Küreselleşme, toplumsal bilimlerden siyasete, kültürden günlük hayata her alanda günümüz tartışmalarının kilit kavramı olarak sunuluyor. Küreselleşme ile birlikte yepyeni bir çağın başladığı, ulus devletin gününün dolduğu, emperyalizmin geride kaldığı, insanlığın kucaklaştığı ileri sürülüyor. En önemlisi, küreselleşmenin mevsimler kadar kaçınılmaz, geri çevrilemez bir süreç olduğu iddia ediliyor.
Sungur Savran, bu kitapta küreselleşme teorilerini ayrıntılı biçimde irdeleyerek efsane ile gerçeği birbirinden ayırmaya yöneliyor. Ulaştığı sonuç, ne küreselleşme taraftarlarının ne de küreselleşmeyi ulusalcı bir temelde eleştirenlerin günümüz dünyasını kavramakta bize rehber olabileceği. Kod Adı Küreselleşme, bugüne kadar söylenenlerden farklı olarak, küreselleşmenin bir sınıf mücadelesi olduğunu, uluslararası sermayenin, özellikle de onun yeni hakim dilimi olan “mega kapital”in, işçi sınıfı ve emekçilere bir sınıf taarruzu olduğunu ortaya koymayı hedefliyor.
Savran küreselleşmeye karşı ulusalcı bir karşı koyuşun ne mümkün ne ilerici olduğunu ileri sürüyor. Küreselleşmenin insanlığı bütünleştirme yolundaki aldatıcı söylemini de deşen yazar, küreselleşmeyi “tebdil-i kıyafet etmiş milliyetçilik” olarak niteliyor. Savran’a göre, insanlığın kurtuluşu ne küreselleşmenin sözde kardeşleşmesinde ne de ulusalcılığın bölünmelerindedir. Marksist enternasyonalizm insanlığa bugün her zamankinden daha fazla gereklidir.
Lisans eğitimini siyasal bilim, doktorasını iktisat dallarında yaptı. 1973-83 arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesin’de önce asistan, daha sonra yardımcı doçent olarak görevde bulundu. 1983’te YÖK’ü ve 1402 sayılı yasaya dayanılarak çeşitli öğretim üyelerine işten el çektirilmesini protesto ederek üniversitedeki görevinden ayrıldı. Değişik zamanlarda yurtdışında çeşitli üniversitelerde araştırma ve misafir öğretim üyeliği yaptı. Kurucularından olduğu Bilar İstanbul’da uzun yıllar seminerler verdi. Başta Petrol-İş, Hava-İş, Birleşik Metal, Eğitim-Sen, TMMOB ve TTB olmak üzere, birçok sendikanın işçi eğitim programlarına ve kitle örgütlerinin eğitim faaliyetlerine eğitmen olarak katkıda bulundu.
Yapıt, Onbirinci Tez, Sınıf Bilinci dergilerinde yayın kurulu üyeliğinde bulundu. Özgür Gündem geleneğinde yayınlanmış çeşitli gazetelerde uzun süre düzenli köşe yazıları yazdı (1993-2004). Türkçede ve çeşitli dillerde yayınlanan dergilerde ve derleme kitaplarda yayınlanmış çok sayıda makalesi vardır. Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri (Cilt 1, Kardelen Yayınları, 1992) ve Avrasya Savaşları (Belge Yayınları, 2001) başlıklı iki kitabı yayınlanmıştır. Nail Satlıgan ile birlikte Dünya Kapitalizminin Bunalımı (Alan Yayıncılık, 1987), Neşecan Balkan ile birlikte The Politics of Permanent Crisis: Class, Ideology and State in Turkey ve The Ravages of Neo-Liberalism: Economy, Society and Gender in Turkey (her ikisi de Nova Science Publishers, 2002) başlıklı derleme kitaplar yayınlamıştır. Son iki kitabın Türkçeleri 2004 yılında Metis yayınları tarafından iki cilt olarak 21. Yüzyılda Türkiye başlığı altında yayınlanmıştır.
Halen Praksis dergisinin Danışma Kurulu üyesidir. İşçi Mücadelesi gazetesinin ve Devrimci Marksizm dergisinin yayın kurullarında görev yapmaktadır. Devrimci İşçi Partisi Girişimi’nin kurucularındandır.
"Kautsky, emperyalist ülkelerin proletaryasının gerici emperyalist güçlere karşı sanayi sermayesi ile ittifaka girmesini, sosyal demokrasinin barışçı burjuva güçlerini desteklemesini savunur. Böylece, savaşa karşı barış, gericiliğe karşı demokrasi, sömürgeciliğe karşı serbest ticaret temelinde ekonomik gelişme ve işçi sınıfının durumunda sürekli bir iyileşme sağlanacaktır. Bütün bunların sonucu da, Avrupa Birleşik Devletleri sloganının ileri sürülmesidir. "
"Buharin'in temel tezi, emperyalistler arası rekabet ve savaşın, sermayenin uluslararasılaşması sürecinin çelişkili doğasının bir ürünü olduğudur. Yazar, üretici güçlerdeki hızlı gelişme, bilimin üretime uygulanması, taşımacılık ve iletişimdeki dev adımlar gibi faktörlerin, ticaretin, işgücü dolaşımının ve sermayenin uluslararası bir nitelik kazanması anlamında birleşik bir dünya ekonomisinin oluşumuna yol açtığını ortaya koyar."
" Onlardan farklı olarak Lenin emperyalizmi kapitalist üretim tarzının tarihsel gelişmesinin "en yüksek aşaması" olarak kavramlaştırmıştır. Lenin'in emperyalizm teorisini ötekilerden ayıran bu özgün boyutun yanı sıra, Emperyalizm'in başka amaçları da vardır: I. Dünya Savaşı'nın emperyalizmin bir ürünü olduğunu ortaya koymak; sosyal şovenizmi ve oportünizmi "işçi aristokrasisi" kavramı aracılığıyla emperyalizmle ilişkilendirmek; Kautsky'nin ultra-emperyalizm teorisini çürütmek; kapitalizmi barışçı, istikrarlı, bunalımsız bir geleceğin beklemediğini, emperyalizmin "çürüyen" kapitalizm olduğunu vurgulamak."