Jump to ratings and reviews
Rate this book

Ateş #2

Ruhun Ateşi

Rate this book
Sophie Langford çileden çıktığında birilerinin hayatı kökten değişecekti...

Sevgi dolu bir ailede büyüyen Sophie'nin huzur, zenginlik ve bolca sıradanlıkla geçen hayatındaki tek renk, seneler önce bir kazada ailesini kaybeden kuzeni Liliana'ydı. Ailesine katıldığı ilk günden itibaren anne ve babasının sevgisi de dahil ona ait her şey üzerinde sinsice hak iddia eden kuzenini kabullendiğini sanıyordu Sophie. Hatta Liliana baş döndüren güzelliğiyle ilk aşkını elinden aldığında bile bu kabulleniş elini kolunu bağlamıştı, çünkü babasına Liliana'ya asla kızmayacağına ve onu seveceğine dair söz vermişti.

Ancak sabrının da sınırları vardı ve bir gün o sınırlar küçük bir olayla ortadan kalktığında Sophie'nin aklındaki tek şey kuzeninin meydan okuyuşuydu.

"İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene... Tabii becerebilirsen..." demişti kuzeni. Eh madem istediği buydu...

Leighton Kontu Brendan Blackmore... Kibirli, buz gibi ve ulaşılmaz bir soyluydu. İnsanda merak, heyecan ve nefret uyandıran onca meziyete sahip bu adamın ilgisini çekmek göründüğünden çok daha zordu. Üstelik o ve Liliana birbirlerinden fazlasıyla hoşlanıyorlardı. Ancak Sophie kararlılığının önüne hiçbir kuvvetin çıkmasına izin veremezdi, çünkü Liliana başına gelecekleri çoktan hak etmişti. Üstelik Brendan Blackmore'u her gördüğünde hissettiği kalp çarpıntısı ve umutsuz arzu başka hiçbir teşvike yer bırakmayacak kadar güçlü ama bir o kadar da ürkütücüydü. Sophie'ye göre Brendan'a dokunmak buzla yanmaktı ve Sophie yanmak istiyordu.

İkisini bir araya getiren skandal, onları artık geri dönüşü olmayan bir yola soktuğunda Sophie ya pes edecek ya da imkansız gibi görünse de mutluluk için sonuna kadar direnecekti.

496 pages, Paperback

First published January 1, 2013

5 people are currently reading
73 people want to read

About the author

Rita Hunter

17 books67 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
101 (59%)
4 stars
42 (24%)
3 stars
24 (14%)
2 stars
0 (0%)
1 star
3 (1%)
Displaying 1 - 24 of 24 reviews
Profile Image for Ceres.
261 reviews23 followers
July 29, 2013

Yorumun tamamı için; http://www.sevgilikitapp.com/2013/07/...


"Sen benim buz tutan ruhumun ateşisin..."

Ruhun Ateşi okuduğum ilk Rita Hunter kitabı oldu. Daha önce Kalbimi Çaldın'ı okumuş ama tamamlayamamıştım -işte böyle çok pis bir huyum var- o yüzden onu saymayalım. O zamanlar yazarımızın Türk olduğundan da bir haberdim. Öğrendiğim zaman gerçekten çok şaşırmıştım çünkü Rita Hunter'ı tarzı, kalemi ve üslubu ile o çok sevdiğimiz yabancı historical yazarlarından ayırt etmek neredeyse imkansız.


Ruhun Ateşi serinin ikinci kitabı. Kitaplar sıraya göre okunursa daha iyi elbette ama her birinde farklı karakterler işlendiğini belirteyim. İlk kitap, Aşkın Ateşi'nde -okumadım ama feci merak ediyorum- Adrian ve Isabel; ikinci kitap yani Ruhun Ateşi'nde ise Brendan ile Sophia'nın hikayesini okuyoruz. Son kitap da Stephan'a ait olacak. Ayrıca yazarımızın belirttiğine gamzelerinin yanı sıra bir de dövmesi varmış ve iç dünyasına girdiğimizde ise çok farklı yönlerini görecekmişiz Stephan'ın. -uhuuuuu hemen çıksa da okusak :D- Her neyse ne diyordum? Hah, işte kitapları birbirine bağlayan en önemli şey bu üç erkek ve sıkı dostlukları. İçlerinden favorim şu an için Brendan ki zaten diğerleri hakkında pek bir şey öğrenemedim. Adrian özellikle çok az geçiyordu. Hakkında öğrenebildiğim tek şey karısına tapıyor olması. Stephan'ın ismi Adrian'dan daha çok sık geçse de aklımda bir çok boşluk var onun hakkında da. Ama Brendan... Tüm o öküzlüğüne rağmen kalbimi çaldı. Bulduğum hayalimdekine en yakın görüntüsü de bu efendim; derin derin bir nefes aldıktan sonra bakabilirsiniz...



Bir de şu, şu ve şu var yalnız nefes almayı unutmuyoruz.

Sophia. Yeşil gözleri, bal rengi gür ve uzun saçları ile dışarıdan bakıldığında baharı anımsatan bir güzellik. Sosyete balolarına katılmaktansa her zaman at üstünde saatlerce dışarıda kalmayı tercih eden az çok vahşi ve asi bir kız. Yalnız hayatında kocaman bir bela var: yetim kaldıktan sonra ailesinin korumasına alınan kuzeni Lilliana. Benim deyişimle ise kısaca 'ruhsuz-pis-cadı' -buraya yazabileceklerim bunlar, gerisi bana kalsın- Neyse, Lilliana başkalarının yanında son derece uysal, hanım hanımcık tavırlar sergilerken Sophia ile yalnız kaldıkları zaman tam bir cadıya dönüşür. Ailesinin Sophia'ya olan ilgisini, onun eşyalarını ve hatta sevdiği çocuğu elinden çalar. Sophia kuzenin tüm bu davranışlarına katlanmaya çalışır ama son olanlardan sonra artık sabrı tükenmiştir.



Bana Sophia'yı hatırlatan bir görüntü...

"İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene..."

Kuzeninin bu sözleri üzerine onun henüz yeni tanıştığı ve koca adayı olarak gördüğü Leighton Kontu bay erişilmez Brendan Blackmore'u tavlamaya karar verir. Başta bu düşünce çocuk oyuncağı gibi gelir fakat Kont ile ilk defa göz göze geldiği o an aşık olabileceği planlarında yer almıyordur. Ayrıca bu tehlikeli derecede yakışıklı olan adam öyle kolay kolay etkilenebilecek birisi de değildir.


Hikaye bu sade haliyle bile kulağa ne kadar eğlenceli geliyor, öyle değil mi? Ben çok keyif aldım. Bir günde okudum. Okuduğum kitaplarda genelde sonlara doğru 'çok uzattın be yazar, bitir şu hikayeyi' falan derim ama yemin ediyorum ki Sophia ve Brendan'ın hikayesine doyamadım. Bir de Sophia'nın karakterini de çok beğendim ben. İnsanı delirtecek derecedeki saflık dozunu aşan o güzellerden değildi. Brendan ise tam benlikti. Yazara gidip özel sipariş versem ancak bu kadar olur herhalde. Sert, haşin, gizemli, kolay kolay dize gelmeyen, sık sık seni seviyorum demeyen, az gülen çokça somurtan, yumuşamayan, koyu renk saçlı, altın renginde parlaklıklar saçan gözlere sahip uzun boylu iri yapılı insanüstü mucize varlık... İşte benim ideal tipim diyebileceğim bir erkeğin özellikleri. Gamzesi de varsa paket tamamlanmış oluyor.


"Bir daha beni bırakmayacaksın Sophie."
"Londra'ya gidişimden mi bahsediyorsun? Bana gitmemde bir sakınca olmadığını..."
"Ne dediğimi duydun."
"O hâlde beni gerçekten özledin."
"Hayır... Sen benim karımsın, tek sebebi bu."
"Öyle diyorsan..."
"Evet, öyle diyorum."


Yan karakterlerin üzerinde durulması iyi olmuş. Çünkü hikaye sürekli ana karakterlerin etrafında ilerleyince bu bazen sıkıcı olabiliyor. O konuda bir sıkıntım olmadı. Küçük Kate'e bayıldım hatta. Lilliana'nın saçlarını yolduğu bölüm favorilerimden bir tanesi. Kitaba beş üzerinden dört puan verdim. Duygusal yönden daha ağır ve yırtıcı olsaydı belki çok daha etkileyici olabilirdi. Ama yazarın tarzını sevdim ben. Fırsatım olduğunda diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum. :)

Profile Image for Kevser.
130 reviews
July 25, 2015
Sanırım okuduğum en iyi Türk tarihi aşk romancısı. (Bu ne biçim tamlama!)
Kitaptaki olay akışına, karakterlere , yazarın anlatımına vuruldum. Çoğu yabancı yazardan çok daha güçlü bir kalemi var. Daha önce okumadığıma pişman oldum diyebilirim.
Tarihi aşk romanlarında düştüğüm hataya yine düştüm ne yazık ki! Serinin ortasından daldım. Ruhun Ateşi , serinin ikinci kitabıymış. Artık birinci kitabı okuyamadan üçe atlayacağım.
Profile Image for Sibel Gandy.
1,040 reviews77 followers
June 10, 2019
Zamanında okuyup nasıl çok beğenmişim ben bu kitabı 🤔
Profile Image for Deniz Atakan Çamlıca.
179 reviews16 followers
March 25, 2015
Vay vay vayyy... Rita Hunter'a öncelikle kocaman tebrikler. Historical romanlar türünde yabancı yazarlara taş çıkaran yazarımıza sonsuz başarılar :) Türk yazarlarımızın sonuna kadar arkasındayım. İnsanın yazdıkları her zaman çok özeldir ve bu şekilde bir paylaşım büyük bir cesaret ister. Ayrıca bir yazar kendini her kitapta bir adım öteye taşıyabilir mi? Bunu yazarımızda kesinlikle görüyoruz. Her yeni kitap onun için yeni başarılar demek... Serinin son kitabını da aldım, Stephan'ın hikayesini merakla bekliyorum :)

Yahu bu Brendan nedir böyle??? Daha ilk kitapta onun hikayesinin bambaşka olacağını biliyordum. Genelde serilerin ilk kitapları daha çok sevilir ama Adrian ve Isabel'in hikayesi beni bu kadar etkilememişti. Ama Brendan... Bu adam insanın tüm sinirlerini ayağa kaldırıyor. Ahhh dedim seni bir elime geçirsem de bir güzel ıslak odunla dövsem!!! Buzdolabı ya bu adam... İsmin senin Buzdağından mı geliyor yahu evladım... Yemin ediyorum Titanic'i deviren Buzdağı acaba Brendan olabilir mi diye düşünmedim değil ;) Adam beni resmen çıldırttı. Bir insan nasıl bu kadar ketum olabilir anlamıyorum. Buzdağı modunu geçtim adam tam bir odun, hatta öküz, hatta... Neyse sustum. Konuşsan havan mı bozulur? Ahh yavrum bu Sophie ne çekti ya... Kendime sabırlı diyordum o kızın yerinde olsam ben artık dayanamaz kafasına indirirdim en yakınımdaki eşyayı... Brendan'ın ömrü bu kızı sorgulamakla geçti. Sophie'ninki de kendini açıklamaya çalışmakla... Ama yalan değil, Brendan bir kere inandı tam inandı bizim kediciğimize...

Hikayemiz Sophie'nin başbelası, cehennemde yanasıca kuzeni Liliana'nın Brendan'ı damat adayı olarak gözüne kestirmesiyle asıl noktaya geliyor. Sophie bu cadının yaptıklarından dolayı artık canından bezmiş durumda... Şimdiye kadar ailesini, çocukluğunu, oyuncaklarını hatta ilk aşkını bile elinden çalmış. Buna rağmen hala herkes onun bir melek olduğunu düşünüyor. Bu da daha çekilmez bir hale sokuyor Sophie'nin hayatını... Ve Sophie gözünü karartıyor. O da hayatında ilk defa Liliana'nın çok istediği bir şeyi elinden alacak ;) Leighton Kontu Brendan Blackmore'u... Böyle söyleyince pek resmi oldu yahu... Aman Allah'ım bizim Bay Buzdağı Brendan'ı baştan çıkaracak işte... O sırada da bizim kedicik daha ilk görüşte vurulunca Brendan'a işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Ve ilk kitapta olduğu gibi yine skandal bir şekilde çiftimiz bir araya geliyor. Daha fazla da tüyo vermeyeyim okumayanlar için ama şöyle söyleyeyim ben kitabın bir kısmını metroda okudum -elimden bırakamadım da- ve kahkahalarımı tutamadım. Aralarındaki diyaloglar insanın okurken nefesini kesiyor ;)

Brendan adam olmuyor mu diyeceksiniz. Tabii ki oluyor. Sophie'deki bu aşk ve istek taşı şekillendirir zaten... Ama kendince diyelim. En güzeli de bu tarafı zaten... Yani öyle 180 derece değişmiş bir Brendan beklemeyin. Ama böyle bir adamın aşkının gelişimi öyle güzel adım adım anlatılmış ki çoğu yazar bunu ancak üçlemelerle başarabilirken yazarımız harika bir şekilde tek bir kitapta ilmik ilmik işlemiş. Hayran kaldım.

Bakınız bu bir Brendan efsane repliğidir:
"Sophie sen benim buz tutan ruhumun ateşisin."

Kitap çok güzeldi ama tek üzüldüğüm nokta Sophie'nin hamilelik ve doğum anlarını paylaşamadık. Bebek konusu aralarında böylesine sorun olmuşken Brendan'ın Sophie hamileyken üzerine titrediği anları, hatta olur olmaz zamanlarda dayanamayıp doktoru eve çağırışını okumak isterdim. Panik anlarındaki telaşını zevkle bekledim ama hoop ikizlerimizi gördük. Bunun dışında gönül rahatlığıyla tavsiye edilir arkadaşlar... Herkese iyi okumalar :)
Profile Image for Nisa.
55 reviews24 followers
September 27, 2018
"Son sözüm her zaman seni seviyorumdur."

Rita Hunter sen nasıl bir yazarsın! Hiç istisnasız her kitabını zevkle okudum ve nezaman 400-500 sayfalık romanlarına el atsam daha ben farkına varamadan bitiveriyor. Reading slump'a girdiğinizde ya da kurgusu karmaşık olan kitaplardan sıkıldığınızda çalacağınız ilk kapılardan biri Rita Hunter'inki olsun zira kitapları o kadar akıcı bir şekilde ilerliyor ki su gibi yutuyorsunuz adeta! Tarihi aşk romanı türüne bu yazar ile başladım ve bu yazarın dışında bu türden herhangi bir kitap da okumadım. O yüzden diğer historical romanlarla karşılaştırma yapamam ama kendi başına değerlendirdiğimde her romanında bi şekilde o akıcılığı sağlıyor, karakterleri birbirinden farklı oluyor, kurulan diyaloglar eğlenceli ve zekice.
Profile Image for Nurhayat Turna.
358 reviews17 followers
October 11, 2019
Ateş Dizisi serisine Ruhun Ateşi kitabıyla kaldığım yerden ya da yandığım yerden mi demeliydim, her neyse, devam ediyorum. Aslında böyle sindire sindire uzun zamana yayıp keyfini çıkararak okunması gerekiyor kitaplar ama bir kere kapılınca ve kendinizi kaptırınca çarçabuk bitiyor. Tabi bu da yazarın dili, anlatımındaki akıcılık ve de hikayeyeolan okurun bağlanması durumlarını göz önüne alırsak tatmin edici bir okuma süresini ortaya koyuyor. Tabi kitaptaki havaya bürünüp o zamana gitmekle kalmıyor, okurken kitabı yaşıyoruz.

Kitap konusuna şöyle bir değinecek olursam; Sophie Langford’un çocukluğu kuzeni Liliana yanlarına taşınmadan öncesine kadar harikaydi. Ailesinin tüm ilgisi ve sevgisi artık kendine değil, üzücü bir şekilde ebeveynlerini kaybeden kuzeniyle paylaşmak zorundaydı. Sophie babasına verdiği sözü tutmak için uzun yıllar çabalar. Ona ait olan her şey bir zamandan sonra kuzeninin olmaya başlaması aralarında gelişecek sevgiyi de yok eder. Çok sevdiği kurdalesi, anne ve babasının koşulsuz sevgisi, hatta Jordan'ı bile Liliana'nın alması artık bardağı taşıran son olaydır. İkinci planda kalmaya alışkın olan Sophie çocukken aralarında geçen anlamsız söz dalaşını hatırlar. Kuzeni ona “İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene... Tabii becerebilirsen...” demiştir ve olayların fitilini atesleyen kıvılcım da tam olarak burasıdır. Tabi esas hedefin ruhu buz tutmuş aşka anlamsız bakan hatta belki de inanmayan bir adam olacağını kestiremez.

Kuzeninin bütün yılanlıklarına rağmen dik duruşunu bozmayıp kendinden ödün vermeyen Sophie, tüm sempatimi kazandı. Liliana'dan ise nefret ettim. Tamam kızı anlamaya çalışıyorum ama nefret yumağı dışa karşı melek içten bir şeytan birine karşı hoşgörü besleyemem. Sophie'nin onu dövdüğü her sahnede *ki en keyif aldığım yerlerden biri* mest oldum. Ben olsam, göle ya da ırmağa götürür kafasını suya sokarak ne kadar çakıl taşı var saydırırdım. Bakın amacım ne kadar masumane ama...

Kitapta en sevdiğim kişilerden biri olan Brendan ise, sanırım okuyup en sevdiğim Rita hunter erkeklerinden biri. Tamam, bazı yerlerde küplere bindim hatta çıldırdım ama o ayrı şimdi. Buz gibi alaycılığı, ruhsuzluğu, kışkırtmaları, umursamazlığı biraz biraz kızdırdı ama aşka ısınıp bur tutan ruhu canlanınca lav gibi bir adam olup çıktı. Sanırım aşk öyle sihirli bir şey ki kaya kadar sert yüreğin olsa ya da bundan bir yürek, ateşiyle eritip pamuk şeker kıvamına getiriyor.

Uzun söze gerek yok, bu türü sevenlerin bayılabileceği bir kitap Ruhun Ateşi. Ve son sayfada gözleriniz dolu dolu olarken "Neden bitti ki?" dedirtebiliyor.

http://sonsayfasiask.blogspot.com/201...
Profile Image for Hanife.
Author 29 books343 followers
September 10, 2013
Rating; 3.5

Kitabı açıp elime aldığımdaki ilk düşüncelerim sanırım bu türü ne kadar zamandır okumadığımı fark etmem ve çok özlemiş olmamdı. Bundan dört yıl öncesine bakarsak benim için cidden bir tutku haline gelmişti Tarihi Aşk Romanları. Uğruna İngilizce kitap okumayı bile becermiştim yani ötesi var mı?! Lordlar, leydiler, düşesler, dükler, kontlar, kontesler, baronlar, baronesler, vikontlar, vikontesler, klan reisleri, balolar, suareler, savaşlar derken bu dünyaya girince çıkabilene aşk olsun. Cidden sizi içine çekip bir süre kendine bağımlı bırakıyor.


Kitabımıza gelirsek sözlerime "Odun geldin odun gideceksin be Brendan." diyerek başlamak istiyorum. Şimdiden uyarısını yapayım erkek karakterimize bolca serzenişte bulunan bir yazı olacaktır.

Öncelikle hikaye tam bir Regency - 1790 ile 1820ler arasındaki dönem - temasında. Kızımız pekte varlığı olmayan bir baronun tek kızı. Kendince orta halli bir güzellikte ve canını çıkaran bir vicdan anlayışı var ki sağolsun okura cinnet geçirtiyor. Bu kızımız daha küçücükken kuzeninin ailesi vefat edipte bunlarla yaşamaya başlayınca üç vakitlik hayatının büyük bir kısmına limon sıkılmış oluyor zavallının. Şirret, kibirli, kendini beğenmiş, kasıntı, yelloz mu yelloz çıngıraklı yılan yani kuzen yıllarca kıza psikolojik bir zulümde bulunmuş ki kızımız bu saldırlar karşısında gık bile diyemiyor.



Öyle bir gün geliyor ki kızımızında seviyesi arşu alayı geçen sabır melekesi taşı çatlayı veriyor ve cümbüşü seyreyleyelim demek isterdim ama daha çok uzun soluklu bir işkence seansı kızımızı bekliyor desem yeri. Öncelikle kızımız kalkıp kuzenine yarım ağızla talip gibi görünen kontu baştan çıkarmak
için göbek çatlata dursun adam dili çift çatallı mübarek yılandan farksız kıza habire laf sokuşturmakta. Bana kitap boyunca cidden afakanlar bastırdı. Biri bunu zaten olduğu, kütük sanıp bundan odun, çıra filan yapaydı pek bir sevinecektim ama kısmet değilmiş. Bu Regency lordlarına genellikle rahat batıyor sayın okur. Evlilik konusunda bir aslanın uyanık kalmaya direnci kadar üşengeçler. Oğlumuzda bu konuda istisna değil maalesef.

Gerçi annesinin evlilik nutuklarıyla gözü azıcık açılsa da kızımızın da olayda kontrolü olmadığı bir skandala kurban gidiyor çiftimiz ve kendilerini evli buluyor. Postu yerlere halı yapılasıca ayı Brendan ise bütün suçu bizim melaike Sophie'ye atıyor ya kızımız ne yapsa gözüne batmakta. Kitap boyunca Allah böyle kazuletiyle beni karşılaştırmasın diye dua ettim durdum. Hayır, işin ilginci adam da habire kızı neden aşağıladığını, kötülediğini bilmiyor. Gel gelelim sevgilerini kafalarına dank edince anlayan lordlarımıza Brendanda istisna olmayarak kızı neredeyse kaybettiğini sandığı bir olayda aşkını anlıyor. İşin komik tarafı birde süper zeka diye geçinirler...

Genel olarak bakılırsa kitap hoşuma gitti. Yazarımızın daha önce ilk yayınlanan kitabını okumuştum ve o zamandan bu zamana ciddi bir yer kat ettiğini söyleyebilirim. Belki tür değişikliğinden belki de baya zamandır okumadığım için unuttuğumdan olsa gerek biraz daha olay bekledim kitaptan. Entrika vardı ama sizi sayfaları hızla çevirip olay nasıl sonuçlanacak acaba diye merak ettiren bir unsur olsaydı bence çok daha güzel olurdu. Dikkatimi çeken bir diğer olayda kitapta ki tokatların haddi hesabının olmaması. Nedendir bilinmez benim çok gözüme takıldılar. Hatta bende diğer bu türde okuduklarımla karşılaştırıp acaba böylesini daha önce okudum mu diye düşünmeye itti. Cadaloz kuzen ölseydi de kurtulsaydık. Şahsen kırk köye helva dağıtmaya razıydım. Kızın bu kadar saf olması kitapta bazen beni cidden çileden çıkardı. Tarihi Aşk Romanlarında kadın karakterlerimi fazla güçlü sevmesem de bu kadar pasifi de antipati yapıyor. Evlilikleri anlatan kitapları sevmem benim gözümde bu kitabın bir artılarından da biriydi. Son olarak "Brendan sen o kızı hak etmiyordun ama neyse..."
Profile Image for Çiğdem Kılboz.
1 review
July 30, 2013
Çok çok güzel bir kitapta ben beğenerek okudum bir çırpıda "su gibi" okunan,kendini okutturan kitaplar listemde 1.sırada yerleşti Ruhun Ateşi"...
Kitapta bir kere asla durgunluk,sıkılma yada aman off bırakayım sonra devam ederim demedim elimden düşüremedim.Çok eğlendim Sophianın hallerine Brendanı baştan çıkartmak için yaptığı şeyler çok hoştu.Üzüldümde tabi o kadar aşıkken Brendanın -kişiliği- nedeniyle soğukluğuyla karşılaşması benide incitti üzdü ama kitabın sonundaki muhteşem itirafla bende Sophia gibi eridim bittim
Brendana gelirsek ki bence sayfada bu adam için ayrı bir bölüm açılmalı Bir kere şuna dikkat edelim bir çok seri kitapta karaterlerden bahsedilir ve iş o karakterin kitabını okumaya gelince işler değişir.en önemli örnek JM "Stefanı"dır.Çok neşeli,çok sıradışı adamlar kendilerinin anlatıldığı kitaplarda deyim yerindeyse evrim geçirirler bunu ben birçok historial romancede gördüm ve hayal kırklığına uğradım.Ama Ruhun Ateşinde de biraz önyargılıydım acaba bildiğimiz ukala,soğuk,vurdumduymaz Brendan bu kitapta nasıl olacaktı ve okudukça Brendanın o vurdumduymaz,soğuk halinde devam ettiğini gördüm buda benim için bir ilkti.Zaten bu durum bile kitabın başarılı olduğunu kanıtlıyor tarafımca.
Kitabı okuyanlar bilir aslında Brendan asla vurdumduymaz biri değildi Sophia için endişelendiği kısımları dikkatli okumanızı tavsiye ederim Brendan sadece duygularını gösteremeyen birisiydı yada dediğim gibi onun karakteri buydu.
Bu yazdıklarımdan Brendına kızmadığım zannedilmesin çok kızdım "şu kızcağıza biraz yakın davransa ne güzel olur dediğim kısımlar olmadı değil ama yazarımız öyle bir yerde Brendanın çocuk konusundaki -özellikle Sophiayı çok üzen bir olayı burda söylemeyeceğim çok ayrıntı olur- endişelerini anlattığı kısımda nerde ağlayacaktım ve o bölümü okuduktan sonra bütün kızgınlığım geçti
Okuyun kitabı arkadaşlar sonuna kadar Brendan için soğuk,acımasız,düşüncesiz,vurdumduymaz diyenler cevabını öğreneceklerdir.
Çok fazla şey söyleyebilirim bu kitap için bu seriyi çok seviyorum özellikle Adrian,Bren ve Stefanın olduğu bölümlerde ayrı güzellikteydi bu yakışıklı adamları okumak çok eylenceli ve hoş...
Şimdi çok çok çok büyük bir merakla ve sabırsızlıkla Stefanın hikayesini bekliyorum.Umarım yazarımız bizi çok bekletmez.
Rita Hunterı okumak bir ayrıcalık ve bu seride her kitap birbirinden başarılı ve güzel.
Sonsuz Başarılar Rita Hunter...
Profile Image for Yumru.
139 reviews15 followers
August 29, 2013
Uzun süredir yazarımıza ne zaman bitecek de okuyacağız diye baskı kuruyordum,çıktığında da aldım ama bir türlü okuma kısmetim olamadı.Sonunda yoğunluğun bittiği bir dönem ve okumak için harika bir kitap seçtiğimi düşünüyorum tabi bunun kötü yanı da var bu bitti şimdi ne okuyacağım

Neyse gelelim kitapla ilgili düşüncelerime... kesinlikle keyifle okuduğum bir roman oldu.Tabi Brendan bu kadar beni kızdıracak diye beklemiyordum ama ne yaparsa yapsın ben bu adamı seviyorum :)Her bölümde çileden çıkartan bir karakter ama onun kendi hikayesinde de değişmediğini görmek benim için güzeldi.Kendi kitaplarında başka bir karaktere bürünen kahramanlarımız nedense bana bazen itici geliyor.

Bayan karakterimize bayıldım öyle kendini pek ezdirmedi ,özellikle dövüş sahnelerinde yapmak istediğim her şeyi uyguluyordu :)))ahhh o kuzen bozması beni çileden çıkarttı.

Kısacası güzel,keyifli,sürükleyici bir roman daha okudum.Diğer kitaplarına baktığımızda daha çok komik diyaloglar vardı bunda da vardı ama bu hikayenin gidişatı yönünden daha duygusal bir kurgu sunuldu bize ve bu konuda da yazarımızın başarılı olduğunu da gördük diye düşünüyorum.Sıra serserimizde onda sanırım daha çok güleceğiz gibi geliyor
Profile Image for Kübra Çoban.
15 reviews1 follower
September 18, 2015
Rita'nın kaleminin günden güne mükemmeliğe gitmesi bizim için fena bir durum.Bu böyle devam ederse erkek karakterlerine aşık olup anlamsız bir şekilde arayışa gireceğiz.
Rita MÜKEMMELSİN ve Brendan da bir o kadar mükemmeldi.
Profile Image for DESSREM.
78 reviews
January 2, 2022
Uzun zamandır tam doyuma ulaşabildiğim bir kitap okuyamamıştım Rita imdadıma yetişti... Kitapta sinirlendim, güldüm, sevindim, korktum, üzüldüm... Ama kitabın kapağını gülümseyerek kapattım.😌 Öncelikle buradan Brendan'a şunu söylemek istiyorum: senin yaptığın nazı hiçbir erkek yapmamıştır Bren! Sonra yılan Lilian'a geçmek istiyorum: Sana yılan derken hayvancağıza hakaret ediyormuşum gibi geliyor Lilian, başına gelenlerden fazlasını hak ediyorsun! Son olarak tatlı kedi Sophie'ye geçecek olursak: Sophie her ne kadar şiddet karşıtı olsam da Lilian ile giriştiğin kavgalarda sinmeyip kazanıyor olman beni ayrı sevindirdi. Çoğu itatsizliğine karşı: Heyt be Sophie, yürü kızım! dedim.😚 Ve bir de güzelim yazarımız Rita Hunter, hem mahlasınızı hem sizi sevdim... bir o kadar da gurur duydum. Türk bir yazarımızın, hikayesi geçen topraklarda yaşıyormuşçasına böyle güzel bir dille anlatması beni büyüledi. Umarım kitapları çevrilip dünyada yayımlanır ve daha çok kitleye ulaşır. RİTA'YI DÜNYA TANIMALI...
Profile Image for Springmomentum .
80 reviews1 follower
October 20, 2018
Serileri ters bir şekilde takip etmeyi seviyorum ve hislerim bir kez daha beni yanıltmadığı için de çok mutluyum.
Rita Hunter okuduğum her kitabıyla beni mest etti. Takip etmekten asla bıkmayacağım bir yazar oldu.
Profile Image for Selen Abalı.
472 reviews
February 25, 2017
23 Şubat*
sürekli aynı şekilde olması sanırım biraz sıktı emin değilim. ama yine de yazarın dili mükemmeldi. resmen aktı gitti ve bu sefer böyle sert bir kadın karakter okuduğum için mutluyum. esprili dili çok az vardı ama olsun. olmayışını kurgunun güzelliği ile kapatmış. son kısımlarda belki biraz ağlamış olabilirim çünkü o malum sahne...
liliana nefret ettiğim karakterlere mükemmel bir giriş yaptı. çok iğrenç, bencil ve sığ bir karakterdi. sophie nin yerinde olsam şimdiye çok fazla şey demiştim ama o iyi tuttu kendini.
brendan ise çok kabaydı ilk başta ama sonlarda iyi topladı Allah'tan
çok sevdiğim bir kitap oldu yine de. bence tarihi aşkı güzel yansıtmış diye düşünüyorum
Profile Image for Songül.
624 reviews3 followers
September 6, 2013
Karakterlere sinir olacağım söylendiğinde "ne kadar olabilir ki ? " diye düşünmüştüm , okuduğum zaman karşılaştıklarımla kıyaslanamazmış bu düşünceler :)Başta Liliana , Rose ( Sophie nin annesi ) Lord Langford ( Babası ) ve Brendan :))) kurgu kabiliyeti , cümlelerdeki akıcılık ve diyaloglardaki keskin zeka parıltıları ile örülmüş keyifli bir hikayeydi .. Sophie aralarda sinirimi bozmadı diyemem kimi yerlerde haksızlığa uğrasa bile sesini çıkaramadı ama Yazar ilahi adaleti bizlere çok güzel yansıtarak okuyucuyu sonunda mest ederek zafer dansı yapmaya sevk edebiliyor :)) Liliana layığını buldu .. Liliana layığını buldu ( zafer marşı ) :))))))
Stephan ah Stephan sen nasıl birşeysin böyle :)) Netice olarak son kitap olan Kalbimin Ateşi kitabını şimdiden merak etmeye başladığımı söylemem gerek :))
Profile Image for Esra.
Author 50 books86 followers
October 9, 2014
Kitaba Lillian'a olan nefretimle başlayıp, Sophie'ye sinirlenerek ve Brendan'a söverek devam ettim.. Ancak mutlu mesut bitirdiğimi söylemeliyim..
Sevgili yazarımız karakterleri o kadar güzel yansıtmış ki sinirimden kudurdum... Sophie ile Lilliana'nın sonlara doğru bahçedeki karşılaşmalarını okuyunca anca kendime geldim yani, içimin yağları eridi :D
Brendan soğukluğu, nemrutluğu ve öküzlüğüyle yapacağını yaptı ama kerata kendini sevdirdi yine de..
Sophie'ye ne desem bilemiyorum.. İlk başlardaki vur ensesine al ağzındaki lokmayı modunda gezdiği halleri devam etseydi benden çekeceği vardı ama neyse ki gözü açıldı sonunda.
Bu kitabı ilkinden daha çok sevdim sanırım.. Bundaki en büyük etken de yan karakterlerin olaya daha çok dahil olmasıydı.. Seviyorum sürekli ortalarda gezinmelerini.. Özellikle de Stephen..
Onu okumak için sabırsızlanıyorum.. Bayılıyorum da kendisine az biraz :D
Profile Image for Hasret şahinoğlu.
12 reviews
June 17, 2016
"Seni gidi kendini beğenmiş züppe" tabiki bunu Sophie Brendan'a sık sık söyleyecek. Ya Brendan da ne kadar soğuk bir adam. Boşuna ona Buzlar Prensi demiyorlar.Tabi ki de bir yerden sonra tatlı, masum ve Brendan'a deliler gibi aşık Sophie karşısında bu buzlar öyle bir eriyecek ki işler Brendan'ın Sophie uğruna ölmeyi göze alacak kadar ileri gidecek. Serinin en beğendiğim kitabı. Ben de Sophieyle birlikte hem Brendan'a aşık oldum hem de yer yer "canın cehenneme Brendan" dedim:)))
Ateş Serisi içinde en çok sevdiğim kitap buydu:)
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Senem Özgün.
41 reviews3 followers
April 7, 2014
İki gol atmış futbol takımı gibiydim kitabı okurken :D Heyecanlı ve mutluydum :D Ben karakterlere sinir olmadım valla :D Onlara bayıldım bayıldım :D Şu an üçüncü gol için bağırıyorum :D Üç üç üç <3
Displaying 1 - 24 of 24 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.