Murat Baç Hoca'nın kitabı(büyük ölçüde),kendi ontoethosuyla doktora için gittiği birinci dünya ülkesi, Kanada, arasında çatışma yaşayan, bu çatışmaların dinamiği hayret olan bir felsefecinin notlarından oluşuyor. Türkiye entelektüelini hayli uzun zamandır meşgul eden "Biz kimiz?" sorusunun yazar için yansımalarını da böylece görmüş oluyoruz. Önümüze açılan müreffeh ülke örneği üzerinden yazar kitabın başlığındaki hijyen kavramını delik deşik ediyor. Tabi kitabın tek meselesi Kanada'da bir Türk öğrenci, hikayesi değil. Kitap aynı zamanda bize yazarın alanına ne kadar hâkim bir akademisyen olduğunu kanıtlıyor. Kullandığı yalın dil, meseleleri herkesin anlayabileceği bir dilden anlatma ve metinleri kısa tutabilme becerisi (ki bana kalırsa bir hocanın alanına hakimiyeti ve konuları her seviyeye göre farklı anlatabilme kabiliyetine sahip olması arasında genelde kuvvetli bir bağ var) yazarın kitapta gösterdiği ciddi başarıları. Örneğin, yazarın kitapta Rorty'den bahsettiği bölümden bu sebeple çok keyif aldım. Fakat benim için kitabın keyifli olmasının tek sebebi iyi bir hocamın notlarını okuyor olmak değildi. Bu kitap da gösteriyor ki, Murat Baç, çok iyi bir hoca-aktarıcı-felsefe alanında akademisyen olmasının yanında çok da önemli bir filozof. Kitabın bana kalırsa tek olumsuz yanıysa pek çok meselenin okuyucunun ağzına bir parmak bal çalınması şeklinde hızlıca geçilmesiydi. Keşke daha uzun, daha kapsamlı bir kitap olsaydı. Ezcümle, kitabı şiddetle tavsiye ederim. Umarım kendisinden daha pek çok kitap okumak nasib olur.
cehenneme övgü'yü seven bu kitabı da sever; modern dünyanın batı'nın dayandığı değerler sistemi ve bizim bu değerlere neden "dayanamadığımız" gayet iyi anlatılmış, sosyal bilimlere yönelik bir kitabın bunca anlaşılır ve hınzır bir dille yazılması da kitabı gayet çekici kılıyor (ekler bölümündeki felsefe bölümü hariç ama orayı da kendi cehaletim yüzünden anlayamadım murat baç hocanın suçu yok).
Değerlendirmesi biraz zor bir kitap çünkü hangi açıdan bakmak gerektiğinden emin değilim. Akademik amaçlar taşımadığı için argümanlarına bakarak eleştiremiyorum (bölüm 7 dışında; o bölüm de makuldu).
Bu kitabı kimlerin okuması için yazdığını anlayamadım. Genel kitleyi hedefleyen anılarının arasına graduate seviyesinde birikim gerektiren atıflar yerleştirmiş. Kendi türettiği tire-ile-birleşmiş-kavram-dizileri de cabası. Kitap kendi niş okuyucusunu bulmuştur muhtemelen ama bu kitaptan bir şeyler öğrenebilecek kişilerin bu kitabın tamamından bir şeyler öğrenebileceğini sanmıyorum.
Genel olarak kitap ilgi çekici gözlem tasvirleriyle dolu fakat bu gözlemler genellikle tatmin edici bir yoruma bağlanamamış. Murat Hoca'nın bir gün Türkçe yazılmış/çekilmiş bir The Pervert's Guide to Ideology yaratması umuduyla.