Sıkı bir Selim İleri okuru olarak şu kadarını söyleyebilirim ki okuması pek kolay olmayan bir roman. Roman hakkında pek çok olumlu. eleştiri, nitelikli bir edebiyat eseri ve hatta bir başyapıt olduğu yönünde ortak bir görüş mevcut. Selim İleri son yıllarda adeta bir yüksek edebiyat çizgisinde devam ediyor gibi bir izlenimim var kendimce. Mel'un da elbette değerli bir edebiyat eseri ancak İleri külliyatında zirve ve başyapıt olacak eser bana kalırsa Yarınyapayalnız romanıdır. Eğer ilk kez Selim İleri okuyorsanız Mel'un romanı ilk tercihiniz olmamalı.
* Lanetli, ağır vaka, şizofrenik bir karakter Sayru Osman... Yedi defter yazı yazacak kadar marjinalliği damarlarında yaşayan, tarihi karakterlere yönelik cesur yazılar ve sözünü sakınmadan yazdıkları...
** Sayru Osman baba şefkat ve sevgisi olmadan, doğu ve batı çatışmasının ağır olarak yaşandığı travmatik bir yerde yaşamını sürdürdü. Tarihi olan yoğun ilgisi, keşfedilme çabası ve takıntıları.
*** Keskin kaleminden tiyatrodan Cahide Sonku, Muhsin Ertuğrul edebiyattan Tevfik Fikret, Nurullah Ataç, Charles Dickens tarihten Abdülaziz, Kanuni, Hürrem, Timurlenk nasibini alır. Halk edebiyatının Seyranisi, Divan edebiyatının Nefi'sidir.
**** Her yönden çok katmanlı, yoğun, hazmedilmesi zor ve su gibi akan eserlerden değil. İçinde her türden bilginin Türk sanatının inceliklerinin ve tarihin notalarını bulmak mümkün. Ruhsal bunalımlara ve geçmişimizle yüzleşemediğimiz gerçeğini defalarca ısrar ve tekrar eden karakterimiz bilinmeyene yol aldırıyor.
***** Sayru'nun iki tane takıntısı var. Biri deliler gibi aşık olduğu, içinden atamadığı, kopamadığı Cahide. Diğer yanda ise Batılı bir tiyatronun temellerini atan, tiyatroya can suyunu veren Muhsin Ertuğrul. Muhsin Ertuğrul'a öylesine düşman bir tavrı var ki kendisini Batıyı taklit etmekten öteye geçememiş biri olarak görür. Taklitçiliğin Doğu'yu başka bir hüviyete soktuğunu düşünür.
****** Kitap bir ömürlük bilgi şöleninin bir yansıması. Başyapıt niteliğini fazlasıyla hak eden bir eser. Mutlaka okuyun... Affet Olriç ama hâlâ yaşıyorsun...
Tam bir edebiyat ustası olan Selim İleri'nin bilinç akışı tarzında ve olağanüstü bir Türkçeyle yazdığı bu roman edebiyatımıza ve tarihimize eleştirel bir bakış gibi. Ayrıca, geçenlerde okuğum Bir Dinazorun Anıları'na benzer şekilde İngiliz edebiyatından ve Halide Edip gibi tanınmış Türk aydınlarından sıkça bahsediyor. Tanpınar hakkında yazdığı kitap gibi bu kitabı da keyifle ve merakla okudum.
niyeyse yarım bırakamadım. okuduğum ilk selim ileri'ydi, çok övülünce bir okuyayım dedim. gereksiz uzun, tekrarlı ve kopuk buldum. nihai düşüncem: bir daha ileri okumasam da olur.
"Fakat bir uyuyabilsem, uyusam, unutsam... Öylesine uzun bir uyanmayış ki, artık sadece rüyalarımda gökyüzü rüyalarla dolu olsa." Türk edebiyatının çınarlarından Selim İleri, bu yıl başında 75 yaşında yaşama gözlerini yumdu; geride öykü, roman, oyun, senaryolardan oluşan yüzün üzerinde eser bıraktı. Mart 2013'te Everest Yayınları'ndan çıkan Mel'un Bir Us Yarılması 581 sayfa uzunluğunda bir edebi tuğla. Tuğla diyorum çünkü öyle; sevgili İleri, yedi defterden oluşan kitabında, melun - lanetlenmiş, Sayri Usman karakterinin ağzından Türk ve Dünya edebiyatı, tiyatrosu ve sanat dünyasında geziniyor; bunu yaparken bol bol eski İstanbul ve eski yaşayımızı anlatıp övüyor, bugünün bozulmuş düzenini yerden yere vuruyor; bir yandan doğu & batı çatışması irdeleniyor; elbette takıntılı bir aşk öyküsü eşliğinde. Kimi zaman oto biyografik öğelerle bezeli kitap bana Selçuk Altun'un Kitap İçin serisini hatırlattı; oradaki bol edebiyat, sanat dünyası bilgi ve dedikoduları bu kitapta daha geniş ve dağınık bir şekilde kaleme alınmış. İlk yayın tarihinden bu yana 13 yıl geçmiş kitabın, hakkında yazılan yazılar övücü nitelikte ama bir baş yapıt ya da çok satar olmadı bugüne kadar; kitabın ana karakterini kime sorsan bilmez; sebebi de nispeten hafif üslubuna karşın, bence, gereğinden fazla uzun yazılmış olması. İleri'ye saygım sonsuz ama ben kendi çapımda bir okur olarak gereğinden uzun tutulmuş kitapları sonuna kadar okumakta çok zorlanıyorum ki kendimi de iyi bir okuyucu olarak görürüm, övünmek gibi olmasın. Uzun metinlere karşı değilim; gereğinden uzun olanlara karşıyım; bence bu da öyle bir metin; şu 581 sayfa, içerik, değer, önem ve anlamından hiç bir şey kaybetmeden 300 sayfaya indirilebilirmiş; kaldı ki o bile uzun artık bugün. Ne sakıncası var denirse, geniş kitlelerce okunmuyor kardeşim; ancak meraklısı, edebiyat tutkunları okuyor; her yazarın eninde sonunda okunma tutkusu vardır ve bu örseleniyor. Toparlamak gerekirse bol boş zamanınız varsa, Selim İleri seviyorsanız, geçmişin sanat dünyası ve yaşayışını merak ediyorsanız alın okuyun; aksi durumda önermiyorum; notum 7/10, kusura kalmayın.
Hayatımın artık olmayan bir dönemini, bana en somut biçimde çağrıştıran kitaplarıyla, yitimi ve yitirileni bana yürekten hissettiren merhum Selim İleri’nin, geç dönem eserlerinden biri olan “Mel’un: Bir Us Yarılması”, kurgu ve akışın rotasının açık ve çalkantılı denizlere çevrildiği, kaotik ve talepkâr bir eser.
“Mel’un”, hayatın kenarına ve bugünün dışına itilmiş bir karakter olan Sayru Usman’ın, anıları, düşünceleri ve araştırmalarıyla kendini, hayal kırıklıklarını ve kaçırdıklarını, tarihsiz defterlere, güvenilmez bir zaman akışı ve anlatımla kaleme aldığı günlüklerini içeriyor.
“Mel’un”, geçmişe dair entelektüel ve tarihi detaylarla derinliğini artıran, bu detayların güvenilirliğine ilişkinse hiçbir teminat verme gereksinimi duymayan ve tam olarak bu nedenle, (ne kadar olduğu kestirilememekle birlikte) yeniden kurgulanan tarihi, edebi kurgunun bir adım gerisine çekerek anlamdan ziyade duyguya yer açan, özel bir kitap.
Adı “hasta” anlamına gelen Sayru Usman’ın, zekâ pırıltıları ile cinnet arasında gezinen puslu usu, okurun, etrafını kolayca tanıyabileceği veya yolunu belirleyebileceği berrak bir görü sağlamıyor. İleri’nin üslup ve dil anlamında ustalıkla oluşturduğu “Mel’un”, toplumsal hafızanın işine geleni hatırlayıp işine gelmeyeni unutan ikiyüzlülüğü, dokunulmaz kabul edilen sanat çevrelerinin sahteliği veya Doğu ile Batı’nın arasında sıkışan aydının (kendine ve topluma) yabancılaşması gibi konuları da sarsıcı bir açık sözlülükle irdeliyor.
Şimdiki zamanın, kaçınılmaz şekilde etrafımızı saran sığlığı ve çürümüşlüğü karşısında geçmişin hayaletlerine sığınan Sayru, bireysel olduğu kadar toplumsal bir krizi de yansıtarak, toplum karşısında bireyin ne kadar yaralanabileceğini gösterirken, eserin zaman tanımayan yaklaşımı, bunun sadece bugünle (veya herhangi bir günle) ilgili olmaksızın süregelen bir yankı olduğunu hissettiriyor.
Akıcı ve anlamlandırması nispeten kolay bir (kurmaca) biyografi veya hikâye bekleyen okurların hiçbir keyif almayacaklarından şüphe etmediğim “Mel'un: Bir Us Yarılması”nı, varacağı noktadan ziyade yolun kendisine ilgi duyan ve Selim İleri’nin yazı tarzını bilip seven, görece sabırlı okurlara öneririm.
Unutulmuş bir adamın, unutulmuş bir şehri (Eski İstanbul) ve unutulmuş bir aktrise (Cahide Sonku) aşkını anlattığı, çok zengin, detaylı ve uzun roman.
İstanbul tarihini (hem şehir, hem toplum) merak edenler, Türk tiyatrosunun, dil ve kültür hayatının gelişimine (en başta tabii Cahide Sonku, sonra bilhassa Muhsin Ertuğrul ve Nurullah Ataç) ilgi duyanlar, Osmanlı tarihini (özellikle kardeş-evlat katli hikayeleri) okumaktan keyif alanlar bu kitabı sevecektir.
Çok zengin bir metin, üstüne çok emek harcandığı belli. Ama bir o kadar da zor, sürükleyiciliğin S'si yok, "bir sonraki sayfada acaba ne olacak" merakı bile belli belirsiz hissediliyor.
Böyle bir kitabı ancak edebiyatımızın hafızası denilen, 50 yıldır yazarlık yapan biri bu şekilde yazabilir. Ve ancak, hala eserlerini daktilo ile kaleme alan, kitabın satış rakamları gibi dertlerden azade biri yayınlatabilir.
Güzel bir kitap, ama çok kısıtlı bir okuyucu kitlesine hitap ediyor.
Selim İleri’nin kitaplarının en büyük sorunu başlangıcında bir süre kitaba girememeniz ve olayların karmaşası. Ya da bu okuyucuyu denemek için bir hile olabilir. Bilemiyorum. Ama başında yine bir daha bu yazarı okumam derken kendimi sonlara doğru bir fantezi dünyasının içinde bitirmek için uğraşırken buldum. Selim ileri tuhaf bir yazar her telden, her notadan tat var eserlerinde. Başında dişinizi sıkın sonrasında su gibi akacak.
Hakikaten kitap alt başlığının hakkını veriyor. Bir Us Yarılması. İngiliz edebiyatından Dickens, bizim edebiyatımızdan Hamid, Fikret, Yahya Kemal, Köprülü, tiyatrodan Cahide Sonku, Muhsin Ertuğrul kitabın baş kahramanı hatta yazarın bizzat kendisiyle beraber yaşıyorlar. İlginç bir deneyim, tanıtma yazısına göre ustadan bir baş yapıt.
Ilk defa Selim Ileri okudum. Ya da okuyamadim. Ben bu kitabi okuyacak kadar pismemisim sanirim. Ya da kitap benim roman algimin disinda kalmis. Ortadan birkac sayfa okumadan sahiplenmeyin.