Alıntılar:
İçimde hissetmeye başladığını ve artık yeryüzünün onsuz olamayacağını düşündüğüm yenilmezlikle ilk tanışmamı onlara borçluyum. (Gözlem,Bir sahtekarın gerçek yüzü, syf. 24)
"Çok doğru. Fakat ya hayaletlere inanmıyorsam?" "Evet, benim inandığımı mı ima ediyorsunuz? Fakat benim inanmamamın bana ne yararı var?" "Çok basit. O zaman gerçekten bir hayalet yanınıza geldiğinde korkmazsınız." "Evet, ama bu önemsiz bir korku. Asıl korku, görüntünün nedeninden duyulan korkudur. Ve bu korku kalıcıdır. Bu korkuyu içimde hissediyorum." Sinirden tüm ceplerimi karıştırmaya başladım. "Fakat siz görüntünün kendisinden korkmadığınız için, nedenlerini de rahatça sorabilirdiniz." (Gözlem, Mutsuz olmak, syf. 44)
Köyden gelen adam böylesi zorluklarla karşılaşacağını düşünmemiştir; aslında yasanın herkese her zaman açık olması gerekir, diye düşünür; (...) (Bir Taşra Hekimi, Yasa önünde, syf. 77)
"Herkes yasaya ulaşmaya çalışır," der adam, "nasıl olur da aradan geçen bunca yıl boyunca benim dışımda hiç kimse içeriye girmek için izin istemez?" Bekçi adamın ömrünün sonuna geldiğinin farkındadır, kulakları iyi duymadığı için adamla bağırarak konuşur: "Buradan geçmek için hiç kimse izin alamaz, çünkü bu giriş sadece senin için belirlendi. Şimdi gidiyor ve onu kapatıyorum." (Bir Taşra Hekimi, Yasa Önünde, syf. 78)
O da kendisini yaşadığımız çağa yabancı hissediyor, kendisini aileden biriymiş gibi görse de sanki tamamen kaybettiği başka bir ailenin ferdiymiş gibi çoğu zaman neşesiz ve hiçbir şey onu eğlendirmiyor. (Bir Taşra Hekimi, On bir oğul, syf. 92)
Kim bilir belki de masumiyet denen şey bu dünyanın kargaşası arasından çok rahat geçip gidebiliyor ve o masum biridir. (Bir Taşra Hekimi, On bir oğul, syf. 92)
Kuşkusuz yargılama usulü adil değildi, infaz ise son derece barbarcaydı. (Ceza Kolonisinde, syf. 127)
Ölmeyen, yok edilemeyen bir çocukluk ulusumuzun içine işlemiştir; sahip olduğumuz en değerli varlık olan pratik zekamızın tam aksine bazen aptalca davranıyoruz, tıpkı çocuklar gibi aptalca, saçma sapan, savurganca, aşırı cömert, düşüncesizce ve üstelik çoğu zaman da sırf küçük zevkler uğruna. Ve bu nedenle duyduğumuz sevinç bir çocuğun sevincinin gücünde değilse bile yine de ondan bir şeyler taşıyordur. Ulusumuzun bu çocuksu karakterinden Josefine de yıllardır faydalanıyor. (Bir açlık sanatçısı, Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu, 179)