Onlar, 'asker doğulan' bir ülkede asker olmayı reddedenler. İsimleri sivil olarak askeri mahkemelerde yargılandıklarında, açlık grevi yaptıklarında ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıdıkları davayı kazandıklarında anıldı sadece. Hayatlarını kökten değiştiren kararlarını, devletin üzerlerinde kurduğu baskıyı, meramlarını anlatmak için imkânları hep sınırlıydı. Az tanınmaları, toplum dışına itilmelerini kolaylaştırıyordu.
Asker Doğmayanlar'da söz, farklı dönemlerde, belki farklı saiklerle yola çıkarak zorunlu askerliği reddeden 14 vicdani retçide. Bireysel hikâyeleri, militarizmin ülkenin kılcal damarlarında nasıl gezindiğine, bu temel insan hakkı mücadelesinin 1990'lı yıllardan itibaren tarihine de ışık tutuyor. Onlar anlattıklarıyla bir hakikati anımsatıyorlar; kimse asker doğmuyor.
1975 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. 22 yaşında, bir haber dergisindeki iş görüşmesine yazdığı hikâyelerle giderek gazeteciliğe başladı. 1997’den bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde muhabir, editör, köşeyazarı olarak çalıştı. Kitapları: İnce İş (röportaj-deneme, İletişim, 2009), Asker Doğmayanlar (röportaj, Hrant Dink Vakfı Yayınları, 2013), Aksi Gibi (öykü, İletişim, 2015).
Asker Doğmayanlar, farklı 14 vicdani retçinin yaşadıklarını anlatan kitap. Biraz ekşi sözlük vari oldu giris. Vicdani ret, benim bu kitabı okuyana kadar bireysel bir sivil itaatsizlik eylemi olduğunu sandığım kavram. Vicdani ret aslinda savaşa, militarizme, otoriteye, tahakküm ilişkilerine hayir demenin bir yönetemiymiş. Aynı zamanda barışa da evet demenin. "Vicdani ret, askerlik yapmayı reddetmenin dışında, aslında nesneleşmeye, iradesizleşmeye karşı bir muhalefettir." Yer yer duygulandırdı, hatta gözlerimin dolmasina sebep oldu okuduklarim. Bu kitabın yanında mutlaka okunması gereken zweig in mecburiyet kitabini da belirteyim burada. Ben tekrar okuyacagim şu anki bakış açımla..
Boyunduruk altına girmeyi maharet zanneden ülkemizdeki en çarpıcı örnekleri bulmakta ve hikayeleri en içten,en doğru üslupla aktarmakta üzerine yok Pınar Öğünç'ün.