"Irmaklar arasındaki ülke" anlamına gelen Mezopotamya'da yaratılan kültür, doğduğu toprakların dışında özellikle Doğu Akdeniz, Suriye, Filistin, Arabistan Yarımadası, İran ve Anadolu'yu etkilemiş ve bölge haklı olarak "uygarlığın beşiği" olarak nitelendirilmiştir. Mezopotamya uygarlığı, ilk kent devletleri, ilk krallıklar ve ilk imparatorlukların yanı sıra yerleşim merkezleriyle belirginleşen anıtsal mimarisi (kral mezarları, tapınaklar, zigguratlar), boyalı seramik ürünleri, yazı sistemleri, yasaları ve heykelciliğiyle de ayrıcalaşarak özgün bir kimlik ve üslup yaratmıştır. Bölgenin coğrafyası temelinde gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar ve elde edilen buluntular çağdaş uygarlığın Eski Mezopotamya’ya ne denli borçlu olduğunu çok açık biçimde sergiler.
Arkeolog ve eskiçağ tarihçisi Doçent Kemalettin Köroğlu, bu bağlamda bilgi edinmek isteyen okuyucu ve öğrencilerin beklentilerini dikkate alarak; Sümer, Akkad, Babil, Hurri-Mitani ve Assur gibi parlak uygarlıkların tarihini kronolojik bir sırayla ele alıyor ve çalışmasını harita, çizim, desen ve fotoğraflarla destekleyerek derinleştiriyor.
Bu kitap popüler bilim diliyle yazılmış bir tarih kitabıdır. Mezopotamya denilen topraklarda MÖ 7. binyıl sonunda başlayan Hassuna-Samarra Dönemlerinden MÖ 538’de Pers yönetimine girene kadar geçen yaklaşık altı bin yılın anlatımı, dökümüdür.
Bugün Ortadoğu’nun “makus tarihini” anlamada son derece yararlı bir kitap. Aslında Göbeklitepe’nin keşfinden sonra Kadim Mezopotamya tarihinin çok daha gerilere gittiği görülmüştür. Palmira’dan Tuşhan-Üçtepe’ye (Van), Basra Körfezinden Amed (Diyarbakır’a) uzanan bir coğrafyadır Mezopotamya.
Tarihin başlangıcı denilecek kadar önemli olan yazı (çivi yazısı), araba tekerleği, saban, yapı kemeri, çömlekçi çarkı bu bölgede ortaya çıkmış, Eski Ahit’te de kullanılan uluslararası ortak iletişim dili olan “Aramice” bu topraklarda kullanılmış günümüze kadar ulaşmıştır (Süryanice, Keldanice), ticaret bu coğrafyada başlamıştır.
“Yaratılış” ve “Tufan” destanlarıyla beslenen mitolojik öğeler beslenerek Nevruz geleneğiyle günümüze kadar ulaşmıştır. Dini mesajlar, toplum yapısı, Hammurabi yasalarındaki dişe-diş kavramı, kadının örtünmesi ve erkeklerle ilişkilerini belirleyen Orta Assur Krallık Dönemi kanunlarındaki (MÖ 1365-1050) yaptırımlar günümüz toplumlarıyla benzerlikler göstermektedir.
Bu coğrafyada savaşlar, istilalar, fetihler, yıkımlar hiç durmamış, siyasi yapı ve güç bir o şehirden bir bu şehre geçmiş ancak ortak Mezopotamya kültürü hiç kesintiye uğramadan sürmüştür. Persler’den sonra yeni bir macera başlamıştır. Tarih sevenlere ve Mezopotamya kültürüne ilgi duyanlara kesinlikle öneririm.
Tarih öncesi dönemden Pers işgaline kadar olan dönemi anlatıyor. (M.Ö.583) Kitabın sade bir anlatımı var ve anlatım resimlerle desteklenmiş. Mezopotamya kültürü ile ilgili olanlar için aydınlatıcı ve güzel bir kitap
Bölgedeki çalışmalar ve çiviyazısının çözümü konuları ile başlayan, Paleotik ve Neolitik kültürlere yer veren, ilk kent devletlerini içeren bu eser Sümer, Akad, Asur ve Babil kültürleri yanında bölgeye gelen Sami, Kafkas ve Hint-Avrupa halklarına da yer verir. Mezopotamya tarihine siyasal ve kültür anlamında güzel bir başlangıç olabilir. Kitapta yer yer Mezopotamya'ya yönelen Mısır ve Elam, Asur seferleri sırasında Mezopotamya ile iletişim de olan Urartu, Geç Hitit Devletleri ve Hitit tarihine de deginilmektedir ayrıca Lidya ve Frig gibi Anadolu halklarının da adları geçmektedir. Son olarak Pers'lerin bölgeye hakim olması ile kitap sona etmektedir.
Mezopotamya tarihine ilgili ancak derin akademik bilgisi olmayan biri olarak çok keyifle okudum. Gayet akıcı bir kitap. Bölgeye ve uygarlıklara ilişkin genel fikir sahibi olup net bir fikir edinmeyi sağlıyor. Kaynakça kısmından ileri okumalar da yapmayı düşünüyorum.
Eski Mezopotamya tarihi hakkında genel bilgi verme hedefine ulaşıyor. Bazı olaylarda daha derine inse güzel olabilirdi, fakat kısalığını göz önünde bulundurursak verdiği olaylar ve dönüm noktaları tatmin ediciydi.