Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 96 p. Katkida Bulunan (Içerik) : Enis Batur, Çaglayan Çevik 2. Dünya Savasi'ni Fransa ve Ingiltere'de yasayan Feyyaz Kayacan'dan o günlerin karanligina dair bir öykü toplami Siginak Hikâyeleri. Savasin tüm yikiciligi, siginagin soguk karanligina ragmen bir avuç insanin yasama dört elle sarilmasinin rengârenk anlatimi… Dilin olanaklarini yine en uç noktasina kadar zorlayan Kayacan, savasin bombardiman günlerinden baslayip sonuna uzanan bir zaman araliginda, Londra'da ayni siginagi paylasan kisilerin günlük yasamlarinda, ruhsal durumlarinda ve kisiliklerinde, umudun ve direnmenin dünyayi nasil güzellestirebildigini hikâye ediyor. Ilk yayimlandiginda TDK Öykü Ödülü'nü de kazanan Siginak Hikâyeleri, bu kez benzer sahnelere tanik olmus Henry Moore'un "siginak desenleri" ile birlikte okurla bulusuyor.
Sait Faik sonrası öykücülüğümüzün en güçlü isimlerinden Feyyaz Kayacan, 1950’li yıllardan başlayarak ince zekâsı, dengeli ironisi, ifade özgünlüğü ile edebiyatımızda kendi özel yerini açmayı başarmıştı. Şiirde Can Yücel’in temsil ettiği cüretin öyküdeki karşılığı Feyyaz Kayacan’dı. 1993’te yitirdiğimiz bu usta, yapıtlarının kendisini gereğince tanıma olanağı bulamamış en genç kuşaklara ulaştığını ne yazık ki göremedi. Feyyaz Kayacan, Türk edebiyatının şen kirpisi.
Sığınakta kesişen hayatlarda, dilin serildiği gökçe denizin tutarı bir martıya bitişik gözlerimizle güneşlerden muskalar yapıyoruz. Sargılara bardaktan boşanırcasına şiirler yazan şair Alvin'i, gözlerin kürsüsüne çıkan postacı kızı Vera'yı, bahçesine yıldızların gübresini döken Mr. Ellis'i, bir bacağını Çanakkale toprağında bırakmış tütüncü Gareth'ı, dilleri fora ederken havayı ören Mrs. Valley'i, sığınak evreninde yeniden dirilen asker Freddie'yi bombalar altındaki Londra'da "ölümün dirheminde yaşamı okkalarlarken" kuşbakışı katediyoruz.
feyyaz kayacan'ın dil kullanımına hayran olmakla birlikte hikayelerin ve tüm hikayelerin toplamının kurgusuna da bayıldım. betimlemeleri ve şiirsel anlatımı bir noktadan sonra fever dream gibi hissettiriyor, baya iyi.
Feyyaz Kayacan’ın hikâye kitabı (1962) • İçindeki yedi hikâyesiyle eser, hikâyeciliğimizde yeni bir atılımdır. 1954-1956 yıllannda yazılmış hikâyelerde olaylar, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Londra’da geçer. İlk hikâye Sığınak’ta karısı York’a gitmiş, "cepleri boş zamanla dolu" bir genç her gün, karşılarındaki kütüphaneye gider. Kütüphane "günlerinin mezbahası" olmuştur, "can sıkıntısının satırıyla günlerinin kellesini" orada bir bir uçurup durur. Alarm çaldıkça doluştukları sığınakta halk, tepelerinde uçuşan bombaların gümbürtüsü, savaş korku ve tehlikeleri ortasında hayata sarılmışlıklarmı, yarınların ümidini sürdürür. Sığınağa sığınanlardan Şair Alvin, Postacı Kızı Vera, Tütüncü Gareth, ayrı ayn birer hikâye başlığı ve kahramanı oldukları kadar, gerçekle gerçeküstü bir hayatı birbirlerinde ve iç içe yaşarlarken, yazann zarif buluşları, bol mecazlı dili, Türkçeye katkılarda bulunan değişik ve şaşırtıcı anlatımı sayesinde bir masal havasına bürünür, tatlılaşır ve bize yaklaşırlar. • Kitap, 1963 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’nü kazanmıştır.
İlk kez Feyyaz Kayacan okudum. İlk öykü Sığınak'ı birkaç kez okudum. Farklı ve zor bir dili var Kayacan'ın. 50 öyküsünün gerçeküstü tavrını doruklara taşımış. Kıyıda köşede kalmış bir yazar olmasına çok şaşırdım. *Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi adlı kitabını okuyanlar Barış Bakış'ın belki bininci kez Feyyaz Kayacan'ın Bir Deli Değilin Defterleri adlı kitabını okuduğunu hatırlayacaktır. Ayfer Tunç sayesinde merak edip okudum ve hayranlığım arttı Tunç'a yine. *Bir Deli Değilin Defterleri'nin henüz yeni baskısı yok. Fakat Kırmızı Kedi bütün eserlerini basacağını duyurmuştu. Umarım bir an önce basılır.
Yazarın farklı bir anlatım dili var. Ben bu anlatım diline pek alışamadım ama bir çok yerde üzerine bastığı noktalar güzeldi... “Savaş bitti artık. Bugüne bakıp da daha deminki geçmişi unutayım, yeni baştan öleyim demeyin sakın. Unutmak ölmek demektir. Unuta unuta ölen de nasır bağlar. Bir daha gelmem sizi uyandırmaya...”
Sığınak hikayeleri; *"Karım York'ta idi.", *Mr. ve Mrs. Valley, *Mr. ve Mrs. Ellis, *Şair Alvin, *Tütüncü Gareth, *Postacı kızı Vera ve Max, ile *Freddie, Karakterleri arasında, savaş atmosferi altında, sığınak ve çevresinde yer yer açılsa da genel olarak kapalı ve farklı bir anlatıma sahip olan öykü kitabı.
Yazar ikinci dünya savaşı sırasında yaşadığı Londra'da olanları bir sığınak çerçevesinde öyküleştirmiş. Fikir ve içerik güzel olsa da şiirsel bir dili olması bana hiç hitap etmedi, düz yazı hatta sokak ağzıyla yazılmış öyküler çok daha ilgimi çekiyor.