Beyrut’ta büyük bir sanat galerisinin güvenlik şefi Rafik… Güvenlik kameralarında yakaladığı bir görüntüyle kendisi ve yakın arkadaşları bir anda heyecan dolu bir maceranın ortasına düşüyorlar. Hayalet gerçek mi?
Stian, genç bir kayakçı iken geçirdiği kaza ile tüm bedeni felç olan bir Norveçli… Yıllar sonra beklenmedik bir ses dostu oluyor. Stian dost sandığı bu kişinin, kendisini silah olarak savaş planlarında kullanacağını anlayacak mı?
Sean, NASA'da çalışan, Mars yüzeyinde keşfedilen bir delikle başlayan dev proje Cydonia için seçilmiş iki astronottan biri… Mars’ta neler oluyor? Kara deliğin arkasındaki sırrı kim çözecek? İsrail’in üçüncü dünya savaşı için akıl almaz planlarının Mars ile ilgisi ne?
Beyrutlu Rafik, Norveçli Stian ve Amerikalı Sean’ın yollarının kesiştiği Cydonia’da, soluk soluğa bir macera ve müthiş son…
Sercan Leylek (født 22. september 1986 i Izmir, Tyrkia) er en tyrkisk ingeniør og forfatter. Han er utdannet som softwareingeniør ved Dokuz Eylul University i Tyrkia og har arbeidet i Norge siden 2009. Leylek er best kjent i Tyrkia for sine science fiction-romaner Cydonia (2012) og Piri Reis ve Nostradamus (2015). I 2013 ble han engasjert i den politiske situasjonen i hjemlandet i forbindelse med protestene mot tyrkiske myndigheter i Gezi-parken i Istanbul. Siden dette har han også deltatt i offentlig debatt i Norge. I 2016 ble Leylek kåret til vinner av «The Top 10» en utmerkelse for første-generasjons innvandrere som har utøvd lederskap eller inntatt en ledende rolle i norsk arbeids-, samfunns- eller kulturliv.
Kitabın adı, ne anlama geldiğini bilenleri, Mars ile ilgili bir bilim kurgu okuyacakları konusunda önceden heyecanlandırır nitelikte. Üç ayrı zaman ve mekanda birbirleriyle ilgisini önceden sezemediğiniz üç ayrı karakteri içeren roman, bu hikayelerin sonunda nasıl birbirlerine bağlanacağı konusunda merak uyandırıyor. Bu merak hissi kitabı sonuna kadar sıkılmadan okumanızı sağlıyor. Üstelik fantezi dünyasından hoşlananlar için arada oryantal detaylarla süslenmiş kısımlar da mevcut. Diyaloglar oldukça samimi ve içten kurgulanmış.
Hikayeler olay odaklı şekilde akıcılıkla ilerliyor. Bu durum da karakterlerin biraz yüzeysel tanıtılmasına sebep olmuş. Neden sonuç ilişkileri ve olay örgüleri akılda soru işareti bırakmıyor ve bu açıdan tatmin edici. Fakat yine de somut nedensellik ilişkileri dışında karakterlerin iç dünyalarına, gel-git'lerine ve insani yönlerine biraz daha girilseydi, çok daha etkileyici olabilirdi diye düşünüyorum. Örneğin yatalak bir hastanın yaşamdan vazgeçmemek adına bir çok şeyi göze almaya istekli olacağı çok da beklenmedik bir alt sebep değil. Dolayısıyla okura bundan daha fazla ayrıntı verilebilseydi- zaten üç ayrı hikaye arasında gezinen kurguda- okurun hikayeye bağlılığının daha arttırıcı etkisi olabilirdi.
Arada ahlaki ve siyasi ufak iğnelemelerle karşılaşıyorsunuz. Etik bakış açısıyla yerinde mesajlar verilmiş. Yine de esas amaç bu konuların derinine eleştirilmesi olmadığından, farklı mesajlar sadece yeri gelmişken üstünkörü verilerek geçilmiş hissi yaşatıyor.
Beni hayal kırıklığın uğratan kısım, iyi kurgulanmış hikayelerin birbiriyle kesişmesini sağladıktan sonra gelen final kısmıydı. Sanırım şaşırtıcı ya da teknik açıklamalarla daha doyurucu bir son okumak daha hoşuma giderdi.
Tüm bu açılardan yazarın ilk yayını için oldukça başarılı bulduğumu söylemeliyim. Yerli yazarların özellikle bilim kurgu kitaplar yazmasını heyecanla destekliyorum. Yazarın hayalgücü ve kurgu yeteneğini beğendiğim için ikinci kitabını da okunacaklar listeme aldım.
Cydonia ile bulusmam beni ne kadar cok sevindirse de bir o kadar da okuma hevesimin azaldigini hissetmistim. Cunki bir cok kisinin yaptiginin tersine ben, yazarin son kitabindan okumaya baslayip geriye dogru gitmistim. Bundan ønce yazarin Duvar ve Adam “Mannen og Muren” kitabini ve Piri Reis ve Nostradamus kitabini okumustum. Bu kitaplardan sonra yazarin ilk kitabini okurken ilk otuz sayfasinda surekli diger kitaplarla ister istemez karsilastirma yapiyordum ve bu durumun romanin sonuna kadar bøyle gideceginden korkuyordum. Fakat kitabin akici dili ve yasanilan ilginc olaylar farkina varmadan, beni kitabin icine hepsetti. Heyecanla bir an ønce sonuna ulasmak istedigim ender kitaplar listeme Cydonia`yi da eklemis oldum. Yazarin ønceki kitaplarndaki gibi burada da kitaba hapsoluyor ve bir zaman tunelinde, farkli ve ilginc olaylara karakterlerle birlikte eslik ediyorsunuz. Kitaba kendimi o kadar kaptirmisim ki sonuna gelince kitabin bitmesine uzuldum. Yazarin ilk kitabi olmasina ragmen Cydonia`yi da diger kitplari kadar sevdim. Hakikaten sevdim! 😉
Eş zamanlı olarak kitabın üç ana karakterinin yolculuğuna eşlik etmek, en yalın ifadeyle heyecan vericiydi. Kitaba başlarken bilim kurgu türünün fanı olmayan ve bu türde çok fazla kitap okumayı tercih etmemiş biri olarak, bana nasıl hissettireceğini ve beğenip beğenmeyeceğimi gerçekten merak ediyordum. Bu merak kısa sürede yerini keyfe bıraktı; kitabı üç gün içinde bitirince de “Yazarın bir sonraki kitabı acaba ne zaman yayımlanır?” sorusunu düşünmeye başladım.
Birkaç karakterin hayatlarının birtakım olay örgüleriyle kesişmesi, roman, hikâye, film, dizi vs. gibi pek çok kurgusal eserde sıkça kullanılan bir tema. Bu nedenle, hele de bilim kurgu gibi bıçak sırtı bir türde, böyle bir roman yazmak büyük bir risk gibi geliyor—üstelik yayımlanan ilk romanda. Ama kitabı okuduktan sonra net bir şekilde söyleyebilirim ki yazar iyi ki bu riski almış.
Sırada “Piri Reis ve Nostradamus” kitabı var. En kısa sürede onu da okuyup yorumumu paylaşacağım.
Su kisacik ömrümüzde, hepimiz yasadigimiz hayat ötesinde – öncesinde, sonrasinda yada cakisan bir yerlerde- «bilinmeyeni» merak etmisizdir. Kimimiz uzaylilar, Marslilar üzerine kafa yormus; kimimiz ise ölümden sonraki hayat yada hayaletleri merak edip durmusuzdur.
Bir kitap düsünün. Gecmisi ve gelecegi basarili bir kurgu ile harmanlasin. Bir kitap düsünün. Sizi bir kuzey Avrupasi ülkesine – Norvec’e- bir de ortadogunun göbegine -Lübnan’a- biraksin. Bir kitap düsünün. Sizi bir Mars'a bir de hayaletler diyarina isinlasin. Bir kitap düsünün. Dünyamiza yaptigimiz zulm suratimiza tokat gibi carpsin.
Sercan Leylek bu dört kitabi basarili bir kurgu ile tek bir kitapta toplamis ve hayal dunyamizi zorlayarak bizleri yine bircok bilinmeyenin ortasinda birakmis.
Benim gibi bilim-kurguya mesafeli bir okuyucunun, yazarin diger kitabi olan Piri Reis ve Nostradamus u bir cirpida bitirdikten sonra, bu kitabi okumayi heyecanla beklemesi, kendi adima ilgincti. Ve bu heyecan sonuna kadar hakkini verdi.
Yazar, Piri Reis ve Nostradamus da oldugu gibi kurgusunu hazirlamadan yine arastirmis. Yine bolca okumus...Yine bilmediklerimizi, önemsemediklerimizi, inkar ettiklerimizi bize satir aralarinsa sunmus...
Cydonia brings in multiple stories by combining sci-fiction and real world, and surprising readers how everything is actually connected and leaving readers with lots of thoughts about creation of world and humans in addition to life in other planets.
CYDONIA . . Açıkçası bu kitaba başlarken beklentim çok yüksek değildi ama beklentilerimi aştı. . . Kitabın kurgusunu çok beğendim. Olayların birbirlerine bağlanışı da hoştu. Ama anlatımın üzerinde biraz daha çalışılsaymış gerçekten iyi bir bestseller olmaya aday bşr kitap. . . Uzayda hayat var mıdır? Yok mudur??? . . Hayalet diye bir şey var mıdır? Yok mudur??? . . Sorular farklı ve tuhaf mı geldi?? O zaman genç yazarımızın bu kitabını okumanızı tavsiye ederim 😉😉 .