Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi? Bir kadını zorlayan bir soru olabilir. "Çikolata mı ben mi?" sorusu kadar olmasada zorlar. Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız. Topuklarınızın altında kağıt mendiller var. Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller. O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde... Çok adisiniz pembe rujlar,çekici kılıyorsunuz dudakları.
Hayatimda daha berbat bi kitap okumadim desem yeridir. Yazarin kendisi zaten ergen beyinli ve de anlamlandiramadigim x y ise a bestir tarzinda bi uslubu var. Bosa atip doluya tutturmak amaci ama ev hanimlarina, bikac ergene hitap etmekten oteye gidemeyen cok anlamsiz bi yazarimsi kendisi. Ayrica yazarin loser ask hayatini ve tavsiyelerini okurken bayginlik gecirebilirsiniz. Her sayfa sonunda "eee?" Diyerek daha ne kadar kotu olabilir diyerek okuyorsunuz. "Pazartesiyi sevmiyorum ama seni severim. Portakal ye ve oje sur" cumlelerinin ardi ardina gelmesi her seyi acikliyodur. Ahmet Batman malesef gozumde edebiyat dunyasi icin bi utanc kaynagi. Yazarimsi. Okumayin. Okutmayin.
Birkaç yazı dışında berbat.. Ne bir kurgu var ne bir edebi değer.. Bi kısacık yazıda bile oradan oraya atlıyor yazar. Bir ara "Sabah Uykum"u da okuyacağım onu da beğenmezsem bu yazarın nasıl bu kadar reklamı yapıldığı benim için çok esrarengiz olacak :P
'Eğer seni öpmüyorsam, öpmek istemediğim için değil, öpmeye kıyamadığım içindir. Ben öyle bir adamım, bunu senden iyi bilen yok. Gözlerine bakmıyorsam, bakmayı sevmediğim için değil, bana baktığında her şeyi unuttuğum içindir ve bunu senden başka bilen yok. Ben öyle bir adamım, hep söylüyorum ya, gelişine seviyorum seni... Bana gelişine, yine gelişine... Ve içimde bir adam var, susmuyor hiç, seni nereden tanıyor, onu da bilmiyorum. Aynı kızı seviyoruz biz.'
Sen nasıl bir adamsın böyle Ahmet Batman, seni kitabını ilk kez okudum ama hayran kaldım. Cümlelerinin içinde kendimi buldum. Hani son sözünde dedin ya 'Çok bağlamadım yazıları birbirine, içinden cümleler alalbil diye' tamda dediğin gibi oldu her sayfada, her cümlende kendi cümlelerimi, kendimi buldum.
Herkese merhaba. Annemlerde akşama kaldığım bir gün yanımda okuyacak kitabım yoktu. Bu yüzden kardeşimin kitaplığında kitap avına çıktım. Bu durumda okunması en kolay, en çabuk bitecek kitabı seçerim. Gözüme soğuk Kahve kitabı takıldı. Uzun zamandır yazarın kitaplarını görüyordum ama içimden hiç okumak gelmemişti. Günümüz basit popüler kitaplarından biri olduğunu düşünüyordum. Yine de bir şans vermek istedim. Hiç olmazsa bir günde bitirir, okuma hedefime katkıda bulunurum diye düşündüm :-)
Kitabı okula da götürdüm. Okulda böyle kısa ve devamlılığı olmayan yazılardan oluşan kitaplar güzel okunuyor. Ağır kitaplara yoğunlaşamıyorum.
Her gün 10-20 sayfa okunursa o kadar kötü gelmiyor ama benim gibi bitireceğim diye ara vermeden okursanız bir yerden sonra bayıyor kitap. Hayatının merkezine aşkı koymuş gençler hayranlıkla okuyabilir belki, ki benim öğrencilerim okuyor, 30’u geçmiş, hayatta başka bin bir türlü dert olduğunu deneyimlemiş insanlar okurken fenalık geçirebilir. Öyle ki notlarımı temize çekerken “Bunu niye not etmişim?” dediğim birkaç alıntı da oldu.
Sonuç olarak okumazsanız bir şey kaybetmeyeceğiniz ama bir günde bitireceğim kitap lazım, okuma hedefime çok uzak kaldım diyerek okuyabileceğiniz bir kitap. Tavsiye etmiyorum.
Cümleleri tek tek ele alırsanız anlamlı bazı yerler yakalıyorsunuz ama bir bütün olarak okuması zor bir kitaptı benim için. Cümleler ve konular arasındaki geçişler bazı yerlerde havada kalmış, farklı bir tarzda anlatılmak istenirken olaylar derinliğini yitirmiş gibi geldi :(
"Bazen sarılmak iyi gelir. Karşındaki ne hisseder bilmezsin ama sen iyi hissedersin." "Duygusal adam çoğu zaman kaybeder. Sempatik adamlar da kızların sadece dert ortağı olur." Bu kitapta belirli bir kurgu yok. Kısa kısa yazılardan ve her yazının sonuna yazdığı twitter, eksisozluk gibi yerlerde karşılaşılması muhtemel cümlelerle bitirmiş. Aşk, yalnızlık, özlemek ve gitmek konularına çokça yer vermiş. Bir süre sonra sanki tüm yazıları aynıymış gibi hissettim.
Yazarin da belirtdiyi gibi,"soguk kahve" bir kitaptan ziyade, bir az kendinden,bir az bizten katdigi bir hayatin,hisslerin kaleme sujetsiz dokulusu. Evet,ilk defadir boyle kitap okuyordum , ve beyendiyimi sogleye bilirim. Sanki benim(sizin) soylemek istediklerimi(lerinizi) soyluyor. Sevmeyi bilmeyen kitapdan ogrene bilirmi?! Belki de bu kitabi okudukdan sonra ogrene bilir :)Ogrenemese de en azindan kendine ait cumleler bula bilir....
Yazarın arman-çorman etdiyi bazen alakasız, bazen çok güzel yerine oturan cümlelerden oluşan bi kitap. Özellikle yanlızlık, aşık olmak gibi konulara değiniyor, bir az güldüm, ama pek tavsiye edemeyeceğim.
Yine altını çizdiğim bir dolu cümle vardı işte... Hoşuma giden tür değil yine ama daha önce Kapalı Gişe Yalnızlık için yazdığım gibi, psikolojim bunları istiyorrrr..
Genel olarak beğendiğim ama gerçekten anlamsız bulduğum bir kitap oldu. Emeğine tabi saygı duyuyorum ama sanki twitter da yazılan tweetler toplanıp bir kitap haline gelmiş gibi bir içeriğe sahip. Açıkçası kitap okumayı sevmiyor veya sevgilinize olumlu-olumsuz söyleyecek cümleler arıyorsanız, bu kitap tam size göre. Ama edebiyat değeri olan, gerçek bir kitap okumak istiyorsanız, bu kitap size çöp gibi gelecektir. Başta da söylediğim gibi ben okurken keyif aldım çünkü hiçbir beklentim yoktu. Keyif için okuduğum kitaplarda biraz bile gülümsemem benim için yeterli geliyor.
iki yıldız kadar içeriği olan bu kitabı almadan önce hakkında o kadar güzel şeyler duymuştum ki şu an aynı kitaptan bahsettiğimizden bile şüphe duyuyorum. Ask acisi/özlem duyulduğu dönemlerde hepimizin elimize birer kalem alıp yapabileceğimiz türden seyler yazıyo burada. birkaç güzel, anlamlı ve zekice kurulmuş cümlenin haricinde bence sırf bişeyler okumak için okunan kitaplardan Soğuk Kahve. 1 ile 2 yıldız arasında kalmıştım fakat romantik kişiliğimden dolayı 2 yıldız aldı benden, ki hayli kârı.
Kitabın 183. sayfasının son cümlesinde kendimi buldum. Sanırım bu yüzden 2 tane yıldız verdim. Her ne kadar isteyerek alsam da istemeyerek okudum, sanki tumblr için yazılmış bir kitaptı ama biraz klişe kalıyor onun yanında. Tamamen berbat diyemem ama bazı cümleler sanki google çeviride ingilizceden türkçeye çevrilmiş gibiydi.
Bireysel olarak güzel bazı cümlelerinin dışında vasat bir kitap. Bana göre fazlasıyla sıkıcı ve kendini tekrarlayan bir anlatımı var. Overrated kategorisine uygun.
Her gün bir elma yiyip kendime iyi bakıyorum tarzındaki esprili cümleleri dışında sevebileceğim bir şey aradım... ama bulamadım. Ve okurken sıkıldığımı da eklemeden edemeyeceğim.
Buyuk bir umitle elime aldigim fakat bitsinde kurtulayim dedigim bir kitap. Bir kac sayfasını begenerek okudum. Geri kalani facebooka yazilmak icin derlenmis sozler kitabi gibi geldi. Olmadi.
Sicacik bir kahveden yukselen guzel kokular esliginde keyifli bir okuma vaat ediyor Soguk Kahve. Ironik ve mizahi oldugu kadar keskin bir dil. Belki de cogumuzun gundelik hayatinda olan konulari anlatirken sizi ters koseden bir bakis acisina yatirip golu ustalikla atiyor. Hinzir bir zekânin urunu olan cumleleri sizi gulerken duygulandiracak, cogu zamansa hayretler icinde birakacak. Kahraman Tazeoglu Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azindan yazdiklari oyle. Kolay kolay kimseden duyamayacaginiz, cesaret isteyen seyleri acikyureklilikle soyluyor okura. Ozellikle kadin erkek iliskilerinin uzerindeki pembe tozu ufleyip altinda yatan siyahlari ve beyazlari sogukkanlilikla gosteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadin bir Juliet. Erturk Aksun Topuklu ayakkabi mi yoksa ben mi? Bir kadini zorlayan bir soru olabilir. 'Cikolata mi ben mi?' sorusu kadar olmasa da zorlar. Sizler topuklu ayakkabisi ayaklarini vuran kadinlarsiniz. Topuklarinizin altinda kâgit mendiller var. Bazilarinizin gozyaslarini silen mendiller iste, yabanci degiller. O mendiller hep caninizin yandigi yerlerde... Cok adisiniz pembe rujlar, cekici kiliyorsunuz dudaklari.
bazı yazılar çok tatlı ve anlamlıydı. okurken fosforlu kalemle çizdiğim yerler bile oldu. ama yazarın kalemi GENEL olarak çok bozuk. bazı kelimeler yanlış yazılmış ve yer yer gereksiz abartılar var. yine de bir göz gezdirilebilir.
Muhtemelen hediye olarak gelmeze asla Ahmet Batman kitabı alıp okumazdım tarzım değil, yine de hızlıca bitirdim içindeki cümleler tek başına anlamı ama bütün halinde gereksiz geliyor insana.