Türler arası okuma gibi olmasa da pek çoğumuz gibi ben de bu hikayeyle yetmişli yılların ortasında çekilmeye başlanan; Ertem Eğilmez'in yönettiği Hababam Sınıfı filmleriyle tanıştım. Filmlerde içten, sıcak, samimi bir ortamda birbiriyle kaynaşmış; birbirlerini kusurlarıyla, iyi yanlarıyla seven bir grup öğrenci, onlara ebeveyn sıcaklığı ile yaklaşan, spesifik özellikleriyle öne çıkan öğretmenler ve okul idaresi etrafında gelişen olayların toplumun mizah anlayışına uygun biçimdeki olay ve durum komedisi yönü ve karakterlerin başarılı oyunculukları sayesinde filmler gerek sinema sanatında gerekse de kitlelerin gönlünde kendine silinmeyecek bir yer bulmuştu.
Bu filmlerin halkın sevgisini kazanmasındaki sebeplerin başında; izleyicinin bir manada kendisiyle filmdeki yaşanan olaylar veya tiplemeler arasında bir benzerlik; bir bağ kurabilmesi gelmişti. Lakin bu filmlerin kaynağı olan sözkonusu kitaplar için aynı şeyi söyleyemem.
Birbirine mersi diye teşekkür eden, Fransızca deyimler, sözler kullanan; bir Fransız koleji yahut da Fransızca ağırlıklı eğitim veren okulda geçen olaylarda karakterlerin; toplumun dokusundan filmlere nazaran daha uzak bir görünüş sergilemesine ilaveten;
a) Birbirinden kişilik olarak ayırt edilmelerinin çok güç olmaları;
b) Her birinin kişilik yönleriyle değil, daha çok fiziksel farklılıklarıyla tanımlanmaları ve akılda yer etmeleri, yazarın bu yönde fazlaca gayret göstermesi;
c) Metindeki eril hakimiyet, (Rıfat Ilgaz'ın diğer kitaplarında olduğu gibi)
d) 25. sayfada olduğu gibi; Hamit'in tiyatroları oynanmak için yazılmamıştır seviyesindeki tartışmaların karakterlere ağır kaçması, karakterlerin karikatürvari kimliklerinin Haşim'in şiirini yahut da Hamit'in tiyatrolarını tartışacak nitelikte olmaya zorlanmaları,
e) Tiyatro olmasından kaynaklı olarak olayların çok hızlı seyretmeleri ve okuyucunun dikkatini dağıtacak denli çabuk değişmeleri kitap için nezdimde menfi izlenimler bıraktı.
Bir dizi ilgi çekici anıyı bir potada eritmeye çalıştığını düşündüğüm kitabı yine de severek okuduğumu ifade etmeden geçemiyorum. Bu kitap, yalnızca Hababam Sınıfı'nın hikayesi değil. Kitaptaki her bir karakter, bir özelliğiyle bir yönüyle ön plana çıkıyor olsa da; aslında her birisi tam olarak bu özelliği yahut da bu yönü temsil ediyorlar. Tıpkı, Kel Mahmut'un kendisinde "Müdür Yardımcılığı"ndan ayırt edilemeyecek, bu unvanla iç içe geçmiş kişiliğiyle tüm "Müdür Yardımcılarını" temsil ediyor olması gibi.
Not: İnek Şaban'ın soyadının "Şenol" olduğunu öğrenmek de beni mutlu etti. Zira en karikatürvari karakterlerin başında gelen, Hababam Sınıfı ile özdeşleşmiş İnek Şaban bu kitapta silik kaldıysa da filmlerde benim aklımdan asla silinmeyecek bir karakterdi.