Gittikçe derinleşen bir yalnızlıkla, varoluşun dehlizlerinde ne yapacağını bilemeyen küçükburjuvanın açmazları...
Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları, Bir Uzun Sonbahar, Bir Yaz Mevsimi Romansı ve bu üç romana birden yayılan nihilistik bir yangın. Demir Özlü gittikçe derinleşen bir yalnızlıkla, varoluşun dehlizlerinde ne yapacağını bilemeyen küçükburjuvanın açmazlarını anlatıyor. Eski İstanbul'un, kaybolmakta olan o büyülü kentin içinde ruhsal ve tensel çöküşü derinlemesine yaşayan yazarlar, sanatçılar, küçük bir aydın kesimi... Aradıkları sığınak neydi? Çağın yavanlığı ile karşı karşıya kalmış bir yazar nereye sürüklenirdi? Döneminin siyasi tablosu içinde sıkıyönetimlerden, darbelerden, kültürel bunalımlardan hiçliğe sürüklenen, sonunda kendini kuzeyin donuk kentlerine sürgün eden bir usta yazarın, hüznün diliyle oluşturduğu üç romans...
Demir Özlü, öykü ve roman yazarı Tezer Özlü'nün ağabeyidir.
Ödemiş İstiklâl İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi'nde (1953) okudu. İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm Dergisi ve daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1961-1962 arası Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde Felsefe okuduktan sonra Türkiye'ye dönerek İstanbul Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Metodoloji Kürsüsü'nde 4 yıl asistanlık yaptı. Siyasal eylemleri nedeniyle işine son verilince avukatlık yapmaya başladı. 1969'da "Sakıncalı" olarak askere gitti ve yedeksubaylık hakkı elinden alınarak Muş'ta çavuş olarak askerlik görevini tamamladı. 1971'deki askeri müdahaleden sonra bir süre tutuklu kaldı. 1979'da Stockholm'e yerleşti. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra vatandaşlıktan çıkarıldı. Türkiye'ye 1989'da dönebildi. Bu tarihten beri Stockholm ve İstanbul'da yaşıyor. İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm, daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. Öykü, deneme, eleştiri ve çevirileri Mavi, A, Pazar Postası, Yeni Ufuklar, Soyut, Somut, Yeni Edebiyat, Gösteri ve Adam Öykü dergilerinde yayınlandı. 1980'den sonra roman, anlatı, anı ve gezi kitaplarına ağırlık verdi.
türk edebiyatının tozlu raflarında unutulmuş bir isim olmamalı Demir Özlü. onun dilimize kattığı bu üç romanın bütünlüğü yazım tarzı bakımından modern edebiyatın içerisinde. İnsanın bireysel dönüşümüne etki eden coğrafyanın ve toplumunun etkisinin ne büyük olduğunu okur kolaylıkla hissediyor. Dildeki yalınlık karakterlerle bağ kurmamızı kolaylaştırıyor. bir toplumun yakın tarihini merak ediyorsanız, İstanbul'un sokaklarında bir zaman makinesinin içinde hareket ediyormuş gibi hissedeceksiniz ve her zaman olduğu gibi varoluşun içindeki gizemli mutluluk anlarının ve melankolinin çoşkusunu da izleyeceksiniz. mutlaka okunmalı.
Icinde uc farkli roman var bu baskinin. Ilkini okurken cok sevmistim. Anlatilan hikaye o kadar tanidik, o kadar samimi gelmisti. Ikinci romanda birazcik uzaklasmaya basladim. Asagi yukari ayni olaylar, ayni eksende anlatiliyordu. Ucuncu romanda ise ozellike ikinci tek sahisla olan anlatim kitaptan da, kahramanlardan da iyice uzaklasmama sebep oldu. Sikildim, bunaldim. Hatta sonlara dogru kendime her gun 15 sayfa okumalisin diye sinir koydum, yoksa bitmeyecekti. Uc romandaki kahraman da sanki ayni adam, ama bir yandan da degil. Ayni insanlardan, benzer veya ayni olaylardan bahsediliyor. Hikayeler birbiri ile iliskili mi takip edemedim. Sonuc olarak guzel baslayip, temposunu kaybeden bir kitaba donustu.