“Felsefe, yeni gerçeklere açık olan, onları irdeleyen ve eleştiren; her konuyu kökünden ele alarak aydınlığa kavuşturmak isteyen derinlemesine düşüncenin çabasıdır. Başka bir deyişle, varlığın tümü gibi, felsefenin bulguları ve açıklamaları da sürekli olarak ortaya çıkan, değişikliğe uğrayan, bir bölümü ortadan kalkan ve bir bölümü bir başka biçimde varlığını sürdüren şeylerdir. Ama bütün bu değişmenin altında, süregelen ve kalan bir şey de vardır. Bu kalan şey, son sözü söylediklerini ileri süren çeşitli felsefe sistemlerini yaratarak ilerleyen ve sürekli bir eleştiriyle, kendi kendini daha fazla açıklığa ve bilince kavuşturan insan düşüncesidir; bilgileri, yaratıları, umutları, özlemleri üzerinde sürekli olarak derinleşen insanoğlunun düşünsel çabasıdır.”
1928 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümün'den mezun olduktan sonra, Fransa'da Sarnbonne ve İşçi üniversiteleri'nde okudu. Ardından felsefe çalışmalarını kesintisiz sürdürdü. Babası İran Kürt'lerinden Istanbul'a göç etmiş ve sonradan Hilav soyadını almış olan Muhammed Mihri Bey'dir.
Felsefeci, çevirmen ve denemeci olarak tanındı. Yazko Felsefe Dergisi'nde yöneticilik yaptı. Felsefe yazılarının yanı sıra edebiyat üzerine yazılar da yayımladı. Türkiye'de felsefenin ve birçok kuramsal konunun anlaşılmasında ve öğrenilmesinde açıklayıcı yazılarıyla öncülük etti. Selahattin Hilav, 12 Mayıs 2005 tarihinde yine İstanbul'da öldü.
Eser Antik Yunandan Orta Çağ-İslam felsefesine, Aydınlanma Çağından 20. yüzyıla dek uzanan, dünyanın ve insanın gelişimine yön vermiş olan en mühim felsefelerin kapsamlarını ve felsefeye dair en temel soruları içeriyor. Bu anlamda felsefi düşüncenin insanlık tarihi boyunca evrimini gösterirken; varlık, ahlak, akıl, ruh, tanrı ve daha birçok kavram üzerinde her birinin belli bir iddia ihtiva ettiği çeşitli felsefi yönelimlere de (hangisi detaylandırılmak istenirse) bir giriş kapısı görevi görüyor. Ayrıca, aşina olmayan kimse tarafından bilinemeyebilecek felsefi kavramların (diyalektik, epistemoloji vb.) tamamını 'küçük felsefe sözlüğü' adı altında en arka kısımda barındırıyor.
Hayatının önemli bir bölümünü felsefeyi toplumumuzda içselleştirebilmenin kaygısını güderek geçiren Selahattin Hilav, beni hayran bırakan son bölümde ise Türk toplumunda neden Batılı anlamda bir felsefi düşünceden söz edilemeyeceğinin tarihi ve sosyolojik tespitini yapıyor. Toplumumuzun küf tutmuş refleksleriyle 'özgür düşünme' alanına hiçbir zaman geçemeyişinden, bu sebeple ıslahat ve batılılaşma gibi çabaların dahi topunun düşünsel bir taklitten öteye gidemediğinden ve Türk toplumunun gerçeğin çarpık versiyonlarından başka birşey olmayan 'ideolojiler'i her daim felsefenin yerine tercih etmiş olmasının tüm problemlerin baş sebebini teşkil ettiğinden bahsediyor.
Çok faydalandığım bir eser gerçekten. Bir ara hastalık halinde her yere yanımda götürüyordum,o kadarını söyleyebilirim. Merak ettiğiniz bir filozofu,bir düşünce akımını veya önemli bir felsefe sorusunun cevabını bulabiliyorsunuz. Örneğin: * Felsefe ile din arasındaki bağdaşmazlık nereden ileri geliyor? * İlk filozoflar kimlerdi ve nerede yetiştiler? * Tasavvufun,İslam düşüncesindeki yeri ve özellikleri nelerdir? * Gazzali felsefeyi nasıl eleştirdi? * Descartes,Tanrı'nın varlığını nasıl ispatlar? * Hegel felsefesinin önemi nereden gelir? * Sartre,kendi varoluşçuluğu ile Marksçılık arasındaki ilişkiyi nasıl yorumlar? ........... Bu ve bunun gibi soruların cevapları,bazen yarım sayfada,bazen bir iki sayfada akıcı ve kolay anlaşılabilir tarzda verilmiş.
Türkçe'yi kullanma becerisiyle, felsefeyi dilimizde ulaşılır kılmayı başaran bir yazardan felsefeye giriş ve/veya kapsayıcı genel bir bakış için okunması faydalı bir eser. İlkçağdan günümüze önemli felsefecileri ve akımları toparlamakla kalmamış, İslam topluluklarında ve toplumumuzda felsefenin gelişimini ve önündeki engelleri de ana hatlarıyla kitaba sığdırmış. Kitabın Marksizmi ele alış biçimi de kısa olmasına rağmen sayfalar dolusu yazılmış birçok eserden daha derinlikli. Geniş bir kaynakçadan beslenmiş ve kendisini yetiştirmiş bu çalışkan münevverimiz dilimizi de beceriyle kullanarak yazdığı kitabının son sayfalarına, önemli terimlerin karşılığı bulunan bir felsefe sözlüğü de sığdırmış.
Kıyı balıkçılığı el kitabı daha fazla felsefe içeriyor. Adam tek yanlı, zevksiz, sabit fikirli, sevmediği düşünürlere hakaret falan ediyor. Skandal gibi bir kitap. Berbat.
Felsefe hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız ya da bildiklerinizi tazelemek istiyorsanız bu kitap size yardımcı olacaktır. Kolay anlaşılır dili en karışık konuların üstesinden gelmektedir. Yazarın, herhangi bir ideolojiye hizmet etmeyen tavrı sayesinde felsefeye tarafsız bakmanıza ve öğrenmenize faydası olacaktır. Kitabın bitişindeki sözlük ise size yardımcı olacaktır. Sonuç olarak, herkese tavsiye ediyorum!