Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları

Rate this book
Edebiyatımızda, İstanbul kabadayılığını ak kâğıt üzerinde Refi Cevad Ulunay kadar canlandırabilecek kişioğlu pek azdır doğrusu. Ona göre kabadayılar, külhanbeylerin aksine bir nevi “şehir şövalyesi”dir:
”Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, âdetleri ve ülfetleri ile koydukları kaidelere riayete mecburdurlar. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederler. Çünkü muhitlerinin onlara verdiği bazı hakları ayaklar altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlar. Onlar beydir, efendidir, ağadır. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete layık olmaya dikkat ederler, kendilerine “külhanbey” denilmesinden ödleri kopar. Çoğu cahildir, fakat terbiyeli adamlardır, büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlar Neşeli adamlardır, zevk ehlidirler, kılık kıyafet itibarıyla da –bazılarının tasavvur ettikleri gibi– sıfır kalıp fes, camadanvari yelek, sakız kuşağı, kıvrık paçası mor kadifeli bol pantolon, yumurta ökçe pabuç, boyun tarafı büzmeli siyah mintan giymezler, herkes gibi giyinirler, hatta iyi terzilerden giyinirler, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezler. Çünkü koltuk altında saldırma taşırlar. Bunu da bir çalım vesilesi yapmazlar.
Çoğu ehli sanattır, içlerinde kaleme devam edenler de vardır. Hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildir. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de pek çıkmazlar, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardır.”

Sayılı Fırtınalar’ı okumakla, İstanbul kabadayılığının ve gece âlemlerinin en derin noktaları yanında, İstanbul argosu hakkında da teferruatlı bilgi sahibi olacaksınız.

480 pages, Paperback

First published January 1, 1958

6 people are currently reading
95 people want to read

About the author

Refi Cevad Ulunay

18 books2 followers
1890 yılında Şam'da doğan Refi' Cevad Ulunay, Galatasaray Lisesi'nden mezun olduğu 1909 yılından itibaren, ölümüne kadar kalemini elinden bırakmamış Türk basınının en velut ve nev-i şahsına münhasır isimlerinden biridir.

Gazetecilik hayatına II. Meşrutiyet döneminde Alemdar gazetesi ile başlamıştır. Dönemin siyasi çalkantıları içinde İttihat ve Terakki'ye muhalefeti ve Millî Mücadele dönemindeki tutumu nedeniyle, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte "Yüzellilikler" listesine dahil edilerek yurtdışına sürgün edilmiştir (1924).

1938 yılında çıkan af kanunuyla Türkiye'ye dönen Ulunay, Yeni Sabah ve 1953 sonrasında Milliyet gazetesindeki köşe yazılarıyla (özellikle "Takvimden Bir Yaprak" köşesiyle) geniş kitlelerce tekrar okunmaya başlanmıştır. Siyasi geçmişinden ziyade; eski İstanbul'un külhani hayatını, kabadayılarını, aşklarını ve gündelik yaşam kültürünü kendine has, lezzetli ve nostaljik bir üslupla aktardığı eserleriyle edebiyatımızda iz bırakmıştır.

Refi' Cevad Ulunay, 4 Kasım 1968'de vefat etmiş ve vasiyeti üzerine Konya'da, Mevlânâ Türbesi'nin karşısındaki Üçler Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
20 (50%)
4 stars
16 (40%)
3 stars
4 (10%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Özgür Göksu.
168 reviews
August 1, 2018
Yazarı Refi Cevad Ulunay, 150'liklerden Kurtuluş Savaşı'nda ihanet edip daha sonra yurtdışına sürülenlerden. Af ile yurda dönmüş. Okuyucu bunu göz önünde bulundursun. Ancak muhteşem bir tarihi dönem kitabı; anlattığı olay ve karakterler dönem istanbul'unun o çok kendine özgü zamanını çok güzel betimliyor. Şimdiki veya sonraki vatan hainleri gibi çapsız kalitesiz rezalet siyasi ve toplumsal tespitler asla yok. Neyse onu vermiş. Çok enteresan.
Profile Image for Engin Demir.
18 reviews
August 12, 2019
omuzlarda ceketler, sol koltuk altlarında saldırmalar. Racon kesmeler, ganyotlar, fahişeler ve daha bir çok eski istanbul gerçekleri. Su gibi akıp gidiyor.
Profile Image for Bulent.
1,004 reviews65 followers
August 3, 2019
Takvimlerde nasıl, kırlangıç fırtınası, ayandon fırtınası, çaylak fırtınası gibi sayılı fırtınalar varsa, İstanbul'da da o devirde üç sınıf sayılı fırtına vardı :
1 - Külhanbeyler,
2 - Tulumbacı kabadayıları,
3 - Efendi kabadayılar.


Refi Cevad Ulunay'ın uzun soluklu bir gazete tefrikası olarak kaleme aldığı ve en önemli eserlerinden biri sayılan Sayılı Fırtınalar ismini kitabın 327. sayfasında açıklanan bu üç kabadayı/külhanbeyi tipolojisinden alıyor.

Refi Cevad'a göre İstanbulun eski kabadayılığı bir nevi "şehir şövalyeli­ği"dir. (...) İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, ra­conları vardır. Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve ülfetleri ile koydukları kaidelere riayete mecburdurlar.
Halbuki kitap boyunca işledikleri suçlar övgüyle anlatılan bu "kabadayılar" ne kendi koydukları kurallara riayet etmektedir ne de ahlaka / töreye/ kanuna uygun davranmaktadırlar.
Çoğunun yıkıcı bir bilek kuvvetinden başka özelliği olmayan bu karakterler, Refi Cevat'ın kitabında birer kahraman olarak lanse edilmektedir.
ilginç bir diğer unsur da, Refi Cevat'ın İstanbul Şövalyeleri diye göklere çıkardığı bu karakterlerin, kimi zaman Arap gibi sıfatlarla anılıyor olmalarına rağmen Türk olmalarıdır. Rum, Ermeni gibi dönemin İstanbul'unda yaşayan diğer milletlerin kabadayıları ya hep arkadan vurur, ya da dayağını yiyip oturur. Refi Cevad'ın Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler dediği bu insanlar, birbirlerinin kadınına zorla sahip olan, kan davası güden, rüşvetle ya da iltimasla suçları örtbas eden, göz koydukları mekanların haracını yiyen illegal insanlar aslında.

Refi Cevat kitabı yazmasının gerekçesini Bazı eli kalem tutanlar, o muhiti, o şahısları yakın­ dan uzaktan tanıyorlarmış gibi, bu mevzu üzerine çalaka­lem, hatıralar, romanlar, hikayeler düzdüler, uydurdular. Bunlar, okuyanlarda bir alaka uyandırmadı, çünkü yalan­dı, yanlıştı. Yalnız yazanları az çok tatmin etti. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir alemdir. Bu ale­min büyük vak'alarını, tanınmış şahsiyetlerini kulaktan dolma malumat ile anlatmağa imkan yoktur, o muhit için­de bulunmak, yaşamak lazımdır cümleleri ile kendinden önce yazılan bazı kitaplara cevaben yazdığını açıklıyor. Gerçekten de zaman zaman hikayelerini birinci et tanıklaeın anlatımlarına dayandırıyor.
Ancak başladığı bir hikayeyi güçlendirmek için arada anlatığı yan hikayeler kimi zaman o kadar uzuyor ve konudan uzaklaşıyor ki, 100 sayfa, 150 sayfa sonra geri dönüp anlattığı hikayeyi devam ettiriyor ve okuru metinden çok uzağa savuruyor.

Kısaca Refi Cevad, övgüyle, sitayişle, hatta hürmetle bahsettiği bu insanları ve onların zorbalık dolu eylemlerini popüler bir tarihçi gibi anlatığı için kitap milliyetçi, geçmişe özlem duyan erkek okur için biçilmiş kaftan.
Profile Image for Burak Sancar.
42 reviews
October 10, 2025
Her devrin kabadayı ve gangster hikayelerine ilgim vardır; bu kitap da o tutkunun tam merkezine dokundu. Üstelik olaylar, okumaktan en çok keyif aldığım dönemlerden biri olan II. Meşrutiyet öncesi ve sonrası İstanbul’unda geçiyor.

Şehrin ardı arkası gelmeyen yangınları nedeniyle günümüz futbolu gibi bir tutkuya dönüşen tulumba yarışları, horoz dövüşleri, rakılı eğlenceler, ağız sulandıran meze tabakları ve kabadayı naralarıyla dolu bir İstanbul... Yazar, bu atmosferi öyle canlı ve lezzetli anlatmış ki sayfalar arasında gerçekten o dönemin sokaklarında dolaşıyor gibiydim.

Bir de şu “bitirim dili” meselesi var. Kabadayıların o kendine has, mizahi, yer yer edepsiz ama içten dili kitapta o kadar güzel yansıtılmış ki — pek çok sahnede kahkahalarla güldüğümü itiraf etmeliyim.

Kısacası, hem dönem atmosferini, hem de o dünyanın ruhunu müthiş yansıtan bir kitap. Bittiğinde “keşke biraz daha olsaydı” dedim.
Kütüphanemin en değerlilerinden biri oldu.
Profile Image for Sukru Haciyanli.
8 reviews
December 5, 2020
Kitap; bir devri, canlı kanlı yaşayanların penceresinden çok güzel bir dille anlatıyor. Yaşanan dönemi sadece iktidar sahipleri, askerler yahut tarihçiler gözüyle değil, farklı bir çevrenin gözüyle de irdelemek için nefis bir perspektif sunuyor.
İstanbul'un şahsına münhasır bir şehir olması, yalnız büyük imparatorlukların başkenti olmasıyla değil, geleneklerinin halka nasıl nüfuz ettiğiyle de alakalı. Bunu anlamak için sokağı dinlemek, yazılı olmayan kanunları bilmek çok önemli diye düşünüyorum.

Cezaevi müdür yardımcısının çocukları üzerine verdiği yemin ile isyankar mahkumu iknası ve müdürün de sözü çiğnememesi...

Ne zaman konuşup ne zaman susulması gerektiğini bilmenin önemi.

Hukukta matematiğin önemi...

Çıkarılacak çok güzel mesajlar ve çok hoş hikayeler var.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.