Akhisar'ın zeytinyağı tüccarlarından birisinin kızı olan Hilal, şizofrenidir. Bunun öğrenilmesinden çekinen ailesi, tedavi için onu İstanbul'a gönderecek ve şifa arayacaktır. Uzun süre kaldığı akıl hastanesinden Akhisar'a döndüğünde ise Hilal, ailesinin onu evlendirme baskısıyla karşı karşıya kalacaktır. Evlendirilmek istediği kişi olan Alparslan, mevsimlik işçi olarak tütün toplamaya gelmiş kızlardan birine âşıktır ancak yine de ailesine ve düzene karşı gelemeyip Hilal ile evlenir. Hilal'in hastalığının tam olarak iyileşememiş olması da bu döngüye eklenince herkesin hayatını altüst eden bir dram ortaya çıkar. Bahadır Yenişehirlioğlu'nun yeni romanı Son Hasat, çarpıcı ve etkileyici bir kurguya sahip.
1962 Akhisar doğumlu olan Bahadır Yenişehirlioğlu Evli ve 2 çocuk babasıdır. 1979 Yılında Akhisar lisesini bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı ve 1985 yılında mezun oldu. Daha sonra Manisa\Akhisar da serbest Avukat olarak çalışmaya başladı. Çin, Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya, Almanya, İngiltere, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Fas, Tunus, Mısır, İran, Pakistan, İsrail, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Dubai, Bahreyn gibi ülkelerde halklar ve toplumlar üzerinde araştırmalarda bulunmuştur. Meydan Yayınlarından “Beyaz Usta Siyah Çırak”, Everest Yayınlarından da Kerime ve Son Hasat isimli romanlarını kaleme almıştır. Ulucamii Eğitim ve Kültür Vakfı yönetim kurulu üyeliği, Ak-sek Vakfı, İnsan Hakları Komisyon Üyeliği, İlçe cezaevleri izleme ve denetleme komisyonu, Akhisar Tenis severler derneklerinde çalışmalarda bulunmuş ve bulunmaktadır. Ayrıca Bahadır Yenişehirlioğlu’nun Büyük Dedesi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde İzmir’in ilk valisi ve belediye başkanıdır.
Bu, yazarın okuduğum beşinci ve en az sevdiğim kitabı oldu, maalesef. Oldukça karamsar bir hikâyeydi ve okurken içim parçalandı fakat karakterterlerin hiçbiriyle de bağ kuramadım. Öyle, uzaktan acılarına ortak oluyormuş gibi hissettim sadece. Araya giren şiirler başta hoş bir değişiklik oluyordu fakat kitap ilerledikçe hem şiir şeklinde yapılan anlatımlar uzadı hem de sayıca arttı ve bu, akışı biraz sekteye uğrattı, zannımca.
Hikaye, şizofreni hastası Hilal'in varlıklı ailesinin, bir başka varlıklı aileyle bağ kurmak istemesi aslında. Hilal'in ailesi zeytin zengini, dünürleri tütün. Hilal'i Alparslan'la evlendiriyorlar ama dediğim gibi, Hilal rahatsız ve bundan ne damada ne de dünürlere bahsediliyor. Alparslan da ayrı sorunlu; bu evliliği hiç istemiyor çünkü gönlü tütün amelelerinden birinde ve onunla evlenmek istiyor.
SPOILERS
Ve bu zoraki evlilik Alparslan'ın bir ayyaş olup çıkmasıyla, Hilal'le evliliğinin bitmesiyle, çocuklarının Hilal'den alınıp Hilal'in ablasına verilmesiyle ve Hilal'in abisi Veysel'in bir tartışma sırasında Hilal'i yanlışlıkla öldürmesiyle bitiyor. Alparslan da Veysel'i öldürüyor ve intihar ediyor. Dedim ya, baştan sona yanlış kararlar, gereksiz zorlamalar ve tarifsiz acılar... Hilal'in anneannesinin şizofreni hastası olduğu gibi, kızı Kader'in de aynı rahatsızlıktan mustarip olduğunu da unutmayalım tabii.
Yazarın ilk kez okuduğum ve son derece hayal kırıklığına uğradığım kitabı oldu.İnanılmaz yavan geldi anlatımı.Bu güzel hikayenin beni şaşırtan,aynı zamanda beğendiğim tek yeri sonu oldu.Onun dışında neşir aralarındaki şiirsel anlatımlar bile bu hissi geçirmedi.İsmail Bey’in kızı konusunda aldığı karar kesinlikle başta resmedilen karaktere zıt bir davranış oldu.Ondan sonra zaten sadece bitsin gayretiyle okudum.