Hemşinliler, geçtiğimiz yüzyıl dönümünde ekmek parası kazanmak için Rusya gurbetine gittiler. Orada, ekmek ve pasta yapmayı öğrendiler. Hem de çok iyi öğrendiler. Bizzat Rusya’da nam salacak, İran’da, Polonya’da muteber pastaneler açacak kadar. Sonra, Hemşinliler fırıncılığı, pastacılığı bütün Türkiye’ye taşıdılar. Memleketin hem büyük kentlerinde hem taşrasında pastaneler açtılar; pek çok yerde, oranın ilk pastanesiydi bunlar…
Uğur Biryol’un sözlü tarih çalışmasına dayanan kitabı, bu uzun mu uzun göç hikâyesinden enstantaneler sunuyor. Rusya’ya ilk gidişte çekilen meşakkatten saltanatlı patronluk günlerine, Ekim Devrimi’nden sonra Tahran’a, Polonya’ya, hatta Nazi kamplarına uzanan gurbet hikâyeleri… Türkiye’nin ünlü pastanelerinin geçmişi… Hemşin’in sosyal dönüşümü ve ‘terkedilişi’… Pasta ve fırın ustalarının sanatlarına ve bu sanatta Hemşinlilerin özel yerine dair anlattıkları… Pek konu edilmese de aslında hepimizin aşinâsı bir ‘memleket gerçeği’nden, taze poğaça gibi bir tadımlık.
Erhan G.Ersoy’un antropolojik bir bakış açısıyla “Hemşinlilik” üzerine Önsöz’ü ve Hemşinli bir edebiyatçı ve şair olarak Akif Kurtuluş’un Sonsöz’ü, kitaba zenginlik katıyor.
1979’da Çamlıhemşin’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da, yüksek öğrenimini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde tamamladı. BirGün gazetesinde çalıştı. Atlas, Ulusoy Travel, Yolculuk, Geo, Hürriyet Seyahat, Magma, Express, Birikim, Bianet, Taraf ve Radikal gibi çeşitli mecralarda yazdı, yazıyor. İletişim’den Gurbet Pastası (2007), “Karardı Karadeniz” (derleyen, 2012), Karadeniz’in Kaybolan Kimliği (derleyen, 2014), Kazım’ın Sevdası (2015), çalışmaları çıktı. Çamlıhemşin’de Livera Kitabevi ve Kafe isimli bir mekân işletiyor ve sahibi olduğu Pokutsal Tur Seyahat Acentesi ile bölgede tur rehberliği yapıyor. Karadeniz’le ilgili birçok projede danışman olarak faaliyet gösteren yazar, Doğakaradeniz dergisinin yayın koordinatörü.
Pastaları ve pastaneleri seven biri olarak Türkiye'de pastacılığın gelişiminde imzası olan Hemşinlilerin iki yüz yıllık çıraklık, ustalık ve marka yaratma serüvenlerini beğeniyle okudum. Ankara, İstanbul ve İzmir'de bu pastanelerin, Liva, Sevinç, Reyhan, Elif.. çoğuyla yolumun kesiştiğini görmek ve o pastanelerin kurucularının hikayelerini okumak keyifliydi. Aynı zamanda Hemşinlilerin girdiği bu sürecin Hemşin topluluğunu nasıl şekillendirdiği ve bu gurbet deneyimlerinin Hemşin'deki izdüşümleri ile ilgili olarak ilginç anekdotlar vardı kitapta.
Güzel bir tarihi hatırat, pastacılığın Türkiye'deki tarihine Hemşinlilerin dokunuşu hakkında fikir almak isterseniz öneririm.
Buyuk dedesi Polonya ve Rusya’da firincilik yapmis bir yari Hemsinli olarak buyuk zevk alarak okudum. “kirumlu” gelin olan buyuk babaannemin de yalniz olmadigini ogrenmis oldum. Polonya’dan Almanya’ya, oradan da Istanbul’a gelen, koyde konak yaptiran Idris buyuk dedem yalniz degilmis - zaten hikayelerde de babaannem hep arkadaslarindan bahsederdi. Daha yeni gittigimiz Asmali Cavit’in de hemserimiz oldugunu ogrendim.
Çok sevdiğim bir kitap. 2022'de sekizinci baskısını yapmış. 2026'da 10.yılı olacakmış. Son derece içten bir metin. Ankara'daki pastaneleri ve sahiplerini, o aileleri bilen bir okuyucu olarak çok yakınlık hissettim. Pasta kültürünün arkasındaki gurbet hikâyesi çok etkileyici.