« Il était une fois un prince beau comme le jour. Il vivait entre son chien et son cheval, à l'orée d'un bois, dans un château aux murs gris et au toit mauve…» C'est pour sa femme Michelle, convalescente, que Boris Vian rédigea en 1943 ce conte de fées où abondent les sorcières, les cavernes, les îles fantastiques, comme dans les romans de chevalerie médiévaux. Mais n'attendons pas, bien sûr, du futur romancier de L'Ecume des jours qu'il prenne au sérieux les mille et une péripéties qui jaillissent sous sa plume. Dès cette oeuvre de jeunesse, son jeu consiste à piéger le récit à coups de calembours, de clins d'oeil, de dérision et de burlesque. Il y excelle, et nous amuse autant qu'il s'amuse.
Boris Vian was a French polymath: writer, poet, musician, singer, translator, critic, actor, inventor and engineer. He is best remembered for novels such as L’Écume des jours and L'Arrache-cœur (translated into English as Froth on the Daydream and Heartsnatcher, respectively). He is also known for highly controversial "criminal" fiction released under the pseudonym Vernon Sullivan and some of his songs (particularly the anti-war Le Déserteur). Vian was also fascinated with jazz: he served as liaison for, among others, Duke Ellington and Miles Davis in Paris, wrote for several French jazz-reviews (Le Jazz Hot, Paris Jazz) and published numerous articles dealing with jazz both in the United States and in France.
Trebuie să recunosc că nu am citit nimic de Boris Vian până acum și că Amintirea este primul contact cu proza acestuia. Am luat-o pentru simplul motiv că era la raftul de noutăți și pentru că nevastă-mea nu m-a lăsat să-mi cheltui banii la Bookfest-ul de anul ăsta pe ”intregrala” de la editura Univers. Cartea am topit-o în 40 de minute când am luat o pauză de țigară și de Ulise-le lui Joyce. Prima impresie: plăcută. Scriitură ok. Sigur fascinantă pentru minți cu tendințe schizoide și pentru adolescenții teribiliști. Must-read pentru simandicoși. A doua impresie: un galop nesănătos pe marginea limbajului și a imaginației. Imaginile propuse de Vian nu sunt ușor de structurat și așezat în pagină. Greu de perceput. Imposibil de înregimentat. Imposibil de înțeles dacă Vian pur și simplu se joacă cu ceea ce limba îi oferă sau are mesaje ascunse. Poate ambele. Din fericire pentru el, s-a născut și scris în secolul potrivit pentru astfel de experimente. Scriitura lui Vian, cel puțin din aceste trei povestiri care sunt puse la dispoziție în acest volumaș, te lovește violent în tâmplă cauzându-ți, cel puțin, o vânătaie urâtă și un cucui zdravăn care o să te țină câteva zile bune. Experiența cu Povestea pentru adormit oamenii obișnuiți poate fi comparabilă cu senzațiile pe care le ai când ai pe limbă o folie de LSD. Marele atu al acestei povestiri este umorul. Umor care m-a luat atât de tare prin suprindere încât m-am trezit râzând cu poftă. Poate că nu este cea mai bună construcție literară a scriitorului francez dar, categoric, m-a convins că merită să-i citesc și restul cărților. Orice scriitor care-mi pune la încercare intelectul și-mi scurtcicuitează sinaspele cu propoziții care te obligă să le recitești, alături de construcții narative complexe și absurde ajunge pe raftul meu de cărți/scriitori favoriți. Nu recomand Boris Vian pentru că, am eu impresia, se recomandă singur tuturor cititorilor, indiferent de sex sau abstinență, vârstă sau coșciug/urnă, intelect sau eutanasiere, relația de coordonare ochi-mână-creier.
Boris Vian ile ilk olarak Yüreksöken kitabı aracılığı ile tanıştım. Ardından bu sırayı Mezarlarınıza Tüküreceğim ve Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek kitapları takip etti. Söylemeliyim ki Boris Vian, absürd edebiyatı ortaya çıkartmayı çok iyi biliyor. Biraz absürd, biraz kavga dövüş, biraz da cinsellik içeren kitaplar için ben kendi evrenimde ‘serseri edebiyatı’ adıyla bir kategori oluşturdum. Boris Vian ise bu kurmuş olduğum kategorinin, evreninin kurucularından biri olarak kesinlikle kendine yer bulur. Ama gelgelelim Vasatlar İçin Peri Masalları’nda ben bambaşka bir Boris Vian okudum. Absürd ama gerçeklikten tamamen kopmuş, olay örgüsünü asla çözemediğim, yaratıkların ortalarda gezdiği, karakterleri de tam olarak kavrayamadığım bir romandı. Vian, bu kitabı aslında eşinin rahatsızlık döneminde onu oyalamak, neşelendirmek için yazıyor. İnsana, sevdiğinin kötü şakası bile komik gelir mantığı ile umarım eşi bu kitap ile neşelenmiştir. Aksi halde ben kitabı bitirebilmek adına çok zorlandım. Ancak minik bir özeleştiri de vererek kitabı takdiminize bırakıyorum: Sevdiğim yazarların başka bir kitabını okuduğumda benzer tadı almayı, o güvenli alandan çıkmamayı seviyorum ben. Boris Vian’ın bu romanı bana alıştığım ve sevdiğim Vian’dan farklı geldiği için de beni fazlasıyla zorlanmış olabilir. Gerçeklikten tamamen kopan romanları (ama tamamen gerçekdışı aksi halde büyülü gerçekçilik canımızdır) okurken de büyük bir dikkat dağınıklığı yaşıyorum. Belki de başkası sever. Kim bilebilir?
Ya ceviri sorunu var ya da bende zeka sorunu var. Vian'in uslubunu bilip sevmeme ve genel olarak kitaplardaki metaforlari anlayabilmeme ragmen bu kitapta anlayabildigim metafor yok denecek kadar az. Absurtlugu de benim sevdigim tarzda degil. Bir ara Ingilizce metni okumaya calisacagim belki o zaman anlarim :)
Boris Vian'dan daha önce yalnızca Günlerin Köpüğü'nü okudum. Sanırım henüz 16-17 yaşımdaydım. Vian'ın aşka olan bakış açısı, hayal gücü beni çok etkilemişti, hala etkiler. Aşka dair fikirlerimiz, duygularımız, aşka bakış açımız Vian ile benzer. Tabii bende Vian'nın hayal gücünün sanırım yüzde biri ancak vardır. Dün sahafta bir sürü Vian eseri geldiğini görünce epey inceledim. Daha önce incelemediklerim arasından en çok bu eseri ilgimi çekti. Biraz da daha önce okuyup çok sevdiğim Jose Saramago'nun eseri Bilinmeyen Adanın Öyküsü kitabını anımsattı bana(kapaklarının sarı sarı olması da dahil). Bu yüzden kitaplarının arasından bunu alıp bugün bitirdim.
Anlatımı güzel, absürt ögelere bolca yer verilmiş hatta yazar yeni bir absürtlük anlayışı getirmiş. Kitabı nekahet dönemindeki eşini oyalamak için yazmış olması kitabın iyimser ve eğlenceli oluşunu çok iyi şekilde açıklıyor. Kitabın gerçek dışılığı Vian'ın eşini kötü gerçeklikten alıp götürmüştür diye umuyorum.
Farklı, güzel bir anlatım. Yalnız şöyle bir durum var ki yazar aynı zamanda çok zekice kelime oyunları yapmış fakat Türkçeye çevrilince hepsi kaybolmuş. Türkçe metinde kelime oyunlarının, farklı kelime ve cümle kullanımlarının olduğu anlaşılıyor ama Türkçesi pek keyif vermiyor. Keşke Fransızca öğrenmeye başladığımda ilerleyebilseydim diye diye okudum kitabı. Bu kitapla beraber Fransızca öğrenmemin ne kadar harika olacağını tekrardan hatırladım. Bu kitabı Fransızca öğrenince orijinal dilinden okuyacağım kitaplar listesinde bir numaraya yerleştiriyorum çünkü listeyi oluşturmama bu kitap vesile oldu. Teşekkürler Vian!
„… но пък има магнетофонно заплаване и езотерични спирачки на ауспуха.“
„Ето защо спретна в дома си купон от средна величина. Той благополучно се състоя и след приключването му Майора не бе собственик на нищо друго освен на стограмово пакетче поизветряло къри на прах, с което никой от гостите не беше успял да се справи. Противно на предвижданията му, солта със стри кервиз се оказа високо оценена и послужи за овкусяване на по-голямата част от последните поднесени коктейли и всъщност заради нея бе пренебрегнато кърито, първоначално предназначено за целта.“
„Сети се за купона у Леобий и свирепо се изхили в ре диез, вземайки нотата фалшиво…“
„- Ще си навлека неприятности, ако се движа по железопътната мрежа без свидетелство за управление, а ако тръгна по шосето с локомотив, много ще се набивам на очи. - Липсва ти замах – рече красивата Кроки – и затова те обичам.“
Boris Vian, Vasatlar İçin Peri Masalları'nı gençlik yıllarında- neredeyse 1943 yılından azıcık önce bir zamanda- yazmıştır. Vian'ın bu kitabı kaleme almasının sebebi de tamamen eğlence amaçlı. İlk eşinin geçireceği ameliyattan dolayı, sadece eşini eğlendirme amacıyla kaleme alıyor eseri.
Benim Boris Vian'dan okuduğum ilk kitap. Kütüphanede denk gelince okumak istedim. Tamamen absürdizm ile harmanlanmış bir hikaye.
Joseph adındaki bir prens, hayatın şeker olmadan acı olduğunu düşündüğünden küheylanı ile birlikte şeker aramaya çıkar, katıldığı bir baloda Barthelemy ile de karşılaşıp bu 3 lü çeşitli saçma maceralara atılır.
Saçma dedim duydunuz 🙈 bu eleştiri amaçlı değildi. Absürdizmin amacı budur. Olay, hikaye ve gidişat ne kadar anlamsız ve saçma olursa o kadar anlamlı bulunur bir şekilde. Bu kitapta da öyle. Olabildiğince absürt karakterler, olaylar ve gidişat söz konusu. Absürdizmin muhteşem örneklerindendir Godot'yu Beklerken. Onu okurken daha anlamlı hissetmiştim, hangisi daha absürt karar veremiyorum şimdi. Ama Vasatlar İçin Peri Masalları'ndaki absürtlük biraz daha dalga amaçlı gibi. Hayat zaten saçma, yazdıklarımızda bir anlam aramayın, kuralıdır absürdizmin. Bu da sanırım, peri masallarının fazla saçmalığının yavanlığından kaynaklı.
Kısacası ben hikayeyi ortalama buldum, okumak isteyen şans verebilir, özellikle absürdizme ilgisi olan kaçırmasın.
*"Bu sırada Prens, şeker konmadığında hayatın ne kadar acı olduğunu düşünmeye başladı." *"Büyük bir kararlılık yüreğini kapladı: Gitmeli(bu biraz da ölmek değil midir?)
"Once upon a time, there was a prince as beautiful as the day. He lived with his dog and his horse, on the edge of a wood, in a castle with gray walls and a mauve roof..."
It was for his convalescent wife, Michelle, that Boris Vian wrote this fairy tale in 1943, replete with witches, caves, and fantastical islands, as in medieval chivalric novels. But let's not expect the future novelist of Froth on the Daybreak to take seriously the thousand and one adventures that spring from his pen. From this early work onward, his game consisted of trapping the narrative with puns, winks, derision, and burlesque. He excels at it, and amuses us as much as he amuses himself.
Saçmalığı takdir ederseniz, onu seveceksiniz; ancak, okuması en zor kitabı, çünkü bazı noktalarda hiç hikayesi olmayan rastgele bir şeyler koleksiyonuna benziyor, ama her zaman hissettiriyor (ve bence bu onun yeteneği), ne kadar tuhaf olursa olsun her şeydir, bu normaldir.
E' troppo assurdo perché io possa consigliarlo. Vi sono narrate due storie, anzi favole come ben dice il titolo del libercolo, dove Vian dà sfoggio di una fantasia comica tutta particolare, in alcuni punti ho riso, tuttavia non ho imparato niente di nuovo, né mi sono commossa, in alcuni passi ho perfino perso la pazienza. Poi un sorrisetto per una battuta geniale, ok, ma qual è il senso del non senso? Io qui non l'ho captato, quindi due stelline e tanti saluti.
Bon. ca ressemble a une histoire qu'on pourrait créer avec le jeu de société il était une fois, et ca serait super drôle, sauf que lire cette histoire comme ca, créée par quelqu'un d'autre hors de ce contexte, ca m'a pas du tout fait rire. je me suis forcée à le finir, et pourtant il est très court ...
Üslubuna yeni yeni alıştığım Boris Vian, yine absürt bir evren yaratmış. İlk eseri sayılan Savrulan Otlar Arasında <önsözde vasatlar için peri masallarının daha önce yazıldığı belirtiliyor.> kitabından hemen sonra okuduğum için, beni o kadar yormadı diyebilirim. Kitap, hayatın şeker olmadan ne kadar acı olduğunu fark eden bir şövalye, onun konuşan küheylanı ve bir baloda karşılaştıkları tefecinin absürt maceralarından ibaret esasen. Zaman-mekan ya da tutarlılığa ilişkin herhangi bir iz yok, mesela baş kahramanımız bir yıl boyunca yeşil gölgeli bir kuyudan mavi aylar kralının belediye parkına düşebiliyor ya da hepsi beraber iki yıl on bir gün kadar bir trol hapishanesinde tutsak olduktan sonra bir şekilde kaçarak trol kralının kızını karşılığında fidye almalarına rağmen yine de borçlu çıkabiliyorlar. Sırf Boris Vian'ın kalemine ve tüm bu güzel saçmalıklarına aşina olmak için bile okunmalı diye düşünüyorum.
1943 yılının baharında tiroid ameliyatı olan nekahet dönemindeki eşini eğlendirmek için bu kitabı yazmış olması ise apayrı hoş gerçekten.
Ce conte serait un des premiers �crits de Boris Vian. A mi-chemin entre le conte absurde et le r�ve surr�aliste, on y trouve quelques princes et princesses, trolls et autre dragons, et quelques calembours (tr�s peu...) et du sucre (un peu trop ?).Malgr� toute la bonne volont� que j'ai essay� d'y mettre, je n'ai pas du tout aim�... Je n'ai pas r�ussi � d�celer l'int�r�t de ce livre. Rest� opaque pour moi, il m'a laiss�e indiff�rente.... Ce conte �trange est suffisamment court pour ne pas se laisser le temps de l'abandonner...
Boris Vian, un classique. Ouvrage incomplet qu’il a écrit pour sa femme mourante (il me semble) pour la faire rire. Il a visiblement rempli sa tâche avec brio vu que j’ai ris haut et fort tellement de fois dans la centaine de page qui compose le roman. C’est un roman très lousse narrativement qui, si tu arrives à te laisser porter par les mots, te transporte dans une histoire de chevalier vraiment drôle.
Daha önce bir çok kitabını okumuştum. En son 25 yıl önce falan. Çok sevdiğim bir yazar olduğu için hatırlamak istedim. Bu kitabı ilk kez okudum. İnsanın başını döndürerek başlıyor ama ritmine ayak uydurunca o dünya çok normal geliyor.
Autant j'adore Boris Vian, autant là il m'a un peu perdue.
J'aimais beaucoup le début, on jouait dans l'absurde mais on gardait quand même un fil rouge. A la fin, j'avais plus l'impression de lire un exercice d'écriture de l'absurde, avec juste un enchaînement de phrases plus loufoques les unes que les autres mais qui ne menaient nulles part.
Il est aussi possible que j'ai commencé ce livre avec le "mauvais" état d'esprit, et qui m'a empêché de vraiment l'apprécier.