Cahit Zarifoglu'nun bu kitapta yer alan mektuplari daha cok Mavera dergisinin ciktigi yillara aittir. Ve hemen hepsi bu dergiyle munasebeti olan kisilere yazilmistir. Bunlardan bir bolumu onun beraber yola ciktiklari yazar sair dostlarina, bir bolumu de dergiye urun gonderen yazar-sair- adaylarina yazilmistir. Iclerinde cok azi da ailesine yazdiklaridir.Zarifoglu'nun mektuplarinda onun sanat edebiyat anlayisini da cok ozel bir dille anlatilmis goruruz. Sanat ve edebiyata nasil bakiyor, nasil bakmamiz gerektigini soyluyor? Bu mektuplardan butun bu sorularin cevabini bulabiliyoruz. Bu bakimdan bu metinler tipki acik mektuplari gibi onun poetik anlayisini da yansitirlar ki asil onemleri de belki burada aranmalidir. Yine onun yazdiklarinda kisiligine ve dunya gorusune dair ipuclari da yer alir. Butun bunlari birlikte dusundugumuzde bu mektuplar onun sahsiyet ve sanat tutumunu anlasilmasi konusunda bize onemli imkinlar Sayfa 136Baski 2010Ince Sayfa 192Baski 2010 Beyan Yayincilik
Cahit Zarifoğlu, 1940’da Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında sırasıyla ilkokullarda öğretmen vekilliği, çeşitli gazete ve haftalık dergilerde musahhih ve teknik sekreterlik, bazı özel şirketlerde tercümanlık, muhasebe yardımcılığı yaptı. Askerliğinin kıta hizmetini Sarıkamış Dağcı Alayı’nda ve 1974 Kıbrıs Harekâtı’nı müteakip Kıbrıs’ta ikmal etti.
Goethe Enstitüsü’nün dil kurslarına katılmak üzere iki defa Almanya’ya gitti. Bu sırada belli başlı Avrupa ülkelerini ve kültürlerini tanıdı. 1975’de Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nda mütercim olarak çalışmaya başladı. Bir grup arkadaşıyla “Mavera” dergisinin kuruluşunda ve yayınında görev aldı. 1976’da TRT Genel Müdür Mütercim Sekreteri görevine atandı. Aynı kurumun değişik ünitelerinde raportör, araştırma görevlisi, uzman ve şef olarak çalıştı. İstanbul Radyosu’nda denetçi olarak görev yaptığı sırada 7 Haziran 1987’de vefat etti.
İnsan sesleri yarı karanlık ofislerden birer birer çekilirken omuzları ağır o adamı daktilosunun başında gördüm. Kuşanan ve kuşatmış bir insanın inşa çabasını okudum. Dengeleri sağlam bir kalp tarafından tutulan idrakin karşısında sarsıldım. Amaç, çaba, istikamet, plan, program, ısrar, imkan, irade, umut, heyecan, dava, dert ve bunlara ağırlığını veren bir acı... Bu kelimelerle ısrarla kırmaya çalıştığı bir taş yorgunluğumuz.
"Bir çiçek bir atom ufuktan başını çıkarmış bir güneş."
İçerisinde Mavera Dergisinin serüvenine dair bir şeyler bulurken, mektupların bir okul gibi şair ve yazarları yetiştirip ortaya çıkarmasına da şahit oluruz. Kendi adıma da yazmaya dair çok güzel bilgiler edindim. Uzaklardan çok uzaklardan Cahit Zarifoğlu ile konuşup dertleşiyor gibi hissettim.
"Uçak; bulutların masalımsı görünüşü üzerinde, tam iç dünyamın havasına uygun bir dekorda bir bilinmezin pençesine kapılmış gibi ince bir hüzünle akıyordu.."
Cahit Zarifoğlunun yazmış olduğu mektuplar Mavera dergisinin çıktığı yıllara ait. Ve mektupların hepsi bu dergiyle münasibeti olan kişilere yazılmıştır. Zarifoğlunun mektuplarında onun edebiyyata nasıl bakdığını, nasıl bakmamız gerektiğini söylüyor. Ben okurken çok keyif aldım.