Burada el işi (ayrı yazmıyorum) üzerinde duruyorum; ilkokul yıllarımızın elişi (bitişik yazıyoruz) derslerinden ayırabilmek için el-işi (çizgiyle ayırıyorum) demek daha da doğru görünüyor 'defter'dekilere; Selçuk Demirel'den çok eli yapıyor bu işleri, tabii eli sözkonusu, tabii kendi gövdesinin, zihninin komutlarda yönlendirdiği bir uzantısı eli, ama ayrım getiriyorum ısrarla: Bunlar, el'in işleri.
18 Mayıs 1954’te Artvin’de doğdu. İlk çizimlerini Ankara’da lise öğrencisi iken yayımladı (1973). Daha sonra mimarlık öğrenimine devam ederken, Mimarlık dergisi başta olmak üzere dönemin önemli dergi ve gazetelerinde desenlerini yayınlamayı sürdürdü. 1978’de Paris’e gitti ve yerleşti. Çalışmalarını Paris’ten sürdüren Selçuk Demirel Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Kitap-lık, P, Artimento (Türkiye); Le Monde, Le Monde Diplomatique, Le Nouvel Observateur (Fransa); The Washington Post, The New York Times, The Wall Street Journal, The American Prospect, The Boston Globe, The Chicago Tribune, LegalAffairs (ABD); Far Estern Economic Rewiew (Hong Kong) vb. birçok önemli dergi ve gazetelerde desenlerini yayımladı. Çalışmaları kitap illüstrasyonlarından dergi ve kitap kapaklarına, desen albümlerinden çocuk kitaplarına, kartpostaldan afişe dek çeşitlilik gösteren sanatçı, Türkiye’de, birçok Avrupa ülkesinde ve Japonya’da kitaplarını yayımladı, kişisel sergiler açtı.
Bir karikatür kitabı hele de sayfa sayısı az ise çabucak biter, neyse ki Enis Batur’un “temrin” dediği 30 tane kısa anlatı var. S. Demirel’in kendine has çizgilerini seviyorsanız yıllar içinde eline geçen herşeye (zarf, ambalaj kağıdı, makbuz vs...) çizdiklerini görebilirsiniz.