Uzun derbederlik hayatımda o kaldırımdan bu kaldırıma; o kapıdan bu kapıya; o diyardan bu diyara; ney'im ve mey'imle bir kuru yaprak gibi savruldum. O günlerde beni sinenize bastınız, gönlünüzde yer verdiniz, kusurlarımı affettiniz!
Rica ederim, burada da müsper bir hakikat aramayınız! Hatalarıma göz yumup bunları hoş görünüz.
Size fazla bir hizmet olamadı. Şimdilik:
Başı yoktur sonu yoktur bu kitab-ı dehrin Ortasından elimizde iki üç yaprak var
mısralarında ifadesini bulan şu cildi sunabildim. Bâki hürmetler, hepinizin gözlerinden öperim.
Yıl olmuş 2019 hala sansür! İşin trajik tarafi hangi ölçüye göre sansür uygulandı gerçekten merak ediyorum. Çünkü piç, sıçmak gibi ifadeler sansürlenmemişken sik, taşak gibi ifadeler sansüre uğramış. Gerçekten yazık. Neyzen gibi keskin bir kalemi yayınlamaya kalkıştıysanız sik taşaktan gocunmayacak kadar da cüretkar olmalısınız. Neyzen bu kitabı okusaydı eminim ki "örsünü kıskacını siktiklerim hangi götten doğma editörün marifetiyse bu ben onun götüne altı ok sokayım" derdi.
Bir diğer eleştirim ise şiirlerin dili günümüz Türkçesinden epey uzak. Birçok şiiri okurken sözlük kullanmak zorunda kaldım ve bu kitabın okunurluğunu ciddi ölçüde yavaşlattı. Pek tabii ki bu okurun, yani benim, yetersizliğinden kaynaklanan bir sorun aynı zamanda. Ama şiirlerin orijinallerinin hemen ardından günümüz Türkçesine çevrilmiş hallerine de yer verme imkanı varken neden böyle bir yola başvurulmaz onu da anlayamıyorum.
Esere gelecek olursak, Neyzen hayran olduğum çok büyük bir şair, gerçek bir hiciv ustası. Neyzen'in şiirindeki büyük kültürel birikime, edebi derinliğe, mizahî, sert, hoyrat dile bayılıyorum. Pek çok şiirini bu kitap vasıtasıyla ilk kez okudum. Döneminin Türkçülük modasından bu kadar çok etkilendiğini bilmiyordum. Özellikle kitabın ilk bölümündeki pek çok şiirde bu etki dikkat çekiyor.