adalet Ağaoğlu ve Demir Özlü hakkında yazılar yer alıyor. Hem onlarla olan anılarına değiniyor, tanışmalarını, buluşmalarını anımsıyor hem de eserlerine, önemlerine değiniyor.
Şairlerle yazarlarla sadece şahsen tanışılmaz onları aslında eserleriyle tanırız. Ayşe Sarısayın’ın yaşamında kuşkusuz böyle değerli yazarlar da var. Onların bir bölümüyle ilgili yazıları da ‘Uzaklardan Yakın Temaslar’ adlı bölümde yer alıyor. Sait Faik, Orhan Kemal, Sivas Katliamında yitirdiğimiz değerlerimiz, Yaşar Kemal, Siegfried Lenz, Nezihe Meriç, Wolfgang Borchert, Sevgi Soysal, Zeyyat Selimoğlu bu bölümün konukları. Ayşe Sarısayın bu yazarların yaşamında nasıl yer ettiklerini anlatırken eserleriyle sıkı bağlar kurarak kaleme almış denemelerini. Üzerinde düşünülmesi gereken önemli tahliller yapmış. Bu yazıları okudukça eğer niyetlenseymiş değerlendirmeleri dikkatle izlenen önemli eleştirmen olabilirmiş diye düşündüm.
Son bölüm ‘Bilinmeyen Hayatlar, İz Bırakanlar” başlığını taşıyor. “Her hayat bir başka masal, kendine has büyüsüyle, dışarıya yansıttıkları kadar içeride gizledikleriyle başka bir yolculuk” diyor Ayşe Sarısayın, kayınpederi Veteriner hekim, bakteriyolog Fuat Sarısayın’ı anlattığı yazısında.
Arkadaşı Mehmet’in annesi Nezahat Çivici’nin Moda’nın kedilerini nasıl yasta bıraktığını okurken Ayşe Sarısayın’ın kedilerini tanıyıp kedili anılarına da şahit oluyoruz. Liseden arkadaşı Derya Tulun Ongun’la sohbeti onu Reşat Nuri’nin Çalıkuşu’na götürür. Onun annesi Güzin Saraçoğlu da bir Çalıkuşu’dur ve öğretmeni olmuştur. Deniz Hanım’ın babası Adnan Bey de Alman Lisesi’nde müdürleri. Maçka Palas’ta oturan Saliha Teyze ve Haluk Amca, ablasının eşi Salih Hasan Diker’in babası Mümtaz Kaptan, oğlunun doktoru Erhun Şerbetçi, ‘dikiş diken kadınlardan’ arkadaşı Serap’ın annesi Neriman Kurtoğlu, ‘iyi insan’ diye anılacaklardan ablasının müstakbel kayınvalidesi Zuhal Esemen, ablasının can yoldaşı, hayat arkadaşı Salih Hasan Diker, üniversiteden beri arkadaşı Berin Benal Öztürk, ‘karakteri de deniz gibiydi’ diye anlattığı Muammer Kaptan, otuz beş yıllık kadim dost Hasan Tulgar, edebiyat dünyasını Akşam Sefası’nda konuk eden Saygı Yağmurdereli, İstanbul sevdalısı Klaus Weck, “Ağır Abi” Tanju ve ‘Denize Yazıldı’ adıyla biyografisini de yazdığı Elif Daldeniz Baysan. Çoğunu tanımadığımız, isimlerini ilk defa duyduğumuz ama Ayşe Sarısayın’ın yaşamında etkili olmuş, unutulmaz anılar oluşturmuş, nihayet izlerini bırakarak bu dünyadan gitmiş kişiler hakkında yazılar bunlar. Aslında her hayat bir roman ve bu kitaptaki tüm yazılar tek tek farklı şeyleri ifade etseler de Ayşe Sarısayın’ın biyografisinin küçüklü büyüklü yapı taşları.
‘Bir Roman Kadar Uzun’ “Eski Sokak”taki evden yola çıkıp edebiyat dünyasına oradan da hayata açılan, keyifle, merakla, çok şey öğrenerek, üzülerek, hüzünlenerek, gülümseyerek okunan bir kitap.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.