Jump to ratings and reviews
Rate this book

Peri Gazozu

Rate this book
"Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.

Şimdi bir türlü sığamayıp, delice bir kavgaya tutuştuğumuz, adına Anadolu denen şu kadim topraklarda, binlerce yıl önce hüküm sürmüş, bir Hitit kralının oğullarına bıraktığı vasiyete bakın isterseniz: Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın. Bu kadar." Hayatın en yalın ve en efsunlu meseleleri, ölüm ve yaşam, annebaba-çocuk arasındaki zor muhabbet, büyümek ve yaşlanmak üzerine... Vefalı bir oğulun gözüyle. Bilhassa ölümün, ölümle başetmenin olağanüstülüğü ve olağanlığı üzerine..."Alışmaya" direnen bir hekimin gözüyle.

Taşranın sıcak kucağı ve serin kasveti üzerine... Orayı hem içinden hem dışından bilen bir evladının gözüyle. Türkiyenin ipin ucundaki yakın tarihinin gölgesi... Kalbi avucunda
birinin gözüyle. Ercan Kesaldan, aynanın kenarındaki fotoğraflar misali hayat parçaları, sohbet makamında insan hikâyeleri.

198 pages, Paperback

First published July 17, 2013

41 people are currently reading
1466 people want to read

About the author

Ercan Kesal

18 books175 followers
1959'da doğan Ercan Kesal, hekim ve sinema oyuncusudur.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldu. Keskin Devlet Hastanesi, Bala ve köylerinde Sağlık Ocağı hekimliği yaptı. Daha sonra özel hastane sektörüne girdi. Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filmiyle oyunculuğa adım attı. Bir Zamanlar Anadolu'da filminde Ebru ve Nuri Bilge Ceylan'la birlikte yazdığı senaryo; 2011 yılında Asia Pacific Screen Ödülleri'nde "En İyi Senaryo" dalında ödüle aday gösterildi. Peri Gazozu (2013) ve Nasipse Adayız (2015) kitapları İletişim Yayınları tarafından basılmıştır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,065 (40%)
4 stars
1,020 (39%)
3 stars
416 (16%)
2 stars
81 (3%)
1 star
18 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 252 reviews
Profile Image for Baris Ozyurt.
924 reviews31 followers
May 14, 2018
"Avanos. Ağustos akşamı. Sekiz-dokuz yaşlarındayım. Salonun bahçeye açılan penceresi açık. Ilık bir rüzgâr bahçeden gelen kokuları içeriye taşıyor. Evde kimse yok. Annem ve kardeşlerim niye evde değiller, bilmiyorum. ‘Somya’ya uzanmışım Philips radyomuzda Türk Sanat Müziği çalıyor. Uyku ile uyanıklık arası bir yerdeyim. Kapı açılıyor önce, gölge gibi, babam geliyor. Üzerime eğilip saçlarımı okşuyor ve sonra yanıma uzanıp, kollarıyla kucaklıyor. Babamın göğsüne başımı gömüp yatıyorum. Babamla dünyanın en güzel akşamında, dünyanın en güzel evinde, dünyanın en güzel uykusunu uyuyorum. Bir daha öyle bir uyku olmadı hayatımda."(s.24)
Profile Image for Meltem Sağlam.
Author 1 book167 followers
June 26, 2025
Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle tanıdığım, tıp doktoru Ercan Kesal’ın ilk okuduğum kitabı.

Yazarın çocukluk, gençlik, okul ve daha çok da doktorluk anılarını, hayatın içinden tüm gerçeklikleriyle izliyoruz. Hayatın, bu kadar kurguya yakın olduğu duygusunu daha önce çok az hissetmiştim. Yazılanların bir kısmının gerçekliğine inanmak imkansıza yakın.

Sıcacık anlatımı, kalbimde ve zihnimde farklı duygular uyandırdı. Gerçekten, kendisinin kitapta da ifade etiği gibi, seyrettim yazılanları. Çok başarılı bir anlatım.
Profile Image for Annegazetesi.
162 reviews20 followers
June 23, 2017
İçine hiç bakmadan, yorumları okumadan, roman sanarak aldığım kitabın öykü kitabı çıktığını düşünmüştüm. Gel gör ki, kitap çook büyük bir romanmış aslında. Yer yer güldüren, çoğu zaman yüzümde acı bir ifade ve gözümde birkaç damla yaş ile, "el elde, baş başta" kaldığım bir kitap oldu. Çok beğendim Ercan Kesal'ın yazısını.
Profile Image for Özgür Atmaca.
Author 2 books110 followers
November 25, 2018
Ercan Kesal Doktorluk mesleğine başladığı yıllardan, anılarından bahsederken tüm insanlıktan intikamını titizlikle almış.
Özellikle taşrada görev yaparken karşılaştığı durumlara hem hekim olarak hem de insan olarak verdiği tepkilerle sizi öyle bir burun buruna getiriyor ki o an da karar vermek için, tüm duygu ve benliğinizi sorgulamak zorunda kalıyorsunuz.
Canımı çok acıttın Doktor Ercan alacağın olsun diyorum.
Profile Image for Koray.
310 reviews59 followers
May 25, 2021
Bir çırpıda okunan harika bir Ercan Kesal kitabı. Kesal'ın doktorluk yaparken Anadolu insanına yakından yaptığı tanıklık, edebiyat ve sinema dünyasına girişini garantilemiş muhtemelen. Oyunculuğuna hayrandım, şimdi edebiyatçılığına da hayranım. Bu arada tanıklıklar sarsıcı, benden söylemesi!

"...Farkında mısınız, sahip olduklarınızın, başkalarının da
işine yarayabileceği bir büyük sofradır yeryüzü?..."
"...Ey zebaniler, ey korku tüccarları, ey kibir heykelleri, vicdan fakirleri, zalimler! Bırakın kuzuların önünü. Geçip gitsinler ırmağın öte yanına. Anneleri bulur kokusundan onları. Mutlaka bulur. Bırakın kucaklaşsınlar . . ."
"...Sekreter kız, "Bülbül Mahallesi'nden Yaşar Bey ve arkadaşı bekliyor. Sizinle görüşeceklermiş," deyince, bir an duraladım. Bülbül Mahallesi, Dolapdere'nin altında, Taksim'e çıkan bir mahalle. Hatırlayamadım Yaşar Bey'i. Olsun ama. "Gelsinler kızım." Az sonra odama,
üzerlerinde yıpranmış siyah takım elbiseleriyle bir ayağı aksak, kısa boylu, orta yaşın üzerinde bir
adamla, yanında iri yarı, ablak yüzlü gençten birisi girdi. Yaşar Bey ve arkadaşı. Kısa boylu olan yüzünde şükran dolu bir ifadeyle konuşmaya başladı: "Nasılsınız doktor bey? Ben Yaşar, Bülbül'den. Hatırladınız değil mi? Bu da arkadaşım Kamil." Tabii ki hatırlamamıştım ve tabii ki: "Hatırladım Yaşar Bey, buyurun, " dedim. "Kız iyi şimdi... Geçen pazar, sağ olun çok ilgilendi arkadaşlar. Siz de arayıp tembihlemişsiniz. Para konusunda. Ateşi de düştü. Tahlillerini tekrarladık, temiz çıktı. Kamil'le iki gündür düşünüyoruz, doktor beye ne yapalım diye. Klarnet sevdiğinizi duyduk. Biz de en sonunda buna karar verdik." Yaşar, daha sonra kendisini sessizce dinleyen genç irisi adama dönüp: "Hadi Kamil," dedi. Kamil, koltuğunun altındaki kutuyu açıp içinden bir klarnet çıkardı. Yavaşça parçalarını birleştirdi. Kamışı ıslattı. Bir iki üfledi. Sonra ince bir taksime başladı. Yanımda olan biteni şaşkınlıkla izleyen diş hekimi arkadaşım kalktı, odanın kapısını iyice kapattı. Az sonra hastanenin içinde hüzünlü bir klarnet sesi dalga dalga yayılıyor, bekleme salonundaki hastalar sesin geldiği yeri anlamaya çalışıyorlardı. Bir süre sonra Yaşar, Kamil'e yavaşça dokundu. Müzik bitti. Klarnet, kutusuna itinayla yerleştirildi. Yaşar, "Doktor bey, senin hakkını ödeyemeyiz, bizler sanatçı insanlarız, hediyemiz ancak böyle olur. Başka bir şeyimiz de yok. Bunu kabul et lütfen," dedi. Sessizce gittiler, hiç gelmemişler gibi. Birbirimizin hayatlarının içindeyiz. İstesek de istemesek de..."

"...Benim en çok merak ettiğim yer ise kadın suçluların koğuşu. Koğuşun eni boyu üç metre. İçeride on bir kadın hükümlü kalıyor. Sürekli baş ağrısı olan gençten bir kadın var. Kucağında, emzirdiği bir bebek. Kaynanasıyla birlikte hüküm giymişler. Genç bir kocası var, ziyarete geliyor her hafta. Elinde torbayla kapıda dikilirken görüyorum bazen. Bir tuhaflık var ama. Karı koca, görüş boyunca başları önde, sessizce sürenin dolmasını bekliyorlar sanki. Cezaevi müdürüyle öğleyin tabldot yemeği yerken öğrendim bütün hikayeyi. Oğlanın babası, uzunca bir süredir tecavüz ediyormuş genç kadına. Ne kocanın ne de kaynananın haberi var bundan. Hamilelik ortaya çıkınca, genç kadın olan biteni anneye anlatır. Gelin ve kaynana, delikanlının olmadığı bir gece, yatağında öldürürler adamı, soma da yakarlar evi. İş açığa çıkar. İtiraf ederler her şeyi. Genç kadın cezaevinde doğurur çocuğunu. Delikanlı sessiz, mütevekkil birisi. Babasını öldüren karısının ve annesinin ihtiyaçlarını getiriyor her hafta. Her görüşmede, karısının kucağındaki çocuğa bakıyor çaresizce . Kardeşi mi, yoksa kendi çocuğu mu, bilemediği bir çocuk. Bir köşede sigara içerken döktü içini: "Olan olmuş . . . Yapacak bir şey yok . . . Ettiğini buldu babam. Ben karımdan vazgeçmem...."

"...Hekimlik başka mesleğe benzemez. Anadolu insanı "Hekime ayıp yoktur," der. Öyledir de. Hasta, kapıdan içeri girer ve tüm çıplaklığıyla anlatıverir her şeyi size. Kocasına ya da karısına dahi göstermediği en mahrem yerini açıverir. Kimselere söyleyemediği bir sırrı, hiç çekinmeksizin, sıradan bir şeyden söz eder gibi anlatır. Öylece kalırsınız, artık onun sırdaşı, arkadaşı, akrabası olur çıkarsınız. Mesela, sıradan bir günde karın ağrısı şikayetiyle gelen çelimsiz, saz benizli, küçücük bir kadını muayene etmek için divana yatırdığınızda, karnını kalın bir bez kuşakla defalarca sarıp, sıkıştırarak hamileliğini gizlemeye çalıştığını, ama artık o gün doğumun başladığını görürsünüz. Kuzeni olan bıçkın taksici biraz da zorla ilişkiye girmiş ve küçük kadın dokuz ay boyunca karnını sıkıca sardığı kuşaklarla hamilelikle baş etmeye çalışmıştır. Siz olsanız ne yaparsınız? Divanda ince, zayıf elleriyle bileğinize yapışıp: "Kurbanın oluyum doktor bey, ahim dışarıda oturuyor, ona bi şey söyleme, beni öldürür . .. " dediğinde, siz çoktan, sonucunu kestiremeyeceğiniz hikayenin bir parçası olmuşsunuzdur. Hikayenin sonu: bebek oğlan oldu. Doğumu gizlice tıp merkezinin ebesine, ebenin evinde yaptırdım. Kız ve abisi memleketlerine gittiler. Gerisini bilmiyorum. Bildiğim bir
şey var: Ebe hanıma şart koşmuştum, oğlanın adını "Ercan" koydurdum. Kara gözlü, süt kokulu masum bir oğlanın, çok bahtsız ve hiç adil olmayan bir başlangıç yaptığı hayat yolculuğunda,
ona ismimden başka verecek hiçbir şeyim yoktu...."

Profile Image for Sgrtkn.
179 reviews20 followers
June 1, 2021
Hekimlik anıları ve özellikle çocuk ölümleri beni çok etkiledi.
.
4,5/5
Profile Image for Kaplumbağa Felsefecisi.
468 reviews82 followers
December 31, 2022
Peri Gazozu, Ercan Kesal'ın hekimlik görevinin ilk yıllarında Anadolu'nun çeşitli kasabalarında yaşadıklarını öykülemesi üzerine bir kitap. Ercan Kesal'ı hem oyuncu - yönetmen olarak hem de söyleşilerini de takipte biri olarak bu kitabındaki öyküleri sohbet eder gibi konuşma diliyle yazmış diyebilirim. Edebi bir kaygı olmaksızın, mesleğini büyük bir özveri ile yapan ve özeleştirisini de iyi yapabilen birinden öyküler okumak keyifliydi. Kitabı okumaya başladığımda yine kendimle ilgili hali hazırda da devam eden olumsuz bir durum ile cebelleşiyordum. Bir arkadaşım "kitaptaki öyküler biraz canını sıkabilir, karanlık gelebilir" dedi. Ben de "ne can sıkıcı değil ki" deyiverdim. Gerçekten de tüm öyküler hayata karşı belki de bize anlatarak ya da film senaryosu yazarak direnmeye çalışan başka birinin kaleminden çıkmıştı. Direnme, dayanma, katlanma şeklimizi kendimiz belirliyoruz nasılsa... Bir hekimin dilinden varoluş sancısı okumak isterseniz doğru kitaptasınız...
Profile Image for özlem Ersoy Karka.
46 reviews5 followers
January 30, 2017
Bu kitabı 2014 yılında okumuştum. O dönemde Goodreads hayatımda değildi; ama İnstagram'a koyduğum yorumu farkettim bugün fotoğraflarımda gezinirken. Değiştirmeden ekliyorum buraya, güzel yorum olmuş da söylemesi ayıp :)

"Kitabı bitirdim. Ikinci kez mecburi hizmete gitmeye hazırlandığım bugünlerde Ercan Kesal'ın çocukluk ve mecburi hizmet anıları, çoğu zaman duygu dolu anlar yaşamama neden oldu. Benim için, hayatımda özel bir yere koyduğum kitaplardan biri oldu Peri Gazozu. Geçtiği coğrafya itibariyle, hekimliğim itibariyle, hayatın sol yanından bakan yapısı itibariyle çok çok özel benim için. Şiddetle tavsiye ediyorum "
Profile Image for alper.
210 reviews63 followers
August 29, 2021
Okuyucum... Anlattıklarıma kulak kabartan, kahramanlarımı izleyen ve hissettiklerimle “hemhal” olan birisi işte!

“Hemhal” olan kişiler arasında yerimi almaktan dolayı o kadar sevinçliyim ki! Okurken tam olarak içine girdiğim ruh halini çok güzel açıklayıvermiş kıymetli yazarımız:
Yazılarımı sanki elimde bir kamerayla çekiyor ve yazıyordum. Hayatlarımızda ortak bir tema oluşturan nesne ya da duygu metaforlarını dillendirdiğim, deneyimlerimi bütün çıplaklığı ve derinliğiyle ortaya koyan, sadece bir sızlanma değil, içsel bir hesaplaşmaya da kapı aralayan yazılardı niyetim.
Bu yüzden, yazdıklarımla aramdaki mesafeyi kaldırmaya gayret ettim. Okur; hikâyelerimi okumak yerine, “seyretsin” istedim. Bu, sinemasal anlatıma da çok benzeyen bir teknik demekti. Okuyucuma bir şeyleri “anlatmak” değil de “göstermek” istedim hep.
Her hikâyeye başladığımda önüme çıkan yolculukta, birlikte yürüdüğüm bir yol arkadaşı gibi kabul ettim onu. Ben, ne yaşıyor ve görüyorsam ona da aynı şeyleri “göstermekti” derdim. Okuyucum... Anlattıklarıma kulak kabartan, kahramanlarımı izleyen ve hissettiklerimle “hemhal” olan birisi işte!

Yazarın “ortak bir tema etrafında” sınıflandırdığı deneyimleri çocukluğundan doktorluğuna, “Peri Gazozu”ndan “Biz Zamanlar Anadolu’da”ya kadar uzanıyor. Hatta “Nasipse Adayız”a. Çok sevdim, adeta bir parçası oldum, kimisiyle bir süre daha yaşamaya devam edeceğim kesin. Cemile’yle mesela:

“Adı ne çocuğun,” diyor Mesude, adama bakmadan.
Hiç ses yok...
Adam, soru kendisine sorulmamış gibi öylece dikiliyor.
“Çocuğun adını soruyorum sana. Adı ne kızın?”
Ayılıyor adam. Dönüyor çocuğa bakıyor, ardından bize. Sonra tekrar kıza bakarak bir süre öyle kalıyor. Neden sonra, yüzünde tuhaf bir gülümsemeyle dönüyor ve boğazını temizleyerek:
“Valla, yoktur bi ismi.”
Kısa bir sessizlik oluyor odada. Biraz da şaşkınlıkla, lafa giriyorum:
“Nası yani. İsim koymadın mı çocuğuna?”
Başıyla, ne manaya geldiği anlaşılmayan tuhaf bir hareket yapıyor.
Biraz bakışıyoruz karşılıklı. Benim merakım dinmiyor ama:
“Peki nasıl çağırıyorsun onu? Evde mesela... Ne diyorsun?”
Bir an yüzü aydınlanıyor sanki adamın:
“Biz kara kız deriz ona... Hep öyle çağırırız. Kara kız.”
“Ama bir isminin olması lazım, değil mi? Kimliğine yazmak için.”
Hiçbir şey söylemiyor adam... Öylece duruyoruz bir süre. Kız, gözlerini kırpıştırarak büzülüyor babasının arkasına, sanki birazdan başına hiç istemediği şeyler gelecekmiş gibi. Sonra, hep birlikte, caddeden geçen mobiletin patırtısıyla ayılıyoruz.
“Siz bir isim koyun doktor bey,” diyor Mesude Hanım, kaygısızca.
Tuhaf bir şaşkınlıkla bakıyorum yüzüne, evet, ciddi.
“İyi o zaman, tamam. Bir isim koyalım... Ne olsun adı?”
Adam saf bir gülümsemeyle dinliyor konuştuklarımızı. Kendisini mevzunun içinde hissetmediği o kadar belli ki.
Koltuğa hafif yaslanarak, pencereden görünen, uçsuz bucaksız bozkıra bakıyorum. Bir akşam, kendi çevirdiği Cengiz Aytmatov kitaplarıyla babamı ziyarete gelen Mehmet Abi (Özgül) geliyor aklıma. Çocukluğumun en güzel hediyesi. Aylarca içinde kaybolduğum, büyülü bozkır hikâyeleri. Hele o “Cemile.”
“Adı ‘Cemile’ olsun” diyorum. Adam duymuyor sanki ne dediğimi. Küçük kız biraz daha sokuluyor babasının ceketine. Mesude Hanım, formun boş kalan yerine “Cemile” yazıyor.

🤗🤗🤗🤗🤗

Şu youtube videosunu izlediğimden beri kendime o kadar yakın hissediyorum ki Ercan Kesal’ı. Ya şu kitaplara dokunuşuna bakın Allah aşkına. Kitaplarıyla olan ilişkisine! Videoyu da buraya bırakıyorum, okurken izler, izlerken okumak istersiniz belki:
Yazarlar ve Kütüphaneleri Bölüm 6 : Ercan Kesal
Profile Image for Meric Aksu.
159 reviews34 followers
November 8, 2022
Peri Gazozu'nun içinden insan sevgisi geçiyor,
Sıklıkla.
Üstelik de insana duyulan inancın tükendiği şu zamanlarda.
İnsanoğluna serzeniş çokça ama yine de umut vaat ediyor kitabın yazarı her satırıyla.
Bir tabak mantıyla, pelte gibi bir tabak tel kadayıfla.
Kaybettiklerimizin umudumuzdan çok olmaması beklentisi taşıyan Peri Gazozu bir fırsat yaratılıp okunmalı, en çok da Mevlüt Amca'nın hatrına.
Profile Image for Ebru.
8 reviews18 followers
July 28, 2016
Ercan Kesal, 'okur, hikayelerimi okumak yerine, seyretsin istedim..' demiş kitabının sunuş yazısında.. Benim için tam olarak istediği gibi oldu.. Kendisiyle yazdıkları arasındaki mesafeyi kaldırmayı başarmış, son derece yalın ve naif bir seyirdi benim için. İzledim ve izlediğim herşeyden yakalandım..

Fazla bulduğumsa; Bu denli dokunaklı, sözün bittiği yerlerde, altı çizilmiş mesajlar kıvamındaki son sözler, fazlalık olmuş kanaatimce.. Oysa ki o anları yaşatan cümleler, hemen ardından bir sessizliği yoklatıyor okura...
Profile Image for Aslı.
86 reviews4 followers
February 12, 2018
(Unutmamak için kendime not: Bunu sana hastan Zafer Hanım kitap okumayı sevdiğini söyleyince okuman için vermişti. :) )
Anı türünde aklımda yer edecek kitaplardan biri olacak sanırım. Öncelikle belli bir zaman çizgisinde ilerlemekten çok belli bir konuda hayatının belli dönemlerinden kesitleri anlatmış.Bu yönüyle bu tarzda okuduğum ilk anı kitabı.
Dili çok güzel çok bizden derler ya aynen öyleydi.Sayfalar su gibi akıyor. Ne ara okuduğunuzu anlamıyorsunuz bile. Soba ya da ateş başında anlatılan anılar misali.
Profile Image for Damla.
180 reviews75 followers
May 11, 2019
Yazarın cümleleri beklediğimden çok daha güzel ve anlattıkları size dokunuyor ancak bölümler kronolojik olarak değil belli bi başlık tema altında (örneğin yorgan ve bardağı taşıran son damla gibi) anlatılmış ve açıkcası böyle olmasını biraz kopuk buldum.
Profile Image for Soner Turgay.
101 reviews19 followers
February 24, 2019

Avanos'ta büyümüş çocukluğunu özleyen bir adam,
12 eylül döneminde bir devrimci-solcu,
bir taşra doktoru,
bilge bir baba,
şefkatli bir anne-anneler,
küçücük ölen çocuklar, tecavüze uğrayan kadınlar,
ülkedeki haksızlıklar, kalp kırıklıkları...

Ercan Kesal radikal gazetesinde yazarken bu yazıların müptelası olmuştum. Bunları bir araya getirip düzenlediğinde ortaya çıkan şeyin yukarıda belirttiğim başlıklarda bir bütünlük içerdiğini de farkettim.

Yazısında Anton Çehov etkisi çok baskın. İfadeleri çok yalın ve güçlü, hissiyatını size geçirmekte çok usta ve samimi. Yaşanmışlıklardan beslendiği için film izler gibi görüyoruz yazıklarını (kitapta buna atıf da var...)

Sonuçta vicdan için , bu toprakları daha iyi tanımak için döne döne okunacak bir toplama Peri Gazozu...
Profile Image for Peri Kitapları.
138 reviews1 follower
July 30, 2015
"Peri Bacaları diyarında peri gazozları içilir."


Bu kitap da en sevdiklerimden biri. Ercan Kesel, hekimlik dönemlerinde görev yaptığı yerlerde başına gelenleri bir günlük gibi not düşmüş.
Kendi çocukluk ve gençlik dönemlerinden de bahsetmiş.
Hem eğlenceli hem de bir o kadar hüzünlü sayfalar...
Profile Image for Selma Dalbastı.
162 reviews32 followers
December 17, 2019
Bu bir roman değil, çok samimi, yürekten yazılmış bir anı ve denemeler derlemesi; bozkırda doğmuş, büyük şehirde okumuş, büyük şehrin kırsalında mesleğe adım atmış bir adamın hayatına dokunan, onu olduğu kişi yapan pek çok şey vardı içinde, yazarı tanıdığımı hissettim. Değişik bir akışı var kitabın. Yazar, her bölümde değişen bir tema etrafında çocukluk, öğrencilik, zorunlu hizmet ve İstanbul yıllarında yaşadığı olayları anlatmış, ve bu olaylar kronolojik sıralanmamış. Başta biraz kafam karıştı, “e bu adam hani üniversiteye gitmişti, doktor olmuştu, şimdi neden yeniden çocuk oldu, yoksa bu başka bir çocuk mu” diye düşündüğüm oldu ama alışınca değişik bir lezzet bıraktı damağımda. Öyle sıradışı şeyleri süslü püslü anlatmamış; çok benzerini yaşadığımız veya bir yaşayandan dinlemiş olduğumuz olaylar var ve zaten bu gerçekçilik cazibe katıyor sayfalara... ve yer yer insanın boğazını da düğümlüyor; çok ağır dramların yaşandığı bir coğrafyanın hikayesi neticede. Bazen bu anıların sonunda yazar anlattıklarını toparlayıp süzerek bir mesaj eklemiş, sadece o kısımlar biraz zorlama geldi bana. Yine de, kolay okunan ama zor yutulan, çoklukla hüzünlü ama oldukça güzel bir kitaptı.
Profile Image for Sine.
390 reviews481 followers
December 1, 2013
kitap genel olarak öykü kitabı gibi algılanıyor, ben de öyle zannederek aldım ama değil. öykü ile anı arası bir tür. tam olarak nereye koyacağımı da bilemiyorum açıkçası. zaten böyle edebi bir değerlendirme de yapacak değilim, beş yıldızı da o yüzden vermedim.

ercan kesal, bir nesneyi, bir cümleyi, bir olayı alıp hayatının farklı kesitlerinde denk gelişleriyle birleştirerek bölümler oluşturmuş. çocukluğundan, hekimliğinden, oyunculuğundan bir sürü anısı var. kimini gülümseyerek, azımsanmayacak bir kısmını gözlerim dolarak okudum.

şöyle canınız çok çektiğinde yüksek sesle bir neşet ertaş türküsü dinlediğinizde yaşadığınız o tatmini düşünün. bu kitap öyle bir haz verdi bana açıkçası. çoğu öyküde, hatta yer yer bazı cümlelerde bile ercan kesal'a sarılmak istedim. yüreği bu kadar güzel insanların varlığı değil mi zaten bizi hayata bağlayan?

dediğim gibi, edebi anlamda bir şaheser okumak istiyorsanız çok doğru bir tercih olmayabilir peri gazozu. uyarmadı demeyin. ama "kalpten kalbe bir yol vardır görülmez" sözlerini bir kez daha anlamak istiyorsanız, buyrun okuyun.
Profile Image for Ece.
239 reviews16 followers
November 18, 2015
Gerçek hikâyelerden ve deneyimlerinden yola çıkarak toplumsal yaralarımıza parmak basan, bizi hiç ulaşamayacağımız yaşanmışlıklarla mütevazi anlatımıyla buluşturan, iyi bir insan ve bu kadar duyarlı olabilmiş Ercan Kesal.. Teşekkürler sana. Hani demiştin ya kitabında "Hiç, birileriyle aynı dünyada yaşamaktan utanç duyduğunuz anlar oldu mu?", iyi ki senin gibiler var bu dünyada birlikte yaşadığımız için şanslı olduğumuz..
Profile Image for Seckin Yavuz.
45 reviews
March 13, 2021
Ercan Kesal’ın çocukluğundan, öğrenciliğinden ve Anadolu’daki doktorluk günlerinden bahsettiği, anı kitabı. Diğerkâm gibi güzel bir kelimeyi öğrenmeme vesile oldu.

Kitaptan birkaç cümle:

Dedemden öğrendiğim, “insan olmak” kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektedir.İnsan, kendinde olmasını istediği herhangi bir şeyi bir başkası için de aynı şiddetle isteyebiliyorsa “insanım” diyebiliyor.

Birbirimizin hayatlarının içindeyiz ve insan olmak galiba “diğerkâm” olmaktan geçiyor.
Profile Image for Caterina.
1,222 reviews62 followers
December 23, 2015
Denemeyle ani karisimi bir kitap okumayi dusundugunuz. Zamansal sira gozetmeksizin yazarin yasaminda bazen cocukluga, bazen askerlige, bazen egitim yillarina bazen de mesleki hikayelerine yelken acacaginiz...

Dusunduren, yuzunuze tokat gibi carpan satirlar cikacak satir aralarindan...

Vakit gecirmek icin keyifle okunur.
Profile Image for Aylin Köstekli.
118 reviews6 followers
March 17, 2016
Her bolumun sonunda ağlamamak için son cümleleri yavaş yavaş okuyup, boğazımdaki düğümleri açmaya çalıştığım, bu kadarı da gerçek olmasın nolur, birazı kurgu olsun diye içimden geçirdiğim, Türkiye'nin gerçeklerini masal tadında, tüm doğallığıyla anlatan, arada açıp okunası kitap. Ne iyi etmiş de yazmış Ercan Kesal.
187 reviews5 followers
April 20, 2019
Ercan Kesal ile birlikte çocukluk yaşıyor,büyüyor, üniversiteye gidip hayatı öğreniyoruz. Doktor olup ülkemizdeki sefaleti, yoksulluğu, 80 darbesinin bizden aldıklarını ve bence en önemlisi babanın kıza,abinin kardeşe tecavüzün bol olduğu ülkemdeki ensest gerçeğini birebir yaşayandan,Ercan Kesal’ın hayatından öğreniyoruz. Harika bir anı-biyografi kitabı.
Profile Image for Nevra Arslanturk.
255 reviews5 followers
August 2, 2020
Kimisi tatlı kimisi acı ama hepsi gerçek hikayeler. Ercan Kesal sandığındaki hikayeleri ustalıkla birleştiriyor, ölüm ve yaşam, acılar hepsi sıradanlaşıyor ve olağan hayat döngüsünde yerini buluyor...
Profile Image for Sahiden35.
279 reviews13 followers
August 30, 2021
Öteleyip durmuştum, üzüleceğimi bildiğinden. Ağlaya ağlaya okudum. Anadolu korkuyor buram buram, seksenler...
Dil, mil, kurgu bunları geçelim. Öz'e bakalım, özümüzdekin öykülere bakalım. İçtenliği fazlasıyla etkiledi beni.
Profile Image for Hülya.
152 reviews14 followers
July 9, 2020
Ercan Kesal kitaptaki yazılanların vücut bulmuş hali. Okurken çocukluktan bu yaşa bir ömrü okuyorsunuz.
Profile Image for Ozcan.
197 reviews6 followers
June 18, 2025
4.5⭐️

📌Hayatımız, "bir yumağın sürekli sarılmasıdır". Yaşadığımız her şey, ardımıza takılıp gelmekte ve doğal olarak da birikmektedir. Yol boyunca ne yaşandıysa toplamaktadır çünkü.
"Bugün" diye adlandırdığımız şey, "geçmiş ve geleceğimizin toplamıdır".
.
.
📚📝✒️
İlksöz: Yaşadığım, hatırladıklarımdır.

Son yıllarda kendime çokça sorduğum sorudur; iyi bir hafıza lütuf mu yoksa lanet mi? Güçlü bir hafızam var, özellikle de görsel hafızam. Ayrıntıları not eden, unutmayan, herkesin unuttuklarını tek tek hatırlayan, neredeyse saniye saniye aktaran. Bazen çok değerli oluyor da o hatırlananlar bazen de ruha bir yük.

Peri Gazozu'na anılar kitabı dersek yanlış olur, hafif kalır. Daha çok çocukluk, gençlik ve ilk doktorluk yıllarında yoğunlaşan, iç içe geçmiş anılarla bezeli, kuvvetli bir baba-oğul ilişkisini haykıran anlatılar bütünü. Her bir anlatı bir konu/olay/nesne vb şey etrafında örülüyor gibi. Bu "şey" etrafında dönen farklı zamanlardaki anılar birbirini çağırıyor, o "şey"i merkeze alıp onla ilgili bir çok yeni anıyı hatırlatıyor. Bu anlatı biçimi, ilginçtir, okudukça benim de birçok anımı aklıma getirdi, o güçlü hafızam desem de sislerin arkasında kaybolmuş bir dolu anımı yeniden görmemi sağladı. Zaten önsözde Kesal'ın belirttiği gibi hem onun anlattıklarını seyrettim hem de onun anlattıklarından aklıma gelen benden hayat izlerimi seyrettim. Yazardan özür dileyerek şunu da itiraf etmeliyim ki bazen benden izleri seyretmem kitaptakileri seyretmekten daha uzun sürdü.

Ben kitabı okumaya başlayıp bitirdiğimde bilmediğim bir şeyden bahsedeyim şimdi. (Çünkü kitap öncesi araştırma yapmayı mümkün olduğu kadar sıfırda tutuyorum, sürprizlere açık bir okumayı seviyorum, gerekirse araştırmaları okuma bitimine saklıyorum). Kitabı bitirdikten sonra katıldığım söyleşide Ercan Kesal, bu kitaptaki bölümlerin zamanında Radikal gazetesinde yayımlanan yazılardan seçildiğini söyledi. (Evet bilmiyordum, ama sonra öğrenmek daha keyifli). Kesal o söyleşide, babasını kaybettikten sonraki yas sürecini bu yazıları yazarak geçirdiğini ve yazmanın kendisine iyi geldiğini belirtti. Bunu dinleyince, yazılardaki baba-oğul ilişkisinin yoğunluğu bir kez daha değerli oldu benim için.  (İnsan okudukça, dinledikçe benzer anları paylaşmanın hem şaşkınlığını hem de garip bir "bu anları paylaşma kardeşliğinin" sevincini yaşıyor)
.
Bazen sarsan, bazen üzen, bazen neşelendiren, bazen hüzünlendiren ama çokça bana hafızamın derinliklerinde benim bile unuttuğum anılarımı yeniden "seyrettiren" bir okuma oldu. Birçok yerin altını çizdim, birçok acı olaya ben yaşamışcasına üzüldüm. Ama özellikle "Bir damla su" ve "Analar kokularından bulur kuzularını" başlıklı yazıları bir başka sevdim. Herkese tavsiyemdir.
.
Yorumu bir dilekle bitireyim, hayat bu ne olacağı belli olmaz. Umarım bu hayat, ilerde bir gün bir sürpriz hazırlar bana, Urla'da bir masanın etrafında Ercan Kesal ile oturup saatlerce konuşmamızı, birbirimize nice "seyirlik" anlar yaşatmamızı sağlar. Bana, Peri Gazozu sayesinde tekrar hatırlayıp seyrettigim nice anılar için ona bir teşekkür etme imkânı verir. Üstelik "litost'u da deşeriz iyice o uzun muhabbetin bir yerinde. Sanırım Ercan Bey de bundan memnun kalır ki hayatı boyunca diğerkâm olmaktan gocunmamış aksine gurur duymuş birini gözünden tanıyacaktır zaten. Sağlıcakla. Kitapla.
.
.
.
Sonsöz:
📌 Oğlum, mektuplarını seyrekleştirme. Senden mektup gecikirse eski mektuplarını çıkartıyor dolaptan, onları okuyor baban. Sanki yeni gelmiş gibi üstelik.
.
.
.
Profile Image for Murat Gonul.
228 reviews
February 9, 2021
Beğenmedim abi. Kitaba hikayeler diye okumaya başladım. Eminim yazar iyi niyetle yazdı ama ben kitabı anlayamadım ve 60 sayfa zorlayarak ancak okudum.

Sitemim şu ki, kitap hikayeler diye geçiyor fakat ben hikayeye rastlayamadım. Bir sürü başlık var ve devamında yazarın hayatından kısa kesitler var. Bu kesitlerin çoğu temelde aynı şeyi aynı cümlelerle anlatıyor.

Başka meslektekiler roman yazar, psikologlar (!), doktorlar vb bunların bir yanı eksik kalır tam olarak edebi olmaz ya, bu kitap da aynen böyle başladı devam etti ama ben maalesef sonuna dayanamadım. Bölümlerin ilk kelime ve cümleleri bile aynı. Kış. Yaz. Çocuğum. Bir çocukluğundan kesik yarım sayfa sonra o havada asılı kalıyor babasının gençliğine geçiyor o da askıda kalıyor, bazı kesitler sosyal mesajlarla bitmiş ama mesajlar kekremiş geldi bana.

Algılayamadım o yüzden devam da edemedim, başka kitabını okumayı da düşünmüyorum :)
34 reviews
August 27, 2016
Bir gün öylesine açıp okuduğum bir röportajda çıkmıştı karşıma Peri Gazozu ilk kez. İlginç ismiyle aklımda yer edince, bu seneki İzmir kitap fuarından aldım. Birkaç ay sonra Türk edebiyatından bir şeyler okumak isterken elim ona gitti ve kaybolup gittim ülkemin sokaklarında. Yazar çocukluğundan, öğrenciliğinden, hekim olarak çalıştığı zorunlu hizmet yıllarından anılarını derlemiş ve bu güzel kitap çıkmış ortaya. Yıllarca değişmeyen Türkiye koşullarında insan hayatının ne kadar ucuz ve değersiz olduğunu bir kez daha çarptı yüzüme Peri Gazozu, buruk bir tat bıraktı. Edebi yönü zayıf olsa da Anadolu topraklarını bütün çıplaklığıyla anlatan bu naif eseri herkes okumalı.
Profile Image for Sertac Inceler.
68 reviews2 followers
January 19, 2021
Buram buram memleket kokan hikayeler. Zor olan kısa ve yalın anlatmaktır ve bu çok iyi başarılmış. Bunun yanında hikayelerin isimleri öyle bir iz bırakmış ki, farklı zaman dilimlerinde aynı olay silsileleri birbirine çok iyi bağlanmış.

Peri Gazozundan öğrendiğim, herkesin hayati ve belki de sıradanlıgı, baskalarinin alabilecegi derslerle dolu oldugudur. O yuzden paylasilmalidir.
Displaying 1 - 30 of 252 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.