Mehmet Murat Somer farklı coğrafyalarda yaşanmış üç gerçek olaydan yola çıkıp kurmaca karakterlerini bir labirent içinde yer yer karşılaştırıyor. Yer yer de teğet geçirtiyor. Birbirleriyle hiçbir ilişkisi yokmuş gibi görünen bu insanlar dokunup geçtikleri yerlerde, geride hayatları değişmiş insanlar bırakıyorlar. Üç öykünün kesişme noktalarındaki rastlantılar, pastoral hayatlara pastörize bir tat katıyor.
Mehmet Murat Somer was born in Ankara in 1959. After graduating from university, he worked for a short time as an engineer, and for an extended period as a banker. Since 1994, he has been a management consultant, conducting corporate seminars on management skills and personal development. When not working out in the hammam, he writes books in the Hop-Ciki-Yaya series, of which there are now 6.
Saçma sapan bir isim ve saçma sapan bir kapağa rağmen aman yarabbi nasıl bir kitap o öyle. Gerçekten bir kitabı kapağına bakarak yargılamamak gerekiyormuş. 3 farklı gerçek olaya şahit en az 30-40 farklı karekter yazıyor yazarımız ve öyle bir yazıyor ki karekterlerin hiçbirinin kuyruğu birbirine değmiyor, ( yani karekterler birbirine benzemiyor manasında, yoksa aynı mahallede-köydeler.) Olaylar aniden, hep iyi niyetle! dallanıp budaklanıyor ve bir yerde Türkiye'nin üç farklı noktasında olan insanların, bir şekilde ortak kadere ait oldukları çıkıyor ortaya. Gem, keder her evin başında sevgilim. Tek sıkıntım lezbiyen bir karakter olmaması. üç dört karekter var mesela erkek eşcinsel ama kadın yok. Bu kadar fazla karekter yazılınca, e bir de yazar beyefendinin LGBTİQ camiasını anlattığı bir serisi olduğuda düşünülünce, insan bekliyor haliyle. 'Delisini, travestisini, Rum'unu, İmam'ını, ayak fetişistini bile yazdınız da bir lezbiyen mi fazla geldi karma türkiye panoramanıza' dedim yani ben.
Mehmet Murat Somer'i oldum bittim severdim de bu öykülerle ne harika bir yazarmış diye hayran kaldım. Birbirine geçen memleket hikâyeleri, hiç beklemezdim. Bayıldım.
Okumaktan sıkıldığım dönemlerde araya bir Mehmet Murat Somer kitabı sıkıştırıyorum, ortalık şenleniyor. Çok başka bir telden, kaleminin kemiği olmadan yazıyor Somer. Tabuların, fobilerin üzerine gidiyor. Farklı bir dönemden geçmemden mütevellit bu kitabı bitirmek 2,5 ayımı aldı; aslında iki oturuşta bitecek bir kitap. Vakti olanlar, farklı bir tat denemek isteyenler okuyabilir. Üç ayrı köyde geçen ama bir şekilde bağlanan hayatların oluşturduğu bir hikaye.
Mehmet Murat Somer’den alışık olmadığım bir kurgu. Beğendim. Somer zaten bir hikayede birkaç karakteri incelemeyi seviyor, burada biraz yelpazeyi genişletmiş. Büyük çoğunluğu başarılı.