Belli bir yazarın bir iki kitabını okuduktan sonra, eğer beğendiysek, ister istemez yazara karşı özel bir ilgi doğuyor. Bende de öyle oldu ve Kurt Hofmann adlı gazetecinin Thomas Bernhard ile yaptığı söyleşilerden oluşan bu kitaba başladım. Kısa son bölüm haricinde sorular yok, sadece cevaplar var arka arkaya, bir deneme gibi.
Normalde Bernhard gazetecilerle fazla görüşmezmiş, çünkü söylediklerinin çarpıtılacağından endişe edermiş. Bernhard 89’da öldüğüne ve bu kitap da 87’de basılmış olduğuna göre, bir şekilde buna onay vermiş diye düşündüm.
Fikirlerini dolandırmadan, hatta biraz da acımasızca ifade ediyor Bernhard. Ama ben şahsen yazarın düşüncelerini (her yazar için geçerli),hayata bakışını, romanların içinde, kırıntı şeklinde, dolaylı olarak öğrenmeyi tercih ediyorum. Böyle direkt söyleşi şeklinde yüksek doz biraz fazla geliyor, bazen de açıkçası rahatsız bile ediyor. Fikirleri romanlarda dolaylı hissetmek daha fazla zevk veriyor.
Rastgele seçtiğim birkaç alıntı:
* Sanat, insanın kendine seçtiği aleti daha iyi çalabilmesinden başka bir şey değildir ki.
* Dünyada hiçbir şeye doğru çabalamak gerekmez, çünkü nasıl olsa bir durumun içine itileceksiniz. Gayretkeşlik her zaman budalaca bir şey olmuştur. Gayretkeş biri iğrençtir. Dünyanın bir çekimi vardır. Bu sizi alır götürür, gayretkeşlik göstermeye gerek yoktur ki. Çabalarsanız gayretkeş olursunuz işte.
* Tıpkı sabahları kahve içme alışkanlığının edinildiği gibi, ya da çay- çay daha akıllıca- yazmak da böyle bir şey. Bağımlı oluyorsunuz. Bu da bir uyuşturucu.
* Ben temelde bir yerde kalamayan bir insanım. Uyum denen şeye dayanamam, aileleri de sevmem, her şeyin yerli yerinde olduğu ve sözüm ona bir dinginliğin olduğu yerler bana göre değil.
* Benim kimsem yok, bunun bilincindeyim. Örneğin benim güvenebileceğim kimsem yok, gerektiğinde yanıma gelebilecek biri yok.
* Uyuduğunda kötü uyuyan, kibirli, hain, yumuşak, duygusal ve hepsi, istediğiniz kadar sayın, hepsini bende bulacaksınız.
* Her insanın kendi yolu var ve her yol da doğru. Sanıyorum şimdi beş milyar insan var ve beş milyar doğru yol. İnsanların şanssızlığı, kendi yollarından gitmek istemeyip hep başka yol aramaları. Kendi olduklarından başka bir şeye hevesleniyorlar.
* Ben mümkün olduğunca bir şeye ve kimseye bağlı olmamaya bakıyorum.
* Kimse bir başkası için herhangi biçimde yargıya varacak kadar nesnel değildir.
Thomas Mann, Heidegger ve Freud ile ilgili söyledikleri:
- Bugün bir gazeteyi açtığınızda Thomas Mann’a ait bir şey okursunuz mutlaka. Otuz yıl oldu öleli, gene de durmadan birşeyler çıkıyor, dayanılır gibi değil. Oysa küçük burjuva bir yazardı, iğrenç, akılsız biriydi, yalnız küçük burjuvalar için yazdı.
- Heidegger de öyle, akıl almaz bir adam, ne ritmi ne de başka bir şeyi var. Birkaç yazardan öğrenmiş, onları iyice sömürmüş. Onlar olmasaydı ne olurdu ki o. İnançsız biriydi. Yeni bir şey değil ki İsa’ya karşı olmak, bu adam başkalarının meyvelerini yiyen ve tıkınan bir kimsenin tipik bir örneği.
* Freud bizzat kaçıktı. Teyzem Freud’un kızıyla aynı okula gitmişti. O size daha çok anlatabilir, yaşlı babalarını nasıl kandırdıklarını falan.
Kitap YKY yayınlarından. Adı: Thomas Bernhard’la Konuşmalar.