AKIŞKAN MODERN DÜNYADAN 44 MEKTUP
***Bauman, bir derginin okurlarına yönelik olarak yazdığı, AYDINLIKTA SAKLANANLARI ANLAMAYI hedefleyen, ÖZGÜRLÜK HAYALETİNİ HAYAL-ETMEYE ÇAĞIRAN ve KÖYLÜNÜN ANLATTIĞI DENİZCİ HİKAYELERİ olarak nitelediği mektupları, bu kitapta toplamıştır.
Kendisi gibi Polonyalı ve özgürlük savaşçısı olan Adam Mickiewicz'in ÖZGÜRLÜK KAVRAMININ temsilcisi olarak aldığı 44 rakamına ithafen de 44 mektubu seçmiştir (gerçek anlamı bilinmemekle birlikte, İbranice yazıldığı takdirde şiirinin başlığının harflerinin sayısal değer toplamı olduğu iddia edilmektedir; Bauman ise rakamın Lehçe okunuşunun şiirsel ahengini öne çıkarma yanlısıdır).***
-New York Üniversitesi'nin bir çalışmasında, her %75 Amerikalı gencin vakitlerinin her dakikasını İNTERNET SOHBETLER ORTAMLARINDA geçirdikleri anlaşılmış ve YENİ POTANSİYEL UYUŞTURUCULARIN internet sohbet ortamları oldukları belirtilmiştir (J.Zimmerman).
Gençler er yada geç, her türlü bağımlılıkta olduğu gibi, yaşanılan TATMİNİN, uyuşturucunun her yeni dozundakine benzer şekilde GİDEREK AZALACAĞINI anlayacaklardır.
Giderek ARKADAŞLIĞIN NEŞE VE HAYAT VEREN SICAKLIĞINA inanç kaybolmakta, DERİNLİKLİ ilişkilerin yerini geçici, yüzeysel, kısa, sanal, niceliğe dayalı, gözden çıkarılabilir/silip üzerine yazılabilir ilişkiler almaktadır. Bugün EN DEĞERLİ AN, SAHİP OLMA ANIDIR ve herşey parladığı hızla gözden düşmektedir. Canlı kalması gereken tek şey TARZ'dır; bu tarz ise görülmedik bir hızla aksesuarlara sahip olmayı gerektirir. İngiltere Ulusal İstatistik Bürosu, ortalama bir gencin cep telefonu, MP3 çalar, program yükleme, saç bakımı, giyim eşyaları gibi aksesurlara, 30 yıl önceki bir gencin 12 katına denk gelir şekilde, yılda 9000 sterlin harcandığını rapor etmiştir. ÇOCUK ve GENÇLERİN TİCARİLEŞTİRİLMESİ, TURBO TÜKETİM dünyamızın en önemli etmenlerinden biridir; "NEYİ SATIN ALIRSAK O OLUYORUZ" şablonundan başka türlü davranamamaktadırlar.
CİNSELLİK de benzer şekilde yaşanmakta ve artık PİZZA SİPARİŞİNE benzemektedir. Halbuki şeylerin DEĞERLERİ, onları ELDE ETMEK İÇİN FEDA EDİLENLERİN BÜYÜKLÜĞÜ ile ölçülür (G.Simmel).
Daha FAZLA SAYIDA İNSANLA CİNSELLİK yaşanıyor olsa da bu artışa paralel olarak YALNIZ YAŞAYAN, yalnızlıktan ve TERK EDİLMENİN DAYILMAZ ACILARINDAN KAHROLAN insanların sayısı da ARTIYOR.
YALNIZLIKTAN KAÇARKEN, internet sayesinde insanlar "HER ZAMAN AÇIK / GÖZ ÖNÜNDE" hale gelmekte, SALYANGOZUN KABUĞU gibi AĞINI her yere taşımakta, asla tam anlamıyla ve SAHİDEN YALNIZ kalamamaktadır. Bundan dolayı da, sadece insanın kendi kendisiyle kaldığında gerçekleştirebileceği keyif için kitap okumak, resim yapmak, YARATABİLMEK ve BAŞKA DÜNYALARI HAYAL ETMEK çok zorlaşmaktadır.
Hiç tadılmadığı için de, ELDEN KAÇIRILAN ŞEYİN ne olduğu hiç bilinmemektedir.
ÖZEL ALAN, yani MAHREMİYET, aslında insanın kendi KRALLIĞI, tek ve BÖLÜNEMEZ EGEMENLİĞİNİN topraklarıdır; bu topraklar KAMUSAL ALANLA MUHALEFET halindedir. Günümüzde ise tam tersine olarak, "özel alanın" sahibinin sonsuza dek kendi edip kendi bulmaya mahkum edildiği ZİNDANLARA dönülmesinden korkulmakta ve internet/televizyon aracılığıyla MAHREMİYET ORDULARI KAMUSAL ALANI İSTİLA ETMEYE yönelmektedir. GÖRÜNÜR/ÜNLÜ olmak, gizliliğe ihtiyaç/hak duymamak, başarılı addedilen hayatın EN MAKBUL ve en popüler şeklidir.
Mahremiyet aynı zamanda insanlar arası bağları kuvvetlendirmekte de bilinen en güçlü birliktelik aracıdır; SIRLAR, seçilmiş, az sayıda, "çok özel" birkaç kişiyle paylaşılarak "EN İYİ ARKADAŞLIKLAR" tesis edilir.
Bir insanın sürekli ihtiyaç duyduğu GÜVENLİK ve ÖZGÜRLÜK, pek çok evli çift gibi ne ayrı ne de beraber huzurludurlar. Özgürlük olmadan güvenlik KÖLELİĞE mahkumiyet, güvenlik olmadan özgürlük ise ÇARESİZ ve SİNİR BOZUCU bir BELİRSİZLİKTİR. Bu ikilinin kısmi zıtlıklarının taşıdığı potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye (DEĞİŞİM/YARATICILIK) en iyi dönüştüren MODA'dır. Birey YENİ MODA'yı izlemesi (satın alması) sayesinde, hem kendini biricik hissedecek (ÖZGÜRLÜK) , hem de aralarında olmak istediklerinin parçası (GÜVENLİK) olabilecektir. Her iki arzunun birlikte var olması ve tatmin ihtiyacı, MODA'nın sürekliliğinin dinamosudur.
Bugünkü KÜLTÜR/SANAT normlardan değil SUNUMLARDAN ibarettir ve BAŞTAN ÇIKARICILIKLA ayakta kalmaktadır: HİZMETLE, HALKLA İLİŞKİLERLE DEĞİL, ARZULAR ÜRETEREK. İçinde tüketicilerin barındığı dünya, "ARADIĞINIZ HERŞEY BURADA" mağazalarından birine dönüştü ve kültür artık o mağazada bir REYONA benzemektedir.
Buna paralel olarak, Oxford akademisyenleri eski manasıyla KÜLTÜREL ELİTİN ARTIK VAR OLMADIĞINI öne sürmüştür. BİR ISIRIK ORDAN, BİR LOKMA ŞURADAN tarzıyla koşturan seçkinler, POPÜLER KÜLTÜRÜ TÜKETEN ENTELLERE doğru değişmektedirler ve "şikayeti kesin, çok seçici olmayın, daha fazla tüketin" demek dışında etraflarına iletecek mesajları kalmamıştır.
FELAKET TELLALLIĞI, artık hem gelişen KONTR-TERÖRİZM İMPARATORLUĞUNUN hem de "SAĞLIK VE GÜVENLİĞİN" ekmeği suyudur. Üretilen ilaçlara YENİ HASTALIKLAR UYDURMAK ("Sosyal fobi" icadı ve Paxil ilacının milyonlarca satılması) ve her zamanki sayıda ölümle seyreden GRİPLERİ ÇOK ÖLDÜRÜCÜ DİYE ABARTMAK (ülkelerin milyonlarca doz Tamiflu stoklaması) sık başvurulan tellallıklardır.
Bilimsel çalışmalarla birçok kez kanıtlandığı üzere dünyada en yaygın ve en etkili ÖMÜR KISALTAN (İngiltere'de bile, zengin Londra/Kensington mahallesindekiler, fakir Glasgow/Calton mahallesindekilere göre 28 YIL fazla yaşıyor) ve PSİKOLOJİ BOZAN faktör YOKSULLUK ve GELİR EŞİTSİZLİĞİDİR. Varolmayanlara tellallık yapan SİYASETİN/MEDYANIN/ BİLİMİN varolan gerçeğe dair YAYGIN SUSKUNLUĞU, son derece çarpıcı ve düşündürücüdür.
BİRİKMİŞ BİLGİ YIĞINI, düzensizlik ve kaosun çağdaş simgesi haline gelmiştir. Bilginin geleneksel tasnifinde kullanılan güncellik, önem sırası, ihtiyaçlar ve otoriteler aşamalı olarak ortadan kalkmaktadır. Bu yığının içindekilerin kullanıma/tüketime uygunlukları ancak NİCELİKLERİ ile değerlendirilebilmekte; önem sırasını belirleyen tek temel kural olarak ise GEÇİCİ GÜNCELLİK (anlık, ayaküstü, tek kullanımlık) öne çıkmaktadır.
Dünyanın/evrenin sırlarını anlamaya ilişkin asimile edilemeyen özel galaksi ise sadece birkaç müptelaya kalmaktadır. Bilgiye doymuş bir dünyada YAŞAMA SANATINI ve akıllara durgunluk verecek kadar zor olsa da böyle bir hayata İNSANLARI HAZIRLAMA SANATINI öğrenmemiz gerekiyor.
KRİZ özellikle ESKİNİN ÖLMESİ ve YENİNİN DOĞAMAMASI olgusundan kaynaklanır; ARA DÖNEMDE ise çeşitli HASTALIKLI BELİRTİ ortaya çıkar (Gramsci). YÖNETENLER ESKİSİ GİBİ YÖNETEMEZLERKEN, YÖNETİLENLER DE ESKİSİ GİBİ YÖNETİLMEK İSTEMEZLER. Gezegenin mevcut hali SÜREKLİ ARA DÖNEME işaret ediyor; egemenlik artık hiçbir yerde TAM DEĞİL.
Hükümetler, HEMEN AL SONRA ÖDERSİN piyasasıyla öğrenci gençlerin bile borçlandırılmasına, finans sektörünün TURA GELİRSE BEN KAZANIRIM, YAZI GELİRSE SEN KAYBEDERSİN oyunlarına göz yumup otoriterleşirken, kişiler MİLİTERLEŞMEKTEDİR.
ALIŞKANLIKLARIMIZIN TERSİNİ YAPMALI, MERKEZİNDE BİREYİN VAROLDUĞU DÜŞÜNCE TARZIMIZI, İLİŞKİ ve ORTAMA AYRICALIK TANIYAN ETİK ve ESTETİK BİR PRATİK ÇERÇEVESİNDE DÜZENLEYEN BAŞKA BİR ALTERNATİFE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ.
-ÇÖZÜM varsa eğer, ancak KÜRESEL DAYANIŞMAYLA oluşturulabilir. Bu konudaki en büyük yardımcımız ise, koşulları MANEVİ TESTE tabi tutan ve kötüleşen durumlara çözüm üretmek için bize CESARET veren, SİSİFOS'U PROMETHEUS'A DÖNÜŞTÜREBİLEN, KARAKTERİMİZdir (A.Camus).