Jump to ratings and reviews
Rate this book

Transylvanian Superstitions

Rate this book
"Transylvanian Superstitions" written by Emily Gerard and first published in 1885 is widely held to have provided key inspiration to Bram Stoker while creating the novel Dracula.

On the other hand, "The Vampire in Romania" by Agnes Murgoci is one of the best accounts of the belief in vampires in Romania.

“Transylvania might well be termed the land of superstition, for nowhere else does this curious crooked plant of delusion flourish as persistently and in such bewildering variety. It would almost seem as though the whole species of demons, pixies, witches, and hobgoblins, driven from the rest of Europe by the wand of science, had taken refuge within this mountain rampart, well aware that here they would find secure lurking-places, whence they might defy their persecutors yet awhile.”
— Emily Gerard, 1885

84 pages, Paperback

First published January 1, 1885

17 people are currently reading
251 people want to read

About the author

Emily Gerard

89 books9 followers
Jane Emily Gerard was a nineteenth-century author best known for the influence her collections of Transylvanian folklore had on Bram Stoker's Dracula.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
13 (14%)
4 stars
45 (50%)
3 stars
26 (28%)
2 stars
6 (6%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Rygard Battlehammer.
187 reviews93 followers
October 2, 2023
Dracula Haftası kapsamında, Dracula İncelemesi hazırlamak için kullandığım kaynaklardan bir diğeri Emily Gerard’ın, Transilvanya Batıl İnançları kitabıydı(?)

1849 doğumlu, İskoç bir kadın Emily Gerard. 15 yaşına kadar evde eğitim görmüş, ardından Riedenburg’daki (Avusturya) Sacré Coeur manastırında, Avrupa dilleri eğitimi almış. Kendisi de, kız kardeşi Dorothea de Katolik olarak yetiştirilmiş ve birlikte Blackwood’s Magazine için çeşitli öyküler yazmışlar. Dorothea evlenip taşınınca işbirlikleri bozulmuş ve edebiyat konusunda kardeşlerden daha üretkeni Emily olmadığından anlaşılan, edebiyat macerası da bir süre kesintiye uğramış.

Ancak benim ilgimi çekmesinin nedeni -ve bu yazının konusu- yazarın kurgu eserleri değil, 1885-1888 arasında yazdıkları. Emily Gerard, Avusturya-Macaristan Ordusu'nda görevli Polonyalı bir süvari subayı olan Ritter Miecislaus von Laszowski ile evlendikten sonra eserlerinde Doğu Avrupa yoğun bir yer kaplamaya başlamış. Eşinin 1883 - 1885 arasında Hermannstadt ve Kronstadt kasabalarında görev yapmasıysa, Transilvanya Folklörü üzerine hatırı sayılır miktarda gözlem yapabilmesini sağlamış.

Bu dönemde yazdığı Transilvanya Batıl İnançları adlı kısa makale, daha sonra, hayli kapsamlı bir çalışma olan Ormanın Ötesindeki Ülke: Transylvania'dan Gerçekler, Rakamlar ve Fanteziler ’e dönüşmüş ve Bram Stoker’ın Dracula’sına ilham kaynağı olmuş. Stoker, başta Styria’da geçmesini planladığı hikayesini, Gerald'ın sözlerinden etkilenerek “Avrupa'nın geri kalanından bilimin asasıyla sürülen tüm iblislerin, perilerin, cadıların ve gülyabanierin sığındığı bu dağ sıralarına, Transilvanya’ya kaydırmaya karar vermiş.

Bu arada Stoker’ın Nosferatu kelimesini ilk olarak duyduğu yer de Gerard’ın makalesindeki şu kısımmış (sf:26)
Daha kötüsü ise her Rumen köylünün cennet veya cehenneme inandığı kadar inandığı vampir ya da nosferatu'dur. Yaşayan ya da ölü olmak üzere iki tür vampir vardır. Yaşayan vampir genel olarak iki gayrimeşru kişinin gayrimeşru çocuğudur. Yine de kusursuz bir soyağacı dahi bir vampirin davetsiz misafirliğine engel teşkil etmez öyle ki nosferatu'nun ısırdığı herkes öldükten sonra vampire dönüşüp ya şüphelinin mezarı açılıp kazık saplanana ya da tabutuna ateş edilip defedilene kadar masumların kanını içmeye devam edecektir.


Gerard'ın makalesi, gözlem odaklı bir çalışma. Yazar, batıl inançları, kökenlerine göre üçe ayırarak inceliyor ve sıralıyor; yerli inançlar, ithal edilmiş olanlar ve gezgin çingenelerden kaynaklananlar. Bu arada yazı genel olarak vampire odaklı değil, Transilvanya’nın türlü türlü bilimsizliği yer buluyor sayfalarda. Ancak bölge halkı vampir mevzusuna gerçekten takıntılı olduğundan, haliyle sıklıkla anılıyor bizim afacanlar.

Kitabın benim için en eğlenceli kısmı, Dracula kurgusunda kullanılan spesifik unsurların, Transilvanya'nın tarımsal toplumunda karşılıklarını avlamaktı. Bunların bir kısmı kurguyu şekillendiren esinmeler, bir kısmı ise doğrudan referanslar. Ama Dracula’ya ilham veren kimi fikirlerin batıl inançlardaki ham halini görmek ise ufuk açıcı.


Örneğin Jonathan Harker’ın, ormandaki mavi alevlerle yüzleşmesinin sorumlusu belli ki Emily Gerard:
“Aziz George Günü gecesinde (efsanelere göre) tüm bu hazineler yanmaya başlar veya mistik bir dilde konuşursak, dünyanın koynunda "çiçek açmaya" başlar ve yaydıkları ışık, yanan şarap ruhlarının rengine benzeyen mavimsi alevle sevilen fanileri gizlendikleri yere yönlendirmeye yarar.”



Dracula’ya karşı evlerin kutsallığının sağladığı koruma ise, kitaptan başka bir batıl inancı hatırlatıyor bana:
“ Salı akşamı gün batarken, o günün kötü ruhu çok güçlüdür ve birçok bölgede insanlar gün batımı ile gece yarısı arasında kulübelerini terk etmekten kaçınırlar.”



Dracula’nın yerel halktan müttefikleriyle olan ilişkisi ise bu şekilde çıktı karşıma:
”Ancak Rumenler, kötü olanı her zaman uzak tutmaya çalışmaz. Aksine, bazen şeytanın yardımını ister ve onunla bir anlaşma yapar.
Örneğin hırsızlara, vahşi hayvanlara veya kötü hava koşullarına karşı sürü, bahçe veya tarlanın güvenliğini sağlamak istediğini varsayarsak, mesele çok basittir. ”



Dracula'nın beraberinde getirdiği ve İngiltere'nin dört bir yanına taşıyıp gizlediği kutsal olmayan toprakların kutsanması ise Saxon kökenli bu pratikten esinlenmiş gibi duruyor:
25. Serçeleri tarladan veya bahçeden uzak tutmak için gece yarısı kilise bahçesinden alınan toprağı yere serpmek gerekir.



Bir çok pratik kaynakta geçen sarımsak da yerini almış batıllar takımında elbette:

21. Vücuda sarımsak sürmek cadılar ve haşerelere karşı korur

Bunlar benim yakaladığım ve ilginç bulduğum referanslar. Ancak the Land Beyond the Forest'ta çok daha fazlası mevcut elbette.

Ancak makale, bir kitabın içeriğini doldurabilmekten hayli uzak ve bunu kendi başına kitap olarak yayımlamak hiç hoş değil. Hatta yazı aslında o kadar uygun değil ki kitap formatına, yazar bir yerde Aziz Thomas gecesi’nden bahsederken, kimi rütelleri saydıktan sonra, bunları gerçekleştirme yollarını, Burada anlatmak için çok uzun olduğunu belirterek geçiştiriyor. (ve tam da bu yüzden, bu makaleden birkaç yıl sonra içeriği muazzam biçimde genişleterek kitabını yazıyor) Ama hayır; Laputa, yirmi sekiz sayfalık makaleyi kitap adı altında basmakta bir sorun görmüyor. Doğal olarak akla, “kültürel içerik diye iteleyip, fon kovalıyorlar herhalde,” gibi şüpheler getiriyor.

Aslında belli ki kitabın editörleri de (lafın gelişi editör tabii, 5c sınıfı kitap kolu falan muhtemelen) durumun saçmalığının farkındaymış, makalenin ardından, Land beyond Forest’tan iki yazı daha eklenmiş kitaba. Fakat bunlar da, “dostlar alışverişte görsün,” misali çabalar. “Çingene Falcı,” dört sayfalık, bağlamından kopuk bir yazı, “Bir Çingene Kampı,” ise üç sayfalık bir hikaye. Berbat bir editörlük gerçekten; Oysa çok daha iyi bölümleri mevcut Land Beyond Forest'ın.

Kitabın çevirisi ise elbette özensiz. Aslında idare eder ile dandik arası bir noktada dalgalanıyor çeviri kalitesi ama zaten 30-40 sayfa bir şey çeviriyorsun toplamda, onu da en azından suratına benzetme. Keşke yapay zekaya çevirtselermiş, çok daha düzgün iş çıkarırmış. Yani ilk kez kötü çevirili kitapla karşılaşmıyorum tabii ama en azından kitabın arka kapağını ardınla çevirmezsin. Sevgili, adıyla veya mezunu olduğu Yeditepe Sosyoloji ile ilgili asla şaka yapmayacağım Berk Aytunç kardeşim, kitabın arka kapağına: “Vampirlerin ilk kuzeni, Almanların aksine burada Prikolitsch ismiyle bilinen kurt adamdır.“ diye başlayan bir tanıtım metnini çakmış kahramanca. Saçma geliyor tabii kulağa, dikkatimi çekti “ne diyor lan bu?” diye karşılaştırasım geldi orijinal metinle. Meğer Emily şöyle demiş aslında:

First cousin to the vampire, the long exploded were-wolf of the Germans is here to be found, lingering yet under the name of the Prikolitsch

Pokemon gibi çevirmiş herif, BERK! BERK! diye çevirmiş. Kadın diyor akım, bu anlıyor bokum. “Vampirin birinci dereceden kuzeni, Almanların artık unutulmuş kurtadamı burada, hala Prikolitsch adıyla varlığını sürdürüyor.”diye çevrilebilecek bir içerik bu. “soğumuş,” “tedavülden kalkmış,” “modası geçmiş,” bir sürü şey söylenebilir benim tercih ettiğim "unutulmuş yerine," eğer metnin orijinalindeki patlamış kullanılmak istenmiyorsa. Ama herifin yaptığı, kafasına göre yeni bir anlam uydurmak. Oğlum sen kimsin? "Almanların aksine" olan bir şey yok lan, arka kapak bu, insan okuyacak bunu, rahatlığa bak sözelcideki.

Yani, yine Laputa adlı yayınevi, bu kitaba dahil olduğu her noktada muazzam biçimde başarısız. Sanırım Laputa’dan okuduğum beşinci kitaptı bu. Enteresan bir biçimde bütün kitapları kötü bu yayınevinin. Yayıncılık adına yapılabilecek ne varsa en dandik, en saçma sapan, en özensiz ve en kalitesiz biçimde yapıyorlar. Bu da bana açıkçası enteresan geliyor. Eğer Yayıncılıkları bir troll faaliyet değilse, tam olarak ne yaptıklarını merak ediyorum bu sonucu almak için.

Sonuç itibariyle ilginç ve güzel bir içerik ama Laputa’nın bunu sunduğu biçim oldukça kötü ve katiyen insanların parasını hak etmiyor. Yazılar bir derlemede kullanılabilecekken, veya doğrudan, telifsiz bir eser olan the Land Beyond the Forest basılabilecekken bu yapılmamış ve içerik gayet özensiz, baştan savma bir biçimde yayınlanmış. Bu haliyle kimseye tavsiye etmem açıkçası, çok meraklısı olan varsa atsın bir mesaj, ben anlatırım yirmi dakika içinde önemli kısımlarını.

(edited v2)
Profile Image for Brenda.
1,516 reviews69 followers
February 15, 2018
The book that started it all!

The essays in here were the ones that inspired Bram Stoker to write Dracula. As with most authors, he took fairly extreme artistic license with the source material. Most descriptions of vampires describe them as being ruddy faced, not pale. There’s no mention of turning into a bat or hypnotizing unsuspecting victims.

It’s a quick read and it’s utterly fascinating.
Profile Image for T. .
55 reviews2 followers
January 9, 2023
Bir kaynak kitap olarak yazılan bu eser kurgu dışı olarak karşımıza çıksa da en az bir roman kadar hayal dünyamızı ateşleyecek içeriğe sahip bence. Yazımını biraz daha “kaynak kitap” formunda görmeyi ummakla beraber son derece beğendiğim bir okuma oldu.

Transilvanya ve civarının batıl inanç bakımından bereketli topraklar olduğunu ve vampir-kurt adam mitinin anavatanı sayıldığını elbette biliyordum ama bu kadar çok sayıda ve karışık/detaylı/spesifik inanışları olduğunu bilmiyordum.

Arada sıra alıp tekrar okumalıktı bence. Ve özellikle bu mitleri konu alıp bu civarlarda geçecek bir fantastik roman için muhteşem bir el kitabı vazifesi görecektir.
Profile Image for Tom LaBarge.
2 reviews
April 21, 2025
Two books, Transylvanian Superstitions by Emily Gerrard and The Vampire in Roumania [sic] by Agnes Murgoci. Not an exhaustive guide to Romanian folklore, rather two secondary accounts of folktales and traditions in the region from the 18th century and early 19th century respectively. Transylvanian Superstitions is must have for Bram Stoker's Dracula enthusiasts. Both texts are excellent reads for those interested in historic perspectives on Romanian folklore.
Profile Image for milo.
499 reviews65 followers
January 6, 2019
C'est un petit livre de 120 pages qui se lit très vite et que j'ai trouvé super intéressant! Ça n'a pas beaucoup de prétention car c'est pas vraiment une démarche scientifique mais du coup c'est pas rébarbatif à lire.
Profile Image for Earendil Star.
152 reviews8 followers
January 7, 2020
I gave it 4 stars due to formatting: 2 chapters that don't have distinct demarcations or subtitles.

One has to read with an open mind for this a book of superstitions

Content: Bram Stoker was definitely inspired by this book. Those who did not understand the "Blue Flame" in "Dracula" will be informed here.

The terms such as Strigoi, Strigoica, Vrolak, Vrkolak, Pricolici, and Drac are explained. However, some of these terms are used interchangeably.

Ways to protect oneself from these demoniacal creatures are provided as well.
Profile Image for Kate.
807 reviews6 followers
November 27, 2023
How fun!
I read this because it was recommended by an Edinburgh Fringe Festival Performance - the mystery of Dracula.
Wow, what wild superstitions! I love it. I especially love the casual mention that it rains when vampires get their tails wet. (Since when do vampires have tails?) and that it's unlucky to be born - pretty much any day.
Displaying 1 - 8 of 8 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.