Jump to ratings and reviews

Die ersten Tage von Berlin: Der Sound der Wende

Warum Berlin heute ist, was es ist.

Wie kam es, dass gerade die geteilte und durch Krieg und Diktaturen versehrte Stadt zu einer pulsierenden Metropole wurde? Wer Ulrich Gutmairs Spurensuche folgt, erfährt, warum die Zwischenzeit der Nachwende die Stadt und das Land noch heute prägt. Und warum Berlin heute ist, was es ist.

Nach dem Fall der Mauer wird Berlin für einen Moment zur Hauptstadt der Gegenwart. Berlin-Mitte mit seinen Brachen und zerfallenden
Häusern ist das Zentrum einer neuen Bewegung. Künstler, Hausbesetzer, Clubbetreiber, Galeristen, DJs und Raver eignen sich die alte Stadtmitte an und erwecken sie wieder zum Leben. Diese Zwischenzeit, die das Image der Stadt noch heute prägt, dauert nur ein paar Jahre. Die meisten Bars, Clubs und Galerien, die zwischen 1990 und 1997 entstanden, gibt es nicht mehr. Zahlreiche Geschichten kursieren über die unmittelbare Zeit nach der Wende, aber nur wenige wurden aufgeschrieben. Ulrich Gutmair war dabei. Er lässt Akteure von damals zu Wort kommen und verwebt Erinnerungen mit historischem Material zu einem elektrisierenden Porträt der gerade wiedervereinigten Stadt auf dem Sprung zur Metropole.

256 pages, Paperback

First published May 24, 2013

Loading...
Loading...

About the author

Ulrich Gutmair

7 books3 followers

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
24 (21%)
4 stars
38 (34%)
3 stars
39 (35%)
2 stars
7 (6%)
1 star
2 (1%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,602 followers
August 25, 2026
çok severek okudum çünkü almanya tarihini hem doğu-batı blokları açısından hem de türk işçileri açısından okumayı severim. ama ilk kez duvar yıkıldıktan sonra olan biteni müzik, kulüpler ve şehir açısından okudum.
açıkçası “birleşme yıllarının sound”unu sound’dan çok kent hafızası olarak sevdim. biraz fazla isim, fazla kısaltma (malum almanca dertleri), fazla politik gelişme sebepli takip etmesi zorluyor ama genel olarak doğu berlinlilerin sudan çıkmış balığa dönmelerini, batılıların doğu berlin’i işgal alanı olarak görmelerini, orada gelenekselleşen bu işgal hareketiyle club-house müziklerinin döneme damgasını vurmasını, kültleşen kulüpleri, işgallar için özel yasalar çıkmasını filan çok güzel aktarmış.
brezilya’dan gelip kulüp açan işgalcilerin bile olduğu bu ortamda sabah işe gidenler, çocuk büyütenler, yasalara direnenler, bir yandan da full time keşler bir arada yaşıyorlar. bu rüya gibi ortam (sevenlerine göre tabii, ben hayatta yapamazdım mesela) topu topu 3-5 yıl sürüyor.
1990’ların ortalarına geldiğimizde vahşi kapitalizm berlin mitte’ye çökecek ve oranın yerlisini dışarı atacak. bu süreç istanbul’la o kadar aynı işliyor ki bankalar, lüks konut peşinde parlementerler, verilmeyen sözler, tarihi eserlerin apar topar yıkılması… insan her şey mi aynı olur diyor. öyle benzer olaylar var ki hani almanya’da neler dönmüş diyor insan. orada rüşvet, yolsuzluk yok ya sözde. medeniyetin beşiği ya.
yıkımlara karşı çıkan partili bir şehir planlamacısının anında görevden alınması, yerine her şeyi bankaların istediği gibi halledecek biri getirilmesi, herkesin yerinden yurdundan edilmesi, toplu konut sözleri ve tutulmayışı, elde kalanın kent hafızasına yer etmiş pek çok mekanın yıkılıp yerine gelen bankaların vs batması sonucu boşa çıkan, çürüyen binalar. çürüsün ama yoksul halk oturmasın. 2000’ler yönetim şekli.
kitabın türk göçmen büfeci serdar yıldırım’la ve kamp sandalyesiyle bütünleşen kim olduğu bilinmeyen evsiz klaus fahnert’le başlaması ve döngünün yine onlarla bitip kapanması çok güzel olmuş. bugün hiçbiri ortada yok, berlin ise bambaşka göçmenlerle bambaşka emlak sorunlarıyla uğraşıyor.,
kitabı okurken “elveda lenin” filmi burnumda tüttü. en sevdiğim yerler doğudan batıya koşarak giden ve aman allahım bunlar nasıl insanlar şeklinde gerisingeri dönen insanların, doğu bürokrasisi yalanlarının anlatıldığı yerler oldu. ama şimdi berlinlilere sorsanız ne derler bilemem… en azından evleri, işleri, hastaneleri, okulları varmış. evsizleri değil.
hulki demirel’in ayrıntılı dipnotları ve usta çevirisiyle. ilgilisi kaçırmasın. biraz fazla gazeteci dili olsa da noktaları birleştirmek çok keyifli.
Profile Image for Mia.
327 reviews1 follower
October 23, 2024
„Die Sirenen auf den Einsatzfahrzeugen sind bereits andere geworden. Wer Anfang 1990 aus dem Westen nach Ostberlin kommt, wundert sich über den Klang, mit dem sich die Autos der Volkspolizei ankündigen. Im Osten gibt es kein Martinshorn, hier hören sich die Sirenen wie in amerikanischen Gangsterfilmen an. Nachts, bei offenem Fenster, klingt Ostberlin wie New York.“

Etwas konfus und durcheinander (was mir aber gefällt, weil es sich ein bisschen wie in meinem Kopf anfühlt) zeichnet der Autor das schillerndes Bild eines Berlins, das ich nie erleben konnte, da es schon lange nicht mehr existiert. Obwohl der Text sich nicht in nostalgischen Schleifen verliert, ist Nostalgie dennoch das Grundgefühl, dass dieses Buch ausstrahlt. Die Sehnsucht nach einem Leben in einer Stadt, das so nie wieder möglich sein wird, weil die Stadt und die Welt, in der diese Stadt existiert, inzwischen so verändert sind. Und Traurigkeit wegen all der Möglichkeiten, all der faszinierenden Wege, die nicht begangen wurden, weil Entscheidungsträger*innen den Mut dazu nicht hatten.

Die Perspektiven sind divers, aber insgesamt ziemlich westlich geprägt, was ich schade finde. Mehr Ostberliner Eindrücke und insbesondere das kritischere Hinterfragen seiner eigenen westlichen Sichtweise auf Ostberlin und die DDR durch den Autor hätten das Buch noch bereichern können.
Profile Image for Ultra Lady.
182 reviews
September 6, 2022
I bought the English version in print and then switched to the German Kindle version very soon because the English translation was a little "bumpy". The book is ok. It conveys the eerie times after the wall fell and before there was new structured governance. It isn't well organized - things seem a bit out of order. It's a long account that's repetitive. I found it hard to read even though I normally get very invested in books on the topic being from Austria.
Profile Image for Korcan Derinsu.
700 reviews549 followers
December 3, 2025
Son söyleyeceğimi şimdi söyleyeyim, isminin vadettiklerinden mi bilmiyorum ama daha iyi bir metin bekliyordum doğrusu. Berlin’in Duvar’ın yıkılışının ardından yaşadığı deneyimi geçmişe de giderek anlatıyor yazar ancak anlattıklarının çok azı gerçekten ilgi çekici. Bazen fazla bilgiye boğuyor, bazen anlattığının içinde kayboluyor. İlginç bölümleri var ama bütünü biraz fazla “eh işte”.
Profile Image for Kat.
145 reviews67 followers
December 2, 2022
Very interesting content but the organization and presentation of the material was chaotic and unfocused. This needed a solid outline and linear timeline; the constant jumping back and forth was disorienting and failed to immerse the reader in its attempts to convey the spirit of the Wende events.
Profile Image for Ryan Auberson-Walsh.
2 reviews2 followers
April 2, 2024
This book would benefit from being written in a more chronological / orderly way - it was incredibly hard to stay focused to what are some incredible and fascinating recounts of this city, rich in history.
Profile Image for sogukahve.
12 reviews
August 20, 2023
Uzun soluklu bir kitap, çok fazla detay var ancak sizi bogmuyor, özellikle 90lar Almanyasini merak edenler mutlaka okumalı.
Profile Image for Will Voigt.
4 reviews
December 21, 2025
This book is a tough read, I think it’s due to a lousy translation job. Aside from that, it’s an interesting account of the chaos in East Berlin in the immediate aftermath of the Cold War.
Profile Image for Beah.
29 reviews1 follower
September 22, 2016
Abgesehen vom latenten "Pech, dass Du bei dieser coolen Party nicht dabei warst!" ist das Buch recht informativ. Auch wenn die Musik im Vordergrund stand, hat man sehr viel über die politschen Ereignisse und das zeitgeschichtliche Geschehen davor und danach gelernt.
Profile Image for Karina.
16 reviews1 follower
August 19, 2014
Ein chaotisches Protokoll voller Zeitsprünge durch die Jahrhunderte. Schrecklich lektoriert aber liebevoll erinnert.
Displaying 1 - 14 of 14 reviews