La gran sultana doña Catalina de Oviedo es una comedia de Miguel de Cervantes Saavedra, ambientada en Constantinopla hacia 1600. La obra se inspira en la historia de Catalina de Oviedo, esclava del gran sultán turco Amurates III, quien se enamoró de ella y la liberó para desposarla, permitiéndole conservar sus costumbres y sus creencias cristianas. Cuatro comedias de Miguel de Cervantes muestran su imagen del mundo islá La gran sultana doña Catalina de Oviedo, El gallardo español, Los baños de Argel, también trata este tema El amante liberal, que narra una historia sentimental entre cristianos cautivos en Nicosia.
Miguel de Cervantes y Cortinas, later Saavedra was a Spanish novelist, poet, and playwright. His novel Don Quixote is often considered his magnum opus, as well as the first modern novel.
It is assumed that Miguel de Cervantes was born in Alcalá de Henares. His father was Rodrigo de Cervantes, a surgeon of cordoban descent. Little is known of his mother Leonor de Cortinas, except that she was a native of Arganda del Rey.
In 1569, Cervantes moved to Italy, where he served as a valet to Giulio Acquaviva, a wealthy priest who was elevated to cardinal the next year. By then, Cervantes had enlisted as a soldier in a Spanish Navy infantry regiment and continued his military life until 1575, when he was captured by Algerian corsairs. He was then released on ransom from his captors by his parents and the Trinitarians, a Catholic religious order.
He subsequently returned to his family in Madrid. In Esquivias (Province of Toledo), on 12 December 1584, he married the much younger Catalina de Salazar y Palacios (Toledo, Esquivias –, 31 October 1626), daughter of Fernando de Salazar y Vozmediano and Catalina de Palacios. Her uncle Alonso de Quesada y Salazar is said to have inspired the character of Don Quixote. During the next 20 years Cervantes led a nomadic existence, working as a purchasing agent for the Spanish Armada and as a tax collector. He suffered a bankruptcy and was imprisoned at least twice (1597 and 1602) for irregularities in his accounts. Between 1596 and 1600, he lived primarily in Seville. In 1606, Cervantes settled in Madrid, where he remained for the rest of his life. Cervantes died in Madrid on April 23, 1616. -Copied from Wikipedia
Shakespeare öncesi komedyaları merak edenler için güzel bir oyun olan "La Gran Sultana: Doña Catalina de Oviedo / Yüce Sultan", Miguel de Cervantes Saavedra'nın dünya görüşünü yansıtan, yazarı yakından tanımak için ideal bir eser. Basit konusu ve dili nedeniyle Shakespeare'in kalitesinden epey uzakta olan eserin Osmanlılar'da geçmesi oldukça ilgi çekici. Cervantes burada Osmanlılarla İspanyolların aslında çok farklı olmadıklarının altını çizerken, iki ülke arasındaki politik yakınlaşmaya da dikkat çekiyor. Bunu yaparken de ilgisini çeken detayları oyununa koyarak o zamanın şartları hakkında okuyucuya güzel fikirler veriyor. Cervantes'in eserleri için güzel bir hazırlık isteyenler için ideal.
Cervantes'i çok severim, özellikle Don Quixote'si efsanelerden biridir benim için. Ama Yüce Sultan biraz fazla olaysız ve tatmin etmeyici bir yanı var, yani konu bakımından ilgi çekici, ama sanki yarım kalmış hani bir perde daha olmaliymis gibi hissettirdi bana. Ayrıca dönemin Türk dünyasına karşı biraz eksik gibiydi, azıcık daha bir şeyler olsaydı daha çok sevebilirdim, ya da Hünkar ve Kadı dışında birini gorebilseydim Osmanlı'ya dair....
Quest'opera teatrale fa parte delle 8 scritte da Cervantes alla fine della carriera e mai rappresentate dove affronta anche il tema del mondo musulmano, si inserisce in quello che in spagna si chiama filone della "comedia de cautivos' cioè con protagonisti in cattività: qui in particolare abbiamo una nobildonna spagnola cresciuta come ostaggio presso il sultanato di Costantinopoli. Tutta la trama, inspirata a un fatto vero, è incentrata sul rapporto con il sultano, innamorato di lei, e sul suo rifiuto di rinnegare il cristianesimo e gli usi e costumi spagnoli. Parallelamente abbiamo due amanti cristiani, anche loro prigionieri, il cui rapporto è basata su una classica commedia degli equivoci, e sul travestimento di lui come donna per entrare nell'harem. Ad esclusione di alcune scene drammatiche ritroviamo l'ironia tipica di Cerventes, capace di far sorridere lo spettatore mentre ci regala un'idea dei rapporti fra la spagna e il mondo musulmano e della percezione dell'islam nell'Occidente dell'epoca
Farklı bir konu, farklı bir bakış açısıyla sunulmuş. Her ne kadar klasik bir konu gibi gelsede aslında değil dikkat edilirse. En önemli farkı bu kadar büyük bir yazarın gözünden hem Osmanlı hemde İspanya'yı gözlemliyoruz. Tarihin çok büyük bir kısmında yer almış Osmanlı'nın, İspanya ile olan benzerlikleri ve aynı gözle bakmaları bazı olaylara çok güzel anlatılmış. Her ne kadar çok sürükleyici gitmese de güzel bir oyun olmuş.
Usta’nın yaratıcılık seviyesinin sadece düzyazıyla sınırlı olmadığını gösteren bir oyun. Elimizde daha önce imparatorluğun başkentinde bulunup bulunmadığına dair yeterli veri bulunmayan, hınzır yazar saray hayatından İstanbul sokaklarına kadar nasıl da özümsemiş. Biliriz ki ulu İspanyol bilgisine güvenmediği hiçbir konuda yazmaz iki ayrı katmanda ele alınabilecek oyunla ilgili o kadar çok söylenecek şey var ki ne desem az kalır. İstanbul sokakları, istihbaratçılar, haremde kılık değiştirenler.... Cervantesin gözünden bildiğimiz saraya göz atmak eğlenceli bir deneyim.
Oyun bana Shakespeare komedilerini hatırlattı; ancak Shakespeare'in ayrı bir büyüsü olduğunu düşünüyorum. Yine de eğlenerek okuduğumu söyleyebilirim. Ayrıca vakti zamanında Ankara DT tarafından da sahnelenmişti oyun; fakat uzun soluklu olmamıştı, ben de izleyememiştim. İzleyemediğim için bir hayli üzgünüm; çünkü bkz. Durukan Ordu, Cüneyt Mete, Olcay Kavuzlu, Erdal Küçükkömürcü, Ünsal Coşar. Şimdilerde böyle bir kadro? Mümkün değil.
Me ha costado mucho leer este libro porque al estar en castellano antiguo no es de lectura fácil, incluso por momentos tenía que leer varias veces el mismo párrafo o frase para entenderla. La historia tiene puntos y personajes divertidos.
Bir tiyatro oyunu olarak çok yavaş ve sıkıcı. Karakterler çok uydurma ve bir avrupalının oryantilist bakışını yansıtmak dışında bir özelliği yok. Türklere tepeden bakılmış,sıkıcı bir eser.