Sadece giden, gurbet yolu çeken mi değişir; ardında bıraktıkları, memleketinde onu bekleyenler de değişmez mi? Akhbar, geri döndüğünde aynı bulacağını umduğu memleketine tamamen yabancılaştığını fark eder. Sadece ondan kaynaklanan bir yabancılaşma değil, ülkesinin savaş sonrası uğradığı bozgunu ve rejim değişimiyle değişen hayatları görür. Her değişimde, dönüşümde olduğu gibi en çok kadınlar etkilenmiştir bu değişimlerden. Annesini ve ablasını -ve bir umutta sevgilisini- bulmak için kapı kapı dolaşıp en sonunda memleketine yabancılaşma hikayesini ele alıyor kitap.
Not Aldığım Alıntılar
- Çador, annelerimizin, ninelerimizin geleneksel ve masum başörtüsü değildir yalnızca, kafalarımızdaki köprüdür. Örtünmek bir ahlak haline getirildiğinde, arkası mutlaka gelir; karara karara gelir. Örtünmenin sonu yoktur. Kadınlar kefene kadar örtünmek zorunda kalırlar.
- Toprak kendi insanını tanımaz mı? Yalnızca ölmeden ölmeye mi alır koynuna?
- Birden kendini bu dünyada daha önce hiç hissetmediği kadar yabancı, üvey hissetti. Çıplak yara gibi acıdı içi. Kendinden bile daha güçlü olmasını gerektiren bir kimsesizlik, bir kayboluştu şu yaşadığı ve insan bu çeşit bir kimsesizliği ancak kendi yurdunda, kendi insanlarının arasında yaşardı. Gönüllü sürgünlüğün zorunlu sürgünlüğe döndüğü günlerde, başka memleketlerin toprağını gezerken, ümitsizliğe kapıldığı anlarda, bir gün döneceği bir yer olduğunu bilmenin avuntusuyla oyalanmış, içini diri tutmayı başarmıştı. Orası, burasıydı işte, ama burası artık orası değildi galiba.
- En kötü yabancı çeşidi, bir zamanlar tanıdıklarının arasından çıkar.
- Ölümün görüntüleri her zaman kesindir; yanlış anlamalara izin vermeyecek ölçüde kesin. Ölümün her an bir olasılık olması, görünmeyenin en büyük iktidarıydı.
- Akhbar’ın ilk günlerinin gözleri, her kumaş yığınının altında yalnızca “onları” ararken, giderek zamanla “kadını” bir varlık olarak kadın yüzünü seraba tutulmuş gibi aramaya başlayacaktı. Şimdi bütün dehşetiyle görüyor, hayatın yarısı yok. Hayatın yarısı yok, hayatın yarısı yok.
- Kitaplar her şey olup bittikten sonrası içindi.